Yazar | 
Atila Demirkasımoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Türkçülük ve Küreselleşme 6 -Açılabilir Kapılar-
-Atila Demirkasımoğlu-
Küreselleşmenin, olağanüstü ölçek ekonomileri ve buna dayanan pazar oluşturması nedeniyle, bütün dünyada, tüketim üzerinden kültürel homojenleştirici bir rol oynadığı iddia edilmektedir. Küreselleşmenin kültürel homojenleştirme yapacağı doğru değildir. Ancak, küreselleşmenin öncü dalgaları homojenleştirici göstergelerle karşımızda bulunmaktadır. Küreselleşme, henüz, şekillenmiş bir gerçeklik olmaktan ziyade bir gidiş olup bu gidişin temel eğilimleri henüz belirginleşmemiştir. Belirginleşmeyenden çıkarılan kesitler de bu nedenle aldatıcı olmaktadır. Çünkü kesitler geneli değil anı göstermekte ve mağdurların ve dış rakiplerin kurguları ile yönlendirici yorumlar sunulmakta ve bu da akılları karıştırmaktadır. Küreselleştirmenin temel niteliği, karmaşık bir sistem oluşudur. Kültürel homojenleştirme ise bu niteliğe zıttır. Küreselleşme dalgası, henüz yeterince yükselmedi; çünkü o, henüz yükselen bir dalga. Bu dalga yükseldikçe, onun çeşitliliği şaşırtıcı olacak ve küreselleşmenin asıl temel niteliklerinden birisi, bu çeşitlilik olacaktır. Bu çeşitliliği yönetmek ise, küreselleşmenin homojenliğini fikri sabit edinmişler için, mümkün olmaktan çıkacaktır. Alvin Toffler, ürünlerin kişiselleşmesinden bahsettiğinde gülenler, sipariş üzere üretilen -karmaşık teknoloji ürünü olmasına rağmen- otomobilleri görünce susmalıydılar. Ya da tüketici verilerine dayalı üretimin yükselişini, doğru işaret olarak görmeliydiler. Küresel statükocular, kültürel homojenleşmeye karşı kültürel filtreler uygulanması önererek, küreselleşme eğiliminde olan ülkelere, korumacı, himaye edici önlemler önermektedirler. Bu filtre, ‘siz korumacı olun’ zihniyetini ihraç etmektir. Oysa gelişmeci olmak gerekmektedir. Ancak gelişmeci olursanız, küreselleşmenin ortaklarından biri ve gelen kültürel dalgaya ‘şöyle az bir yer aç bakıyım koçum’ demenin gücünü elinize alırsınız. Oysa size sunulan gelen dalganın içinden, kültürünüzü zenginleştireceğinizi değil, yaşamasını korunaklı ve hayatın içinde olmayan bölgelerde sürekli kılabileceğinizi düşündüğünüz uygun olanları almak biçiminde tanımlanan ‘küyerelleşme’dir (glokalizasyon).
Küyerelleşmeyi bu biçimde tanımlama, onu korumacı kılmanın ve küresel inisiyatif içinde başkalarını kabul etmemenin ve iddialı olacak kültürlerin ikincil olmayı içlerine ve ruhlarına sindirmelerinin bir yöntemi olarak sunmaktır. Modern sömürgeleştirme tam da budur. İngiltere de saf bir İngiliz kültürüne sahip bir Hintli de Pakistanlı da hiçbir zaman bir İngiliz olarak kabul edilmemiştir ve edilmeyecektir. Ama bu başkalaşımın zararsızlığı, hiç inkar edilmeyecektir. İşte küyerelleşmeyi bu biçimde tanımlama ile yapılmak istenen konumlama zararsızlaşmanın belgelenmesidir. Şöyle söylemektedirler: “Mc. Donald’s’a hayır demeyin, uygun semtlere kurun’. Türkiye’nin batılılaşma süreci bu tavrın benimsenmesinin sonuçlarıyla dopdoludur. Bu türden gerici korumacılık ve korumacılık kültürünü ihya etmenin adı ‘mahkumiyet’tir. Demiyorlar ki, ‘kendi gözlemenizi Mc. Donald’s’ın karşısına dikin!’ Bunlar namussuz ve ikiyüzlüdür. Yapmamız gereken, koruma üzerinden himaye değil, küreselleştireceğimiz kültürel unsurları daha da güçlendirerek piyasanın bir parçası yapmaktır. Önce ulusal piyasa da sonra da bölgesel ve küresel piyasada kendine yer açan kültürel unsurlar veya değerler, bizim küresel inisiyatif için üzerinde sıçrayacağımız adalar olacaktır.
