Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

4 Kasım 2005

Hoca Ahmed Yesevi Türbesi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Dünyası

 


Rusların İki Hastalığı: Alkol Sarhoşluğu ve Uydurma Zafer Törenleri İptilası


-Ali Akış-


Rusya’dan alınan son haberlere göre, Moskova’da, bundan 625 yıl önce Kulikovo mevkiinde Tatar Hanlığını (Altın Orduyu) yenilgiye uğratan Rus Knezi (Prensi) şerefine bir tören düzenlenmiş. Türk, Polonyalı ve Alman tarihçilerinin tespit ettiğine göre ise, Kulikovo Savaşı genellikle olmamış ve Ruslar, Kulikovo adındaki savaşın güya cereyan ettiği meydanı bulamamışlar. Bu bir. İkinci olay: Ruslar, 4 Kasım tarihini Zafer Bayramı olarak ilan etmişler diye yeni haber alındı. Yabancı tarihçiler, 4 Kasım tarihinde herhangi bir savaş olmamış diyorlar. Ruslar ise, 1645 yılının 4 Kasım gününde Polonya Krallığını yenilgiye uğrattıklarını iddia ediyorlar.

 

Rus yöneticilerinin uydurma zaferleri ilan etmesi, Rusya’daki ekonomik krizi ve sosyo-politik dengesizliği unutturmak amacıyla zaferler uydurmakla zavallı halkı oyalıyorlar. Gerçekte ise, Rusya tarihinde zaferden ziyade yenilgiler göze çarpmaktadır. Ruslar, bundan 100 yıl önce, yani 1905 yılında küçük Japonya’ya fena halde yenilmişlerdi. Bu acı yenilgi sonucunda Rusya Çarlığı, prestijini kaybetmişti. 1905 yılının sonunda Rusya Üniversite Dernekleri Federasyonu, Japon İmparatoruna bir mesaj göndererek, kendisini kutlamıştı. Bu mesaj, Rus Çarlığı’nın olumsuz imajını bütün dünyaya yansıtmıştı.

 

Son 100 yıl zarfında Rusların ikinci yenilgisi, 1914 yılında Rus Ordusu’nun Mareşal Hindenburg komutası altında Mazor bataklığında Almanlara yenilmesi sayılır.

 

Üçüncü yenilgi, 1915 yılında Çanakkale’de Türk Ordusu’nun Mustafa Kemal komutası altında İngilizlerle Fransız askerlerine indirdiği dehşetli darbe şeklinde tecelli etti. Gerçi o yenilgi İngilizlere indirilmiştir, ama dolaylı bir şekilde, Ruslara İngiliz askeri yardımının yapılamaması sonucunda Rusları çok etkilemiştir.

 

Dördüncü Rus yenilgisi, 1918 yılında yeni kurulmaya başlayan Fin Ordusu’nun Mareşal Mannerheim yönetiminde, Lahti cephesinde Bolşeviklerin belini kırma şeklinde tecelli etmiş ve Finlandiya’yı Ruslardan kurtuluşu ile sonuçlanmıştır.

 

Rusların beşinci yenilgisi, 1920 yılında Polonya’daki Vistül ırmağı kıyılarında Mareşal Yozef Pilsudski komutası altındaki 60.000 kişiden oluşan Polonya Ordusu’nun 120 bin kişilik Rus Bolşevik Ordusu’nun tarumar etmesi şeklinde cereyan etmiştir. Bu kanlı savaşla Mareşal Pilsudski, Avrupa’yı Rus Bolşeviklerinin istilasından kurtarmış oldu.

 

 

Sovyet Çatısında Ruslar

 

Rusların altıncı yenilgisi, 1939 yılında yine Fin Mareşal’i Mannerheim’in 200 bin kişilik Rus Ordusu’nu darmadağınık etmesi şeklinde tecelli etti ve Bolşevikliğin istilasından Finlandiya’yı kurtarması ile sonuçlandı.

 

Bu yenilgileri çoğaltabiliriz, ama değerli okuyucularımı bıktırmamak için bu konuyu kapatmaya karar verdim. Rusların uydurma zafer teranelerine karşı bir misalle yazıma son vermek istiyorum.

