Satranç Tahtasındaki Coğrafya: ABD’nin Piyonları ve Türkleri Kullanmak
Kenan Biliz
Tebrizli şair Eherli, “Gelmişem” adlı şiirinde; “çoh tökdüler ganım , gan için gana gelmişem / baş elde , can avucda , bu meydana gelmişem / bir çoh sızıldadım , sesimi kimse duymadı / usyan için bu dünyalı insana gelmişem / boynumda ki bu zenciri gırmagdı niyetim / ŞEYHIN yolun tutub AZADİSTANA gelmişem / ya müstegill vahid Azerbaycan isterem / ya yandıran bir od sepem , İran’a gelmişem / ganlı savaşla gurtuluşun seçmişem yolun / son vermegine hileyi ŞEYTANA gelmişem /” diyor. Eherli’nin dizeleri sanki 2006 yılının Güney Azerbaycan’ını resmediyor. Şimdi başta Tebriz olmak üzere Salduz, Erdebil, Merend, Culfa, Elemdar, Gerger, Şuça, Şahamar Siyari ve diğer Türk illeri bir baştan bir başa od (ateşler) içinde. Ve olayların nerede duracağı, hangi noktaya varacağını kimse bilmiyor.
Türkiye’nin de üzerinde bulunduğu coğrafya Genişletilmiş (Büyük) Ortadoğu (GOP) üzerinde bulunuyor. Türkiye’nin Güneyinde bir şeyler oluyor, Türk ekonomisine istenilen şekiller veriliyor, İran kaynıyor, Suriye’ye ne olacağı bilinmiyor. İşte bu coğrafyada Irak ile başlayan domino etkisinin şimdi İran ve Türkiye’de olduğu gerçek. Ancak bu etkinin coğrafyayı ne kadar etkileyeceği bilinmiyor. Bölgede sorunların kaynağı ABD olarak görünüyor, ancak kimlikleri açık olmayan Küresel Kraliyetçilerini de göz ardı etmemek gerekiyor. İran’da rejim değişimi ve parçalanma, Türkiye’nin Sevr’e dönmesi kimin ya da kimlerin işine geliyorsa, bütün bu olayların ardındaki güçte odur.
Türkiye kamuoyu değişik ad ve tiplerde fabrikasyon olarak üretilen ve kullanma kılavuzuyla birlikte ortaya çıkan ÇETE’ler ile uğraştırılırken arka planda nelerin alınıp-verildiği meçhul. Hele yanı başımızda bizi de etkileyecek olayların aslında ne olduğunu tartışmak ve çözüm üretmek kimsenin işine gelmiyor. Şimdi yalnızca İran örneğinden yola çıkarak, aslında ne oluyor sorusuna cevap aramaya çalışalım.
Güney Azerbaycan olaylarının alt yapısı
Güney Azerbaycan Türkleri 300 bin kilometrekarelik topraklarda yaşıyorlar. İran nüfusunun yüzde 50’sini oluşturdukları biliniyor. Ancak Güney Azerbaycan Türkleri, nüfusları 300 binden az olan Ermenilerin sahip oldukları haklardan dahi mahrum bulunuyorlar. İran Türkistan’ında Azeri Türklerinin yanı sıra Avşarlar, Kaşkayiler, Türkmenler, Hazaralar ve Horasan Türkleri gibi daha birçok Türk boyu daha bulunuyor. Yaşadıkları ülkede nüfusun yoğunluğunu ve çoğunluğunu oluşturdukları halde Türkler, Devlete uzak bulunuyorlar.
Humeyni ölçütünde değere sahip olan Şeriat Medari, Türklerin de eşit olduğu bir yönetimi arzuluyordu. Humeyni tarafından tasfiye edilen Şeriat Medari, son çare olarak bağımsız devlet için harekete geçince önce gözetim altına alındı. Ardından da şüpheli bir ölümle ortadan kaldırıldı. İran’da Fars-Türk çekişmesinin tarihi ise oldukça eski. 1912 yılına kadar İran’da Devlet Türk’tü. 1912’den sonra Türkler bir daha yönetime gelemediler. Yönetim Fars Pehlevi hanedanı geçti.
Fars-Türk çekişmesi hiç eksik olmadı. “Eşşek Türk” ifadesi bir Azeri kızı olan Süreyya ile evlenen Şah Rıza Pehlevi tarafından resmen yasaklanıncaya kadar İran’da kullanıldı. Yani iki toplum arasındaki gerginlik ve husumet oldukça eskiye dayanıyor. Karikatür vakası bunun bir tezahürü olduğu gibi, yalnızca fitilin ateşlenmesi olarak tarihte yerini alacaktır.
