Yazar | 
Ali AKış |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  |
| 
Son Sözüm Gençler!
-Ali Akış-
Tatar halkının milli şairi Abdullah Tukay, bundan 100 yıl önce, 19 yaşında bir delikanlı iken, Kuşlavıç köyünden Kazan’a gelerek, tüm Rusya İmparatorluğu sınırları çerçevesinde baş gösteren Milli Özgürlük Hareketine fiilen katılmış ve Milli Hareket kervanının ön saflarında yer almıştı. Bu geliş, tarihi bir rastlantı olarak, 350 yıllık Rus hakimiyeti altında inleyen Tatar Halkının bir uyanış ve direniş hareketini şiirleri ile canlı bir şekilde destekleme senaryosu şeklini aldı. Tatar Halkı, ayrıca aydınlar kesimi, yazar ve önder Ayaz İshaki’nin nesir şeklindeki eserlerinden, genç şairimiz Abdullah Tukay’ın ateşli şiirlerinden ilham ve örnek alarak, siyasi konser vermeye başlamıştı. Bu konser 1905’ten 1907 yılına kadar iki yıl kusursuz bir şekilde devam etti. Ne var ki, 1905 yılında, Rusya Çarlığının Japonya’ya yenilmesi sonucunda tüm Rusya genelinde özgürlük talep eden eylemler başladı. Rus Çarı 2. Nikola, harekete geçen halkları tatmin etmek amacıyla, Manifesto (Özgürlük Bildirisi) ilan etmek zorunda kalmıştı. Ama baskı ve terör yapmaya alışık Rus bürokratlarının yasadışı eylemleri, dinmek eksilmek nedir bilmeyince, Rus olmayan milletlerinin tepkisi başkaldırma şeklini aldı ve 1907 yılında Rus güvenlik güçleri (Ohranka- KGB’nin babası) başkaldırma eylemini silah gücü ile bastırdı. Bunu akabinde Rus parlamentosu (Gosduma) dağıtıldı ve demokrasiye aykırı yeni seçimler yapıldı. Ama Rus olmayan milletvekilleri büyük çapta yeniden seçilmekten yoksun bırakıldılar. Böylece Rusya’da geleneksel baskı ve devlet terörüne dayanan rejim, yeniden uygulanmaya geçti. Tatar milli hareketinin önderlerinden Ayaz İshaki, 1907 yılında tutuklandı ve ancak 1913 yılında, yani 6 yıl sonra, Romanov Hanedanın tahta geçişinin 3. yüzyılı münasebetiyle ilan edilen genel aftan yararlanarak serbest bırakıldı. Ayaz İshaki, 6 yıllık ayrılıktan kurtularak, sevdiği Kazan’a geldi ve yeniden milli hareketin başına geçti. Bu 6 yıllık hasretin giderilmesi vesilesi ile şair Abdullah Tukay “Muharrire” (yazara, kurtarıcıya) adlı şahane şiiri yazdı. 6 yıllık hapis döneminde, Kazan’da bulunan Tatar aydınlarının önderden yoksun kalması, Abdullah Tukay’ın tepkisine yol açmış ve aşağıda dile getireceğim şiirin bir mısraının doğmasına vesile olmuştu. Mısrada şöyle denmiş: Dön artık, Geç sürünün başına Ve Şeytan’ın vesvesesine SET ÇEK. Bu mısraının doğmasına vesile olan bir olay daha geçmişti Kazan’da 1909 yılında: Rus gizli servisi, o yıllarda özgürlük davasını güden bir eseri Üniversite kütüphanesinden alarak ateşe vermiş. Tatar şairi Sait Sünçeley, Abdullah Tukay’ın önerisi üzerine, Alman şairi Goethe’nin 18. yüzyılda yazdığı bir şiirini Tatarca'ya çevirdiği şu mısra yüzünden başına dert açmıştı. O şiirde