 

Geçen haftalarda, dostumuz Polonya’da Devlet Başkanı seçimleri yapıldı. Seçim arifesinde başkan adaylarından biri Lech Kaczynski şöyle bir konuşma yaptı:

 

Komşumuz Rusya yöneticileri, dünyada düşman aramakla meşgul olmaktadırlar. Rusların tespit ettiğine göre Rusya’nın 3 tarihi düşmanı varmış. Birincisi Tatarlar, ikincisi Polonyalılar ve üçüncüsü Yahudiler.

 

Düşmanların birincisi Tatarlar, iç düşman, ikincisi Polonyalılar, dış düşman ve üçüncüsü Yahudiler, iç ve dış düşman.

 

Bu tespit (saptama), akrebin, başarıya ulaşamaması halinde intihar etmesi kuralını akla getirmiyor mu?

 

Gerçekte de Ruslar, iç düşmanları Tatarları yenmek için intihar yolunu seçmişlerdir. Son hükmü sayın okuyucularıma bırakıyorum.

 

Dünya Tatar Ligası’nın (Dünya Tatarlar Birliği’nin) organı internet yazısı, güncel konulara değinen bir çalışmadır. Bugünkü yazımda Tatar Milli Hareketinde aktif rol oynayan Rus sömürgeciliği konusunu aldım. Belli olduğu veçhiyle, Tatar-Başkurt Milli Hareketinde, ikiz kardeşler Tatarlarla Başkurtların ahenkli ve düzenli çalışması, çok önemli rol oynamaktadır. Rus yöneticileri, büyük ülkenin ekonomik ve sosyal alanlarındaki çetinlikleri unutturmak için tarihi düşmanlar icat etmekle meşgul olmak zorunluluğunu hissetmektedirler. O düşmanların en önemlisi Tatarlardır. Tatarlar iç düşman sayıldığı için, Ruslar kendilerine destekçi aramaya koyuldular. O desteği de, siyasal kültürleri zayıf, dini-milli imanları eksik sayılan Nijniy Novgorod Mişerlerini arayıp buldular. Rusların tarihi düşmanları arasında Polonyalıları seçtiler. Bu cefakâr millet, 4 asırdan beri, Rus asimilasyonuna hedef olmuştu, ama kahraman Polonyalılar, Rus esaretinden kurtulma yolunu kanlı savaşta buldular ve başarılı da oldular. Ruslar, Polonya’yı ikinci düşman ettiyse, Yahudileri üçüncü tarihi düşman ederek ilan etmekle medeni Hıristiyan, derin manevi temele dayanan yüce İslam dinine ve ilahi dinlerin üçüncüsü Musevi dinine de düşman olarak en büyük ahmaklık yaptılar. Böylece, Ruslar, dosttan yoksun kaldılar. Ruslar, üç dini de düşman görmek suretiyle, Polonyalılara, Tatarlara ve Yahudilere karşı uyguladıkları soykırımının hesabını verme talebi ile yüz yüze kaldılar. Ruslar 1921’de Tatar-Başkurt halkına, 1940’ta Katin ormanlarında 14000 Polonyalı subaya ve 1944’te Kırım Tatarları ile Çeçenlere reva gördükleri soykırımı kurbanlarına milyarlarca dolarlık tazminat ödeme külfetini yüklenmiş oldular. Hadi bakalım Ruslar, Moskova Merkez Bankası’ndan milyarlarca doları çekerek, Tatarlara, Polonyalılara ve Çeçenlere para sökülün bakalım! O zaman düşman aradığınıza pişman olursunuz!

 

Rusların düşman arama operasyonuna katılan Nijniy Novgorod Mişerleri, 1918–1920, 1939–1940 ve 1941–1944’li yıllarda, Finlandiya’da yaşayan hemşehrilerinizden akıl dersleri alın. Finlandiya’da yaşayan Nijniy Novgorod Mişerleri, yukarıda saydığım savaşlarda 10 şehit verdiler, 30 asker gazi unvanını aldı ve medeni dünyaya örnek oldular.

 

Ne demişler, akılsız başın cezasını el ayak çeker. Bugün Finlandiya Tatarları, Avrupa Birliği üyeleri olarak cennette yaşıyorlar. Bu yazım akılsızlara biraz akıl verir diye düşünüyorum. Hoşça kalın.