Fars’ın korku ve kuşkusu
İran yönetimi, sürekli olarak Türk unsuruna şüphe ve kuşkuyla yaklaşmayı tercih etti. Anayasanın 15. ve 9. maddesi her topluluğun kendi dilinde eğitimine hak tanırken 30-35 milyon nüfusa sahip Türkler hiçbir zaman bu haklardan yararlanamadılar. Oysa nüfusları 300 bini bulmayan Ermeniler kendi dillerinde eğitim hakkı dahil her türlü haktan yararlanıyorlar. İran’ın Türklerin dışında Beluçlar, Araplar ve Kürtler ile başı ciddi dertte.
En büyük baş ağrısı ise Türk unsurlar. İran Türkistan’ında 1995 yılına kadar 30 dolayında parti faaliyet gösteriyordu. Bu partilerin 15 tanesi Ebulfes Elçibey’in etki ve çağrısıyla aynı çatı altında birleştiler ve “Bütöv Azerbaycan” ideali etrafında faaliyetlerini yürütmeye başladılar. Oldukça hareketli bir yapıya sahip olan Azeri Türklerindeki siyasi hareketlilik Tahran’ın hassas noktasını oluşturuyor.
Doktor Mahmud Ali Çöhreganlı’nın liderliğini yaptığı Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketi, batı ile de ilişkileri nedeniyle ülkedeki en istenmeyen muhalefetlerin başında yer alıyor. GAMOH uluslar arası düzeyde Güney Azerbaycan Türk hareketinin sesini duyurduğu gibi Batı dünyasından destek gördüğü bilinmektedir.
Korkuyla gelen baskı
Azerbaycan Türkleri, İran Anayasası’nın 15 ve 19. maddeleri ihlal edilerek Farsça okumak zorunda bırakılmakta, tarih ve kültürlerini öğrenmeleri bilinçli olarak engellenmektedir. Doğu Azerbaycan’ın merkezi Tebriz’de orta öğrenim binaları yetersiz ve harebe durumda. İranlı olmayanların yaşadıkları bölgelerde çocukların yüzde 6'sının sınıf geçemedikleri öne sürülüyor. Bu yüzden Tebriz’in birçok bölgesinde öğretim üçlü tedrisat şeklinde yapılmaktadır. Küçük yaştaki çocuklar ve yüksek öğrenim öğrencilerinin kurslardaki hazırlığına son verilmiş. Böylece Türk çocuklarının anadilini daha iyi öğrenme hakları ellerinden alınmış bulunuyor.
Doğu Azerbaycan Yönetimi yeni okul binalarının inşasına başlamamakta, Tebriz dahil olmak üzere, Güney Azerbaycan’ın birçok kentindeki yabancı dil kurslarında Azerbaycan Türkçesi’nin öğretimi gayri-resmi olarak yasaklayarak sorunları körüklüyor. Güney Azerbaycan’da bulunan üniversitelere de araştırma bütçesi ayrılmamakta. Üniversitelerde okuyan Güney Azerbaycanlı öğrencilerimiz her türlü baskı ve şiddete göğüs gererek, öğrenci dergilerinin anadillerinde yayınlanması için mücadele etmektedir. Son olarak, Tebriz Üniversitesi öğrencileri tarafından Türkçe-Azerice olarak yayınlanan “Araz” ve “Elçin” isimli dergiler, Tebriz İnkilap Mahkemesi tarafından kapatılmıştı. Ayrıca, Tebriz'de yayınlanan Nidayi Azarbeycan Gazetesi’nin baş sorumlusu Nasir Abbasi, gazetesinde yer alan bir şiiri nedeniyle tutuklanmış ve Tebriz cezaevine konmuştur.
Efsane lider Setterhan’ın mezarı
Güney Azerbaycan halkının Ulusal kahramanlarını anma törenleri engellenirken, yüzlerce Güney Azerbaycanlı bu nedenlerle hapishanelere konulmakta. Settarhan’ın mezarı Tahran’da bakımsız bir halde bulunuyor. Mezarın Tebriz’e taşınmasına izin verilmiyor. “Şairler Mezarlığı”nda 400’e yakın şairin mezarı bulunduğu halde, hiçbirinin yeri kesin olarak bilinmemekte. Tebriz’in girişindeki “Meçhul Asker” anıtı da tahrip edilmiş bulunuyor. Öte yandan, her yıl yüz binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Babek Hüremdin’in doğum gününü anma kutlamaları ise, barışçıl niteliğine rağmen baskıcı uygulamalar altında geçmekte. Salmas’da faaliyet gösteren “Azerbaycan Musiki Derneği” Başkanı Abbas Nikrevan’ın, ikametgahında “Babek Kalesi” yürüyüşüne ait video görüntülerinin yanı sıra Türk Musukisi Tarihi’ne ilişkin yayınlar bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak, Salmas Hapishanesi’ne konması gibi olaylar sıradan hale gelmiş bulunuyor.
