Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

8 Nisan 2006

Farabi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türkçülük

 

 


Türkiye'nin Bugünü ve...


Barak Badılı


Türkiye Üçüncü Selim Han ile başlayan yenilenme hareketlerinden Cumhuriyete kadar coğrafi sınırları itibarıyla küçülen bir ülke olmakla birlikte, gerek kültür ve siyasi içerik gerekse somut uygulamalar anlamında yenileşme ve gelişme sağlamış bir ülkedir. Bu arada, kayıplarımızın yanında sağlanan olumlu birikim ile Gökalp-Akçura ikilisinin fikri öncülüğü ve Mustafa Kemal'in siyasi ve askeri liderliğinde coğrafi gerilemenin durdurulduğu ve ülkenin yeniden yükselişe geçildiği an olarak 23 Nisan 1920 den bu yana sürekli ilerleyen bir ülkedir.

Türkiye, bugün için, iktisadi anlamda dünyanın ilk 20 sinde yer alıyor. Siyasi anlamda ise ilk 15 ülkesinden biri. Gelecekte ise, Türkiye için çizilen senaryolara baktığımızda, daha olası olan beklenti, bu ilerlemenin süreceği noktasında. Bizimle rekabet içinde olan ülkelere baktığımızda onlara göre daha hızlı mı yoksa yavaş mı yol aldığımız sorusuna farklı yanıtlar verebiliriz. Ya da daha ciddi ve önemli bir soru sorup, Türkiye'nin potansiyelini kullanma anlamında ne kadar başarılı olduğunu sorgulayabiliriz. Ben özellikle bu anlamda başarılı bir noktada bulunduğumuzu düşünmüyorum. Türkiye potansiyelini gözettiğimizde ve ülkemizin ve uluslararası konjonktürün; Türkiye'yi daha iyi bir noktada bulması gerektiğini ve buna gereksinimini çeşitli biçimlerde dolaylı olarak ifade ettiğini düşünüyorum.

Sovyetler Birliğinin çok kısa bir süre içerisinde çözülmesi, Fransa'nın uluslararası etkinliğini hızla yitirmesi düşünüldüğünde, ya da, daha yerel ve ulusal ölçekte konuştuğumuzda Uzanlar Karamehmetler gibi birçok ulusal büyük sermaye gücünün bir anda çöktüğünü gördüğümüz bir dünyada, yükselmenin ve düşmenin arasındaki aralığın sürekli azaldığını gözden kaçırmamamız gerekir.

Özet olarak ifade edersek riskin yükseldiği ve kaçınılmaz bu riskin, yönetiminin, çok daha iyi yapılması gerektiği bir dünya döneminde yaşadığımız gerçeğine dair farkındalığımızı yüksek tutmak zorundayız.

Türkiye, bugün, yüksek risklerle karşı karşıyadır. Bu riskleri yok saymak ya da onlardan kaçınmak veya üstlenmeden yaşamak imkanı yoktur. Ve bütün herşey, Türklerin sahip olduğu ve olabileceği imkanlarla sınırlıdır. Sınırlarınızı bilmezseniz, eğer varsa, cesaretinizle yapabileceğiniz ancak külhanbeyliğidir.

Riskleri karamsarlıkla karşılamak ve üstesinden gelinip gelinemeyeceğine dair korkular taşımak Türkleri başarısız kılacağı gibi, imkanlarınızla mümkünler arasında doğru ilişki kurmaz ve kursanızda yaşatmanın gereğini sergileyemezseniz korkmamakla cahil cesareti sergilediğiniz hemen anlaşılacak ve ona göre konumlandırılacaksınız demektir.

Bu anlamda, günün gerçekliği olarak, bugün için, sahip olduklarımız var, sahip olabileceklerimiz var, sahip olmadıklarımız ve şimdilik sahip olamayacaklarımız var. Bu gerçeklikleri doğru tesbit etmeden, herhangi bir fikir iş ve eylem düşünülemez!

Türkiye de, ülkenin bugünü ve onun geleceği için, sunulabilen fikir ve projeler eskimiştir ve artık geçersizdir. Zaten iş de görememekte ve bunların sahiplerine Türk Milleti güvenmemektedir. Sarılabileceğimiz bir fikir hareketi ve projeler bütünü, bugün için halihazırda yoktur. Elbette Türkiye'nin birikimi bunu yapmaya müsaittir. Organize etmek, irade göstermek ve çalışmakla ve birlikte olmayı öğrenmekle bunlar aşılabilir.

Bu tabloda Türkçülüğe özelleşirsek:

Son çeyrek asırda, gerek ANAP, DYP ve CHP iktidarlarında bir parça olarak gerekse MHP döneminde daha büyük ve önemli bir parça olarak Türk Milliyetçileri ne yapabileceklerini sergilemişlerdir. Bu sergilemeye Türk Milletinin güven duymadığı ve onay vermediği görülmüştür. "Onlar yerine biz olsaydık" argümanı bence kişiselleştirmeden çok öte değildir. Bugün yaptığımız veya ortaya koyduğumuz neyi Türk Milleti'ne referans gösterebiliriz? Bu soru bugünü yaşayan herkes için geçerlidir. Alternatif olma iddiasında bulunan gelişmekte olan oluşumlar için de geçerlidir.