 

Bütün Tatar İçtimai Merkezi, Bütün Dünya Tatar Kongresi ve Dünya Tatar Ligası, üç müttefik birlikte çalışıyoruz.  

 

Selamlarımla, 

 

Ali Akış

4 Kasım 2005

Gazeteci Yazar, Dünya Tatarlar Birliği Fahri Başkanı ve Avrasya Birliği Taraftarı



Kazan’ın Bin Yılı Töreninin Düşündürdükleri -Ali Akış-


Büyük Türk dünyasının Kuzey bölgesini oluşturan Tataristan Cumhuriyeti, bundan 453 yıl önce Korkunç İvan adındaki Rus Çarı tarafından kanlı savaşlardan sonra işgal edilmişti. Kazan kenti, Tataristan Cumhuriyet’inin başkenti. 1990 yılına kadar Tataristan, Sovyetler Birliği’nin bir sömürgesi idi. 1990 yılında Tataristan, sömürgeci imparatorluğunda baş gösteren kurtuluş hareketlerine katılmak suretiyle kendi Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmek cesaretini göstermiş oldu.



Kazan’ın İstilası ve Avrasya Birliği -Ali Akış-


Volga Bulgarları Hanlığı ile Türk-Altın Ordu İmparatorluğu’nun ve Türk-Tatar Devleti Kazan Hanlığı’nın Başkenti Kazan’ın Ruslar tarafından istila edilmesine 15 Ekim 2005 gününde 453 yıl oluyor. Bu tarih günümüzdeki döneme ciddi bir çağrışım yapmaktadır. 1910 yılında Varşova Üniversitesi tarih profesörü Maşkof’un eseri çıkıyor. O dönemin Rus güvenlik teşkilatı Ohranka (günümüzdeki Rus KGB’nin babası), bu eser, Polonya gençlerinin devrimci hareketini alevlendirmesinden korktuğu için kitabı toplatıyor ve yok ediyor.



Kazan'dan Gelen Nahoş Siyonist Sesi -Ali Akış-


24 Haziran gününde Tataristan’ın başkenti Kazan’da tarihi caminin açılışı münasebetiyle görkemli tören düzenlendi. Tatar halkı ve hükümeti, 1552 yılında Kazan’ın Ruslar tarafından işgali sırasında cereyan eden şiddetli savaşta şehitlik mertebesine erişen 60 bin Tatar Müslüman arasında Kul Şerif adında bir müderris (profesör) ve onun 350 talebesi de yer almıştı. Aradan 450 yıl geçtikten sonra inşa edilen tarihi anıt camiye şehit Kul Şerif adından başka bir ad vermek tarihe ihanet ve kutsal İslam akidesine sadakatsizlik olurdu.


 

