
Milliyetçiler Enternasyonali
-Mustafa Cemil Kılıç-
Tarihin geldiği noktada deyim yerindeyse yıldırım hızında yaşanan değişimlere tanık oluyoruz. Bu değişimleri görebilmek hiç kuşku yok ki yüksek yeti gerektiriyor. Bu cümleden olarak söyleyelim ki, değişimi okuyabilmek/anlayabilmek, ona yön verebilmenin ön koşuludur. Elbette burada söz konusu olan önemli bir husus da yön verme/müdahil olma istencine sahip olup olmama keyfiyetidir. Bu keyfiyetin mevcudiyetini varsayarak enternasyonalizm ve nasyonalizm akımlarını yeni baştan okuma ve anlama eyleminin özneleri olan ulusalcı/milliyetçi fikirliler kendi ideolojileri yararına yeni açılımlara, yeni yöntemlere ve yeni çözüm önerilerine ulaşmak zorundadırlar. Daha net ve anlaşılır söylemek gerekirse ulusçular/milliyetçiler olarak iyice azgınlaşmış enternasyonal saldırılara çok ciddi ve yeni alternatif savunma zeminleri/mevzileri üretme mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Bu bağlamda yepyeni bir tez/sav sunma noktasına gelmiş bulunuyoruz: Millet/ulus gibi yaşamak isteyen ve kültürel değerlerini yitirip "insanlık milleti " masallarının ardına gizlenmiş emperyal enternasyonalizme yem olmaktan kaygı duyan tüm milletlerin milliyetçileri küresel ve enternasyonal bir zeminde işbirliğini gündeme getirmelidirler. Klasik/geleneksel ve ilkel milliyetçilik anlayışıyla bakıldığında pekçok kimse için bu tez uygulanması olanaksız ve milliyetçiliğin ruhuna ters addedilebilir. Lakin gerçek hiç de öyle değildir. Gayet sarih bir biçimde söylemeliyim ki, bugün küresel anlamda emperyal ve hegemonik bir güce sahip olan bir kaç müstesna milletin (Aslında enternasyonalizm denilen şey sözkonusu milletlerin yerel/nasyonal değerlerinin ve ulusal güç ve olanaklarının kürselleştirilmesinden başka bir şey değildir. Enternasyonalizm/globalizm sömürgeciliğin yeniden biçimlenişi, yeni bir ad ve içerikle mevcudiyetini sürdürmesidir.) dışındaki tüm milletlerin milliyetçilikleri için mevcut siyasal, stratejik ve taktik faz enternasyonalizmin işini kolaylaştırmaktan öte bir anlama sahip değildir. İşin en acı tarafı da milliyetçilerin pek çoğunun bunun farkında olamamasıdır. Yerel değerleri ya da ulusal kimliklerin mevcudiyetini savunanlar yani “ millet gibi “ yaşamak isteyenler; milletleri yok edip tek bir evrensel kimlik inşa etmeye çalışanlara karşı tek başlarına mücadele etmeyi milliyetçiliklerinin bir gereği olarak görmeyi sürdürdükleri müddetçe süreç enternasyonalistlerin/emperyalistlerin lehine işlemeye devam edecektir. Küresel emperyalist saldırıya karşı bütün milletlerin milliyetçileri birleşmeliler. “ Bütün ülkelerin işçileri birleşin!” şeklindeki Marksist söylemi gelinen noktada bütün milletlerin milliyetçileri kendi mücadele yöntemleri olarak seçme mecburiyetindedirler. Bütün milletlerin milliyetçilerinin birleşmesi elbette mümkün değildir. Yani en azından emperyal ve hegemonik gücü ellerinde bulundurup mevcut enternasyonal süreci yönlendiren devlet ve uluslar bu birleşmenin dışında olacaklardır. Fakat onların dışındaki tüm milletlerin milliyetçilerinin onlara karşı ortak bir zeminde birleşmeleri kesinlikle mümkündür. Hatta bizce bu bir zarurettir. Burada da Mirseyit Sultangaliyev’in; “ Sömürgeler Enternasyonali “ tezini anımsatmak isteriz. Bütün milliyetçiler birleştiğinde milliyetçiliğin anlamı kalmayacaktır, şeklindeki bir argümanı kabul etmiyoruz. Tam tersine aslında milliyetçiler birleşmezse işte o zaman milliyetçiliğin ve milletlerin sonu gelecektir. Burada milliyetçilikten neyin anlaşıldığı da aslında yaşamsal önemdedir. Milliyetçilik; millet denilen yapının mevcudiyetini sürdürme ve güçlendirme çabasıdır. Fakat milleti güçlendirme adına başka milletleri yok etmeye ya da sömürmeye çalışmak