
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Stratejik Önemi
-Reşat Doğru-
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uzun yıllar, Avrasya boyutu çok az olan, hatta bazen olmayan bir dış politika ya, mahkûm edilmiştir. Atatürk’ün Yurtta Sulh, Cihanda Sulh sözü herkes tarafından, farklı yönlü düşünce ve ideolojiler tarafından yorumlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Dünyanın en önemli, stratejik merkezinde oturan Türkiye, batı merkezli bir kilitlenme altına alınarak, Avrupa eksenli bir dış politika, dayatmasıyla karşılaşmıştır. Türkiye’nin NATO’ya girmiş olmasıyla beraber de, bu süreç tamamlanmıştır. ABD’de, NATO ile beraber, dış politika dahil her konuda etkisini, ülkemiz üzerinde, artırarak devam ettirmektedir. 21. yüzyılda, dünya, yeniden şekillenmektedir. Türkiye’nin, ABD kontrolündeki tek kutuplu merkezden uzaklaşması, kendi, milli politikalarını uygulaması gerekmektedir. Dünyanın geleceğinin saklı olduğu merkezin, artık, Avrasya Coğrafyası olduğu ortaya çıkmıştır. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin, stratejik önemi, tarihi özellik olarak bir kez daha göz önüne gelirken, çeşitli yer altı ve yerüstü zenginliklerine sahip olması, dünyanın ilgisini çekmiş, bütün şer odaklarını da o bölgeye yönlendirmiştir. Bundan dolayı da, Orta Asya coğrafyası ile ilgilenen devletler, bu bölgede, büyük bir güç mücadelesi ortaya koyup, çok kutuplu olması beklenen dünyanın etkili bir parçası olma mücadelesi vermektedirler. Bu önemli konudan dolayı da, süper güçler bölge ülkeleri ile beraber toplantılar yapmakta, işbirliği örgütleri kurup, bunları güçlendirmektedirler. Son aylarda, Kırgızistan’ın Bişkek şehrinde, Türkiye’nin, hükümetin ilgisizliğinden dolayı, gözlemci olmak için talebine cevap bile verilmeden yapılan, Şangay İşbirliği toplantısı, konunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Yapılan bu toplantının amaçlarından en önemlisi tek süper güce karşı, dünya liderliği için, yapılan çalışmalarıdır. Türkiye Devletini yönetenlerin, bu coğrafyada gelişen olayları, mutlaka ciddi şekilde görmesi, okuması ve gerekli önlemleri, zaman geçirmeden alması ve gereğini yapması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bölge ile tarihi ve coğrafi bağlarının yanında, siyasi, askeri, ekonomik yönden, buraların, en güçlü devletlerinden birisi olmasından dolayı, gelişmekte olan olaylara, kayıtsız kalıp, tarafsız kalamaz. Tarihsel, kültürel, sosyal yakınlığını ortaya koyup, jeo-stratejik konumunu, avantajlı bir duruma getirip, etkili olmalıdır. SSCB’nin dağılmasıyla beraber, bağımsızlığın ilk dönemlerinde, bütün Türk Devletleri tarafından kabul edilmiş olan, Model Ülke, Cazibe Merkezi olma özelliğimizi tekrar kazanmalıyız. Bu konu ya tarihi ve ideolojik pencereden bakarak, ülkemizin, bütün yönleriyle, AB hedefine kilitlenme den vazgeçmesi ve Türk Cumhuriyetleri ile beraber, ciddi manada alternatif projeler geliştirmesi ile ulaşabiliriz. Türkiye Devleti AB ile bütünleşmesi için harcadığı çaba kadar, Türk Dünyasına ilgi gösterip uygulasa, çok farklı oluşumlarla karşılaşabilir. Ülkemizin etrafındaki bütün gelişmeler, ciddi şekilde, yakın takip edilir, zamanında önlemler alınır, iyi komşuluk ilişkileri yanında, barışçı ortam gerçekleştirilebilirse, bölgeye kalıcı bir istikrar getirilip, savaş senaryolarına son verilebilir. Böylece bölge ülkeleri, emperyalist devletlerin ekonomik ve siyasi çıkarları uğruna, kurban edilmemiş olur.
Farklı dayatma ve şantaj üçgenindeki, Türkiye AB İlişkilerinden sıyrılıp, Balkanlar, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin, her alanda geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için, kapsamlı bir, siyasi, ekonomik program ortaya konarak, uygulamaya geçilmelidir. Devletimizin etrafındaki son gelişmeler zaman kaybedilmemesini gerektiriyor. 60. hükümetin kurulduğu bu günlerde, tek başına iktidarın, Türk Dünyası Gerçeği'ni unutmadan, ülkemizin bütün sorunlarını çözmesi için, önemli adımlar atmasını bekliyoruz. Reşat Doğru 31 Ağustos 2007 Dr, Devlet Eski Bakanı, MHP MYK üyesi
|
Analar 22 Temmuz Seçim Gününü Bekliyor!.. -Reşat Doğru-
Yüksek seçim kurulunun açıklamış olduğu son kararı ile, erken genel seçim önünde hiçbir engel kalmamıştır. Seçim gününe kadar Türk Milliyetçilerine, çok büyük tarihi görevler düşmektedir. Artık durmak zamanı geçmiş, çok ama çok, çalışma zamanı gelmiştir.5 yıllık AKP iktidarı, insanlarımıza çok şeyi hatırlatıp, uyarmış olmalıdır. Yalan, sahte cennet iktidarı, ülkemizde milli ve manevi değerlerimizi pazara çıkarmış, anaların yüreklerini yakmıştır. Tarihin hiçbir dönemin de, analara.,şehitlere, bu siyasi parti yetkilileri tarafından yapıldığı gibi, hakaret, yapılmamıştır. Bu milletin yiğit çocukları, anasına ve şehitlerine, hiçbir zaman, kimseye hakaret ettirmemiştir. Ana dendiği zaman bizim yüreğimiz titrer, hemen heyecanlanırız.
|