Ali Akış


1918 Mançurya’nin Haylar kasabasinda dünyaya geldi.
1924 Ilkokula basladi.
1928 Ali Akis 10 yasindayken Ayaz Ishakî Berlin’de Millî Yul dergisini nesretmeye basladi.
1929 Rus Lisesine girdi. Ruslar, Mançurya’yi isgal etti.
1932 Haylar, Japon isgaline ugradi.
1935 Mugden’de Uzak Dogu Tatar Umum Kurultayi toplandi.
1936 Liseyi bitirdi. Ayaz Ishakî Haylar’a geldi.
12 Aralikta Kore üzerinden Japonya’nin Kobe sehrine gitti.
1937 Ocak ayinda Ezher’de okumak üzere Kahire’ye gitti.
1938 Eylülde Kahire’den ayrildi, Varsova’ya gitti.
1939 Polonya, Rus ve Alman ordulari tarafindan isgal edildi.
1940 Türkiye’ye geldi. Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesinde tahsile basladi.
1944 Son sömestrideyken rahatsizligi yüzünden fakülteyi birakti. Türk Kültür Birligi kapatildi.
1945 Yedek Subay Okulunda askerlige basladi
1947 Vatani görevini tamamlayarak terhis oldu.
1948 Ankara’ya geldi.
1953 Ailesi Türkiye’ye geldi.
1953 Münih’te Paris Bloku kuruldu.
1954 Ayaz Ishakî Ankara’da vefat etti.
Akis, NATO’nun Ankara bürosunda ise basladi.
1956 Zarife Hanimla Istanbul’da nisanlandi.
1957 Dügün için esinin memleketi Finlandiya’ya gitti.
1958 Türkiye’ye döndü.
1959 ABD’de Esir Milletler Kanunu çikti.
1963 Ankara Türk Ocaginda Idil-Ural Konferansi verdi.
1966 Münih’te Hürriyet Radyosunda yorumcu, spiker ve mütercim olarak ise basladi.
1969 Münih’te Paris Bloku Genel Sekreteri oldu.
1975 Luzern’de Insan Haklari Avrupa Komitesi üyesi oldu.
1978 1978 Luzern Konferansi’na katildi.
1979 Ayaz Ishakî adli kitap Ankara’da basildi.1983 Hürriyet Radyosundan emekli oldu.
1985 Idil-Ural’da Hürriyet Mücadelesi adli kitabi yayinlandi.
1986 Paris Bloku feshedildi.
1990 Tataristan’a ilk seyahatini gerçeklestirdi.
1991 Dünya Tatar Birligi Baskani seçildi.
1991 Tataristan’a ikinci defa gitti. Çalli mitinginde konusma yapti.
1992 Tataristan’da egemenlik ilân edildi. Tataristan Millî Meclisi Fahri Üyeligine kabul edildi.
1997 Dünya Tatar Birligi Ödülünü aldi.
2000 Esi Zarife Hanim Münih’te vefat etti.
2001 5 Ekimde, 35 yildan beri yasamakta oldugu Almanya’dan Türkiye’ye döndü.


 Türk Dünyası


Ruslar Kafkasya da ve Göçler


"Rus Yayılmacılığı..."


Rus çarları ve onların varisleri kızıl çarlar, daha sonra Post-Sovyet sistemin yöneticileri, geleneksel sömürgecilik amaçtan bir nebze bile sapmadan, Doğuya, Batıya, Kuzeye ve Güneye, Norveç'ten Vladivostok'a, Kuzey Buz Denizi’nden Karadeniz’e kadar  uzandılar. Ruslar Güneyde Türkiye'ye kadar Ahtapot gibi uzanmak istediler, ama Atatürk Yunan sömürücülerini denize dökmekle Rusların Akdeniz’e inmesini ebediyen kesti. Japonlar, Rusları 1904-1905 yıllarında fena halde yenerek, Doğuya Rus yayılmasını ebediyen durdurdular.


 Fikir Özgürlüğü


Çanakkale Savaşlarında Süngü Hücumu


Lenin...


Lenin, 7 Kasım 1917 yılında Petersburg'ta yaptığı konuşmasında, Rus intelligensyası (aydınları) için "Kafası çöp dolu" diye yakınıp söylemişti. Gerçekten bunun manasını (anlamını) pek kavramamıştım, şimdi Putin, Tataristan Muhtar Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmesini hice sayarak, Tataristan yöneticilerinin Milli Meclisi'nde, Tataristan'da Latin alfabesinin büyük çoğunlukla kabul edilişini, Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı diye RF Duması'nın hiçe saydığı Kararı onayladı. İşte bu Karar, Rus intelligensiyesinin (aydınlarının) kafası çöp dolu olduğunu ispat etti..


 Karadeniz ve Hazar



Rusya'nın Geleceği...


Karadeniz’de Rus emellerine engel sayılan Ukrayna, Polonya, Türkiye ve Hazar Denizi’ne uzanmak için İran ile Azerbaycan'ı ve Gürcistan'ı zararsız hale getirmek gibi stratejik planlar kurmaya girişti. Bundan 3-4 yıl önce dünya haritasına baktığımızda, Sovyet İmparatorluğu'nun varisi Rusya Federasyonu'nun Avrasya kıtasında barış için büyük tehlike teşkil ettiği göze çarpardı. Lakin son yılbaşında Ukrayna'da yapılan Devlet Başkanı seçimlerinin, Rusya'nın çıkarlarına aykırı sonuçlar vermesi ve Baltık boyundaki devletlerin evvela NATO'ya, sonunda Avrupa Birliği’ne girmesi olayları, Rusya'nın çökmesini hızlandırıcı nitelik taşımaktadırlar..