Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 1 Ekim 2008

 

 

Türk Dünyası

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com


Ali Akış'ın Elvedası -Ali Akış-


Genç kuşaklara en son başvurum yeni sürprizler getirmeyecek elbette, ama şimdiye dek olan altı yıllık dönemde Tatar-Başkurt halkı genç kuşaklarına Tatarlık, Türklük ve İslam ile demokrasi temelinden kesinlikle sapmadan madden ve manen yaşamamızı ta kıyamete kadar sürdürme amacını koruması sabit-müstedam (istikrarlı) kalmalıdır. O idealden sapmasak, kıyamete dek yaşatmak mümkün olacaktır.



Türk Dünyası ve Türkiye -Nihat Çetinkaya-


İnsanlık tarihinin iri bir bölümünü kapsayan Türk olgusu, eski dünyanın her yerinde siyasal ve kültürel disiplinleriyle yükselmiş ve kurumlaşmış bir varlık olarak bütün tarihlerde kaydedilmiştir. Bu bakımdan Türklük sözüyle ifade edilen ve uzantısı olup misyonunu taşıdığımız varlık, yaşam alanı yaptığı büyük coğrafyaları ve insan gruplarını, kültürel yapılarıyla tanımak tecrübesiyle ve bulunduğu her coğrafyanın insanlarıyla ortak yaşam düzeni kurmayı başardığı tecrübe ve birikimleriyle insanlık sıralamasının en ön safında yerini almıştır.



KEİPA Ne Yapmalıdır? -Reşat Doğru-


KEİPA ile yeni hedefler ortaya konulup, yeni çalışmalara neden TÜRKİYE öncülüğünde başlanılmasın.. Bu grup ülkelerin coğrafyası ve ekonomik kaynakları çok zengindir. Karadeniz Ekonomik İşbirliği üyesi ülkelerin turizm, petrol, doğal gaz kaynakları çok zengindir. İpek yolu gibi, tarihi köprüler bu ülkeler sınırlarından geçmektedir. Bölge ülkeleri ile beraber istihdam fırsatları sunan, ortak çıkarlar bulunan projeler geliştirilip uygulamaya konulabilinir. Karadeniz de çevre korunarak ortak tarım politikaları oluşturulup, küresel sıcaklığın dünya dengesini bozmakta olduğu günümüzde, bölgede barış sağlanarak tahıl ambarı konumuna gelebiliriz.



Türk Dünyasına Sahip Çıkılmalıdır -Reşat Doğru-


1933 yılında yüce Atatürk’ün gösterdiği hedef doğrultusunda, özellikle 1991 yılından sonra ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi için Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri tarafından başlatılan çalışmalar son yıllarda sekteye uğramıştır. AKP İktidarıyla birlikte; Türk Dünyası ile ilişkilerde önemli bir yön değişikliği olmuştur. Türk Dünyasına gereken önem verilmemiştir.



Ahıska Türkleri Destek Bekliyor -Reşat Doğru-


Ahıska Türkleri yıllarca Gürcistan’ın Mesket bölgesinde yaşamış kardeşlerimizdir. Bu bölge Osmanlı yönetiminden sonra Sovyet Rusya idaresine geçmiştir. 1917 yılında Rusya da Yaşanan ihtilal sonrası büyük baskılarla karşılaşan Ahıska Türklerine uygulanan bu baskılar 2.Dünya Savaşı sırasında doruğa çıkmıştır. 14 Kasım 1944 tarihinde Stalin’in emri ile bu bölgede yaşayan kardeşlerimiz Rus askerlerinin sungu tehdidi altında tren vagonlarına zorla bildirildiler. İnsan onuruna yakışmayan bu durum bir sürgündü. Bu sürgün soy kırım gibi uygulanarak 17 bin civarında Ahıskalı, Türk oldukları için vatanlarından alınarak o tarihte ki SSCB nin değişik bölgelerine dağıtıldılar.



Saplantılarımız ve Türk Dünyası -Mustafa Tetik-


Neden ideolojik saplantılarımızdan dolayı aslında faydalı olabilecek atılımları gerçekleştiremeyiz. Saplantılar hakikaten insan oğlunun psikolojik olarak ayrıntılı şekilde incelenmesi gereken bir sorunu. Çoğu zaman önümüze çıkan fırsatları kaçırmamıza sebep olurlar. Bazen olmayacak yerde bizi komik duruma düşürebilirler. Örneklemek gerekirse; ÖDP Genel Başkanı, doçentlik mertebesine ulaşmış bir akademisyen, bilim adamı olan Ufuk Uras meclisin açılışında milletvekili yeminini ederken metinde geçen “ülkü“ kelimesini kullanmayıp, yerine ilke kelimesini kullandı. İnsana ilginç geliyor. Ne oldu o kelime kullanılmayınca “Özgürlük ve Dayanışma“ sağlanmış mı oldu Türkiye'de ? Çok büyük devrimci bir tutarlılık mı sergilenmiş oldu ? Bir kelimeden ( ki İngilizcede “ideal” kelimesine tekabül eder) bile bu kadar çekince ne diye ? Bence bunun mantıklı bir açıklaması olamaz. Bunun adı basbayağı saplantı.



