Yazar | 
Ali AKış |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  |
| 
Kazan’ın Bin Yılı Töreninin Düşündürdükleri
-Ali Akış-
Sayın okuyucularımıza Kazan’ın 1000 yılı vesilesiyle bir mesaj yollama dileğimi yerine getirmek amacıyla bu yazıyı sizlere armağan olarak yollamaya karar verdim. Büyük Türk dünyasının Kuzey bölgesini oluşturan Tataristan Cumhuriyeti, bundan 453 yıl önce Korkunç İvan adındaki Rus Çarı tarafından kanlı savaşlardan sonra işgal edilmişti. Kazan kenti, Tataristan Cumhuriyet’inin başkenti. 1990 yılına kadar Tataristan, Sovyetler Birliği’nin bir sömürgesi idi. 1990 yılında Tataristan, sömürgeci imparatorluğunda baş gösteren kurtuluş hareketlerine katılmak suretiyle kendi Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmek cesaretini göstermiş oldu. Moskova’daki Sovyetler Birliği yöneticileri, yurdun her köşesinde baş gösteren kurtuluş hareketleri karşısında şaşkın kaldılar, ama iş savaşı göze alamadıkları için Tatarların ve Rus olmayan diğer ulusların taleplerine evet demek zorunda kaldılar. 1991 yılının 19 Ağustos gününde Sovyetler Birliği’nin son Cumhurbaşkanı Gorbaçev, Sovyetler Birliği Komünist Partisinin lağvedilmesini (ortadan kaldırılmasını) sessiz sedasız kabullenmek zorunda kaldı. Böylece, 1922 yılından 1991 yılına dek Sovyet Rusya’da 69 yıl süreyle mutlak hükümdarı Komünist partisi, tarihin çöpüne atılmış oldu. O dönemin ABD Devlet Başkanı Roland Reagan, Batı Almanya’nın kanzleri Helmuth Kohl ve Sovyet Rusya’nın Devlet Başkanı Mihail Gorbaçev, Sovyet İmparatorluğunun sona erdiğini bütün dünyaya ilan ettiler. Bunun akabinde Orta Asya’da Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan Cumhuriyetleri, Kafkasya’da Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Devletleri, Kuzeyde Estonya, Litvanya ve Letonya Cumhuriyetleri, Rusya’nın Batısındaki Ukrayna, Belarus ve Moldova devletleri bağımsızlıklarını ilan ettiler. Böylece dünya barışı için sürekli tehlike arz eden “kudretli” Sovyet İmparatorluğu tarihe karıştı. Ne var ki, yoğun çalışmalara rağmen: İdil-Ural’ın en gelişmiş özerk Tataristan, Kuzey Kafkasya’nın Çeçenistan özerk cumhuriyeti ve Kırım yarım adasının tarihi sahibi Kırım Tatar Cumhuriyeti, coğrafi konumlarının elverişsiz olması nedeniyle hakları olan bağımsızlıktan yoksun bırakıldılar. Her ne kadar Kırım Cumhuriyeti, Ukrayna devletinin parçası olarak muhtar (özerk) Cumhuriyet hakkını kazandı ise de, tam bağımsızlığına kavuşamadı. Böylece, Sovyet İmparatorluğunun sömürgelerinden on beşi (on beşincisi Kırımdır) Rus sömürgesi statüsünden kurtulmuş oldu. Tataristan’la Çeçenistan’a gelince, iki cumhuriyet de bağımsızlık hakkına sahip oldukları halde, Rus hegemonisinden kurtulamadılar. Buna rağmen, 1991’den 1994’e kadarki zaman zarfında, gerek Tataristan gerek Çeçenistan, mevcut yasal imkânlar çerçevesinde azami (maksimum) çaba gösterdiler, ama velâkin Rusya Federasyonu yöneticileri, 1994 yılında Şartname adını taşıyan ültimatom sundular. Tataristan, coğrafik konumunu göz önünde tutarak, Moskova’nın şartlarını kabullenmek zorunda kaldı. Çeçenistan ise, Tatarlardan farklı sosyal yapıya sahip olduğundan Rusya’ya karşı eşit olmayan savaşa girişti. Tataristan yöneticileri, Moskova’ya boyun eğmekle elde ettikleri yüzde 65 oranındaki egemenlik haklarından feragat ettiler. Böylece 5 yıllık çabaların çoğu heba oldu: lakin sömürgeci Moskova bunlarla yetinmedi, daha çok talepler öne sürdü. 2000 yılında Putin iktidara gelince, Gorbaçov’la Yeltsin dönemindeki tavizler yavaş yavaş ortadan kalktı. Volga boyundaki Tataristan Cumhuriyeti, yeniden Moskova’nın sömürgesi haline getirildi. Ama Kazan kentinin bin yıllık bayramı, geçici de olsa, Rus sömürgecilerinin pis emmelerini engelledi. Ağustos ayının son iki haftası Kazan kenti büyük coşkulara sahne oldu. Böylece Tatar halkı, kusursuz teşkilatçılık yetenekleri ile yüksek uygarlık seviyesini bütün dünyaya gösterdi. Putin, Rusya Federasyonu’nun Devlet Başkanı sıfatıyla Kazana geldi ve meşhur konuşmasını yaptı. Bu konuşmayı dikkat ve ayık gözle takip eden her aydın, Moskova’nın geleneksel sömürgecilik politikasını anladı ve gizli Moskova tehdidini sezdi. Aslında bu politika, Deli Petro’nun vasiyetini hayata geçirme amacına ulaşma temeline dayanmaktadır. Deli Petro, 1709 yılında, Poltava savaşında İsveç krallığını yenilgiye uğrattıktan sonra yaptığı konuşmada, güçlü Rusya İmparatorluğunun yaşamasını sağlamak için Türklerle Tatarları Avrupa’dan kovmak ve onların yerine Slavları yerleştirmek, birinci derecedeki şarttır demişti. Tataristan halkının bütün dünyada model ve örnek teşkil etmesi gerçeği, Moskova’yı ürküttü doğrusu. Hakikaten de, Kazan kentinin İslam ile Hıristiyanlığın birleştiği bir noktayı teşkil ettiği ve Ruslarla Tatarların barış ve eşitlik şartlarında yaşamaları, Moskova’nın bir tek Rusya ideali ile bağdaşmamaktadır. Putin, Kazan’daki konuşmasında, Rusya devleti milletinin yaratılması gerektiğini söyledi. Bu sözler, 1960 yılında, yani bundan 45 yıl önce, Komünist Partisi Genel Sekreteri Nikita Hrusçov, Komünist Partisinin 28. Kongresinde (Moskova’da) yaptığı konuşmada: “Bundan yirmi yıl sonra, yani 1980 yılında Büyük Sovyetler Birliği’nde ancak Rusça konuşan Sovyet halkı yaratılacaktır” demişti. Bu sözler, Putin’in, 28 Ağustos 2005 yılında Kazan’da yaptığı konuşmada “Bizim amacımız, Rusya Devleti Milletini yaratmaktır" demesi, Hrusçov’un 45 yıl önce söylemiş olduğu sözlere çağrışım yapmıyor mu, sevgili okuyucularım? Bu sorunun cevabını siz verin, sevgili okuyucularım. Ali Akış 24 Ekim 2005 Gazeteci Yazar, Dünya Tatarlar Birliği Fahri Başkanı ve Avrasya Birliği Taraftarı
|
Kazan’ın İstilası ve Avrasya Birliği -Ali Akış-
Volga Bulgarları Hanlığı ile Türk-Altın Ordu İmparatorluğu’nun ve Türk-Tatar Devleti Kazan Hanlığı’nın Başkenti Kazan’ın Ruslar tarafından istila edilmesine 15 Ekim 2005 gününde 453 yıl oluyor. Bu tarih günümüzdeki döneme ciddi bir çağrışım yapmaktadır. 1910 yılında Varşova Üniversitesi tarih profesörü Maşkof’un eseri çıkıyor. O dönemin Rus güvenlik teşkilatı Ohranka (günümüzdeki Rus KGB’nin babası), bu eser, Polonya gençlerinin devrimci hareketini alevlendirmesinden korktuğu için kitabı toplatıyor ve yok ediyor.