Bilinçli ekonomik politikalar yüzünden, Güney Azerbaycan'da fakirlik artmakta, düşük gelir düzeyi ve işsizlik sonucu uyuşturucu kullanımı yayılmakta. İran’ın petrol ürünleri dışındaki üretiminin büyük bir bölümü Güney Azerbaycan’dan çıksa da, İran yönetimi bu bölgenin kalkınmasına oldukça düşük bütçe ayırmaktadır.
Son zamanlarda bölgeye dönük yeni bir strateji uygulanmaya konmuş bulunuyor. İran Yönetimi, Güney Azerbaycan toprakları hesabına yeni eyaletler kurma planı biryandan yürütülüyor. Maraga kentinin parlamentodaki temsilcisi Seyid Mustafa Haşimi Binab; Gosaçay, Hesteri, Ecebser ve Melikendi şehirleri de dahil, Sehend Eyaleti kurulmasını istedi.
Karikatürle tetiklenen bağımsızlık hareketi
İRNA’ya bağlı İran gazetesinin haftalık Cuma ekinde yayınlanan ve Türkleri “Hamam böceği” Azeri lehçesinde “Tahta biti”ne, konuştuğu dili de böcek diline benzeten aşağılayıcı ve çirkin karikatürün fitilini ateşlediği gösteriler Azerbaycan Türklerinin kullanamadıkları tüm haklarını da talep etmelerine zemin hazırladı. Oldukça nazik bir dönemde ateşlenen fitilin nereye kadar yanacağı bilinmezken, İran yönetiminin kesin olmayan kaynaklara göre nüfusları 150-300 bin arasında bulunan Ermeniler tarafından kullanılan eğitim ve anadilde yayın haklarının Türklere kullandırılması şeklinde bir önlemi gündemine alması beklenebilir.
Olayların Özeti; Ciddi boyutlara ulaşan gösteriler aralıklarla Tahran dahil Türk şehirlerinde devam ederken, ilk gelen bilgilere göre bugüne kadar 100’ün üzerinde insan öldürüldü, bin den fazla kişi yaralandı ve 5 bin Azerbaycan Türk’ü tutuklanarak cezaevine konuldu.
Bu arada olaylar sonrası Türkler tarafından çıkarılan tüm yayın organları susturuldu. Vahid Dergahi («Avae Erdebil» muhabiri), Eli Nezeri («Araz» hefteliyi (haftalığı gazetesi), Riza Kazımi (aynı gazete), Hemid İsmali, Möhsün Almuti (muhabir). Tebriz’de tanınmış musikiçi (sanatçı) Hesen Demirçini ve onun oğlu Babek’i tutuklandı. Tutuklananlardan bir haber alınmış değil. Tebrizli aydın Hesen Demirçi’nin evi adeta talan edilirken, kitapları ve çeşitli evraklarına el konuldu. İran, olaylarda rolü olabileceğini düşündüğü Türk aydınlarını tutuklayarak bilinmeyen hapishanelere götürüyor.
Hamaney ABD ve İsrail’i işaret etti
Olayların daha fazla büyümesini önlemek için İran İslam Cumhuriyetinin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, bir açıklama yaptı. Etnik çatışmanın büyümesinin İran’ın ve İslam Cumhuriyeti düşmanlarının son umudu olduğunu söyleyen Hameney, “Şüphesiz, biz bu tehlikeye karşı durabileceğiz.” dedi. Ali Hameney “Üç haftayı bulan itiraz gösterileri İran’ın düşmanlarının işidir. Azerbaycanlıların tümü İran’ın bağımsızlığını müdafaa edeceklerdir. Unutulmasın 1980’de İran-İrak savaşına en faal Azerbaycan Türkleri iştirak etmişti” dedi.
32 milletvekilinin girişimi
Güney Azerbaycan’ın vaziyeti araştırılmalıdır fikriyle yola çıkan İran parlamentosundan 32 milletvekili Güney Azerbaycan’daki sorunların tespit edilerek çözülmesi çağrısında bulundular. İran İslami Şura Meclisinin 32 milletvekili Güney Azerbaycan’da baş veren hadiseler ve bu bölgelerde vaziyetin araştırılması için komisyon teşkil edilmesini talep ediyorlar. Milletvekillerinin beyanatında bildiriliyor ki, İran’ın nüve (nükleer) programı etrafında baş veren hadiseler bu ülkenin düşmanlarını aktifleştirmiştir ve onlar muhtelif vasıtalarla İran içerisinde karışıklık yaratmak istiyorlar.
Azerbaycan Türklerini tahkir eden karikatüre ve makaleye itiraz eden göstericilerden başka maksatlar için yararlanmak isteyen güçler olduğunu belirten milletvekilleri “İran milletinin birliyi ve bütünlüğü sarsılmazdır. Azerbaycan halkı büyük oğulları-Settarhan, Bağırhan, Hiyabani gibi şahsiyetler yetiştirmiştir. Azerbaycan şehitlerin yeridir”.