Quzey’in Azərbaycanca’sı Güney’in Türkcə’si - Mehran Baharlı-


Geçənlərdə Azərbaycan Buduncu (Cumhuriyəti) televiziyonlarında 2008 ilinin başından olmaq üzərə, Türkiyə Türkcəsi ilə yayınlanan izlənclərə (pıroqramlara) yasaq gətirildiyi salığını (xəbərini) duyduq. Yasağın gərəkçəsi, bu “yabancı” dilin “Azərbaycanca”ya “itəm” (zərər) verdiyidir. Bu salıq Paniranist güclər tərəfindən böyük bir sevinc, İran ve Güney Azərbaycan Türklüyü tərəfindənsə böyük bir üzüntü ilə qarşılandı. Azərbaycan Buduncunda Türkiyə Türkcəsinə gəririlən yasaq, bizim dilimizə gətirilən yasaqdır. Bu olay belə görülməli, belə alqılanmalı ve bu üzdən də qınanmalıdır.



26 Şubat Hocalı Katliamı Unutulmamalıdır! -Reşat Doğru-


26 Şubat tarihi; Türk Dünyası ve Azeri Türklerinin en acılı günlerden birisidir. Bu tarih aynı zamanda insanlık tarihi içinde tam anlamıyla kara bir sayfadır. Bundan 16 yıl önce 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Hocalı kentinde Ermeniler sivil halka karşı ellerinde ağır silahlarla saldırarak, silahsız, savunmasız, garip insanları acımasızca katlettiler.  Bu soykırımda; 106 kadın, 83 çocuk başta olmak üzere 613 kişi hunharca Ermeniler tarafından katledilmiş, 478 kişi ise ağır yaralanmış ayrıca 1275 kişi ise rehin alınarak götürülmüştür.



Türk Birliği'ne Giden Yolda Hukuksal Uyumun Önemi -Kürşat Karacabey-


Son yıllarda insanlar ve toplumlar arası iletişim ve ulaşım imkanlarının, baş döndürücü bir hızla arttığı bilinen bir olgudur. Karşı konulamaz bu olgu paralelinde, artık dünyanın deyim yerindeyse küresel bir köye dönüştüğü de yadsınamaz bir gerçekliktir. İlişki ve etkileşim katsayılarının, kapsam ve derinlik olarak olağanüstü yükseldiği bu süreç, aynı zamanda milli devlet yapılanmalarına karşı, adeta şiddetli bir kasırgaya dönüşmüş bulunmaktadır. Sınır tanımaz ilişkiler ağının olağan ötesi giriftlik kazandığı bu dönemeçte, güçlülerin zayıf ve donanımsız olanlara karşı yönelteceği çekim gücünün; giderek bir öğütme, yutma ve hazmetme mekanizmasına dönüşeceği muhakkaktır. Tıpkı büyük balığın küçük balığı yutmasının mukadder oluşu gibi…



Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Stratejik Önemi -Reşat Doğru-


Türkiye Devleti AB ile bütünleşmesi için harcadığı çaba kadar, Türk Dünyasına ilgi gösterip uygulasa, çok farklı oluşumlarla karşılaşabilir. Ülkemizin etrafındaki bütün gelişmeler, ciddi şekilde, yakın takip edilir, zamanında önlemler alınır, iyi komşuluk ilişkileri yanında, barışçı ortam gerçekleştirilebilirse, bölgeye kalıcı bir istikrar getirilip, savaş senaryolarına son verilebilir. Böylece bölge ülkeleri, emperyalist devletlerin ekonomik ve siyasi çıkarları uğruna, kurban edilmemiş olur. Farklı dayatma ve şantaj üçgenindeki,  Türkiye AB İlişkilerinden sıyrılıp, Balkanlar, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin, her alanda geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için,  kapsamlı bir,  siyasi, ekonomik program ortaya konarak, uygulamaya geçilmelidir. Devletimizin etrafındaki son gelişmeler zaman kaybedilmemesini gerektiriyor.



Kazakistan Seçimleri Ne Getirecek? -Reşat Doğru-


Orta Asya’nın en önemli devletlerinden olan Kazakistan’da, 18.08.2007 tarihinde, Milletvekilliği ve "Maslıhat" adı verilen, yerel idare meclisi ile ilgili, genel seçimler yapıldı. Parlamento’nun 107 üyesinden 98’i, bu seçimler sonucu belirlendi. Seçime 7 siyasi parti, 372 adayla katıldı. Kayıtlı 8 milyonun üzerindeki seçmen, 16 seçim bölgesinde, demokratik hakkını kullanarak oy kullandı. Ancak yaz olması ve okulların tatilde bulunması dolayısıyla, seçime katılma ve oy kullanma oranı, çok yüksek olmadı. Ancak ülkemizden farklı olarak, elektronik ortamda da oy kullanıldı. Ülke barajı %7 olarak belirlenmişti. 16 yıllık genç bir devlet olmasına rağmen, seçimler huzurlu bir ortamda, sakin bir şekilde gerçekleşti. Eksikler, beklenilen daha demokratik tutum yok muydu, tabii ki vardı.



Tandoğan Meydanı'nda Kerkük'e Sahip Çıkalım -Reşat Doğru-


Irak Türkmen Cephesi, Türkiye temsilcili tarafından, Ankara da, Tandoğan meydanında 28.4.2007 saat: 13.00 de Kerkük’le ilgili miting tertiplemektedir. Yapılacak olan bu mitinge Türk milliyetçileri katılmalıdır. Geçmiş dönemlerde, özellikle katil Saddam rejimi esnasında Irak Türklerine karşı acımasız katliamlar yapılmıştı. Türkler Iraktan, özellikle Kerkük ten zorla göçe zorlanmış Araplaştırma politikası uygulanmıştır. Bu politika, 9 Nisan 2003 Irak’ın ABD işgaline kadar devam etmiştir. 2003 yılındaki koalisyon güçlerinin işgalinden itibarın da, Irak Türklerine saldırılar her geçen gün daha fazla artmış, bu seferde, Kürtleştirme politikaları uygulanmaktadır.