milliyetçiliğin dışında bir özelliktir. Bu tarz bir anlayış ve fikrin adına belki IRKÇILIK denilebilir. Kaldı ki ırkçılık da eninde sonunda ırk esasından koparak veya etkisini azaltarak kültürel değerleri öne çıkarıp başka halkları da kendindenleştirmek için emperyal ve enternasyonal bir aşamaya ulaşacaktır. Nitekim bugünkü globalizmin/enternasyonalizmin temelinde onun kültürel kimliği olan Anglosakson kültürünün içinde gizlenmiş halde yaşayan Anglosakson ırkçılığı yok mudur ? Günümüz dünyasında emperyal hedefleri ve onları gerçekleştirme potansiyelleri bulunan birkaç devlet ve ulusun dışındaki tüm uluslar ulusal kimliklerini, kültürel, siyasal ve ekonomik bağımsızlıklarını korumak için bir enternasyonal ittifak kurmalıdırlar. Milliyetçiler Enternasyonalinin Kurulması Aralarında çok ciddi sınır anlaşmazlıkları ve başkaca anlaşmazlıklar bulunmayan ulusların ve devletlerin Sosyalist Enternasyonal'i örnek alarak bir Milliyetçiler Enternasyonali kurmaları gerekmektedir. Bu konuda bizce öncülüğü Türk ulusçuları / milliyetçileri yapmalıdır. Kaldı ki böyle bir öncülüğü yapma potansiyeline sadece Türkler sahiptir. Bu demektir ki dünyanın geleceğini değiştirme ve şekillendirme gücü de Türklerin elindedir. Eğer Türkler bu rolü oynamazlarsa bütün dünya Anglosaksonlaşacak ve hem Türkler hem de diğer küçük uluslar eriyip gidecektir. Bütün dünya Anglosakson kültürüne teslim olacak ABD, ÇİN ve RUSYA dışında tüm devletler bir zaman sonra simgeselleşecektir. Milliyetçiler Enternasyonalinin kurulmasında Türklerin öncülüğü bir zaman sonra kendiliğinden bir Türk globalizmini de doğurabilir. Bu olası durum, ilkel bir bencillikle çevrelenmiş bir etnosantrik anlayış için içten içe ve ertelenmiş ırkçı hedefleri yaşama geçirmek adına Türk ulusçuluğunun kullanılması demek olacaktır. Bu türden yönelişler eğer olursa içtenlikli Türk ulusçuları, Türk ulusçuluğunun bir gereği olarak engelleyici rol üstlenmelidirler. Türk ulusunun emperyalistleşmesine / emperyalistleştirilmesine izin verilmemelidir. Çünkü yüksek insani vasıflara sahip olduğuna inandığımız Türk ulusuna ve Türk ulusçularına böylesi bir sapkınlık bulaşmamalıdır. Türk sözünün anlamlarından birinin de “adaletli / töreli “ demek olduğu unutulmamalıdır. Milliyetçiler Enternasyonali, milliyetçi sivil toplum kuruluşları, milliyetçi siyasal partiler ve milliyetçilerin iktidarda bulunduğu devletlerin üye olduğu bir kurum biçiminde yapılanmalıdır. Milliyetçiler Enternasyonali için ilk adımı atan ve tarihsel çağrıyı yapanlar Türk milliyetçileri olmalıdır. Türk milliyetçiliği bugün Türkiye pekçok parti, dernek, vakıf vb. tarafından temsil edilmektedir. Fakat tüm bu kurumlar içinde gerek kitle desteği gerekse gelenek bakımından öne çıkan kurum MHP’dir. MHP, böylesi bir tarihi göreve soyunabilmek için öncelikle Türkiye’deki tüm Türk milliyetçilerini birleştirmeyi başarmalıdır. Bu, Türkiye’nin ve dünyanın geldiği siyasal atmosfer göz önüne alındığında hiç de zor değildir. MHP, solcu, sağcı, ulusalcı, ulusçu, milliyetçi vb. yapay isimlendirmelere takılmadan tüm Türk ulusçularını birleştirme adına bir irade beyanı sergilemeli ve bu beyana uygun bir yapılanmayı kendi içinde acilen gerçekleştirmelidir. Başka bir deyişle küresel anlamda bir Milliyetçiler Enternasyonali için öncelikle Türkiye’de değişik gruplar halindeki Türk milliyetçileri arasında bir “yerel enternasyonal” kurulmalıdır. Tekraren söyleyelim ki, bunun çatısı olmaya en uygun yapı bize göre kesinlikle MHP’dir. Türkiye’de kurulacak “Yerel Enternasyonal “ - ki bunun adı “Ulusal Güçler Birliği “ olabilir – in ardından Türk dünyasındaki milliyetçi muhalif hareketler arasında bir birlik ve işbirliği zemini kurulmalıdır. Bunun için de önce Türk milliyetçileri