Bu arada Milletvekilleri gelişen durumu dikkate alarak Azerbaycan vilayetlerinin iktisadi, sosyal ve medeni vaziyetinin araştırılmasını da talep ettiler. Milletvekillerinin öne sürdüğü başka bir teklife göre, Azerbaycanlıları rahatsız eden meseleler araştırılmalı ve çözümlenmelidir.
Ehmedinejad’ın babası neden öldü?
Öte yandan Devlet Başkanı Mahmud Ehmedinejad’ın babası Hacı Ehmed Ehmedinejad’ın oğlu ile göstericilere karşı sert tutumun üzerine tartıştığı ve bu tartışmanın ardından rahatsızlanarak yaşamını yitirdiğini öne sürüldü. 82 yaşındaki Hacı Ehmed Ehmedinejad oğluna sert tepki göstererek, göstericilere karşı silah kullanılmamasını istedi. Ahmedinejad’ın ise gösterileri yatıştırmanın başka bir yolu olmadığını söyledi.
Edinilen bilgilere göre, gergin geçen tartışmanın ardından 82 yaşındaki Hacı Ehmed Ehmedinejad rahatsızlandı ve kalp krizi geçirerek olduğu yerde yaşamını yitirdiği iddia edildi.
Azerbaycan Milli Azadlık Ordusu (AMAO)
19 Mayıs’tan buyana ayakta olan Azerbaycan Türkleri, öncelikle Farslarla eşit hak, anadilinde eğitim-öğretim hakkı ve zaman zaman bağımsızlık talepleriyle gösterilerini sürdürürken, İran yönetimi içerisinde örgütlendiği öne sürülen Azerbaycan Milli Azadlık Ordusu (AMAO) bir bildiri yayınlayarak Fars yönetimini uyardı.
Beyanatta, AMAO teşkilatı İran ordusunun kara, hava, deniz kuvvetlerinin çeşitli birimlerinde ve özel hizmet organlarında görev yapan Azerbaycanlılardan teşkil olunur ve İran hükümetinin emri ile hiç bir zaman Azerbaycan halkına ateş açılmayacağını bildiriyor. AMAO Azerbaycanlıları tarakana (böceğe) benzeten şövenist karikatürcünün derhal yargılanmasını, İran Kültür Bakanının (medeniyyet nazirinin) istifa vermesini ve İran Devlet Başkanının Azerbaycan halkından özür dilemesini talep ediyor.
Gizli örgütün yayınlanan bildirisinde, “AMAO her zaman Azerbaycan milleti ile bir ve beraber olacak ve Azerbaycanlıların bütün istekleri yerine yetirilene kadar geri çekilmeyecek.”
Bildirinin sonunda AMAO Azerbaycan halkının istek ve taleplerini sıralıyor:
1. İran konstitusiyasının (Anayasasının) 15-ci maddesine esasen Azerbaycanlıların öz dillerinde bağçadan (ilkokuldan) üniversiteye kadar tahsil alma hakları İran hükümeti tarafından verilsin.
2. Bütün İran’da yayım hakkına malik olan Azerbaycan Türkçesinde çıkan gezet (gazete) ve 24 saatlik televiziya (televizyon) kanalı açılsın.
3. Azerbaycanlıların çoğunluğu oluşturduğu (kahir ekseriyete sahip yerleşim bölgelerinde) bölgelerde yerli icra başçıları (vali vs. diğer üst yöneticiler) bölge ahalisinin seçimi ile seçilsin.
4. İran hükümeti Güney Azerbaycan’ın iktisadi problemlerine duyarsız kalmasın ve problemleri ortadan kaldırmak için gereken adımları atıp, yatırımları yapsın. Mesele, Şimal Cenub koridoru oluşturulsun, Güney Azerbaycan’da İran devleti tarafından başlanıp sona yetirilmeyen (bitirilmeyen) projeler tamamlansın, Azerbaycan Cumhuriyeti (Kuzey Azerbaycan) ile serhedlerde (sınır bölgelerinde) özgür ticaret mentekeleri (merkezleri) genişletilsin.
5. Güney Azerbaycan’ın bütün siyasi mehbusları (siyasi tutukluları) tezlikle (acilen) bırakılsın. Hususile (özellikle) son gösterilerde) tutulanlar azad (bırakılsın) edilsin.
6. Şehit Settarhan’ın mezarı Tahran’dan Tebrize getirilsin ve Azerbaycan milli kahramanlarına layık bir mezar kompleksi inşa edilsin.
7. Her yıl haziran ayının 29 ve 30-da Azerbaycan’ın milli kahramanı Babek’in doğum günü münasebetiyle geçirilen tedbirlerde milletin güvenliyi temin olunsun ve hemin tedbirlerde millete maneçilik töredilmesin.
