Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Nisan 2006

Yusuf Akçura

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türkçülük

 

 

 


Türkçülük ve Küreselleşme 5 -Açılabilir Kapılar-


-Atila Demirkasımoğlu-


Küresel ekonomi ve siyasetle etkileşime girerek, küresel aktör konumlaması edinmek, yönetme araçlarının yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Küreselleşme dalgası karşısında ne yapacağını şaşıran yönetimler, bildik yönetme araçlarını eskisi gibi kullanamadıklarında, küreselleşmenin kendi varlıklarına karşı tehdit oluşturduğu duygusuna kapılıyor.  Bu tehdidin kaynaklık ettiği endişe duygusu muarızların, güvenilir bildikleri sığınaklara geri çekilmesi ile sonuçlanıyor. Yeni dinamiği kavramayan düşünce ve eylem oyuncuları siyasal alanın daraldığını ifade ediyor.

 

Yeni dinamiği kavramamak doğal olarak bu kaynaktan beslenerek biçimlenen olaylara inisiyatif katamama ve sürekli tek taraflı maruz olma durumuyla ile karşı karşıya kalınması sonucunu doğuruyor. Bu durumda iki tür duruşla karşılaşıyoruz. Birincileri kaybeden ve anlamayanlardan oluşan direnişçiler olarak adlandırabiliriz. İkincileri ise etki merkezlerinin oyunlarından doğacağını düşündükleri kazançları ülkelerine ve/veya kendilerine aktarmaya çalışan memurlar olarak adlandırabiliriz.

 

Memurlar, inisiyatifin kendilerinden kaynaklanmaması nedeniyle kolayca üstlerine yıkılan başarısızlık durumlarında kendilerini ve ülkelerini tasfiye noktasına taşıyor. Direnişçiler ise küçülen dünyalarına bakmadıkça duyacakları bir huzuru, ‘kurmaya’ çalışıyor. Direnişçiler, tasfiye sürecini daha görünmez ama daha derin yaşıyor. Direnişçilerin elinde küçülen ülkeler ve onların iç ve dış politikaları, memurların elinde başkalarının araçları biçimine dönüşüyor. Küresel dinamiği anlamamak, her iki halde de yenilgi getiriyor.

 

Ülkeler ve onların aktörleri bir açmazla karşı karşıya kaldıklarını itiraftan sakınıyor ve ya direnişçi ya global memur biçiminde beliren tutuculuklarına daha sıkıca yapışıyor. Üstelik ortaya çıkan çözüm kutuplaşması, gelecek eksenini, yarından bugüne kaydırmış oluyor. Günübirlik, kısa vadeli öneriler aranılır kılınıyor. Bu ise, süreçlerden vazgeçtim, aktörlerin sürekliliğini ortadan kaldırdığından, siyasi istikrarın kaybolmasına, durum ve konu odaklı siyasal çukurlaşmanın oluşmasına kaynaklık ediyor. Oluşan çukurlaşma, somutlanabilir alanlara kayma ve kendini ispat noktasını zorladığından eksen çeşitlemesini ortadan kaldırıp,  az eksenli bir siyasal alanın oluşmasına yol açıyor. Az eksenli siyasal alan ise konuların daralması avantajına rağmen, konuların işlenmesinde yüzeyelleşme ile karşı karşıya kalınmasına yol açıyor. Oluşan siyasal sefalet ülkenin umutlarını tüketiyor.

 

Ve konuların pek çok başka konu ile bağlantılı olması ve terk edilen eksenlerin doldurulamayan içeriği nedeniyle, çözümsüz bir kördüğüm oluşması ile karşı karşıya kalınıyor. Hem siyaset hem halk, artan bir sıklıkla, “yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal” ya da “kırk satır mı, kırk katır mı” ikilemi arasında ya kararsızlığa ya da “kurtarıcı”lara mahkûm kalıyor.

 

Başörtüsü, milli egemenlik, güvenlik alanlarında yıllardır geriye doğru bir çekilme gözlememizi böyle açıklıyorum.

 

Sen yapamadın ben yaparım indirgemesi de karşımıza bu halin tescili olarak çıkıyor. Bir başka tescil ise siyasal görüşler arasında ayrımların ortadan kalkması ve birbirine temelde benzeşmesidir. Bu aynı zamanda bir parametre darlığı olup siyasi gerileme işaretidir ve bir ülke için siyasal girdap delilidir.

 

Girdap, psikolojik olarak her algılandığında derinden gideduran kriz yüzeyelleşip somutlaşıyor. Bu somutlaşmalar, ülkede oluşan kutupların dış aktörlerin kucağına düşmesi ile sonuçlanıyor. Üstelik hem memurlar hem de direnişçiler yabancıların kucağına düşüyor. Ve ülke kendi içine kapanık görünümü altında yabancıların inisiyatiflerine açılıyor.

 

Küreselleşme olgusunu yeterince kavramayan memurlar bir atılım gösterisine başvurduğunda, ülke yine, küresel aktörlerin -ister küresel statükocularla ilişki tarzı isterse küresel dinamiklerle ilişki tarzında olsun- nüfuzu altına giriyor.

