
Tarihin En Mazlum Milleti: Türkler!
-Mustafa Cemil Kılıç-
Türk ulusu hamasi milliyetçilik söylemleri üzerine kurulu sözde Türk milliyetçiliğini savunan Türk / İslam sentezcisi, milliyetçi muhafazakar güruhun bilim dışı ve tarihi hakikat olma vasfından mahrum bulunan masallarından artık kurtulmalıdır. Aksi halde kendi kendimizi kandırmaktan ve içinde bulunduğumuz elim durumdan kurtulmamız söz konusu olmayacaktır. Milliyetçi muhafazakar güruhun anlattığı gibi Türk milletinin tarihi, kahramanlıklarla, büyük ve emsalsiz başarılarla geçen, hep yenen, üstün olan, hakim ve lider olan bir halkın tarihi değildir. Bu tarz bir propaganda milliyetçiliği / ulusçuluğu hamaset üzerine kurma anlayışından neşet etmektedir. Halbuki millet / ulus denilen olguyu başarılar ve zaferler değil acılar, felaketler kısacası mazlumiyet denilen kader birliği yaratır. Sosyal psikoloji bize ispat ediyor ki, bir toplumun ortak acıları ne kadar çoksa o toplum o denli millettir. Hamasetin kuşatması altındaki ucube milliyetçilik anlayışının mensuplarının sürekli gündemde tuttukları iddiaların ve masalların aksine Türk tarihi felaketler tarihidir. Türk ulusu dünyanın en mazlum ve mağdur halkıdır. Yer yüzünde Türkler kadar zulme uğrayan, katledilen, diyar diyar sürülen, asimile edilen başka bir halk yoktur. Bu tarihsel gerçeği tüm çıplaklığıyla anlatmak bizim boynumuzun borcudur. Bizim milletimize olan bağlılığımız onun başarıları, zaferleri, kahramanlıkları nedeniyle değildir. Türkçü Toplumcuların Türk ulusçusu olmasının tek bir nedeni vardır: Türk olmak, Türk yaratılmak !!! Türk ulusu, Çingenler gibi ( Çingene halkına çağlar boyu yaşadıkları mahrumiyetler nedeniyle elbette ki saygı duyuyoruz. ) hiçbir medeni vasfa ( uygarlığa katkıları maalesef yok denecek kadar azdır. ) sahip olmasa idi, hiçbir devlet kuramasa idi, hasılı hemen hemen övünülecek hiçbir özelliğe malik olmasaydı da biz yine Türk olduğumuz için Türkçü olurduk. Oysa bugünkü sözde Türkçüler ve milliyetçi muhafazakar güruh niçin milliyetçi olduklarını izah ederlerken Türk tarihindeki başarı ve zaferleri, Türklerin sahip olduğu medeni vasıfları sebep göstermektedirler. Demek ki bu başarılar ve özellikler olmasaydı onlar da Türkçü ya da Milliyetçi olmayacaklardı. Yani onların Türkçü ya da Milliyetçi olmaları için Türk olmaları kafi gelmiyor. Türk tarihinin mazlumiyet tarihi olduğunu ispat eden yüzlerce, binlerce örnek vardır. İlkin en çarpıcı olanını söyleyelim: Türkler, Çinlilerle yaşıt olmalarına rağmen nüfusları onlarla kıyas edilemeyecek kadar azdır. Neden ? Çünkü Türkler katledilmiştir. Eğer Türkler büyük katliamlara uğramasalardı bugün yeryüzünde 700 milyon civarında Türkün bulunması gerekirdi. Oysa bütün dünya Türklerinin nüfusu sadece 250 - 300 milyon kadardır. Üstelik bunların çoğu da Türklüklerinden bihaberdir. Yani kısmen asimile olmuşlardır. Basit bir hesapla söyleyelim ki, beşbin yıllık tarihimiz boyunca en az 450 – 500 milyon Türk öldürülmüştür. Bundan daha büyük bir mazlumiyet olabilir mi? Tarihte en çok Türk katleden millet Çinlilerdir. Daha sonra Ruslar gelmektedir. İslam’ı yaymak bahanesiyle Arap ırkçılığını Türk yurtlarına taşıyan Emevi / Abbasi orduları da yüzbinlerce, milyonlarca Türkü Müslüman olmayı reddettikleri için sözde ilayı kelimetullah uğruna acımasızca öldürmüşlerdir. Lakin yine de bu sözlerimiz günümüz Araplarını düşman görmemizi icab ettirmiyor. Çünkü o katliamları yapanlar bugünkü Araplar değil. Biz günümüzde Arap dünyasında nispeten etkisini kaybetse de hala mevcudiyetini sürdüren sosyalist Arap milliyetçiliğini Türkçü Toplumculuğun refiki görmekteyiz. Çinliler ve Ruslar için maalesef aynı duyguları taşıma imkanından mahrumuz. Çünkü bu iki halkın yöneticileri Türk katliamını ve Türkleri asimile etme siyasetlerini hala sürdürmekteler. Çin ve Rus halklarının büyük çoğunluğu da maalesef yöneticilerine destek olmaktalar. Bireysel ve istisnai durumlar hariç onlarla kitlesel manada ortak duygulara dayanan bir yoldaşlığımızın olması bugün için imkan dahilinde değildir.