devleti ve rejimi savunma güdüsünün belirlediği yarı resmi milliyetçi söylemden vazgeçip tümüyle sivil ve sadece ulusal varlığı savunma anlayışı üzerine bina edilen yeni ve muhalif bir milliyetçilik anlayışına ulaşmalıdırlar. Türk dünyasındaki milliyetçi hareketlerin çoğu muhalif duruşlarına desteği batıda aramaktalar. Özellikle Azerbaycan ve Özbekistan örneği anımsanmalıdır. Bu iki ülkedeki Türkçü / Milliyetçi muhalif partiler ve oluşumlar iktidara karşı ABD ile işbirliğini kendi başarıları için zaruri görmekteler. Oysa ABD İle işbirliği nihayetinde yine onların zararına yol açacak bir yöntemdir. Milliyetçi muhalefet sadece kendi ülkesinde muhalif olup küresel anlamda gücü elinde bulunduran küresel iktidarın yandaşı olma çelişkisinden sıyrılmadıkça gerçek anlamda milliyetçilik yapamaz. Milliyetçilik topyekün muhalif olmayı gerektirir. Hem içerde hem dışarıda iktidara karşı muhalif olmak lazımdır. Çünkü gerek içerde gerekse dışarıda iktidara sahip olanlar milliyetçi kaygıyı haiz değildirler. Bu bağlamda Azerbaycan ve Özbekistan’daki milliyetçi muhalefet Türkiye’deki Milliyetçi muhalefetle kurumsal işbirliği yapmalıdır. Bu işbirliği açıktan açığa olmalıdır. İlan edilmelidir. “Türk Dünyası Milliyetçiler Birliği “ gibi bir oluşum gerçekten büyük işler başarabilir. Bunun için elbette dirayetli bir lider ve kadroya ihtiyaç vardır. Türkiye’de, Türk dünyasında ve tüm dünyadaki milliyetçilerin kuracağı “Milliyetçiler Enternasyonali“ öncelikle dayandığı siyasal ve ekonomik ilkeleri ilan etmelidir. Bunlar; 1. Özelleştirme karşıtlığı ve kamulaştırmacılık, 2. Üniter devlet veya ulusal devlet şeklinde adlandırılabilecek siyasal sistem, 3. BM, NATO, AB, İMF vb. kuruluşlara emperyal hedefleri nedeniyle muhalefet, 4. Ulusal devletler arasındaki sorunların barışçıl yollarla çözümü, 5. İngiliz dili ve kültürü temelinde yürütülen kültürel globalize emperyalime karşı ulusal dillerin ve kültürlerin güçlendirilmesi, 6. Dünyadaki gizli Yahudi egemenliğine (Siyonizm) ve onun görünür yüzü olan İsrail Devleti’ni ret, 7. Aynı dil ve kültüre mensup toplulukların birliğinin desteklenmesi ( Burada Arap Birliği ve Türk Birliği akla gelmelidir.) Bizce Türk Milliyetçilerinin öncülüğünde kurulacak Milliyetçiler Enternasyonali’ne başta bütün Türk Dünyası ve Arap alemi olmak üzere bütün Afrika halkları, Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Vietnam gibi Güney Asya ülkelerinin milliyetçi parti ve sivil toplum kuruluşları, Güney Amerikalı milliyetçi sol partiler ve kuruluşlar, (Chavez’in Venezüela’sı, Castro’nun Küba’sı akla gelmelidir.) Amerikan yerlileri (Kızılderililer), Avustralya yerlileri ( Aborjinler ), Moğollar, Eskimolar katılmalıdır. Avrupa’daki muhalif milliyetçi gruplar da bu oluşuma iştirak etmelidirler. Sözgelimi, İspanya ve Fransa’ya karşı savaşan Basklılar, İngiltere’ye karşı savaşan İrlandalılar. Milliyetçiler Enternasyonali’nde asla yer almayacak unsurlar olarak da Alman, Rus, Çin, İngiliz, Fransız ve İtalyan milliyetçileri, ABD, İRAN ve Japonya gibi devletler sıralanabilir.
Mirseyit Sultangaliyev’in “Sömürgeler Enternasyonali“ tezi ve soğuk savaş yıllarında kurulan Bağlantısızlar Hareketi, Milliyetçiler Enternasyonali için örnek teşkil edebilir. Böylesi bir oluşumun gerçekleştirilmesinin ne denli zor olduğu ortadadır. Fakat gerçekleştirilebilirse dünyanın gidişatı tümden değişecek, tarih başka bir biçimde ve başka bir yöne doğru akacaktır. Emperyalist batı yerine mazlum doğu ve güneyin egemenliği ile gerçek anlamda küresel barış tesis edilecektir. Yoksulluk ve açlık tarih olacaktır. Sözlerimizi Mirseyit Sultangaliyev’in ünlü sözüyle bağlayalım: “EMPERYALİZME KARŞI SAVAŞTA MİLLET BİR OLSUN, MİLLETLER EŞİT OLSUN ! “ Mustafa Cemil Kılıç
|