Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

31 Ağustos 2007

Ekber Şah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Dünyası


Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Stratejik Önemi


-Reşat Doğru-


Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uzun yıllar, Avrasya boyutu çok az olan,  hatta bazen olmayan bir dış politika ya, mahkûm edilmiştir. Atatürk’ün Yurtta Sulh, Cihanda Sulh sözü herkes tarafından, farklı yönlü düşünce ve ideolojiler tarafından yorumlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Dünyanın en önemli, stratejik merkezinde oturan Türkiye, batı merkezli bir kilitlenme altına alınarak, Avrupa eksenli bir dış politika, dayatmasıyla karşılaşmıştır. Türkiye’nin NATO’ya girmiş olmasıyla beraber de, bu süreç tamamlanmıştır. ABD’de,  NATO ile beraber, dış politika dahil her konuda etkisini, ülkemiz üzerinde, artırarak devam ettirmektedir.

 

21. yüzyılda,  dünya, yeniden şekillenmektedir. Türkiye’nin, ABD kontrolündeki tek kutuplu merkezden uzaklaşması, kendi, milli politikalarını uygulaması gerekmektedir. Dünyanın geleceğinin saklı olduğu merkezin, artık, Avrasya Coğrafyası olduğu ortaya çıkmıştır. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin, stratejik önemi, tarihi özellik olarak bir kez daha göz önüne gelirken, çeşitli yer altı ve yerüstü zenginliklerine sahip olması, dünyanın ilgisini çekmiş, bütün şer odaklarını da o bölgeye yönlendirmiştir. Bundan dolayı da, Orta Asya coğrafyası ile ilgilenen devletler, bu bölgede, büyük bir güç mücadelesi ortaya koyup, çok kutuplu olması beklenen dünyanın etkili bir parçası olma mücadelesi vermektedirler. Bu önemli konudan dolayı da, süper güçler bölge ülkeleri ile beraber toplantılar yapmakta, işbirliği örgütleri kurup,  bunları güçlendirmektedirler. Son aylarda, Kırgızistan’ın Bişkek şehrinde, Türkiye’nin, hükümetin ilgisizliğinden dolayı,  gözlemci olmak için talebine cevap bile verilmeden yapılan,  Şangay İşbirliği toplantısı, konunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Yapılan bu toplantının amaçlarından en önemlisi tek süper güce karşı, dünya liderliği için,  yapılan çalışmalarıdır.

 

Türkiye Devletini yönetenlerin, bu coğrafyada gelişen olayları, mutlaka ciddi şekilde görmesi, okuması ve gerekli önlemleri, zaman geçirmeden alması ve gereğini yapması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bölge ile tarihi ve coğrafi bağlarının yanında, siyasi, askeri, ekonomik yönden,  buraların, en güçlü devletlerinden birisi olmasından dolayı, gelişmekte olan olaylara, kayıtsız kalıp, tarafsız kalamaz. Tarihsel, kültürel, sosyal yakınlığını ortaya koyup,  jeo-stratejik konumunu, avantajlı bir duruma getirip, etkili olmalıdır.

 

SSCB’nin dağılmasıyla beraber, bağımsızlığın ilk dönemlerinde, bütün Türk Devletleri tarafından kabul edilmiş olan,   Model Ülke, Cazibe Merkezi olma özelliğimizi tekrar kazanmalıyız. Bu konu ya tarihi ve ideolojik pencereden bakarak,  ülkemizin,  bütün yönleriyle,  AB hedefine kilitlenme den vazgeçmesi ve Türk Cumhuriyetleri ile beraber, ciddi manada alternatif projeler geliştirmesi ile ulaşabiliriz.

 

Türkiye Devleti AB ile bütünleşmesi için harcadığı çaba kadar, Türk Dünyasına ilgi gösterip uygulasa, çok farklı oluşumlarla karşılaşabilir. Ülkemizin etrafındaki bütün gelişmeler, ciddi şekilde, yakın takip edilir, zamanında önlemler alınır, iyi komşuluk ilişkileri yanında, barışçı ortam gerçekleştirilebilirse, bölgeye kalıcı bir istikrar getirilip, savaş senaryolarına son verilebilir. Böylece bölge ülkeleri, emperyalist devletlerin ekonomik ve siyasi çıkarları uğruna, kurban edilmemiş olur.

 

Farklı dayatma ve şantaj üçgenindeki,  Türkiye AB İlişkilerinden sıyrılıp, Balkanlar, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin, her alanda geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için,  kapsamlı bir,  siyasi, ekonomik program ortaya konarak, uygulamaya geçilmelidir. Devletimizin etrafındaki son gelişmeler zaman kaybedilmemesini gerektiriyor.

 

60. hükümetin kurulduğu bu günlerde, tek başına iktidarın, Türk Dünyası Gerçeği'ni unutmadan, ülkemizin bütün sorunlarını çözmesi için, önemli adımlar atmasını bekliyoruz.