Türk milliyetçilerine / Türkçülere daima hatırlarında tutmaları gereken birkaç elim olayı anımsatmak isteriz:
Anadolu’da Ermeniler tarafından katledilen onbinlerce Türkü unutmayın. Karabağ’da katledilen Türkleri ve Karabağ’ın hala Ermeni işgali altında olduğunu unutmayın.
Kerkük’te Kürtler tarafından katledilen Türkleri ve Kerkük’ün işgal altında bulunduğunu unutmayın. Osmanlı’nın devşirme paşaları tarafından katledilen yüzbinlerce Kızılbaş Türkmeni unutmayın. Çanakkale’de ve İstiklal harbinde yitirdiğimiz yüzbinlerce canı unutmayın. Din ve mezhep farklılıkları kışkırtılarak birbirine düşürülen Türk soylu insanların acısını unutmayın. SSCB döneminde yönetimin yol açtığı sefalet yüzünden Türkistan’da açlıktan ölen milyonlarca Kazak ve Kırgız Türk’ünü unutmayın. Adolf Hitlerin ölüm kamplarında Yahudi zannolunarak fırınlarda yakılmak suretiyle öldürülen bir milyon Musevi Türk’ü unutmayın. (Bugün Nazi özentisi sözde Türkçüler ne yaptıklarının acaba farkındalar mı ?) Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü ve katliamını unutmayın. Doğu Türkistan’ın Çin işgali altında olduğunu unutmayın.
Saha Sire (Yakutistan), Çuvaşistan, Altay, Tuva, Hakasya, Balkarya, Tataristan, Başkırdistan, Dağıstan ve Karaçay’ın Rusya’nın işgali altında olduğunu unutmayın. Kırım’ın Ukrayna işgali altında olduğunu unutmayın. Gagavuz yeri’nin Moldavya işgali altında olduğunu unutmayın. Güney Azerbaycan ve Güney Türkmenistan’ın İran işgali altında olduğunu unutmayın. Güney Türkistan’ın Afgan işgali altında olduğunu unutmayın. Batı Trakya’nın Yunanistan ve Bulgaristan’ın işgali altında olduğunu unutmayın. KKTC’nin yıkılmak üzere olduğunu unutmayın. Mısır, Filistin, Suriye, Libya, Cezayir, Tunus ve Yemen’de asimile olarak Araplaşan milyonlarca Türk’ü unutmayın. Hunlardan bu yana Avrupa’da asimile olan milyonlarca Türk’ü unutmayın. Macarları, Karaim ve Pomak Türklerini unutmayın. …. Bu olaylara daha pekçoğunu ekleyebiliriz. Tüm bunlar ortadayken kalkıp hala hamaset üzerine kurulu bir milliyetçilik anlayışının propagandasını yapmak ve övünebilmek saflıktan veya cahillikten başka nedir? Türk tarihi elbette ki baştan aşağı mazlumiyetle dolu değildir. Elbette ki milletçe büyük başarılarımız da var. Ancak bizim tarihimiz genel karakter itibariyle bir direniş, mücadele, zulme başkaldırı ve varoluş kavgasından ibarettir. Türk ulusu, mazlum bir ulustur. Hatta öyle ki, tarihin en mazlum ulusudur. Sadece yabancıların zulmüne maruz kalan bir millet değiliz. Bize en çok bizden olan veya bizden olduğunu sandığımız satkınlar/hainler zulmetmiştir. Türk ulusu maalesef haini en bol millettir. Bu sözlerimizin gençlerde özgüven kaybına sebep olacağını düşünenler çıkabilir. Fakat tersine bu elim gerçekler direniş ve mücadele geleneğimizin bir parçasıdır. Türk gençliği büyük Türkmen ozanı Pir Sultan misali; “Bir ölür bin diriliriz !” diye haykırmaya başladığı gün gerçekten Türkçüleşmeye başlamış demektir. Çünkü ölmesini bilmeyen bir millet yaşamaya layık değildir. Unutmayalım ki, Türk ulusu ölmeyi bildiği için, ölebildiği için bugüne değin yaşayabilmiştir. Üstelik bunca düşmana, haine ve işbirlikçiye rağmen !!! Eğer birgün yeniden ve gerçekten ölüme, ölümlere yürümeye başlarsak işte o zaman, Kerkük, Doğu Türkistan, Karabağ vd. işgal altındaki Türk yurtları kurtulacaktır. Mustafa Cemil Kılıç 15.07.2005
|