
Türkiye Nasıl Kurtulur?
Atila Demirkasımoğlu
Geçilmez kahkahandan her taraf yangın içindeyken... Yanan bir sineden, lakin, ne istersin? Nedir öfken? Beraber ağlamazsın, sonra, kör dersin, sağır dersin. Bu hissizlikten insanlık hem iğrensin, hem ürpersin! Ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren? Bırak tahsili, evladım, sen ilkin bir haya öğren! Mehmet Akif Ersoy Sevgili Arkadaş, Senin sorunu birkaç gündür düşünüyorum. Nasıl bir cevap verebilirim? Veya nasıl bir cevap, doğru bir cevap olacaktır? Senin sorun üzerine, üniversitede okuduğum yıllar aklıma geldi. Seni, bir an için, bu soru nedeniyle, kendime benzettim. Ben de, o zamanlar, güvendiğim kişilere, senin sorunun benzerini, "Türkiye üzerine oynanan oyunlar nelerdir, bu ülke nasıl kurtulur" biçiminde soruyordum. Okuduğum gazete, dergi ve kitaplarda buna dair verilmiş cevapları araştırıyor, kimi de bulduğum da altlarını çizip, daha iyi hatırlamak için uğraşıyordum. Bir cevap bulduğumda seviniyor ve benim, dostlarımla veya arkadaşlarımla birlikte neler yapıp da, kötü niyetli kişilerin oyunlarına engel olabileceğimin hayallerini kuruyordum. Aradan bir zaman geçince bir başka kişi veya yazıda bir başka cevap ve neden bulunca, kimi daha bilgilendiğim için mutlu olduğumu hissediyor, kimi de işlerin hiç de, bir açıdan, kolay olmadığını sezip sıkıntılar içine giriyordum. Zamanla cevaplar arttığında, kimi bu cevapların bana yüklediği sorumluluk ve yükümlülüklerden kaçmak için, insan bunun farkına bile varmıyor kimi zaman, hele o yaşlarda, başka ilgi alanlarına yöneliyordum. Düşündükçe veya gördüğüm bir olay veya duyduğum bir haber neticesinde, vicdanımın beni dürtmesiyle, kimi de daha da güçlendiğimi ve zorluklara hazır hale geldiğimi düşündüğümden olsa gerek, yeniden "Türkiye üzerine oynanan oyunlara" ve bunların üstesinden nasıl gelineceğine eğiliyordum. Evet sevgili arkadaş işte böyle... Bu aslında, biraz da hep, böyle devam etti durdu. Sonra sonra giderek farkettiğim, aslında her sorunun cevabının benzer yollardan geçtiği oldu. Nasıl bir insanım, nasıl birisi olmak istiyorum, aşk benim için nedir, arkadaşlık nasıl olmalıdır, nasıl daha güçlü olabilirim, benim için hangi işi yapmak daha doğru olacaktır, mesleğimde nasıl en başta gelenlerden biri olurum gibi soruların, "Türkiye üzerine oynanan oyunlar" sorusundan ve bu soruya cevap verme biçiminden farklı olmadığını gördüm. Sevgili Arkadaş, Sana cevap yazarken, bütün bunları yeniden düşünüyor ve aslında kendime de bir daha aynı soru ve soruları soruyorum. Sana vereceğim cevaplar, şimdi bile, benim de sorularımı içinde barındırıyor. Tabii görüp geçirdiklerimin veya yaşımın da bir gereği olarak, belki biraz, senin önünde bulunuyorum. Bu nedenle şimdiye kadar bulduklarımı veya bulduğumu düşündüklerimi seninle paylaşmamın doğru olacağına karar verdim. Sevgili Arkadaş, Sorduğun sorunun en doğru cevabını sen vereceksin. Ve verdiğin herhangi bir cevabı, zamanla, zenginleştireceksin. Eğer gerçekten bir cevap arıyorsan, ve bu cevabı kendine söylediğinde kulaklarını tıkamayacaksan, yolculuğa çıkacaksın ve bir hakikat yolcusu olacaksın demektir. Bu yolculuğu ne