|
Kazan'dan Gelen Nahoş Siyonist Sesi -Ali Akış-
24 Haziran gününde Tataristan’ın başkenti Kazan’da tarihi caminin açılışı münasebetiyle görkemli tören düzenlendi. Tatar halkı ve hükümeti, 1552 yılında Kazan’ın Ruslar tarafından işgali sırasında cereyan eden şiddetli savaşta şehitlik mertebesine erişen 60 bin Tatar Müslüman arasında Kul Şerif adında bir müderris (profesör) ve onun 350 talebesi de yer almıştı. Aradan 450 yıl geçtikten sonra inşa edilen tarihi anıt camiye şehit Kul Şerif adından başka bir ad vermek tarihe ihanet ve kutsal İslam akidesine sadakatsizlik olurdu.
|
Son Sözüm Gençler! -Ali Akış-
Tatar halkının milli şairi Abdullah Tukay, bundan 100 yıl önce, 19 yaşında bir delikanlı iken, Kuşlavıç köyünden Kazan’a gelerek, tüm Rusya İmparatorluğu sınırları çerçevesinde baş gösteren Milli Özgürlük Hareketine fiilen katılmış ve Milli Hareket kervanının ön saflarında yer almıştı. Bu geliş, tarihi bir rastlantı olarak, 350 yıllık Rus hakimiyeti altında inleyen Tatar Halkının bir uyanış ve direniş hareketini şiirleri ile canlı bir şekilde destekleme senaryosu şeklini aldı.
|
| | 
Ali Akış
1918 Mançurya’nin Haylar kasabasinda dünyaya geldi. 1924 Ilkokula basladi. 1928 Ali Akis 10 yasindayken Ayaz Ishakî Berlin’de Millî Yul dergisini nesretmeye basladi. 1929 Rus Lisesine girdi. Ruslar, Mançurya’yi isgal etti. 1932 Haylar, Japon isgaline ugradi. 1935 Mugden’de Uzak Dogu Tatar Umum Kurultayi toplandi. 1936 Liseyi bitirdi. Ayaz Ishakî Haylar’a geldi. 12 Aralikta Kore üzerinden Japonya’nin Kobe sehrine gitti. 1937 Ocak ayinda Ezher’de okumak üzere Kahire’ye gitti. 1938 Eylülde Kahire’den ayrildi, Varsova’ya gitti. 1939 Polonya, Rus ve Alman ordulari tarafindan isgal edildi. 1940 Türkiye’ye geldi. Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesinde tahsile basladi. 1944 Son sömestrideyken rahatsizligi yüzünden fakülteyi birakti. Türk Kültür Birligi kapatildi. 1945 Yedek Subay Okulunda askerlige basladi 1947 Vatani görevini tamamlayarak terhis oldu. 1948 Ankara’ya geldi. 1953 Ailesi Türkiye’ye geldi. 1953 Münih’te Paris Bloku kuruldu. 1954 Ayaz Ishakî Ankara’da vefat etti. Akis, NATO’nun Ankara bürosunda ise basladi. 1956 Zarife Hanimla Istanbul’da nisanlandi. 1957 Dügün için esinin memleketi Finlandiya’ya gitti. 1958 Türkiye’ye döndü. 1959 ABD’de Esir Milletler Kanunu çikti. 1963 Ankara Türk Ocaginda Idil-Ural Konferansi verdi. 1966 Münih’te Hürriyet Radyosunda yorumcu, spiker ve mütercim olarak ise basladi. 1969 Münih’te Paris Bloku Genel Sekreteri oldu. 1975 Luzern’de Insan Haklari Avrupa Komitesi üyesi oldu. 1978 1978 Luzern Konferansi’na katildi. 