Güney Azerbayca'da Nevruz Geleneği - Perviz Rahimi-


Nevruz, eski İran takvimine göre yılın ilk günüdür ve güneşin Koç burcuna girdiği ilkbaharın başlangıcı sayılan bir gündür. Yılbaşının bu ilk gününe, “yeni gün” anlamında Nevruz denmiştir. Nevruz aslında, toprak altındaki canlıların uykudan uyanışları, dirilişleri, kısacası canlıların bahara merhaba demelerinin günüdür. Eski bir takvime göre yılın ve baharın ilk günü sayılan Mart’ın yirmi birine rastlayan güne Nevruz denilir.



Kerkük  -Reşat Doğru-


Emperyalizmin ve kapitalizmin yeniden, şekillenen, küreselleşen dünyada, neler yaptığını, yapabileceğini, Kerkük Türkmenlerinin üzerine uygulanan acımasız, zalim politikaların da, bu gün görmekteyiz. Analar, çocuklar bağırıp ağlaşıyorlar. Yürekler dayanmıyor. Kerkük. Musul, tüm ırak Türkleri, kan ağlıyor. Musul’u, Kerkük’ü, Göztepe’yi,        Karatepe’yi, Telafer’i, Bayat’ı, Karaçalı Dağlarını ABD‘nin bombalamasıyla hatırlayabildik. Telaferin bir Türk kasabası olduğunu, Süleymaniye de 44 cami ve medrese, 2 mektebi rüştiye, 7 han, 952 dükkân, 1 hastane, 34 değirmen, 1 hükümet konağı, 8 hamamın bulunduğunu ve bunların hepsinin, Türkler tarafından yapıldığını, maalesef çok geç öğrendik.



Hocalı Katliamı 21. Yüzyılın Soykırımıdır! -Reşat Doğru-


Agos gazetesi yazarı Hrant Dink in öldürülmesinden sonra, hepimiz ermeniyiz diye slogan atıp, İstanbul sokaklarını inletenler, acaba, Azerbaycan Türklerinin çektiklerini, Karabağ’ın işgal altında olduğunu ve HOCALİ katliamını biliyorlar mıdır? 25-26 şubat 1992 yılında, Hocali bölgesine, ağır silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı güçleri, Hankendide yerleşen 366. Rus motorize birliklerinin desteği ve yardımı ile saldırdılar. Yaşlı genç, çocuk, kadın demeden 613 Azerbaycan Türkünü hunharca katlettiler. İnsanları diri diri, toprağa gömüp, cesetlerini yaktılar. Sağ kalanları da kamyonlara bindirip esir alıp götürdüler. 



Can Kerkük'te Neler Oluyor -Reşat Doğru-


Türk milletinin, yıllarca vatanı olmuş toprakları, tarihin acı bir sürprizi olarak, son iki asırdır, dünya insanlarının görmezliğe geldiği, felaketlerin merkezi oluyor. Bu felaketler sonucunda Kafkasya, Balkanlar, Ortadoğu’daki Türk varlıkları bir bir  yok ediliyor.Bunun son örneklerini de Kerkük’te, Musul’da, Telafer’de, yani Irakta görüyoruz.



Rusya Federasyonu Sömürgeci İmparatorluk Olarak Kalıyor -Ali Akış-


1917 yılında Rusya'da Rus-Komünist Devrimi oldu ve Sovyetler Birliği adında Konfederatif Devleti kuruldu. Bu devletler her ne kadar Birlik diye adlandırılsa da, Rus halkının ruhunda yaşayan merkeziyetçilik hırsı yüzünden pratikte Rus üstünlüğü hüküm sürdü. Komünist sisteminin temelinde ancak Rus dilinde konuşan bir tek Rus Sovyet milletini meydana getirme amacı gizlenmişti. Bu anormal durumun gelişmesi Rus halkının devlet felsefesine dayanarak gerçekleşiyordu. Aslında Rus devlet felsefesine göre, Rusya'nın çeşitli milletleri, devlete hizmet eden varlıklar olarak algılanıyor, devlet ise halk kitlelerine hükümdarlık eden üstün güç sayılıyor. Nitekim tanınmış Rus şairi Mihail Lermontov, Rusya'yı köleler ve efendiler ülkesi olaraktanımlamıştı.



Türkmenistan'ı Neler Bekliyor? -Reşat Doğru-


Türkmenistan 488.100 km2 yüzölçümü, beş milyona yakın nüfusu ile Orta Asya’nın önemli ülkelerinden birisidir. Tarafsızlık statüsü Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından kabul edilmiş ve ekonomisi ve genç nüfusu ile Orta Asya’nın en güçlü devletleri arasına girmiştir. Bu ülke elektrik üretimi, petrol ve doğalgaz açısından, enerji kaynaklarının çok büyük oranda bulunduğu bir ülkedir. 4.5 trilyon metreküp doğalgaz, 1 milyar ton petrol rezervlerinin olduğu bilinmektedir.