Kültürümüzü ayağa kaldıramadığımız ve onu evrensel kılamadığımız sürece dünyada ne siyasi ne de ticari olarak var olmamız mümkün değildir. Hele iddia sahibi olmamız hiç mümkün değildir. Bu nedenle hem İslam, hem de Türkçe, kültürel ölçekler yaratma ve bunu iktisadi ve siyasi alana taşıma şanslarını içinde barındırmaktadır. Bu çok önemli bir konudur. Türkçe ve İslam bize paralel ilişkiler sağlarken, bir yandan bunlardan, bir yandan siyasi ufuk taşıyan düşünce ve eylemlerden Dünyanın, Afrika-Avrupa-Latin Amerika ve ABD gibi diğer bölgeleriyle, çapraz, kültür ve düşünce temelli küresel tohumlar ekebileceğimiz, ilişki tarlaları kurmalıyız. Atila Demirkasımoğlu Nisan 2006
|
Türkçülük ve Küreselleşme 5 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Küresel ekonomi ve siyasetle etkileşime girerek, küresel aktör konumlaması edinmek, yönetme araçlarının yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Küreselleşme dalgası karşısında ne yapacağını şaşıran yönetimler, bildik yönetme araçlarını eskisi gibi kullanamadıklarında, küreselleşmenin kendi varlıklarına karşı tehdit oluşturduğu duygusuna kapılıyor. Bu tehdidin kaynaklık ettiği endişe duygusu muarızların, güvenilir bildikleri sığınaklara geri çekilmesi ile sonuçlanıyor. Yeni dinamiği kavramayan düşünce ve eylem oyuncuları siyasal alanın daraldığını ifade ediyor.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 4 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Sermayenin sonuçlarını, onun etkileri olarak görmek, giden trenin son vagonlarına binme ve onunla geçip gitmektir. Gelen bilgi treninden bilet alacak birikimi olmayanları bekleyen yazgı da budur. Bu yazgının en büyük mahkûmu, sermaye trenine binecek birikimi bile olmayanlardır. Ülkemizin gelecek perspektifinde bu bilgi, temel unsurlardan biri olmalıdır. Bugün olanlara odaklılıkta sabitlilik göstermek, (fiksasyon) yanlış yöne bakanların doğruyu görememesi gibidir. Ne yazık ki, henüz, ülkemizde doğru yöne bakanlar azdır. Zaten kazananlar da hep azdır. Tam da bu nedenle, Türkiye’ye has olmayan bu zaaf, aynı zamanda bir fırsattır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 3 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Diyelim ki Rusya ile yarısı mal olarak ödenecek bir doğalgaz alım ve boru hattı görüşmesi yapıyorsunuz. Bu konu Dışişleri Bakanlığını mı, Ulaştırma Bakanlığını mı, Bayındırlık Bakanlığını mı, Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığını mı yoksa Maliye bakanlığını mı Savunma Bakanlığını mı yoksa Genelkurmayı mı ilgilendiriyor? Bunların hepsini ilgilendiriyor. Alanlar giderek daha çok iç içe geçiyor. Peki, biz bunu nasıl yönetiyoruz? Geleneksel yöntemlerle? Ya da geçici konu temelli özerkleştirmelerle ki bunda da görünüşte özerk arka planda dağınık-bağlantılı yapılar kurarak. Bunların da karar alma mekanizmaları ve hızları yetersiz kalıyor?
|
Türkçülük ve Küreselleşme 2 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Dünyada ne ve neler oluyor sorusuna hangi pencereden baktığımız, vereceğimiz cevaplar açısından çok önemlidir. Dünyada nelerin olduğu, dünyada nelerin olacağı ile birlikte düşünülmediği takdirde söylenecek sözler boşlukta kalacaktır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 1 -Atila Demirkasımoğlu-
20. yüzyıla kişisel ve kurumsal totaliter duruşlar hâkim olmuştur.
| |
| | 
Atila Demirkasımoğlu
Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.
|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Açılabilir Kapılar
Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.
|
| 
| Etkileşim Yönetimi |

| Başarma 'Know-How'ı
Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.
|
| 
| Arayış |

| Aradığını Bulmak
Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman | | | Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer | | | Güç İstenci, Nietzsche | | | Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson | | | Safahat, M.Akif Ersoy | | | Hunlar L.N. Gumuliev | | | Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok | | | Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay | | | Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings | | | Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın | | | İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters | | | Hedef Seçmen, Cihat Polat | | | Efendi, Soner Yalçın | | | Haray, Samir Kazımoğlu | | | Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi | | | Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa | | | Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker | | | Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı | | | Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini | | | Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov | | | Eski Türkler L.N.Gumuliev | | | Oğuzlar, S.G. Agacanov | | | Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand | | | Hayatın Kaynağı Ayn Rand | | | Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand | | | Yaşamak İstiyorum Ayn Rand | | | İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş | | | Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd | | | İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti | | | Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett | | | Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman | | | Son Denize Kadar W. Yan | | | Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük | | | Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart | | | Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu | | | Dünya Nöbeti, Alev Alatlı | | | Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener | | | Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız | | | Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar | | | İsyan 2, Yalçın Küçük | | | Etnogenez, L.N. Gumuliev | | | Yaban, Y.K Karaosmanoğlu | | | Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan | | | Nuh Tufanı, William Ryan | | | Ezop Masalları | | | Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya | | | Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo | | | Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden | | | Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov | | | Sultan Murat, Cengiz Aytmatov | | | Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith | | | |
|
|