8. Bugünlerde Güney Azerbaycan şehirlerindeki itiraz gösterilerinde Azerbaycanlıların öldürülmesine sebep olan şahıslar cezalandırılsın». (29 Mayıs 2006-Ekspres Gazetesi)
Azınlıklara bağımsızlık havucu
Kürtler, Mahabad bayrağı açtı
Washington’da bir araya gelen Azerbaycanlılar, Kürtler, Beluclar ve Arap’lar Tahran rejimini yıkmanın yollarını müzakere ettiler.
"Kuzey Amerikanın Kürt Milli Komitesi" adlı teşkilatın Washington da geçirdiği bir toplantıda İran’daki milli azınlıkların temsilcileri ile görüşmeler yaptılar. Dışişleri Bakanlığı ve CIA’nın teşebbüsü ile Kongre binasında teşkil edilmiş görüşme İran’da ki mevcut rejimi değiştirmek maksadıyla işbirliği meseleleri müzakere edildi.
İran Kürd Demokratik Partisi, Kürd "Komala" Partisi, Güney Azerbaycan Milli Uyanış Harekatı (GAMOH), İran’da ki Arap’ları temsil eden "Ehvaz İnsan Hakları Teşkilatı" ve Belucistan Halk Partisinin temsilcileri toplantı sonunda yaptıkları açıklamada, Tahran yönetiminin ülkedeki milli azınlıkların hukuklarını tanımayıp, onları hiçe saydığını öne sürdüler.
Toplantıya katılanlar, İran da sivil bir darbe ve devrimle yönetimi değiştirmek, Mollaları yönetimden uzaklaştırmak gerekiyor görüşünü savundular. Dışarıya özellikle sızdırılan bilgilere göre Kürt temsilciler İran’ın parçalanması yerine ülkenin Kuzeybatısında "Kürdistan" muhtariyeti talebini dile getiriyorlar.
Diğer yandan İranlı Kürtlerin salona, 1946’da Stalin tarafından piyon olarak kurdurulan ve ardından kısa müddetten sonra yıkılmış "Mahabad Cumhuriyeti"nin de bayrağı asılmış.
Toplantıda İran’da ki Azerbaycanlı, Kürt, Arap ve Belucların temsilcilerine "İran’ın hiç bir şekilde parçalanmayacağı, orada muhtariyetler yaratılmayacağı ancak medeni muhtariyetten söz edilebileceği mesajı verildiği belirtiliyor. (Ekspres-1 Haziran)
Türkleri görmezden gelmeyin
31 Mayıs’ta Washington da Senato binasında toplanan İran’daki etnik grupların temsilcilerinin katılımıyla başlayan konferansın yanlış sonuçlar doğuracağı öne sürülüyor. Kuzey Azerbaycan’ın bazı kesimleri konferansın Kürt merkezli olduğunu öne sürerek buna karşı çıkıyorlar. Bütöv Azerbaycan Halk Cephesi Partisi Uluslararası İlişkilerden sorumlu Başkan Yardımcısı Elçin Mirzebeyli, ABD’nin Kürt silahlı güçlerine destek vermesi durumunda Irak’ta karşılaştığı sorunların benzerini İran’da yaşayacağını söyledi.
Mirzebeyli, konferansa katılan hiçbir gurubun İran’da ciddi nüfuza ve yetkiye sahip olmadığını belirterek, “Ayni zamanda da İran’da baş verecek süreçlere tesir etmek imkânına malik değiller. Bu gün harekâtı Kürt silahlı grupları ve Kürt teröristleri değil, Güney Azerbaycan’da tarihi topraklarında demokratik sürecin, insan haklarının gelişmesini isteyen ve bunu demokratik yolla hayata geçirmek isteyen Azeri Türkleri yönlendiriyor: "Burada ne Kürt etnik grubuna aid olanların, ne de diğerlerinin faaliyeti görünmüyor.” diyerek Washington’daki toplantıyı ve katılanları uyarırken, ABD’ye de uyarıda bulundu.
Tebrizde ölüm senfonisi
İran’da Türkleri böceğe benzeten karikatürün yayınlanmasından sonra baş veren üzücü hadiselerin en dramatik yansıması Azerbaycan’da yaşanıyor. Azadlıg Gazetesinde yer alan köşe yazısında Fikret Hüseynli 25 Mayıs’da kaleme aldığı “Tebriz’de Ölüm Senfonisi” başlıklı yazısında, hükümetinin sessiz kalışını eleştirerek bazen Azerbaycan vatandaşı olmaktan utandığını söyledi.
“Neden bizim insan, vetendaş ve millet kimi yaşamağa hakkımız yoktur” sorusunu yönelten Hüseynli; “Düşünmek zorunda galırsan ki, neden bu memleket bele çöktü? Deyirdim ki, ne zamana geder biz gözyaşları töküb ağlayacayığ. Beyem, taleyimiz, behtimiz öz elimizde deyilmi? Cemiyyetin (halkın) her şeye bigane münasebeti, halgın bir toplum kimi öz hakkı uğurunda savaşmağa meyilli olmaması bizi çok sualler karşısında goyur. Demirem ki, hamı (tümü) eline daş-kesek (taş-kersek-taşlaşmış toprak parçası(K.B) alıb hakimiyyetin (iktidarın) üzerine yürüyüş etsin, ülkede karışıklık çıksın ve sair.