Ahmedinejad Yönetimi'nin Hastalığı: 'Logofobi' -Samed Naimi-


Eylül’den bu yana, Güney Azerbaycanlıların yaşadığı bölgelerde bizler için simgesel değer taşıyan Babek Kalesi'nin yer aldığı ve kurt motiflerinin bulunduğu tişörtlerin satışını da yasaklayan İran Yöneticileri son olarak, İran-Irak Savaşı sonrasında "gazi" unvanı alan Mensur Ciddi isimli kardeşimizi, milli kahramanımız Babek Hürremdin ile Bazz Kalesi'nin Güney Azerbaycan tarihi açısından önemine değinen bir kitap yazma hazırlığı içerisinde olması nedeniyle, Ekim ayı ortalarında gözaltına almıştır. İran güvenlik güçleri tarafından, Erdebil'deki evine yapılan baskında ayrıca, kardeşimizin bilgisayarı, CD ve kitaplarına da el konulmuştur.  



Kazakistan’daki Olaylar 20 Gün Öncesinden Biliniyordu -Arslan Bulut-


‘Türkiye ile Kazakistan, Karadeniz bölgesinde petrol çıkartabilir. Nitekim bunu Nazarbayev de söylemişti. İki ülkenin Azerbaycan’ı da yanlarına alıp işbirliğine girmesi durumunda, Rusya’nın olduğu kadar AB ve ABD’nin gelecekteki planları altüst olabilir. Hükümet bunları kavramak konusunda ileri adım atmıyor. Kazakistan bu kadar yatırım ve gelişme süreci gösterirken, biz hala başkent Astana’ya büyükelçiliği taşımadık.’ ”



İdil-Ural Türkleri'nin Rus İşgaline Uğramasına 454 Yıl Oldu -Ali Akış-


Bugün Rusya Federasyonunu oluşturan devletin sınırları içinde bulunan Bulgar, Hun, Altın Ordu, Kazan Hanlığının devamı sayılan İdil-Ural ülkesinin temel halkı Tatar-Başkurtlar ve Çuvaşlar, üç ayrı özerk Cumhuriyet halinde yaşamaktadırlar. Bu üç kardeş cumhuriyetin nüfusu, Büyük Türk ulusunun birer kolu olarak bin altı yüz yıldan beri Volga (İdil) ırmağı (nehri) ile Ural dağları arasında yaşamaktadırlar.



Türk Dünyası Kurultayı Kimlere Ne Kazandırmıştır -Reşat Doğru-


Bu son kurultayı 200-300 kişilik bir grupla yapan insanlara sormak gerekir. Acaba yapılmış olan bu kurultayda ne sonuç çıkmıştır? AKP iktidarı 4 yıllık iktidarları süresince Türk dünyası ile ilgili ne tür çalışmalar yapmıştır? Türk dünyası ilgi bekliyor ama tek başına bir iktidardan hiçbir şey görememiştir. Türk dünyası devlet başkanları zirvesi için adım mı atmışlardır? Türk Dünyasının hangi problemine bir çözüm getirilmiştir?.. Ancak gençliğe ve çeşitli yerlere mesaj vermek için yapılan bu toplantılar, Dünya Türklüğünün sesi olamaz. 



Havanda Su Dövme Kurultayının Ardından -Hanifi Altaş-


Görünen o ki, Türkiye'nin rolü, Amerika'nın ve AB'nin bu ülkeler için geliştirdiği politikalar ekseninde Türkiye'ye verilen rolleri oynamakla sınırlı kalmaktadır. Bakü-Ceyhan hattı olayında gözlendiği üzere, Türkiye zamanında milli politikalar üretemediği için başkalarının peşinden sürükleniyor;  sürüklendikçe zaman kaybediyor ve bu kaybedilen zamanda da Türkiye'nin aleyhine olan yeni seçenekler ortaya çıkıyor.



Ahıska Türkleri’ne Sahip Çıkılmalıdır  -Reşat Doğru-


1944 yılında SSCB zamanında, Stalin, Ahıska bölgesinde yaşayan Türkleri,Almanlarla işbirliği yaptılar diyerek yaşadıkları bölgelerden ,güvenlik gerekçesiyle başka bölgelere taşıdılar.2. dünya harbinde 40 bin kişiden fazla Türk, askere alınmıştı. Geride kalan insanlarda ,alınan bu kararla çok kısa bir zaman içersinde ,220 köy ve kasabayı boşaltmaya zorlandılar.



Almanların 1941 Saldırısı, Öncesi ve Sonrası-Ali Akış-


1941 yılının 22 Haziran tarihinde Alman Orduları Rusya’ya topyekûn saldırı düzenlediler ve kısa zamanda Rusya’nın iç bölgelerini istila ettiler ise de, Moskova ile Petersburg kentlerine giremediler. Evet, Almanların bu saldırıları bütün dünyada korku, dehşet ve nefret uyandırdı ise de, tarih babanın şaşmaz adaleti burada da kendini hissettirdi. Müsaadenizle 1941 yılının 22 Haziranından 21 ay öncesine dönelim.



İran'daki Etnik Milliyetçilik -Arif Keskin-


Askeri ve bürokratik bakımlardan en güçlü dönemini yaşayan İran İslam Cumhuriyeti'ndeki etnik hareketliliğin, kimilerinin umduğu gibi, rejim değişikliği doğrultusunda bir sonuç vermesi zor. Ülkedeki 'merkezkaç' unsurların etkinliği, güçlü bir muhalefete de engel!



