Yazar | 
Atila Demirkasımoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Türkçülük ve Küreselleşme 5 -Açılabilir Kapılar-
-Atila Demirkasımoğlu-
Küresel ekonomi ve siyasetle etkileşime girerek, küresel aktör konumlaması edinmek, yönetme araçlarının yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Küreselleşme dalgası karşısında ne yapacağını şaşıran yönetimler, bildik yönetme araçlarını eskisi gibi kullanamadıklarında, küreselleşmenin kendi varlıklarına karşı tehdit oluşturduğu duygusuna kapılıyor. Bu tehdidin kaynaklık ettiği endişe duygusu muarızların, güvenilir bildikleri sığınaklara geri çekilmesi ile sonuçlanıyor. Yeni dinamiği kavramayan düşünce ve eylem oyuncuları siyasal alanın daraldığını ifade ediyor. Yeni dinamiği kavramamak doğal olarak bu kaynaktan beslenerek biçimlenen olaylara inisiyatif katamama ve sürekli tek taraflı maruz olma durumuyla ile karşı karşıya kalınması sonucunu doğuruyor. Bu durumda iki tür duruşla karşılaşıyoruz. Birincileri kaybeden ve anlamayanlardan oluşan direnişçiler olarak adlandırabiliriz. İkincileri ise etki merkezlerinin oyunlarından doğacağını düşündükleri kazançları ülkelerine ve/veya kendilerine aktarmaya çalışan memurlar olarak adlandırabiliriz. Memurlar, inisiyatifin kendilerinden kaynaklanmaması nedeniyle kolayca üstlerine yıkılan başarısızlık durumlarında kendilerini ve ülkelerini tasfiye noktasına taşıyor. Direnişçiler ise küçülen dünyalarına bakmadıkça duyacakları bir huzuru, ‘kurmaya’ çalışıyor. Direnişçiler, tasfiye sürecini daha görünmez ama daha derin yaşıyor. Direnişçilerin elinde küçülen ülkeler ve onların iç ve dış politikaları, memurların elinde başkalarının araçları biçimine dönüşüyor. Küresel dinamiği anlamamak, her iki halde de yenilgi getiriyor. Ülkeler ve onların aktörleri bir açmazla karşı karşıya kaldıklarını itiraftan sakınıyor ve ya direnişçi ya global memur biçiminde beliren tutuculuklarına daha sıkıca yapışıyor. Üstelik ortaya çıkan çözüm kutuplaşması, gelecek eksenini, yarından bugüne kaydırmış oluyor. Günübirlik, kısa vadeli öneriler aranılır kılınıyor. Bu ise, süreçlerden vazgeçtim, aktörlerin sürekliliğini ortadan kaldırdığından, siyasi istikrarın kaybolmasına, durum ve konu odaklı siyasal çukurlaşmanın oluşmasına kaynaklık ediyor. Oluşan çukurlaşma, somutlanabilir alanlara kayma ve kendini ispat noktasını zorladığından eksen çeşitlemesini ortadan kaldırıp, az eksenli bir siyasal alanın oluşmasına yol açıyor. Az eksenli siyasal alan ise konuların daralması avantajına rağmen, konuların işlenmesinde yüzeyelleşme ile karşı karşıya kalınmasına yol açıyor. Oluşan siyasal sefalet ülkenin umutlarını tüketiyor. Ve konuların pek çok başka konu ile bağlantılı olması ve terk edilen eksenlerin doldurulamayan içeriği nedeniyle, çözümsüz bir kördüğüm oluşması ile karşı karşıya kalınıyor. Hem siyaset hem halk, artan bir sıklıkla, “yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal” ya da “kırk satır mı, kırk katır mı” ikilemi arasında ya kararsızlığa ya da “kurtarıcı”lara mahkûm kalıyor. Başörtüsü, milli egemenlik, güvenlik alanlarında yıllardır geriye doğru bir çekilme gözlememizi böyle açıklıyorum. Sen yapamadın ben yaparım indirgemesi de karşımıza bu halin tescili olarak çıkıyor. Bir başka tescil ise siyasal görüşler arasında ayrımların ortadan kalkması ve birbirine temelde benzeşmesidir. Bu aynı zamanda bir parametre darlığı olup siyasi gerileme işaretidir ve bir ülke için siyasal girdap delilidir. Girdap, psikolojik olarak her algılandığında derinden gideduran kriz yüzeyelleşip somutlaşıyor. Bu somutlaşmalar, ülkede oluşan kutupların dış aktörlerin kucağına düşmesi ile sonuçlanıyor. Üstelik hem memurlar hem de direnişçiler