Yoh, Allah hatırına kim nece isteyir ele de yaşasın. Evinde acından ölenler goy şükür ede-ede ölsünler. Alçaldılanlar alçag ömür yaşamağa layig olduglarını anlasınlar. Gaçanlar gaçgın kimi diger ölkelerde üçüncü sınıf adam sayılsınlar. Talançı mafya grup goy bu halgın ganını içib mazoşistlikle meşğul olmaktan haz alsın. Kim ne isteyir onu da etsin. Biz talihi ile barışmış bedbahtları kahramana çevire bilmerik.
Rusların bize yaptığını yapıyorlar
Hüseynli, 20 Ocak 1990’da Rus Ordusunun kendilerine yaptıklarını İran güçlerinin Güney Azerbaycan’da katbe kat fazlasını yaptığını vurgulayarak iktidarın ve toplumun sessiz kalışını eleştirdiği yasına şöyle devam etti;
“Tasavvur edin gardaşım, 1990’ıncı ilde 20 yanvar (Ocak) hadiseleri zamanı Rus ordusu Azerbaycan’da ne etmiş idiyse, İran’ın Fars rejimi beş kat bundan artığını (fazlasını) yapıyor? Eğer, o zaman Türkiye bize destek vermese idi, ne düşünürdük? Şimdi ne olub? Cenubi Azerbaycan bizim vatanımızın işgalde olan en büyük hissesidir. Orada gan tökülür, "Men Türkem" deyenlerin başı ezilir. Niye duymuyorsun, Azerbaycan’da "Ben Türkem, Azerbaycanlıyım" deyen şahs? İndi danışmırsansa(konuşmuyor), susursansa(susuyorsan), sen neye lazımsan? Sene böcek deyirler ve böcek kimi de ezirler. Hayasızcasına "İran’ın Bakü’deki sefirliyi" önünde iki gün içinde toplam 40 genç toplanabildi. Utanç duyuyor musun ey büyümek, güçlenmek, birleşmek, bütövleşmek ve daha neler isteyen Azerbaycan vatandaşı? Böylemi büyüyeceksin, güçleneceksin, birleşeceksin, bütövleşeceksin? Böylemi millet olmak istiyorsun?
Bu gün Güney Azerbaycan’da gan tökülür, gardaş ganı. Gelin ya bir millet kimi ayağa galhıb buna itirazımızı bildirek, ya da böcek, goyun ve ne bilim daha neler olduğumuzu etiraf edek. İnanın, eger, bu gün gücümüzü ortaya goyub var olduğumuzu sübut (ispat) etmesek, sabah İranda Farslar Türkleri millet kimi mehv edecekler. Ermeniye destek veren fars şovinizmi galebe çalacag. ABD İranı vursa bele, millet olmasag, kürdün de, Ermeni’nin de hakkı tanınacak bizim yok. Hamı ayağa galhıb milli haggımız uğrunda, Cenubi Azerbaycan üçün mübarize aparmalıdır. Aksi halde bundan pis (daha kötü) ve acınacaglı veziyyetde yaşayıb daim ezilmeye mehkum olacağıg.”
Fikret Hüseynli-25 mayıs Cuma-Azadlıg Gazetesi
ABD’nin provokasyonu mu?
İran’da karikatürle gelen olayların arkasında başka hesapların döndüğünü öne süren Hüseyn Bakuvi ise Ekspres Gazetesindeki köşesinde olayların ardındaki perdeyi, “İran’da baş veren son hadiseler ve güneyli soydaşlarımızın hiddet gösterileri bir daha gösterdi ki, Tanrı bizi dostlarımızdan korusun - düşmanlarımızla özümüz mücadele ederiz...” sözleriyle dile getirdi.
Bakuvi şöyle devam etti; “İran’da garip, meraklı ve tehlikeli olaylar yaşanıyor. Yüz binlerle insan Fars şovenizmine lanet okuyor, öz tabirlerince desek, "nümayişler gayırırlar". Karşılığında ise dövülüyor, hapis olunur, öldürülürler.
Büyük devletlerin satranç oyunu
Bakuvi, Güneyde Türklerin kanı aksa da, yaşanan olayların millete büyük ders bakımından çok kıymetli, hatta gerekli olduğunu öne sürdü. “Kim Azerbaycan’ın gerçek dostu refiği, kim birçok problemlerimizin hallinde yardımcımız olmayı vaat ederek sadece kendi marag ve menfaatlerini güddüğü apaydın belli” diyen Bakuvi, “Tebriz, Urmu, Marağa, Erdebil, Merend, Goşaçay, Tehran, Halkal, Sehend şeherlerindeki olaylar gösterdi ki, tarihi boyunca milletimiz artık kaçıncı defedir ki, dünyanın böyük devletlerinin çirkin siyasi oyunlarının kurbanına, Batı’nın "büyük satranç tahtası"nda piyadeye dönderilib.