kadar istediğin ve seyahati ne kadar sevdiğin yolda belli olacaktır. Kendi dışından kendi içine, kendi içinden kendi dışına, ölene kadar sürecek bir isteğin hem efendisi hem de kölesi olacaksın. Bu yolculuğun zor yanı, nereye gittiğini bilmemek ve hiç bilememektir. Yolculuğunun her bir durağında, sadece ufukta kimi köşe taşlarını görebilir olacaksın. Her durakta, yeni azıklarını, bulunduğun yerden, her seferinde yeniden bulup hazırlayacaksın. Her durakta yolculuğuna dair sorularına , kısa süre geçerli, hem doğru cevapları hem yanlış cevapları hem de ikisini bilerek veya bilmeden karıştıranları bulacaksın. Türklerin bir atasözü var: "Göç yolda derilir!" Bu söz herşeyi özetliyor. İşte sana bir ipucu! Kimi, cevapları, daha sana şimdiden söyleyenler var. Üstelik de kimi cevaplar, bir şifre çözücü gibi, hangi şifre gelse, sen yeteneğini gösterir ve şifre çözücüyü kullanabilirsen, çözebilir özelliklere sahip. Kimi ipuçları da zaman zaman, ama kesinlikle her zaman değil, bazı şifreleri çözecek. Eğer sen onları zihninde derli toplu bir yere koyup, nereye koyduğunu unutmazsan. Gördüğün gibi hep iş sana düşüyor. Daha doğrusu, çoğu sana düşüyor. Çünkü senin gibi hakikat yolcularını her durakta göreceksin. Kimi seninle yakın yerlere gidiyor olacak, kimi seninle çok farklı yerlere gidiyor olacak. Eğer sen kimin seninle aynı, kimin farklı yerlere gittiğini ayırt edebilir olursan, senin bildiklerini onlarla paylaşman gibi, onların bilip sana söylediklerinden hangilerinin nerelerde sana yardımcı olabileceğini bileceksin. Kimi zaman yolunu şaşıracaksın. Bu epeyce olabilir. Hiç üzülme! Yolundan saptığında bunun bir deneme sınavı olduğunu düşün ve yoluna döndüğünde, başarınla övün. Sık sık övün ama kibirlenme. Her şaşırmanda, şaşırmaların arasındaki benzerlikleri yakalamaya çalış, hem de şaşkınlığını her giderdiğinde, giderişlerin arasındaki farkları gözlemle ve bu farkı nasıl zenginleştirdiğini düşün. Çünkü her şaşırman bir sonraki şaşırmanın nerede ve ne biçimde olacağının bilgisini, şaşırmayı her giderişin, sonraki giderişlerinin ipuçlarını taşıyor olacaktır. İşte böyle arkadaş!.. Unutma! Şu anda hangi işi yapıyorsan, ne ile meşgulsen. Onu çok iyi yap. Bir işi iyi yapıyorsan bir başkasını da iyi yapacaksın demektir. Bir işin hakkından geliyorsan, başka bir iş "çözülmek için" seninle olmak isteyecektir. İnsanın pek çok organı var. Bu organların hepsi farklı farklı işler yapıyor. Bir iş çözülürken, bu organlardan birisi hep başı çeker. Diğerleri bu arada boş durmaz ve iş yapmaya saygısı ve mahkumu olduğundan en başta gidene yardımcı olur. Bilir ki kulak duyarsa, gözler gelen sese döner, göz görürse -bu iç gözümüz de dış gözümüz de olabilir- gönül yönelebilir. Bir öğrenci, iyi öğrenirse, mesleğini doğru icra edebilir, mesleğini iyi icra ederse iyi dinlenebilir ve huzuru görebilir. İşte böyle arkadaş!... Yapacağın bir işi yap, yapacağın bir işi yaparken onu iyi yap, yapacağın bir işi iyi yaparken aradığın bütün soruların cevabını bulacaksın. Şunu hiç unutma! Hesap vermekte en çok zorlanacağın kişi kendin olacaksın! Sonra senden gelenler... Sevgilerimle Atila Demirkasımoğlu
30 Ekim 2003 |