yabancıların kucağına düşüyor. Ve ülke kendi içine kapanık görünümü altında yabancıların inisiyatiflerine açılıyor. Küreselleşme olgusunu yeterince kavramayan memurlar bir atılım gösterisine başvurduğunda, ülke yine, küresel aktörlerin -ister küresel statükocularla ilişki tarzı isterse küresel dinamiklerle ilişki tarzında olsun- nüfuzu altına giriyor. Bu açmazın sonlandırılması gerekiyor. Bu açmazın anahtarı, destekle kurulan kısa erimli orta sınıflar yerine, yeni ilişkilerin yaygınlaştırdığı ve himaye gereksinimi duymayan uzun erimli bir orta sınıfın yaratılmasıdır. Sağlıklı bir orta sınıf geliştirici bir küreselleşmenin hem zemini hem de itici gücü olacaktır. İster destekli orta sınıflar isterse de destekli zengin sınıflardan oluşsun himayenin kanatları altında erginleşme ve ülkeye dayanak olma kurgulanamıyor ve kurgulanamaz da. Oysa ne kadar küçük olurlarsa olsun ulusal aktörler bu gelişmelere inisiyatif katabilme şansına sahipler. Ancak bu şans, onlar için kısıtlı imkânlara da sahip. Zira bu şansı yanlış kullanırlarsa, -büyük aktörlerin birkaç yanlış yapma hakkına sahip olmadıklarından- hem kendileri hem de ülkelerini tasfiye noktasına getirme olasılıkları mevcut. Bu nedenle olanın arka planını felsefi temelini iyi kavramalı ve bunu pratiğe yansıtma biçimini doğru yorumlama becerisini göstermeleri gerekiyor. İşleri hiç kolay değil. Ne bu işten vazgeçerek kolay, ne de bu işe soyunarak kolay. Asıl Açmaz da bu zaten. Bilinmesi gereken en önemli şeylerden biri ister devletin, ister bir siyasi örgütün isterse de ticari bir işletmenin yönetme alanının daralmış olmasıdır. Yönetimi bir boruya benzetirsek bu boru inceliyor. İnceldikçe de önemi artıyor. Bu borunun içinden geçirdiklerinizin kalitesini ve sıkıştırma teknolojilerini geliştiremezseniz yönetemez hale geleceksiniz demektir. Borudan geçtikten sonra açılan akıllı fikir bombaları imal etmek gerekiyor. Bu gerçek kişilerin kendileri için bile geçerlidir. İşte bu nedenle önümüzde duran temel maymuncuk; yönetme ve yönetişim kavramıdır. Burada göstereceğimiz "özgünlük" başarı getirecektir. Atila Demirkasımoğlu Nisan 2006
|
Türkçülük ve Küreselleşme 4 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Sermayenin sonuçlarını, onun etkileri olarak görmek, giden trenin son vagonlarına binme ve onunla geçip gitmektir. Gelen bilgi treninden bilet alacak birikimi olmayanları bekleyen yazgı da budur. Bu yazgının en büyük mahkûmu, sermaye trenine binecek birikimi bile olmayanlardır. Ülkemizin gelecek perspektifinde bu bilgi, temel unsurlardan biri olmalıdır. Bugün olanlara odaklılıkta sabitlilik göstermek, (fiksasyon) yanlış yöne bakanların doğruyu görememesi gibidir. Ne yazık ki, henüz, ülkemizde doğru yöne bakanlar azdır. Zaten kazananlar da hep azdır. Tam da bu nedenle, Türkiye’ye has olmayan bu zaaf, aynı zamanda bir fırsattır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 3 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Diyelim ki Rusya ile yarısı mal olarak ödenecek bir doğalgaz alım ve boru hattı görüşmesi yapıyorsunuz. Bu konu Dışişleri Bakanlığını mı, Ulaştırma Bakanlığını mı, Bayındırlık Bakanlığını mı, Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığını mı yoksa Maliye bakanlığını mı Savunma Bakanlığını mı yoksa Genelkurmayı mı ilgilendiriyor? Bunların hepsini ilgilendiriyor. Alanlar giderek daha çok iç içe geçiyor. Peki, biz bunu nasıl yönetiyoruz? Geleneksel yöntemlerle? Ya da geçici konu temelli özerkleştirmelerle ki bunda da görünüşte özerk arka planda dağınık-bağlantılı yapılar kurarak. Bunların da karar alma mekanizmaları ve hızları yetersiz kalıyor?
|