Bu piyadeye başladığı yerden ilerleyerek haneleri def etmekle rakibin son hanesine çatmağa ve statüsünü deyişib vezir olmağa imkân vermeyecekler. Boyumuza biçilip payımıza verilen en büyük şans 3 ve ya 4-cü hanede rakibin fili, ya da atı tarafından vurulmak "baht”ımızdır. Özü de rakib ağlarla oynuyor, biz ise gara figüranlarız (batının piyonuyuz).”
ABD milli azınlıkları kullanıyor
Bakuvi, İran’a karşı ABD’nin Afganistan ve Irak bataklıklarından ders alarak, bu defa İran’ı içten parçalayıp çökertmeye çalıştığını belirterek, “Zira İran Irak olmadığı için, mollaların başına od (ateş) elemekle onları teslim olmağa zorlamak mümkün değil: bilakis, bütün mollalar tekbir getirip "kafir üzerine" yüz binlerle insanı göndere biler. Bu sebebden de stratejik beyin merkezlerinin uzmanları Pentagona acele etmemeyi, İran’daki milli azınlıklar arasında gerginlik yaratarak, hakim rejime karşı rahatsızlığı en üst düzeye çıkarıp güçlendirmeyi, Mahmud Ehmedinecat rejimini kütlevi halk gösterileri vasıtasıyla devirmeyi meslehet görübler.
Senaryoda en feal oyuncular İran’ın Guzistan, Kürdistan, Cenubi ve Şergi Azerbaycan şehirlerinin sakinleri, yani Araplar, Kürdler ve Azerbaycanlılar olmalıdır.
Adlarını sıraladığımız halklarının gara bağrı Tahran’dan ağ değil ve onların her birinin dil probleminden tutmuş mektebler, kitle enformasyon vasıtaları, hukuklarının teminatı, devlet kurumlarında temsil olunmaları ve gayri çok ciddi problemleri var.
Güneydeki soydaşlarımızın sayı tahmini hesaplamalara göre en azı 30 milyon nefer teşkil etse de, dilimizde bir mektep, hetta uşag bağçası (ilkokul) bele yoktur. Sebebini de Tahran molla-bürokrasisi "baba, onlar özlerini İranlı sayırlar, nemene gerek Azeri dilinde mektebe, İran’da dövlet dili Fars dilidir, Azerice mektebi gurtaranlar (Azeri mektebinde okuyanlar) harada ve nece çalışacaglar: bak, buna göre de Azerilerin özleri istemirler o mektebleri" deyiben bizlere havlu atırlar. Kürdler, Beluclar, Erebler de eyni problemleri yaşayır.
Guzistan Kuveyt olabilir
En can alıcı yorumu yapan Bakuvi, nüfuzunun çoğunluğu Sünni Araplardan oluşan Guzistan’da İran’ın en büyük ve zengin petrol yataklarının, petrol işleme tesislerinin bu bölgede bulunduğu dikkate alınırsa, Tahran’ın Arapların özgürlük taleplerinin gerçekleşmesi durumunda İran’ı bekleyen tehlikenin büyük olacağının altını çiziyor. Bakuvi, “Araplar küçük Guzistan üzerinde hakimiyet elde ederlerse, yılda enaz 20 milyar dolarlık gelire sahip çıkacaklar. Bu ise Fars Körfezinde ikinci Kuveyt’in oluşması-doğması demektir. Irak ve İran’ın Sünni Arapları arasında oldukça güçlü entegrasyon bağlarının gelişmesii, İran’ın da bölgenin sıradan bir ülkesine dönmesi demektir.
En büyük tehlike Kürtler
Bakuvi yazısına şöyle devam etti; “Kürtlerin isteklerinin en az yüzde 50 gerçekleşmesi halinde ise Türkiye-İran-Irak sınırları çerçevesinde "Kürdistan" devletinin yaranma (oluşma) ihtimali güçlenecektir. Ve en nihayet, gerek güneyli soydaşlarımıza. Cenubdakı toprakların müstakillik bir yana, medeni muhtariyete dönüşmesi dahi bölgede Türkiye’den sonra ikinci kudret sahibi olan Türk devletinin doğması, Bükü’nün süper devlete dönmesi demektir. Bir anlık tasavvur edin: 50 milyon ahali, ümümdahili üretimi yılda 120 milyar dolara çıkarmaya imkan veren doğal petrol kaynakları, insan potansiyeli ve senaye (sanayi) müesseseleri, komşu devletlere ekonomik tesir imkanları, bölgenin bilimsel merkezi, Avrupa ile Asya arasında gerçek geçid noktası ve s. - bele Azerbaycan’ın yaranmasını isteyenler aramızda çok olsa da, dünya devletleri, hatta bize en yakın müttefik olan memleketler arasında çok azdır.