Bu gerçeği görmezsek ve eğer samimi isek başkalarının projelerinde güçlü payandalar olmaktan öte anlamımız, hem kendi adımıza hem de milletimiz adına, olmaz, evet payanda olmaktan öte anlamımız olmaz!

Bugün farklı farklı yer ve oluşumlarda Türk Milleti adına pozitif bir sinerjinin parçası olacak pek çok birikimli insan bulunmaktadır. Bunların biraradalığı sağlanamadığı ve oluşabilecek bir biraradalığın doğru ve güçlü yönetilebileceğine dair somut işaretler verilemediği için Türklük adına pozitif bir sinerji oluşturulamamaktadır. Ama bu başarılabilir!

Türkçülük, doldurulmayı bekleyen boşluklarla dolu...
Türkçüler birarada olma ve birlikte öğrenip evrilen bir yapıdan oldukça uzak...
Türkçülük ile Türkiye Türkçülüğü aynı şey değildir ve bu unutulmamalı...


Türkçülük indirgemelerden uzak olmalıdır. Bir etnisite veya etnisiteler karşıtlığına, somut olarak anti Kürdçülüğe indirgenemez. Bütün indirgemeler Türkçülüğü araçsallaştırır ve her tür araç eskiyince atılır. Türkçülük, son 25 yılda olduğu gibi, Türkiye'nin Türk Dünyası ülkeleri politikasının bir aracı olmak durumuna da indirgenemez. Türkçülük, milli duyarlılıkların arttırılması araçlarından biri haline de indirgenemez. Türkçülük gündemde olan sorun ve soruların cevabı olmak haline de indirgenemez. Türkçülük vicdanların rahat ettirildiği bir beş yıldızlı eğlence ve dinlence oteli de değildir.

 

Türkçülük, Türkleri geliştirmek, zenginleştirmektir.

 

Türkçülük dünyaya yumruğunu vurmaktır.

Türkçülük dünyanın geleceğini belirlemektir.
 

Yani Mete Han olmak, Bilge Kağan olmak Cengiz Han olmak, Şah İsmail olmak Fatih Sultan olmak, Yavuz olmak, Emir Timur olmak, İbni Sina, Farabi, Kaşgarlı Mahmud, Tonyukuk, Uluğ Beğ olmaktır.

 

Türkçülük; Gökalp olmak, Akçura olmak, Mustafa Kemal olmaktır. Ve, hatta değil, bunları aşmaktır. Daha azı asla kabul edilemez ve daha azı geçerli bir gerçeklik olamayacaktır..

 

Türkçülük Dünyayı ve onun içinde ne varsa onu, daha Türk ce kılmaktır.

 

Barak Badılı

Garip köyün muhtarı

08.04.2006



Türkler “Şimdi” Ne Yapmalı? -Barak Badılı-


Türkler, önce kendilerini tanımalıdır. Bu tanıma şimdiden başlayıp geçmişe uzanmalıdır. Tanıma yolculuğunda, dünyanın bugün edinebildiği bilgiler azık olarak kullanılmalıdır. Azıkların yoldan çıkarıcı ve yolda bırakıcı etkisinden süzülmüş kültüre yani toplumsal içe yaslanarak sıyrılmalıdır. Bu toplumsal öz halk kültüründe ve halkın yaşayışında vardır. Yapılacak olan onu da tanımakdır.


 

Barak Badılı


Köy Muhtarı........... .............. .......... ...... ..... ..


 Umumi Siyaset


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Göçebelik ve Bedevilik Farklıdır...


Türk Milleti’nin tarihinde ona en yararlı hayvan at olmuştur. Atı ilk ehlileştiren Türklerdir. Türklerin kurduğu kültür hâkimiyetinin en önemli araçlarından biri attır. Atlı-Göçebe, bilinen dünyada en büyük ve en geniş hâkimiyetin sahibidir. Göçebe deyince bunu güney Müslümanlarının öğretmen-imamlarından İbn-i Haldun’un bedevi kavramıyla karıştırmamak gerekir. Bedevilik, toplu münzeviliğin adıdır. Göçebelikse kişilikçi bir biraradalığın adıdır.


 Türkçülük


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Türkler Ne Yapmalı


Türkler şimdilik uzun soluklu bir dönem yaşamak zorunda olduklarının bilincinde olmalıdır. Bu nedenle kısa dönemde başarı peşinde koşmamalıdır. Türkler bir bayrak yarışındaymışcasına, ancak bayrağı alacak birini bulmayı beklemeden ölene kadar koşmak zorundadır.


 Türkçüler Ne yapmamalı


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Türkçülük İndirgemelerden Uzak Tutulmalıdır...


Türkçülük indirgemelerden uzak olmalıdır. Bir etnisite veya etnisiteler karşıtlığına, somut olarak anti Kürdçülüğe indirgenemez. Bütün indirgemeler Türkçülüğü araçsallaştırır ve her tür araç eskiyince atılır. Türkçülük, son 25 yılda olduğu gibi, Türkiye'nin Türk Dünyası ülkeleri politikasının bir aracı olmak durumuna da indirgenemez. Türkçülük, milli duyarlılıkların arttırılması araçlarından biri haline de indirgenemez. Türkçülük gündemde olan sorun ve soruların cevabı olmak haline de indirgenemez. Türkçülük vicdanların rahat ettirildiği bir beş yıldızlı eğlence ve dinlence oteli de değildir.