Çin ve Orta Asya  -Yağmur Atsız-


Geçen hafta Sanghay'da yapılan bir zirve toplantısı (HAKLI SEBEBLERDEN ÖTÜRÜ!!!) matbuatımıza cazib gelmedi. Çünki ne kimin seneye cumhurbaşkanı olacağıyla ne CHP'nin 'Aman, sol kusur kalsın!' deyip sağı nasıl kafakola alma planları kurmasıyla ne bazı vatanperveranın 'Ben bu işin anasını, avradını...' şeklinde naralanıp Brüksel'e kuşak sarkıtma hevesleriyle ve ne de Mualla'nın evvelki akşam 'My Holy Cock' Diskosu'nun üst katında kiminle sevişdiği gibi mühim meselelerle ilgiliydi.



Satranç Tahtasındaki Coğrafya: ABD’nin Piyonları ve Türkleri Kullanmak -Kenan Biliz-


31 Mayıs’ta Washington da Senato binasında toplanan İran’daki etnik grupların temsilcilerinin katılımıyla başlayan konferansın yanlış sonuçlar doğuracağı öne sürülüyor. Kuzey Azerbaycan’ın bazı kesimleri konferansın Kürt merkezli olduğunu öne sürerek buna karşı çıkıyorlar.  Bütöv Azerbaycan Halk Cephesi Partisi Uluslararası İlişkilerden sorumlu Başkan Yardımcısı Elçin Mirzebeyli, ABD’nin Kürt silahlı güçlerine destek vermesi durumunda Irak’ta karşılaştığı sorunların benzerini İran’da yaşayacağını söyledi.



İran- Irak Parantezindeki Türkiye, Yağmur Atsız


Washington bugün artık (KAT'İYYEN VAZGEÇMEYECEĞİ) Avrasya'da yeni düzen politikasından ziyade korkunç bir iç savaşı önlemek amacıyla Irak'da kalmaya devam etmekdedir. O bakımdan Tahran'daki yöneticilerin uzunca süredir, kendilerine böylesine değerli hizmetlerde bulunan ABD'yi 'takdir ve şükranla' (!) seyretdiklerini sanıyorum. Ancak, şayet Irak dağılırsa buna Türkiye, Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri, İsrail ve hatta Mısır'ın seyirci kalacaklarını ve İran'a 'åfiyet olsun!' temennisinde bulunacaklarını sanmak da safdillik olmaz mı?



Demokrasi, Türk Dünyasında Piyango Dağıtımı ve Soros  -Atila Demirkasımoğlu-


Demokrasi, Türk Dünyası'nın kendi potansiyelini kullanabilmesi için olumlu ortamı sağlayacakdır. Türklerin yaşadığı bütün coğrafyalarda, Türkler ister azınlıkda isterse çoğunlukda bulunsunlar demokrasi Türklerin lehine gelişmelerin yeşereceği bir zemin olacakdır. Türk Tarihinin eksikli anlatımından kaynaklanan ve tarihimizi gerçekten büyük tarihi kişilerin etrafına kilitleyen yanlış bir bakış açısının Türkler arasında yaygın olduğunu biliyoruz. Bilim adamlarımız tarihin boşluklarını hem yeni verilerle hem de varolan verilerin sürekli yinelenen işlenmesiyle doldurdukca doğru bakış açılarının yaygınlaştığını göreceğiz.



Güney Azerbaycanlı Tutuklular Serbest Bırakılmalı!

Perviz Rahimi


İran/Tebriz’de, Mart’ın ilk haftasında, Güney Azerbaycan Türkleri tarafından, 1992 yılında Ermenilerce gerçekleştirilen “Hocalı Katliamı”nda ölenleri anma töreni düzenlenmiştir. Ancak, bu kardeşlerimizin bir çoğu törenden sonra tutuklanmıştır. 25 Şubat tarihinde de, aynı amaçla Kum kentinde bir araya gelen kardeşlerimizin gösterisi, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu yarıda kalmıştır. Ertesi gün protestolarına Tebriz’de, Şehnaz caddesinde devam etmek isteyen yaklaşık bin kişilik grup polis müdahalesiyle karşılaşmıştır. Göz altına alınan yirminin üzerinde Güney Azerbaycanlıdan haber alınamamaktadır.



Önce Biz, Sonra da Bütün Türk Dünyası Birleşmeli -Tenzile Rüstemhanlı-


Demem o ki; demokrasi dediklerinin arkasında bir Türk düşmanlığı sorunu var! Düşünün büyük bir millet, turuncu devrim için turuncu bayrakların altında! Ve düşünün bizim en büyük siyasi parti liderinden biri ne söylüyor? “Azerbaycan’ı turuncu renge boyamamız gerekiyor!” Ve adam “Türkiye beni niye kollamıyor?” diyor! Düşünün ki Türkiye aleyhine kampanya oluşturdu Soros burada. “Türkiye Azerbaycan’ı sattı, niye Türkiye turunculara destek çıkmadı?” Türkiye’nin burada iç siyasetinde işi yok ki. Türkiye Azerbaycan’ın devlet olarak yaşamasını istiyor. Türkiye devleti yanında olacak bir devlet olarak. Benim devletimi devirmeye çalışan bir Soros vakfının faaliyetini destekleyecek değil ki Türkiye!