1979 Ayaz Ishakî adli kitap Ankara’da basildi.1983 Hürriyet Radyosundan emekli oldu. 1985 Idil-Ural’da Hürriyet Mücadelesi adli kitabi yayinlandi. 1986 Paris Bloku feshedildi. 1990 Tataristan’a ilk seyahatini gerçeklestirdi. 1991 Dünya Tatar Birligi Baskani seçildi. 1991 Tataristan’a ikinci defa gitti. Çalli mitinginde konusma yapti. 1992 Tataristan’da egemenlik ilân edildi. Tataristan Millî Meclisi Fahri Üyeligine kabul edildi. 1997 Dünya Tatar Birligi Ödülünü aldi. 2000 Esi Zarife Hanim Münih’te vefat etti. 2001 5 Ekimde, 35 yildan beri yasamakta oldugu Almanya’dan Türkiye’ye döndü.
|
| 
| Türk Dünyası |

| "Rus Yayılmacılığı..."
Rus çarları ve onların varisleri kızıl çarlar, daha sonra Post-Sovyet sistemin yöneticileri, geleneksel sömürgecilik amaçtan bir nebze bile sapmadan, Doğuya, Batıya, Kuzeye ve Güneye, Norveç'ten Vladivostok'a, Kuzey Buz Denizi’nden Karadeniz’e kadar uzandılar. Ruslar Güneyde Türkiye'ye kadar Ahtapot gibi uzanmak istediler, ama Atatürk Yunan sömürücülerini denize dökmekle Rusların Akdeniz’e inmesini ebediyen kesti. Japonlar, Rusları 1904-1905 yıllarında fena halde yenerek, Doğuya Rus yayılmasını ebediyen durdurdular.
|
| 
| Fikir Özgürlüğü |

| Lenin...
Lenin, 7 Kasım 1917 yılında Petersburg'ta yaptığı konuşmasında, Rus intelligensyası (aydınları) için "Kafası çöp dolu" diye yakınıp söylemişti. Gerçekten bunun manasını (anlamını) pek kavramamıştım, şimdi Putin, Tataristan Muhtar Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmesini hice sayarak, Tataristan yöneticilerinin Milli Meclisi'nde, Tataristan'da Latin alfabesinin büyük çoğunlukla kabul edilişini, Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı diye RF Duması'nın hiçe saydığı Kararı onayladı. İşte bu Karar, Rus intelligensiyesinin (aydınlarının) kafası çöp dolu olduğunu ispat etti..
|
| 
| Karadeniz ve Hazar |

| Rusya'nın Geleceği...
Karadeniz’de Rus emellerine engel sayılan Ukrayna, Polonya, Türkiye ve Hazar Denizi’ne uzanmak için İran ile Azerbaycan'ı ve Gürcistan'ı zararsız hale getirmek gibi stratejik planlar kurmaya girişti. Bundan 3-4 yıl önce dünya haritasına baktığımızda, Sovyet İmparatorluğu'nun varisi Rusya Federasyonu'nun Avrasya kıtasında barış için büyük tehlike teşkil ettiği göze çarpardı. Lakin son yılbaşında Ukrayna'da yapılan Devlet Başkanı seçimlerinin, Rusya'nın çıkarlarına aykırı sonuçlar vermesi ve Baltık boyundaki devletlerin evvela NATO'ya, sonunda Avrupa Birliği’ne girmesi olayları, Rusya'nın çökmesini hızlandırıcı nitelik taşımaktadırlar..
|
|
|