böyle denmiştir: İspanya’da engizisyon döneminde önce kitaplar ateşe verilmiş ve sonra insanlar aynı cezaya hedef olmuşlar. Bu şiirin bir tek mısraı yüzünden Tukay da, Sünçeley de, savcının iddianamesine hedef olmuşlar. Sünçeley, hatta 6 aylık hapse mahkûm olmuş. Değerli okurlarım, kıssadan hisse almanızı dilerim. Abdullah Tukay, 100 yıl önce birinci milli dirilişimizde aktif rol oynamıştı. Ondan 100 yıl sonra Tukay’ın ateşli şiirleri, Tatar halkının ikinci uyanışında aynı kutsal rolü oynuyor. Rusya’da özgürlüğün zincirlenmesi, 100 yıl önceki olayların tekrarlanması değil mi? Evet 100 yıl önceki olaylar tekrarlanıyor, ama Tatarlar, bu sefer gerçekten de uyandılar, sağlıklı bir şekilde yeniden doğdular, ama Ruslar, ölüme mahkûm sürece girmiş durumda bulunuyorlar. Siz gençler o mutlu günü, gerçek özgürlüğü göreceksiniz. Allah’ı unutmayın, o her yerde hazır ve nazırdır. Ali Akış 26 Haziran 2005
|
Avrasya'yı Siyonistler Bastı -Ali Akış-
11 Mart 2005 gününde Ankara'daki Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Avrasya konusunda bilimsel bir konferans düzenlenmişti. Sovyet İmparatorluğu çöktükten sonra huzursuz dünyamızın dengesi bozuldu ve yeni düzen sağlamak amacıyla büyük devletler eşliğinde çeşitli etkinlikler meydana geldi. Nihayet, ABD, İsrail'in desteğini sağladıktan sonra, Büyük Orta Doğu Projesi adı altında bir Projeyi gerçekleştirme işine girişti. Irak Savaşı çıkmaza girince, ABD, birçok devlete baskı uyguladı. Türkiye’miz de, ABD’nin baskısına hedef olmaktadır. Ama Türkiye, ABD’nin içeriden pazarlıklı tutumunu sezdiği için, Büyük Orda Doğu Projesine yaklaşımı meselesinde çok temkinli davrandı. Irak Türkmenleri konusu ve Irak Kürtlerinin İsrail entrikalarına alet olması dolayısıyla Türkiye'nin ABD’ye itimadı kalmadı diyebiliriz.
|
Ukrayna'nın Bağımsızlığa Kavuşması -Darısı Tataristan'la Başkırdistan'ın Başına- -Ali Akış-
Eski Sovyetler Birliği’nin Ruslardan sonra ikinci milletinden sayılan Ukrayna halkı, 400 yıllık tutsaklıktan sonra, nihayet tam bağımsızlığına kavuştu. Bu satırların yazarı genç yaşlarında iken Polonya’da ve sonra 1966 yılına dek Almanya’da 1966-1986 yılları arasında Ukrayna diasporası mensupları ile sürekli işbirliği yaptığı için bu konuda söz sahibi olma hakkını kazanmış bir siyaset adamıdır diye inanıyorum.
|
Avrasya Ayısının Ölüm Süreci Hızını Arttırıyor -Ali Akış-
Bundan önceki yazılarımda belirttiğim gibi, Avrupa ayısının (Rusya’nın) ölüm süreci son dönemlerde hızını arttırdı. Tarihten belli olduğu veçhiyle, Rusya'nın zirve noktasından düşmesi 1905 yılında, yani Rusya'nın Japonya'ya yenilmesi ile başladı. Böylece, Rusya İmparatorluğu'nun sonunun başlangıcı 1905 yılında vuku buldu. Bundan sonra Bolşevik İhtiläli, Rusya'yı uçurumun kenarına getirmişti, ama siyasi ve iktisadi konjonktür, o zaman, Rusya'yı kesin çöküşten kurtarmıştı.
|
| | 
Ali Akış
1918 Mançurya’nin Haylar kasabasinda dünyaya geldi. 1924 Ilkokula basladi. 1928 Ali Akis 10 yasindayken Ayaz Ishakî Berlin’de Millî Yul dergisini nesretmeye basladi. 1929 Rus Lisesine girdi. Ruslar, Mançurya’yi isgal etti. 1932 Haylar, Japon isgaline ugradi. 1935 Mugden’de Uzak Dogu Tatar Umum Kurultayi toplandi. 1936 Liseyi bitirdi. Ayaz Ishakî Haylar’a geldi. 12 Aralikta Kore üzerinden Japonya’nin Kobe sehrine gitti. 1937 Ocak ayinda Ezher’de okumak üzere Kahire’ye gitti. 1938 Eylülde Kahire’den ayrildi, Varsova’ya gitti. 1939 Polonya, Rus ve Alman ordulari tarafindan isgal edildi. 1940 Türkiye’ye geldi. Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesinde tahsile basladi. 1944 Son sömestrideyken rahatsizligi yüzünden fakülteyi birakti. Türk Kültür Birligi kapatildi. 1945 Yedek Subay Okulunda askerlige basladi 1947 Vatani görevini tamamlayarak terhis oldu. 1948 Ankara’ya geldi. 1953 Ailesi Türkiye’ye geldi. 1953 Münih’te Paris Bloku kuruldu. 1954 Ayaz Ishakî Ankara’da vefat etti. Akis, NATO’nun Ankara bürosunda ise basladi. 1956 Zarife Hanimla Istanbul’da nisanlandi. 1957 Dügün için esinin memleketi Finlandiya’ya gitti. 1958 Türkiye’ye döndü. 1959 ABD’de Esir Milletler Kanunu çikti. 1963 Ankara Türk Ocaginda Idil-Ural Konferansi verdi. 1966 Münih’te Hürriyet Radyosunda yorumcu, spiker ve mütercim olarak ise basladi. 1969 Münih’te Paris Bloku Genel Sekreteri oldu. 1975 Luzern’de Insan Haklari Avrupa Komitesi üyesi oldu. 1978 1978 Luzern Konferansi’na katildi. 1979 Ayaz Ishakî adli kitap Ankara’da basildi.1983 Hürriyet Radyosundan emekli oldu. 1985 Idil-Ural’da Hürriyet Mücadelesi adli kitabi yayinlandi. 1986 Paris Bloku feshedildi. 1990 Tataristan’a ilk seyahatini gerçeklestirdi. 1991 Dünya Tatar Birligi Baskani seçildi. 1991 Tataristan’a ikinci defa gitti. Çalli mitinginde konusma yapti. 1992 Tataristan’da egemenlik ilân edildi. Tataristan Millî Meclisi Fahri Üyeligine kabul edildi. 1997 Dünya Tatar Birligi Ödülünü aldi. 2000 Esi Zarife Hanim Münih’te vefat etti. 2001 5 Ekimde, 35 yildan beri yasamakta oldugu Almanya’dan Türkiye’ye döndü.
|
| 
| Türk Dünyası |

| "Rus Yayılmacılığı..."
Rus çarları ve onların varisleri kızıl çarlar, daha sonra Post-Sovyet sistemin yöneticileri, geleneksel sömürgecilik amaçtan bir nebze bile sapmadan, Doğuya, Batıya, Kuzeye ve Güneye, Norveç'ten Vladivostok'a, Kuzey Buz Denizi’nden Karadeniz’e kadar uzandılar. Ruslar Güneyde Türkiye'ye kadar Ahtapot gibi uzanmak istediler, ama Atatürk Yunan sömürücülerini denize dökmekle Rusların Akdeniz’e inmesini ebediyen kesti. Japonlar, Rusları 1904-1905 yıllarında fena halde yenerek, Doğuya Rus yayılmasını ebediyen durdurdular.
|
| 
| Fikir Özgürlüğü |

| Lenin...
Lenin, 7 Kasım 1917 yılında Petersburg'ta yaptığı konuşmasında, Rus intelligensyası (aydınları) için "Kafası çöp dolu" diye yakınıp söylemişti. Gerçekten bunun manasını (anlamını) pek kavramamıştım, şimdi Putin, Tataristan Muhtar Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmesini hice sayarak, Tataristan yöneticilerinin Milli Meclisi'nde, Tataristan'da Latin alfabesinin büyük çoğunlukla kabul edilişini, Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı diye RF Duması'nın hiçe saydığı Kararı onayladı. İşte bu Karar, Rus intelligensiyesinin (aydınlarının) kafası çöp dolu olduğunu ispat etti..
|
| 
| Karadeniz ve Hazar |

| Rusya'nın Geleceği...
Karadeniz’de Rus emellerine engel sayılan Ukrayna, Polonya, Türkiye ve Hazar Denizi’ne uzanmak için İran ile Azerbaycan'ı ve Gürcistan'ı zararsız hale getirmek gibi stratejik planlar kurmaya girişti. Bundan 3-4 yıl önce dünya haritasına baktığımızda, Sovyet İmparatorluğu'nun varisi Rusya Federasyonu'nun Avrasya kıtasında barış için büyük tehlike teşkil ettiği göze çarpardı. Lakin son yılbaşında Ukrayna'da yapılan Devlet Başkanı seçimlerinin, Rusya'nın çıkarlarına aykırı sonuçlar vermesi ve Baltık boyundaki devletlerin evvela NATO'ya, sonunda Avrupa Birliği’ne girmesi olayları, Rusya'nın çökmesini hızlandırıcı nitelik taşımaktadırlar..
|
|
|