
Despotun Maskesi Dilidir
-Yağmur Atsız-
Mazlumun korkusu biterken zaliminki başlar. İşte size son Özbekistan olaylarının özeti... Bu olayları Rusya'nın güney sınırlarında bir süredir başgösteren demokrasiye yönelim hareketinin yeni bir adımı olarak değerlendirebilirsiniz. Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan ve şimdi de Özbekistan... Hatta geniş bir bağlamda Lübnan'ı dahi buna eklemek mümkindir. Ukrayna'nın "Turuncu İhtilâli" dir zincirin ilk halkası. Gerçi demokrasi bağlamında "zincir" kavramı biraz garib kaçıyor ama neticeten bunlar hep birbirine irtibatlı gelişmeler. Ukrayna ve Gürcistan'da baskı, yolsuzluk ve namussuzluk rejimlerinin demokrasiye yönelişi yine demokratik denilebilecek tarzda cereyan etdi. Onlardan cesaret alan Lübnan'da da. Zira Osmanlı devrinden bu yana Avrupai etkilere en açık Arab ülkesidir. Ama Kırgızistan ve Özbekistan'da işin rengi değişiyor. Çünki bunlar her ne kadar kendilerine "cumhuriyet/respublika" adını münasib görmekdeyseler de aslında cumhuriyet mumhuriyet değil düpedüz birer "Hanlık"dır!!! Türk Milliyetçiliği'ni kendi tekellerinde zanneden bazı çevrelerin hoşuna gitmeyecek bile olsa aynı durum Azerbaycan, Kazakistan ve hele hele Türkmenistan için de variddir. Haydi Azerbaycan'ı, Osmanlı'ya ve Batı'ya yakınlığı dolayısıyla biraz müstesna tutalım ama bakınız Ruslar Ortaasya'ya 1880'lerde girdi, hepsinin anasından emdiğini fitil fitil burunlarından getirdi, geriliklerini fırsat bilerek cümlesine etmediğini komadı ve takriben 110 sene sonra defolup gitdikleri an bu soydaşlarımız sanki hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devama başladı... Derhal, ama derhal eski hamam eski tas... Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu. Oysa Şair-Lider (ama Ecevit gibi değil gerçek şair) Muhammed Salih ve "Erk Partiyası" Özbekistan'da -tabir caiz ise- "Mahatma Gandi Tarzı" kansız bir ihtilâl amacını güdüyorlardı. Ve farkındaydılar ki halkın "protesto potansiyeli", yahut istekseniz direnme iradesi gitgide artıyordu. Ama olmadı. Bazı çevrelerin acele etmesi sonucu kan döküldü. Zaten bir yıl önce Hokand'da da esnafın buna benzer bir ayaklanması olmuş ama çok daha az kan dökülmesiyle bastırılmışdı. Müsebbib kim? PEKİ, kim acaba bu çevreler? Diktatör İslam Kerimof diyor ki "Aşırı İslamcılar" ... Bu iddiayı Vladimir Putin yutar. Daha doğrusu yutmuş görünür. Zira Çeçenistan Meselesi'nde çok işine gelir. Hatta George W. Bush ible benzeri sebeblerden ötürü bir dereceye kadar inanmış gibi yapar. Fakat gerçek bu değildir. Aşırı dincilere karşı öteden beri aşırı hassasiyet gösteren ben Yağmur Atsız bile buna inanmıyorum. Çünki hadiselerin yıllardır sönüp sönüp patlak verdiği Fergana Vadisi'nde, Andican'da, Karasu'da İslamiyetçiler asla bu güce sahib değiller. Halk kendilerini desteklemiyor. İkinci bir iddia Özbekistan Gizli İstihbarat Teşkilâtı MHH'nin, yâni "Milli Havfsızlık Hizmetinin, kasden kargaşalık çıkarmış bulunduğu. "Havf" korku demek. "Havfsızlık" emniyet anlamına geliyor. "Milli Emniyet Örgütü"... Sabık KGB'nin devamı... Fakat bu iddia da doğru olamaz kanaatindeyim, zira bu tür kanlı bir provokasyonun ne kadar sür'atle kontrolden çıkabileceğini MHH yöneticileri bilir. O halde bence bunun tek bir anlamı var: Halk artık korkusunu yenmeğe başladı ve bu aşağılık rejimi devirmesine pek bir şey kalmadı! Yönetim'in hatta kadınları ve çocukları, hatta ve hatta yaralanıp da henüz can vermemiş olanları bile katletmesi, halkdan duyduğu korkunun derecesini gösteriyor. Kerimof diyor ki "Ateş emrini ben vermedim!"... Ben vermişimdir belki... Müstebidin maskesi dilidir! Peki, bundan sonra ne mi olacak? Bu ilk dalgayı bastıracaklardır... İkincisinden korksunlar!.. Kerimof Almanya ziyaretinde demişdi ki "Avrupa'yı Türkler'den 1402 Ankara Meydan Muharebesi'nde bizim yüce hakanımız Timur kurtardı!"... 15 yıldır kucağından inmeyenlere ithaf olunur! Biz işimize bakalım. Yağmur Atsız 16 Mayıs 2005
|