Türkçülük ve Küreselleşme 2 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Dünyada ne ve neler oluyor sorusuna hangi pencereden baktığımız, vereceğimiz cevaplar açısından çok önemlidir. Dünyada nelerin olduğu, dünyada nelerin olacağı ile birlikte düşünülmediği takdirde söylenecek sözler boşlukta kalacaktır. Üstelik bu ikisini ne bir de geçmişin bugüne ve geleceğe yansıyacak birikimlerini eklemeniz de gerekecektir. Geleceğe dair söz ve kararların arkasında, bunlardan başka bir de kendi iradenizi ve öngörünüzü koyacaksınız. İşte ancak bu şekilde bir gelecek perspektifini edinmişsiniz ve bunu milletinize ve dünyaya sunabilir kılmışsınız demektir.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 1 -Atila Demirkasımoğlu-
20. yüzyıla kişisel ve kurumsal totaliter duruşlar hâkim olmuştur.
| |
| | 
Atila Demirkasımoğlu
Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.
|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Açılabilir Kapılar
Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.
|
| 
| Etkileşim Yönetimi |

| Başarma 'Know-How'ı
Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.
|
| 
| Arayış |

| Aradığını Bulmak
Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman | | | Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer | | | Güç İstenci, Nietzsche | | | Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson | | | Safahat, M.Akif Ersoy | | | Hunlar L.N. Gumuliev | | | Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok | | | Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay | | | Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings | | | Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın | | | İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters | | | Hedef Seçmen, Cihat Polat | | | Efendi, Soner Yalçın | | | Haray, Samir Kazımoğlu | | | Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi | | | Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa | | | Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker | | | Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı | | | Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini | | | Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov | | | Eski Türkler L.N.Gumuliev | | | Oğuzlar, S.G. Agacanov | | | Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand | | | Hayatın Kaynağı Ayn Rand | | | Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand | | | Yaşamak İstiyorum Ayn Rand | | | İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş | | | Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd | | | İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti | | | Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett | | | Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman | | | Son Denize Kadar W. Yan | | | Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük | | | Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart | | | Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu | | | Dünya Nöbeti, Alev Alatlı | | | Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener | | | Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız | | | Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar | | | İsyan 2, Yalçın Küçük | | | Etnogenez, L.N. Gumuliev | | | Yaban, Y.K Karaosmanoğlu | | | Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan | | | Nuh Tufanı, William Ryan | | | Ezop Masalları | | | Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya | | | Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo | | | Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden | | | Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov | | | Sultan Murat, Cengiz Aytmatov | | | Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith | | | |
|
|