 

 

Reşat Doğru

31 Ağustos 2007

Dr, Devlet Eski Bakanı, MHP MYK üyesi



Kazakistan Seçimleri Ne Getirecek? -Reşat Doğru-


Orta Asya’nın en önemli devletlerinden olan Kazakistan’da, 18.08.2007 tarihinde, Milletvekilliği ve "Maslıhat" adı verilen, yerel idare meclisi ile ilgili, genel seçimler yapıldı. Parlamento’nun 107 üyesinden 98’i, bu seçimler sonucu belirlendi. Seçime 7 siyasi parti, 372 adayla katıldı. Kayıtlı 8 milyonun üzerindeki seçmen, 16 seçim bölgesinde, demokratik hakkını kullanarak oy kullandı. Ancak yaz olması ve okulların tatilde bulunması dolayısıyla, seçime katılma ve oy kullanma oranı, çok yüksek olmadı. Ancak ülkemizden farklı olarak, elektronik ortamda da oy kullanıldı. Ülke barajı %7 olarak belirlenmişti. 16 yıllık genç bir devlet olmasına rağmen, seçimler huzurlu bir ortamda, sakin bir şekilde gerçekleşti. Eksikler, beklenilen daha demokratik tutum yok muydu, tabii ki vardı.



Türk Milleti Uyanmalıdır! -Reşat Doğru-


Malazgirt zaferi ile başlayan Anadolu’nun fethi, İstanbul’un alınmasıyla tamamlanmış olup, Osmanlı devletinin siyasi birliğinin temin edilmesini sağlamıştır. 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet, böylece, doğu roma imparatorluğunu yıkmış ve yeni bir çağ açmıştır. Fetih sadece bir ülkü ve tutku değildir. Gerçekten yükselen bir insanlık idealidir. Şehre giren genç padişah Bizans halkına çok merhametli davranmış ve onlara temel hak ve hürriyetler konusunda serbestlik tanımıştır. Dünyaya insanlık dersi vermiştir. Fatih isteseydi katliamlar yapabilir, hiçbir güçte bunu engelleyemezdi.



Analar 22 Temmuz Seçim Gününü Bekliyor!.. -Reşat Doğru-


Yüksek seçim kurulunun açıklamış olduğu son kararı ile, erken genel seçim önünde hiçbir engel kalmamıştır. Seçim gününe kadar Türk Milliyetçilerine, çok büyük tarihi görevler düşmektedir. Artık durmak zamanı geçmiş, çok ama çok, çalışma zamanı gelmiştir.5 yıllık AKP iktidarı, insanlarımıza çok şeyi hatırlatıp, uyarmış olmalıdır. Yalan, sahte cennet iktidarı, ülkemizde milli ve manevi değerlerimizi pazara çıkarmış, anaların yüreklerini yakmıştır. Tarihin hiçbir dönemin de, analara.,şehitlere, bu siyasi parti yetkilileri tarafından  yapıldığı gibi, hakaret, yapılmamıştır. Bu milletin yiğit çocukları, anasına ve şehitlerine, hiçbir zaman, kimseye hakaret ettirmemiştir. Ana dendiği zaman bizim yüreğimiz titrer, hemen heyecanlanırız.


 

Reşat Doğru


Reşat Doğru, 20 Temmuz 1955 yılında Tokat ili Erbaa ilçesinde doğdu; ilk ve orta öğrenimini Erbaa ilçesinde, Lise öğrenimini İstanbul Pertevniyal Lisesi'nde tamamladı. Yüksek öğrenimini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tamamlayarak tıp doktoru olarak mezun oldu.

 

Mezuniyetten sonra Tokat ili Almus ilçesi Hükümet Tabipliğinde göreve başladı. Ankara SSK Dışkapı Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünde 1985 yılında ihtisasını tamamladı. Genel Cerrahi Uzmanı ünvanını aldıktan sonra Tokat ve Yozgat'ta çeşitli hastanelerde Genel Cerrahi Uzmanı, Başhekim Yardımcısı ve Başhekim olarak görev yaptı. 1994 yılında Tokat'ta Tabip Odası Başkanlığına seçildi ve bu görevi iki dönem yürüttü.

 

1995 yılında Milliyetçi Hareket Partisinden Tokat Milletvekili olarak 2. sıradan aday olarak seçime girdi, seçim sonrası tekrar görevine döndü. 1999 yılı Genel Seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisinden 21. dönem Tokat Milletvekili olarak TBMM'nde yer aldı. TBMM'nde Sağlık, Aile ve Sosyal İşler Komisyonunda görev yaptı. Türk Dünyası'ndan sorumlu Devlet Bakanlığı görevinde bulundu.

 

DOĞRU, evli ve iki çocuk babası olup İngilizce bilmektedir.


 Siyaset



--------


--


 Türkçülük



------------------------


-------------------------


 Türk Dünyası



BTC Boru Hattı Açılıyor


Petrol ve doğalgaz kaynaklarının önümüzdeki yıllar da iyi değerlendirilmiş olması, zengin ve güçlü bir Azerbaycan’ı Dünya gündemine getirecektir. Güçlü bir Azerbaycan şu anda aralarında sorunları bulunan Ermenistan’ı rahatsız edecektir. İşgal altındaki Azerbaycan toprakları ve bir milyon vatanlarından sürülen insanların seslerini ve çığlıklarını duymayan batı, bu gelişmeler karşısında rahatsız olabilecektir. Dünya’da iç karışıklıkların ve savaşların esas sebebinin, devletlerarası menfaat ve özellikle pay kapılmaya çalışılan enerji kaynakları olduğu düşünülürse, bu bölgenin ve konunun önemi bir kat daha artacaktır.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar