Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

2005

Azad Beg Kerimi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Dünyası

 


Özbekistan Cumhuriyeti’nin Orta-Asya Bölgesindeki Belirleyiciliği


-Hayati Bice-


Tarihi olarak Türkistan'ın manevi ve siyasi merkezi olmuş Buhara, Semerkand  gibi şehirlerin yer aldığı Özbekistan bugün Orta Asya'nın hem coğrafi hem de sosyokültürel yönden kalbi konumundadır.Bu sebeple ilgi ve dikkatler en yoğun şekilde Özbekistan üzerinde odaklandırılmalıdır.

 

Bugün yaklaşık 25 milyon nüfusa sahip olan Özbekistan Türk Cumhuriyetleri arasında en büyük nüfusa sahip olan ülkedir. Bunun yanısıra Kırgızistan’dan Kazakistan’a, Türkmenistan’dan Afganistan’a komşu ülkelerinde de ciddi oranlarda Özbek nüfus bölgelerinin bulunması dikkate alınmalıdır. Özbekistan’ın nüfus yapısına sağlamlık kazandıran bir husus da bu nüfusun % 80 ‘inin etnik olarak Türk kökenli oluşudur.

 

Özbekistan  zirai ve sınai üretimi ile Orta Asya Türk  Cumhuriyetleri arasında öz  kaynakları yönüyle kendi kendisine yetebilirlik  kapasitesine sahip tek ülkedir. Bölgede her türlü tarım ürününün üretilmesi için gerekli iklim ve toprak şartları  -Sovyet döneminde ülkenin yalnızca pamuk üretimine zorlanması  ve daha fazla üretim için toprağın aşırı miktarda kimyevi gübre ile gübrelenmesi  ile zehirlenmesine rağmen-   mevcuttur.

 

Ülkeye kısa sürede kendi ayakları üzerinde doğrulma şansı veren bir husus da ülkede yetişmiş kalifiye bir aydın kadronun hemen her alanda yeterli düzeyde oluşudur. Sovyet döneminde Türk cumhuriyetleri arasında İslami eğitim verilen birkaç kuruluşun tamamının bu bölgede oluşu da Özbekistan'a diğer Türkistan cumhuriyetleri ve Sovyet sistemindeki müslüman topluluklar  nezdinde ayrı bir yer kazandırmıştı.

 

Bütün bu özellikleri ile Özbekistan Orta Asya'nın cazibe merkezi olmağa adaydır.

 

 

 

Özbekistan'ın Türk dünyasındaki öneminin kavranması için Türk cumhuriyetleri ile ilgili bazı verilerin de hatırlanması yeterli ve gereklidir.

 

Türk Cumhuriyetleri’ni tek tek ele alırsak; bugün Kazakistan sınırları içindeki  toplam 14,953,126 kişilik (1999) nüfusun sadece % 53 ‘ünün Kazak Türkleri’nden oluşması ve Rus nüfusunun son 10 yıldaki nisbi azalmaya rağmen % 33 gibi büyük bir oranda oluşu nedeniyle Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ne model olabilecek bir sosyal organizasyonu sağlaması imkansız denecek kadar zordur.

 

Ayrıca nüfus kent-köy bağlamında değerlendirildiğinde Kazak Türklerinin daha çok kırlık alanlarda yoğunlaşması buna karşılık kent nüfuslarının neredeyse üçte ikisinin -çoğunluğu  Rus olmak üzere- gayrı-Türk  unsurlardan oluşması dikkati çekmektedir.Buna bağlı olarak ülkenin bürokratik ve idari kademelerinde Slav unsurları nüfus oranlarına göre daha ağırlıklı bir yer işgal etmektedir. Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbay-oğlu-'nun ülkemizde bazen yanlış yorumlanan tavırlarını anlayabilmek için ülkenin bu sosyal yapısını daima gözönünde bulundurmak gereklidir. Coğrafi olarak tarihi Türkistan topraklarının kuzey bölgelerini teşkil eden Kazakistan'ın güneydeki Türkistan bölgelerine etkisi sınırlı kalacaktır. Diğer yandan Sovyetler Birliği döneminde belirlenen Çin-Kazakistan sınırının 1,5 milyarlık nüfusu ile sınırında bir heyula gibi yığıldığı bir ülkenin korkuya varan sıkıntılarını anlamak gereklidir.

 

Nüfus yapısının  Slav nüfusun azlığı  ile  Türklük yönünden uygun olduğu Kırgızistan ve Türkmenistan ise diğer Türk cumhuriyetlerini etkileme kapasiteleri çok sınırlı olan demografik ve ekonomik yönden daha zayıf iki ülke halindedir.

 

Kırgızistan Nüfusu  4,852,400 (1999)  kişilik nüfusu  ve bu nüfus içerisindeki %16’lık Rus unsurunun varlığı ile ile değil komşu bölgeleri etkilemek kendi varlığını ayakta güçlükle tutabilmektedir. Ancak Kırgızistan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın işbirliği ile özellikle bazı   sanayi  projelerinin gerçekleştirilmesi açısından  "pilot bölge" olarak seçilmeğe elverişli olduğunu da belirtebiliriz. Ekonomik gerçekleştirilebilirlik yönünden uygun,ortak projelerin başarıya ulaştırılması diğer Türk Cumhuriyetleri ile yapılabilecek daha geniş ölçekli işbirliğine örnek olabilir.

 

Türkmenistan da benzer şekilde  2000 yılında 5.369.400 kişilik nüfusu ile bölgesel bir önderliği yürütebilecek kapasiteye sahib değildir. Türkmenistan’ın bir şansı ülkedeki Rus nüfusunun sadece % 7’lik düşük bir oranda oluşudur. Ayrıca ülkenin ekonomik olarak son yıllarda gösterdiği performansla kişi başına milli gelirinin birkaç kat arttırması Türkmenistan’ı tüm Orta Asya için ekonomik yönden örnek bir ülke düzeyine yükseltecektir.

 

Türkmenistan yönetiminde bulunan Sefermurad Türkmenbaşı'nın sempati dolu yaklaşımı ve bunun sağladığı  Türkiye ile işbirliğine arzulu kadrosunun getireceği imkanlar Türkmenistan ile Türkiye arasındaki ilişkileri güçlendirebilecektir. Bunun somut bir örneği Türkmenistan’da birisi Türkiye Cumhuriyeti tarafından yaptırılan iki anıt niteliğinde caminin bir kimlik unsuru olarak kısa sürede inşa edilmesidir. Bu bütün Orta Asya bölgesi için yegane bir örnektir.

 

Türk dünyası için önemli bir mesele olan İran'daki  sünni  Türkmen nüfus üzerindeki baskılar, komşu olan Türkmenistan'da  güçlü bir Türkmen devleti oluşumu sayesinde zaman içinde azalabilir.Afganistan'daki  diğer Türk toplulukları gibi sürekli olarak ezilmiş olan Türkmen nüfus da aynı şekilde güçlü bir  Türkmenistan'ın ilgi alanında yer alacaktır.

 

Nüfusun tamamının Türkmen boylarından oluştuğu Türkmenistan'da Türkmenbaşı’nın uyguladığı manevi kalkınma politikasının olumlu etkilerinin ortaya çıkışı ile sağlıklı bir sosyal yapının oluşumu da imkan dahilindedir.

 

Türkistan coğrafyasında yaşayan Türk insanlarının milli kimlikleri ile yeniden dirilmeleri  için Özbekistan'ın neden önemli olduğu özellikle bölge ülkelerinin nüfus niteliği ve niceliği analiz edildiğinde açıklığa kavuşacaktır.

 

Sonuç olarak Özbekistan'da oluşacak Türk kimlikli bir toplum modelinin bütün Türk Cumhuriyetlerini etkilemesini önlemek mümkün olamıyacaktır. Bütün mesele, Özbekistan'da en azından Türkiye kadar milli bir yapılanmanın gerçekleştirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir.

 

"21.yüzyıl Türklerin asrı" olacaksa bu ancak bu yapılanmanın gerçekleştirilmesi ile  olacaktır.

 

Özbekistan İle İlgili Bazı Veriler:


Nüfus: Temmuz 2000 tahmini 24,755,519
2050’deki tahmini nüfusu: 48,597,111

Konuşulan Diller: Özbek %74.3, Rus %14.2, Tacik %4.4, diğer %7.1 dir.

 

Okur-Yazarlık: 99.0% (1996)

Dini İnanış: Muslüman %88, Ortodox %9, diğer %3

Ortalama Hayat Süresi: 60.09(erkek), 67.52 (kadın) (2000 tahmini.)

 

Parası: Özbekistan SOM’u 

Kişi Başına Milli Gelir: $ 2,500 (1999 tahmini.)

 

Ülke Yüzölçümü: 447,400.00  km2 ( Türkiye’nin %74 ü kadar.)

Ekilebilir Alan:  %9

 

Mesleklere göre İş gücünün Dağılımı:  Tarım ve Ormancılık: %44, Sanayii: %20, Hizmet sektörü: %36 (1995)

 

Sanayii: Tekstil, Gıda üretimi, Makine üretim, Metalurji, Doğalgaz.
Tarım: Pamuk, meyvecilik, tahıl; Canlı hayvancılık.

 

İhracat: Pamuk, Altı, Doğalgaz, kimyevi gübreler, Demir-Çelik, tekstil, yiyecek, otomobil.

İthalat: Makina ve ekipmanları, kimyasal maddeler, metaller,  gıda maddeleri.

 

Tabii Kaynakları: Doğalgaz, Petrol, Kömür, Altın, Uranyum, Gümüş , Bakır, Kurşun, Çinko, Tungten, Molibden.
 