 

Bu açmazın sonlandırılması gerekiyor. Bu açmazın anahtarı, destekle kurulan kısa erimli orta sınıflar yerine, yeni ilişkilerin yaygınlaştırdığı ve himaye gereksinimi duymayan uzun erimli bir orta sınıfın yaratılmasıdır. Sağlıklı bir orta sınıf geliştirici bir küreselleşmenin hem zemini hem de itici gücü olacaktır. İster destekli orta sınıflar isterse de destekli zengin sınıflardan oluşsun himayenin kanatları altında erginleşme ve ülkeye dayanak olma kurgulanamıyor ve kurgulanamaz da.

 

Oysa ne kadar küçük olurlarsa olsun ulusal aktörler bu gelişmelere inisiyatif katabilme şansına sahipler. Ancak bu şans, onlar için kısıtlı imkânlara da sahip. Zira bu şansı yanlış kullanırlarsa, -büyük aktörlerin birkaç yanlış yapma hakkına sahip olmadıklarından- hem kendileri hem de ülkelerini tasfiye noktasına getirme olasılıkları mevcut. Bu nedenle olanın arka planını felsefi temelini iyi kavramalı ve bunu pratiğe yansıtma biçimini doğru yorumlama becerisini göstermeleri gerekiyor. İşleri hiç kolay değil. Ne bu işten vazgeçerek kolay, ne de bu işe soyunarak kolay. Asıl Açmaz da bu zaten. 

 

Bilinmesi gereken en önemli şeylerden biri ister devletin, ister bir siyasi örgütün isterse de ticari bir işletmenin yönetme alanının daralmış olmasıdır. Yönetimi bir boruya benzetirsek bu boru inceliyor. İnceldikçe de önemi artıyor. Bu borunun içinden geçirdiklerinizin kalitesini ve sıkıştırma teknolojilerini geliştiremezseniz yönetemez hale geleceksiniz demektir. Borudan geçtikten sonra açılan akıllı fikir bombaları imal etmek gerekiyor. Bu gerçek kişilerin kendileri için bile geçerlidir.

 

İşte bu nedenle önümüzde duran temel maymuncuk; yönetme ve yönetişim kavramıdır. Burada göstereceğimiz "özgünlük" başarı getirecektir.

 

 

Atila Demirkasımoğlu

Nisan 2006



Türkçülük ve Küreselleşme 4 -Açılabilir Kapılar-  -Atila Demirkasımoğlu-


Sermayenin sonuçlarını, onun etkileri olarak görmek, giden trenin son vagonlarına binme ve onunla geçip gitmektir. Gelen bilgi treninden bilet alacak birikimi olmayanları bekleyen yazgı da budur. Bu yazgının en büyük mahkûmu, sermaye trenine binecek birikimi bile olmayanlardır. Ülkemizin gelecek perspektifinde bu bilgi, temel unsurlardan biri olmalıdır. Bugün olanlara odaklılıkta sabitlilik göstermek, (fiksasyon) yanlış yöne bakanların doğruyu görememesi gibidir. Ne yazık ki, henüz, ülkemizde doğru yöne bakanlar azdır. Zaten kazananlar da hep azdır. Tam da bu nedenle, Türkiye’ye has olmayan bu zaaf, aynı zamanda bir fırsattır.



Türkçülük ve Küreselleşme 3 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-


Diyelim ki Rusya ile yarısı mal olarak ödenecek bir doğalgaz alım ve boru hattı görüşmesi yapıyorsunuz. Bu konu Dışişleri Bakanlığını mı, Ulaştırma Bakanlığını mı, Bayındırlık Bakanlığını mı, Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığını mı yoksa Maliye bakanlığını mı Savunma Bakanlığını mı yoksa Genelkurmayı mı ilgilendiriyor? Bunların hepsini ilgilendiriyor. Alanlar giderek daha çok iç içe geçiyor. Peki, biz bunu nasıl yönetiyoruz? Geleneksel yöntemlerle? Ya da geçici konu temelli özerkleştirmelerle ki bunda da görünüşte özerk arka planda dağınık-bağlantılı yapılar kurarak. Bunların da karar alma mekanizmaları ve hızları yetersiz kalıyor?



Türkçülük ve Küreselleşme 2 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-


Dünyada ne ve neler oluyor sorusuna hangi pencereden baktığımız, vereceğimiz cevaplar açısından çok önemlidir. Dünyada nelerin olduğu, dünyada nelerin olacağı ile birlikte düşünülmediği takdirde söylenecek sözler boşlukta kalacaktır. Üstelik bu ikisini ne bir de geçmişin bugüne ve geleceğe yansıyacak birikimlerini eklemeniz de gerekecektir. Geleceğe dair söz ve kararların arkasında, bunlardan başka bir de kendi iradenizi ve öngörünüzü koyacaksınız. İşte ancak bu şekilde bir gelecek perspektifini edinmişsiniz ve bunu milletinize ve dünyaya sunabilir kılmışsınız demektir.



Türkçülük ve Küreselleşme 1  -Atila Demirkasımoğlu-


20. yüzyıla kişisel ve kurumsal totaliter duruşlar hâkim olmuştur.


 

 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.


 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith