Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

2 Haziran 2006

Altın Kartal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Yağmur Atsız

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 

 

 




İran- Irak Parantezindeki Türkiye


Yağmur Atsız


Washington bugün artık (KAT'İYYEN VAZGEÇMEYECEĞİ) Avrasya'da yeni düzen politikasından ziyade korkunç bir iç savaşı önlemek amacıyla Irak'da kalmaya devam etmekdedir. O bakımdan Tahran'daki yöneticilerin uzunca süredir, kendilerine böylesine değerli hizmetlerde bulunan ABD'yi 'takdir ve şükranla' (!) seyretdiklerini sanıyorum. Ancak, şayet Irak dağılırsa buna Türkiye, Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri, İsrail ve hatta Mısır'ın seyirci kalacaklarını ve İran'a 'åfiyet olsun!' temennisinde bulunacaklarını sanmak da safdillik olmaz mı?


Bundan önceki Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in şöyle bir sözü vardır: 'Dış politika gerçeğinde pesimistler ekseriya keyfi kaçkın realistlerdir.' Sonra ilave eder: 'Pesimizmin bir üst mertebesi ise her türlü realizmden feragat ederek optimizme firardır'


Gerçi Tahran, Başkan Bush ve Dışişleri Bakanı Bayan Rice tarafından salı günü dile getirilen bu teklifi anında reddetdi ama bunun henüz son söz olmadığını ve bir tür pazarlık başlangıcı olduğunu kabul etsek bile cevablamaklığımız gereken bir dizi sual ver:


1) ABD'nin Irak'daki bütün planları hak ile yeksan olurken acaba Amerikan kamuoyu daha çok, ama sahiden çok uzun süre Irak'da jandarma ve itfaiye rolü oynamaya hazır mı? (Bence kesinlikle değil.)


2) Eğer ABD yakın yahut orta vadede Irak'dan çekilmeye yönelirse bunu azbuçuk yüz akıyla nasıl becerecek? (Meçhul!) 3) ABD Irak'dan bir tarzda çekilince, halkın ezici çoğunluğu Şii olduğuna nazaran meydan çok geniş çapda onlara ve dolayısıyla İran'a kalmayacak mı? (Kalacak.) 4) O zaman Washington, 29 yıldır can düşmanı bellediği İran'ın ekmeğine yağ sürmüş değil midir? (Hem de nasıl!) 5) Washington'un bu evlere şenlik hegemonya politikası, 11 Eylül ve Afganistan'dan sonra savunmaya çekilmek zorunda kalan 'Cihad Terörizmi'ne, yani Usame bin Ladin İdeolojisi'ne tekrar taarruz” karakter kazandırmış mıdır? (Üstelik en azgın şekliyle!)


Washington bugün artık (KAT'İYYEN VAZGEÇMEYECEĞİ) Avrasya'da yeni düzen politikasından ziyade korkunç bir iç savaşı önlemek amacıyla Irak'da kalmaya devam etmekdedir. O bakımdan Tahran'daki yöneticilerin uzunca süredir, kendilerine böylesine değerli hizmetlerde bulunan ABD'yi 'takdir ve şükranla' (!) seyretdiklerini sanıyorum.


Ancak, şayet Irak dağılırsa buna Türkiye, Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri, İsrail ve hatta Mısır'ın seyirci kalacaklarını ve İran'a 'åfiyet olsun!' temennisinde bulunacaklarını sanmak da safdillik olmaz mı?


Onun için Washington'un şimdi İran'a yöneltdiği, nükleer silah yapımından vazgeçerse müzakere teklifini, bir kendine destek arayışı olarak yorumlamak daha gerçekçi olur. Washington bunu yaparak, Irak Savaşı'nda küçümseyip gücendirdiği Avrupalıları kazanmak ve onlara, her türlü diplomatik yolu denediği inancını aşılamak istiyor ki İran'a darbeyi indirdiği zaman anlayış görsün. Türkiye dışındaki bölge ülkeleri de bundan memnuniyet duyacaklardır.


Aslında Tahran, ne pahasına olursa olsun, nükleer silah üretmeğe kararlıdır. Bakınız 'Şahab Sınıfı' ve menzilleri 1.000 kilometreyle 3.000 kilometre arasında değişen füzelerin yük taşıma kapasitesi 700 kilogram. Oysa mesela 'Tornado' tipi bir avcı uçağının standard silahı olan lazer güdümlü 'Paveway-III' bombalarının, ki her uçak bunlardan ikişer tane taşıyor, ağırlıkları 500'er kilo. Yani bu 'Şahab' füzeleri konvansiyonel silahlarla değil ancak nükleer, biyolojik veya kimyasal başlıkla askeri bir mana kazanıyorlar.


Peki, bu duruma İsrail ve Türkiye göz yumabilir mi?


Vallahi, Türkiye; yok türbandı, kurbandı, ramazandı diye ıskalayabilir ama İsrail'in ıskalayacağını hiç sanmıyorum. Öte yandan Cennet Vatanımız NATO üyesi ve AB adayı.


Allah'tan öyle de bu sefer ağız tadıyla uykuya devam etmesine izin vermeyecekler.


Bu yıl sonbahar, bayağı sıcak geçeceğe benzer.

 

Yağmur Atsız

 02 Haziran 2006



Türkiye AB ve Kemal Tahir  -Yağmur Atsız-


Ölümsüz Kemal Tahir'in 'Yorgun Savaşçısı' Yüzbaşı Cemil, Milli Mücadele başlarken bir Batı Anadolu kasabasında karşı tarafla mübarezeye girer. Kendi emrinde düzenli bir askeri birlik vardır. Ayrıca bilmem hangi grupdan bir çete de ona yardımcı olmakdadır.



Paranoya, Yağmur Atsız


İster kendini sağcı zannedenlerimiz olsun, ister solcu addedenlerimiz, hep sanıyoruz ki birileri bizleri yok etmek üzere alesta beklemekde.



İran- Irak Parantezindeki Türkiye, Yağmur Atsız


Washington bugün artık (KAT'İYYEN VAZGEÇMEYECEĞİ) Avrasya'da yeni düzen politikasından ziyade korkunç bir iç savaşı önlemek amacıyla Irak'da kalmaya devam etmekdedir.


 

 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Tercüman Gazetesi yazarıdır.


Dünyada Neler Oluyor


 


Cervantes


Cervantes

........ ......... ....... ...... ......... ......... ...........


Etkileşim Yönetimi


 


Bloknot


.......................... ...................... ................



Arayış


 


Meçhul Gazeteciye Mektuplar


.............. ......... ....... ..... ........