Kullanımdaki Telefon Hattı: 1.976 milyon (1999)

Mobil telefon: 26,000 (1998)

Internet Servis Sağlayıcı: 1 (1999)

 

Hayati Bice

RTÜK,Uzman Dr., Araştırmacı-Yazar.



Türkçü-Müslüman-Sosyalist : Özgün Bir Örnek: Sultan Galiyev ve Turan Devleti  -Hayati Bice-


Türk dünyası tarihi ve Türk yurtlarının bugünkü durumu  konusuna ilgisi olanların şimdiye kadar en azından adını işittik­leri [bu konuda Attila İlhan’ın çabası övgüye değerdir] ve son yıllarda “ulusalcılık” “Avrasyacılık” söylemleri ile tekrar adı işitilmeğe , tezleri değişik çevrelerde tartışılmağa, adına internet siteleri oluşturulmağa  başlanan “Sultan Galiyev” ve “Sultangaliyevcilik” konusuna bir "sağlam açı" ile yaklaşılabilmesine yardımcı olmak için bu inceleme  kaleme alınmıştır.


 

Hayati Bice


1959 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. Aslen Kafkasya Karaçay Türklerindendir. İlk ve orta  öğrenimini Tokat’ta tamamladı. 1976’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde  başladığı yüksek öğretimini 1982 yılında tamamladı. Aynı fakültenin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nde 1985 yılında başladığı uzmanlık eğitimini “Yenidoğanlardaki Kongenital İnfeksiyonlar” konulu tezi ile tamamlayarak 1989 yılında  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. Uzman doktor olarak Yalova Devlet Hastanesi'nde Uzman Hekim olarak bir süre çalıştı. 1994-1995 öğretim yılında Uluslararası Hoca Ahmed Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2002 yılında T.C. Başbakanlık Türk Dünyası’ndan Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda “Bakan Danışmanı” olarak görev aldı. Halen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak T.C.  Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda Sözleşmeli Hekim olarak görevine devam etmektedir.

 

Tıp alanında ve sosyal konularda birçok araştırması Dr. Hayati Bice [ya da Oğuz Karaçay]   imzalarıyla  çeşitli bilim ve kültür dergileri ile gazetelerde yayınlanmıştır. Eserleri ve makaleleri uluslararası literatürde referans kaynağı olmuş;  akademik çalışmalara konu edilmiştir.

 

1990 yılında Ankara'da yayına başlayan ve iki cildi yayınlanan Türk Yurtları adlı derginin yayın yönetimini de üstlenmiştir.

 

Yayınlanan kitapları tıp alanındaki "Antimikrobial Tedavi Rehberi",”Annenin Rehberi” [TDV yayını-3.baskı 2000] ; sosyal alanda " "Kafkasya'dan Anadolu'ya Göçler" [TDV yayını-1.baskı 1989], "Türk Yurtlarında İmanımızın İşaret Taşları", "Hoca Ahmed Yesevi Türbesi"[Kültür Bakanlığı yayını,2.Baskı Türk Exim-Bank] ve son olarak Türkiye Diyanet Vakfı (TDV)Yayınları arasında basılan ve Hoca Ahmed Yesevi'ye ait şiirlerin bugünkü Türkçe'ye aktarılmasıyla oluşan "Divan-ı Hikmet" (3.baskı-2001] adlı eserlerdir.

 

Ayrıca 3 ayrı kitabı baskı aşamasındadır.

 

Türk lehçelerinin tamamı ile İngilizce bilir.

 

Evli ve üç çocuk babasıdır.


 Türk Dünyası



Özbekistan


Ülkeye kısa sürede kendi ayakları üzerinde doğrulma şansı veren bir husus da ülkede yetişmiş kalifiye bir aydın kadronun hemen her alanda yeterli düzeyde oluşudur. Sovyet döneminde Türk cumhuriyetleri arasında İslami eğitim verilen birkaç kuruluşun tamamının bu bölgede oluşu da Özbekistan'a diğer Türkistan cumhuriyetleri ve Sovyet sistemindeki müslüman topluluklar  nezdinde ayrı bir yer kazandırmıştı.


 Etkileşim Yönetimi



İslamofobi


Batılılar, bugün fundamentalist (radikal) İslamcı gibi yaftalarla mahkum ettikleri pek çok İslâmî hareketi, oluşumu ve söylemi karalama yoluna başvuruyorlar. Gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına bu şekilde engel olacaklarını düşünüyorlar. İslam ülkelerini, müslümanları adeta İslam ile korkutuyorlar.


 Arayış



Kafkasya


Kafkasya'nın insan coğrafyası da en az tabii coğrafyası kadar karmaşık bir yapı arz etmektedir. Bölge dünyanın bilinen en eski sürekli yerleşim yerlerinden birisi olarak tanınmakta, beyaz ırkın ilk kez ortaya çıktığı bölge olarak kabul edilmektedir.