Ankara, Washington  -Yağmur Atsız-


Önümüzdeki günlerden îtibâren Washington ile Ankara arasına yeni bir Sırat Köprüsü kurulacak. Hattâ kuruldu bile. Washington Türkiye’ye son bir kere daha şu başlayan büyük Avrasya Oyunu’nda nihâyet bir rol alıp almayacağını soracak. Hem de Teksas usûlü nobranca. Yoğurddan ağzı yandığı için de bu kez cevâbın, olumlu ise daha inandırıcı olmasında ısrâr edecek. Eğer Ankara’nin cevâbı yine olumsuz çıkarsa gerek PKK, gerek Ermeni ve hattâ gerekse AB cebhelerinde tadsız sürprizlerle yüz yüze gelmemiz bana mukadder gibi gözüküyor.



Güney Azerbaycan Türklerine Yeni Baskılar...  -Samed Naimi-


İran/Tebriz’de, Güney Azerbaycan Eyaleti İslam Şurası Başkanı Peruz Tagavi’nin organizasyonu ile yapılan bir toplantıda, Güney Azerbaycan Türkleri için büyük önem taşıyan Babek Kalesi’nin bulunduğu Keleyber bölgesi ele alındı. Toplantıda Keleyber’in, İran Hükümeti tarafından turizm bölgesi olarak kabul edildiği vurgulanarak, Keleyber’de arkeolojik kazı çalışmalarına başlanması, ayrıca Babek Kalesi civarındaki yürüyüş ve mitinglerin yasaklanması, giriş ve çıkışlara izin verilmemesi kararlaştırıldı



Hazar Denizi'nde Güç Mücadelesi  -Perviz Rahimi-


İran, Hazar Denizi’nde askeri ve stratejik üstünlük kazanmaya yönelik olarak, Hazar Denizi kıyısındaki Gilan şehrini silahlandırmaya başladı. İran Devlet Başkanı Mahmut Ahmedicad, Hazar Denizi’nin güneyinde stratejik bir ada yapılması amacını taşıyan projeyi desteklerken, projenin başına Muhammed Forsat isimli bir mühendis getirildi.

 

Siyasi gözlemciler, İran’ın nükleer faaliyetlerinin ve ülkede hüküm süren radikal rejimin, ABD’nin, İran’ı çembere almaya yönelik politikalarını devam ettireceğinin altını çiziyor.



İran'daki Uçak Kazalarının Ardındaki Sır Perdesi Ne Zaman Kalkacak

-Perviz Rahimi-


Son dönemde ülkemizde meydana gelen uçak kazaları soru işaretleri ile dolu. Bilindiği gibi, İran ordusuna ait yolcu ve yük taşımada kullanılan C-130 tipi uçağın, 6 Aralık 2005 tarihinde düşmesi sonucu 116 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın aydınlanmasını istemeyen Besiç Güçleri tarafından, “uçağın kara kutusuna el konulmasının” yankıları halen devam ederken, 9 Ocak günü, Urumiye yakınlarına Devrim Muhafızları’na ait askeri nakliye uçağının şüpheli bir şekilde düşmesi, cevaplanması gereken soruları artırmıştır.



Şah İsmail Sevgisi -Müge Çetinkaya-


Türk'ün kılıcıyla biçimlenmiş bu dünyada sadece 37 yıl yaşamış , çağının savaşçısı , hükümdarı , edebiyatçısı , siyasetçisi , din adamı olmuş ve  Türk tarihinde tartışmasız yüksekliğe ermiş Şah İsmail'in hayatını anlatmak güçtür. Onun gibi bir Türk hükümdarı hakkında yazmak , bilim ve her şeyden önce millî vicdan sahibi tarihçilerin işidir. Millî vicdandan mahrum kalmışların ellerinde yazılan Türk tarihi , facia haline gelmekte ve Türklüğü birbirinden ayırmaktadır.




Paolo Giovilo 'nun  Türklerle İranlılar (Safeviler) arasındaki savaşla ilgili olarak  anlatıkları işte bunlardır .Söyledikleri  Şah İsmail'in salefi ve kayınpederi Uzun Hasan' ın ordusunda  hizmet etmiş olan Angiolo' nun anlattıklarına üç aşağı beş yukarı uymaktadır. Bu yazar, eğer Sultan, İsmail'in  Türkiye sınırındaki derbeyleri ve özellikle  Şah' ın düşmanları olan Kürdler tarafından   kışkırtılmamış olsaydı, hiç bir zaman İsmail'e karşı  savaşa  girişmemiş olacağını söyler


Kaşgarlı MahmudTürk Dünyası ve İran Türkleri


Türk Dirlik


Türk Dünyasında bütün demokratik hareketlerin yanındayız. Yanındayız çünkü, demokrasinin, nihayetinde, Türklerin lehine gelişmelerin sağlayıcısı olduğuna inanıyoruz.

 

Türkiye, Türk dünyasının uluslar arası ve kendi içinde yer alan gelişmelerini demokratik ilkeler penceresinden değerlendirmelidir. Türkiye, aktüel çıkarlarını büyütmek adına ilkelere dayanan duruşunu yıkamaz. Türkiye, uluslar arası güç dengelerinin ona dayattığı baskılarla ilkelerinden vazgeçemez. Türkiye, ikili ilişkilerinin bugününe hapsolan duruşların esiri edilemez.

 

Türkiye, Türk ülkelerinin içişlerine karışmıyorum diyemez. Herkes bizim içimize karışabileceği gibi, biz de herkesin içine karışırız. Türkiye’nin bu iç işlere karışmadan dolayı bir zararı olamaz. Olacağını düşünenler, Türkiye’nin güçlerini tanımayanlar, ona inanmayanlar veya onu yönetmesini bilmeyenlerdir. Yönetmesini bilmeyenler gider, bilenler gelir.

 

İran Coğrafyasında gelişen olaylar, dış konjonktürün zorlamasından etkilenebilir. Bu etki samimiyet içermeyebilir. Şimdilik içermeyecektir de. Ancak neticede Türklerin yaşadığı coğrafyalarda demokratikleşme fırsatları doğdu ise bu doğumlara yardımcı olmak gerekir. Türkiye, İran Türklerinin demokratik haklarının yanında olmayan bir İran İslam Cumhuriyeti’nin yanında olamaz. Türkiye, İran Türklerinin demokratik haklarının güvencesi olan bir devlet yapılanmasının yanında olur. Türkiye, İran Coğrafyasında yer alan devletin bütünlüğünün karşısında değildir. Bu bütünlüğün bir yutma değil, bir beraberlik olmasını ister ve bunu sağlamaya çalışır.

 

Türkiye, çevresinde demokratik ve katılımcı yapıların oluşmasını desteklemelidir. Bu demokratik katılım aktörleriyle ilişkilerini zenginleştirmeli, onların bir dış dayanağı olma yoluna girmelidir. Demokratik bir bölge, zengin bir bölgenin kurulmasını sağlar. Bu gelişmenin öncülüğü ve liderliğini yapacak birikim, Türkiye’de vardır. Bunun gereği yerine getirilmelidir.

 

Bu gereğin yerine gelmesi için yapılacak olan, siyasi, kültürel ve ticari ilişkilerin demokratik katılım üzerine inşasının sağlanmasıdır. Devlet aktörlerinin yerine toplumsal aktörleri koymak bir başlangıç olarak kabul edilmelidir. Türkiye’nin toplumsal aktörlerle ilişkileri de ilkelere bağlı olmalı, aktüel çıkarlarla ilişkilendirilen indirgemelerden uzak tutulmalıdır. İlişkili olunan toplumsal aktörler bir müdahale mekanizması olarak değil, toplumsal aktörler bütünlüğü içinde bir gelişme dinamiği olarak görülmeli ve bu ilkelere yaslanan bir bakış açısına yönlendirilmeleri sağlanmalıdır.

 

Böyle bir tarzın doğru yorumlanması başarı getirecek, yanlış yorumlar sergilenmesi Türkiye’nin hem dışarıda itibarını kaybetmesine hem de kendi başına işler açmasına yol açacaktır. Böyle bir riskin varlığı, onun üstlenilemeyeceği anlamına gelmez. Risk almayan yol alamaz.

 

Türkiye, bölgesinde, ölümlere duyarsız kalamaz! Ölünen bir bölgede zenginleşme gerçekleşemez. Bölgede zenginleşme gerçekleşmeden ülkede zenginleşme genişleyemez.

 

Türkiye, İran coğrafyasında kurulu İslam Cumhuriyeti ile temasa geçmeli ve duyarlılık ve politik duruşunu ve bunun gereklerini açıkça yetkililerle konuşmalıdır.

 

Anadolu ve Trakya bölgesinin Türkleri, İran bölgesinin Türklerinin yanındadır. Bölgenin ortak yoldaşları, birbirlerine desteğini göstermelidir. Bugün sıra Anadolu Türklüğündedir.

 

 

 

 

Türk Dirlik

 



 


 Kavramsal Açılım Zemini




Avrasyacı Çağrı ve Türkiye'nin Jeopolitiği Aleksandr Dugin-


Jeopolitik yöntem, mahiyeti itibariyle karşıt iki hakimiyet modelinin -deniz ve kara- temel düalizmine dayanmaktadır. Bu düalizmi dikkate almaksızın jeopolitik hakkında fikir beyan etmek, yerçekimi yasalarını bilmeksizin klasik fizikten bahsetmek gibi, tamamen anlamsızdır. Erbabı için bu bilinen bir şeydir. Ancak "jeopolitik" kelimesini televizyon yorumcularından duyan sıradan halk için bu bir yenilik olabilir. Bu çalışma, tüm meseleleri bu bağlamda netleştirmek amacından doğmuştur, jeopolitik yöntemdeki kara-deniz karşıtlığı, bilgisayar teknolojisindeki 0-1 şeklindeki sayısal ikili kodla aynı şeydir.






 

Türklerin Ulusal Uyanışı


-Yusuf Akçura-


"Türklük", daha açık ve bilinen bir tabir ile "Türk Alemi" neresidir? Bu satırları yazan, bir zaman halk karşısında Türklükten bahsederken, Türk alemini şöyle tarif etmişti: "Eski dünya yarım küresini göz önüne getiriniz. Orada üç kıta vardır. Kuzey-batıya tesadüf eden ve yırtık paçavraya benzeyen kısmını koparıp atıverin; güney-batıdaki üç köşeli son ve ağır kıtayı da insanların zayıf kollarıyla kazdıkları kanal çizgisinden büküp koparıverin; sağ tarafın aşağısından sarkan üç dört çıkıntıyı yontun... O vakit eski dünyanın asıl gövdesi kalır. İşte bu gövde tamamen Türk yeri, bizim mirasımızdır."






 

Hazar Denizi'nde Güç Mücadelesi -Perviz Rahimi-


İran, Hazar Denizi’nde askeri ve stratejik üstünlük kazanmaya yönelik olarak, Hazar Denizi kıyısındaki Gilan şehrini silahlandırmaya başladı. İran Devlet Başkanı Mahmut Ahmedicad, Hazar Denizi’nin güneyinde stratejik bir ada yapılması amacını taşıyan projeyi desteklerken, projenin başına Muhammed Forsat isimli bir mühendis getirildi.

 

Siyasi gözlemciler, İran’ın nükleer faaliyetlerinin ve ülkede hüküm süren radikal rejimin, ABD’nin, İran’ı çembere almaya yönelik politikalarını devam ettireceğinin altını çiziyor.




Sizi vatan için ölmeğe çağırmıyorum,

 Sizi vatan için yaşamağa çağırıyorum.

Vatan için yaşamak

Onun için ölmekten korkmamaktır.

Muhammed Salih


 Nihal Atsız Üzerine




Paolo Giovilo 'nun  Türklerle İranlılar (Safeviler) arasındaki savaşla ilgili olarak  anlatıkları işte bunlardır .Söyledikleri  Şah İsmail'in salefi ve kayınpederi Uzun Hasan' ın ordusunda  hizmet etmiş olan Angiolo' nun anlattıklarına üç aşağı beş yukarı uymaktadır. Bu yazar, eğer Sultan, İsmail'in  Türkiye sınırındaki derbeyleri ve özellikle  Şah' ın düşmanları olan Kürdler tarafından   kışkırtılmamış olsaydı, hiç bir zaman İsmail'e karşı  savaşa  girişmemiş olacağını söyler

 



 

Cengiz Han'ın Ordusu Polo Oynuyor

 Kitap




Orta Asya'nın Demokrat Başbuğu: Muhammed Salih -Hayatı ve Mücadelesi-


-Turgut Öztaşkın-


Özbekistan Muhalefet Lideri Muhammed Salih, bundan yedi yıl önce, 1993'ün Nisan ayında vatanını terk etmişti. Ancak Özbekistan yönetimi Salih'i hiç unutmadı; nereye gittiyse orada barındırmamak için o ülkeye baskı yaptı. Ayni zamanda Özbekistan’da yedi yıldır Salih'e karşı acımasız propagandalar yürütüldü; akil almaz suçlarla itham edildi ve hala bu dev karalama kampanyası devam ediyor.

 



 

 

-

Geleceği

- 

 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

Avrasyacı Çağrı ve Türkiye'nin Jeopolitiği -Aleksandr Dugin-

-

Şanghay Beşlisi Tarihe mi Gömülüyor?

-

Tarihinden

- 

 

Stalin dönemindeki sayısız tutuklanmalarından birinde Sultangaliyev. (14 Aralık 1928)

 

 

- 
- 
- 
- 
-21 Azer Hareketi ve Mir Seyid Cafer Pişevari  -Müge Çetinkaya-
-Rusların İki Hastalığı  -Ali Akış-

-

Kazan’ın Bin Yılı Töreninin Düşündürdükleri  -Ali Akış-

-

Güney Azerbaycan Türkleri'nin Sesini Duyunuz! -Samed Naimi -

-

Güney Azerbaycan'da Türk Milli Direniş Hareketi Tarihi Temelleri -Arif Keskin-

-

Sultan Galiyev ve 1917-1923 Milliyetler Siyaseti -Saime Selenga Gökgöz-

-

Orta Asya'nın Demokrat Başbuğu: Muhammed Salih -Hayatı ve Mücadelesi- -Turgut Öztaşkın-

-

İran’da Fars Milliyetçiliğinin Üç Dalgası: “İranlılığa” Giden Yol -Arif Keskin-

-

Ukrayna'nın Bağımsızlığa Kavuşması -Darısı Tataristan'la Başkırdistan'ın Başına- Ali Akış

 

-

Sorunları

-Vicdanını Kaybetmemiş İnsanların Dikkatine Sunulur... -Samed Naimi-

 

 

 

-ABD-Ermenistan-İran Üçgeninde Perde Arkası -Samed Naimi-
-Ahmedinecad İran'ın Son Cumhurbaşkanı mı? -Muhammet Kemaloğlu-
-İran'ın Politikası Sabrı Taşırıyor  -Müge Çetinkaya-
-Karabağ ve Azerbaycan  -Müge Çetinkaya-

-

Türkiye'ye Dayatılan Ermeni Sorununun Tarihsel Derinliği -Nihat Çetinkaya-

-

Tehlikeli İttifak Hattı: İran-Rusya-Ermenistan -Diplomatik Gözlem Gazetesi-

-

Despotun Maskesi Dilidir -Yağmur Atsız-

-

Orta Asya' da Ne Oluyor? 1 -Atila Demirkasımoğlu-

-

Küresel Süreçte Orta Asya Birliği -Abdulvahap Kara-

-

Türkmenlerin Geldiği Nokta -Cengiz Çandar-

-

Ankara'nın Taşına, Gözlerimin Yaşına... -Oğuz Karahan-

-

Diktatörün Adamları -Can Macit -

-

Dost Yerine Mayın Muhammed Salih

-

İran, ABD-İsrail ve Turan Ferruh Sezgin

-

Orta Asya Birligi Yolunda Ilk Adimlar Abdulvahap Kara

-

Kavramlar Üzerine

  

SarayMulkHanimveUlugBeg

 

 

-Bütün Dünya Türk Gençlerine Çağrım Ali Akış
-Türk Şehri Erbil Hasan Celal Güzel
-Kırgızistan''ın kaderi Ukrayna''ya mı benzeyecek? Ferruh Sezgin
-Türk Birliğini Gerçekleştirme Yolundaki Engeller -Ali Akış-
-