İran’daki son olayların zahiri tezahürlerini (piket, miting, nümayiş, tutulanlar, hebs edilenler, güllelelenler, şüarlar) bir kenara koyup batini (hadiselerin arka planını) çözersek, hadiselerin stratejisi ortaya çıkar. Böylece ABD- İran arasındaki çatışmada Azerbaycanlılar cephe hattında kalmaz”.
Asıl hakikat
"İran" gazetesinde yayınlanan ve bizleri necis yiyen tahtabiti kimi gösteren karikatür milli heysiyyatımız, şeref ve liyakatimizin tahgiridir. Bu aşikardır. Amma o karikatürde - paradoksal olsa da - hakikat var. Resimdeki çıplak hakikat odur ki, Tahran’daki Fars şövenistler gerçekten de "Azeri" dedikleri Azerbaycanlıları haşarat cisminde görüyor. En mühimi ise İran hakimiyeti ile 30 milyonluk Azerbaycanlılar bir-birlerini anlamıyorlar.
Azerbaycanlılar anlayamıyorlar, ne için Ermenilere her şeraiti yaradan Tahran doğma dilimizde (anadilinde) mekteplerin açılmasına, tahsil verilmesine, hukukların teminatına olumsuz bakıyor.
Farslar da anlamıyor ki, bu "Azeri”ler ne vaktadek "separatçılıg" (esaret altında-her haktan yoksun) edecekler. İran’da Farslar soydaşlarımızı, soydaşlarımız Farsları anlamıyor. Hakimiyet ise Azerbaycanlıları hiç dinlemek istemiyor. Ve gösterdi ki, İran’da Azerbaycanlıların çok ciddi problemleri var, onlar bozulmuş hukuklarının korunmasını, en azından adam sayılmalarını istiyorlar.”
İran’da büyük kan akacak
Dünyanın petrol ihtiyatları, hasılatı ve satışı bakımından Suudi Arabistan, ABD ve Rusya’dan sonra İran dördüncü yeri tutuyor. Keşf edilmiş ihtiyatlar (50 milyar ton) da İran önemli yerdedir. Dava da bu servet üstündedir. Mübarize ise çok gergin ve amansız, "ölümüne”dir. Ve ne yazık ki, ABD ile İran arasında ilan edilmemiş savaşın kurbanları soydaşlarımızdır.
Bu, hele başlangıçtır: esas olaylar sonra başlayacak, "büyük kan" akacak.
Azerbaycan’ın evvelki "büyük çardaş”ı Rusya evezleyib özünü Bakıya müttefik ve "big brother" (büyük kardeş) ilan eden Washington planlı şekilde İran’la savaşa hazırlanıyor.
Azerbaycan’ın yeni "büyük çardaş”ı (ABD) ve strateji taraf-mukabili İran’la savaşa doğru gidiyor. Bu amaca ulaşmak için Washington Azerbaycan ve Azerbaycanlıların maraglarını (istek-amaç ve hedef) çok aşağılık bir biçimde kurban vermeye hazırdır.
Resmi Bakü artık defalarla beyan edib ki, ABD’nin yaratmakla olduğu anti-İran koalisyonunda yer almayacak, Tahran’a karşı askeri operasyonlarda olmayacak.
Lakin Pentagon Azerbaycan’da 4 askeri üs, füze saldırısına karşı önleyici sistemlerinin kurulması maksadı ile 49 milyon dolar almak için Kongreye müracaat etti.
Tabii ki, Azerbaycan anti-İran koalisyonuna girmedi dedik de Amerikan güçlerinin Bükü’nün merkezinden gümrah adımlarla İran’a doğru yürümesi değil. Bütün bunlar olmayacak. Koalisyon çerçevesinde ABD ile Azerbaycan arasında taraftarlığın bütün diğer tezahürleri ise göz gabağındadır (göz ucunda).
Vaşington’un dörd tavşanı
ABD bir kurşun ile aslında dört tavşan vuruyor. Birinci tavşan İran’a karşı askeri operasyonlara sürekli hazırlık ve bu işte Azerbaycan’ın imkânlarından en üst derecede istifade olunmasıdır.
İkincisi Azerbaycan’la İran arasında ilişkilerin gerginleşmesi, gazaba gelmiş Tahran karşısında kalan Bükü’nün zor durumda kalarak Vaşinkton’a hamilik yapması için müracaat etmesine zemin hazırlanması. Böylece Azerbaycan, aslında Azerbaycan olmaktan çıktığı gibi Güney Türklüğünü de tamamen kontrol altına alacak.
Üçüncü durumda İran’ın özünde Farslarla Azerbaycanlılar arasında çatışma yaratmak, yeterli argümana sahip olduktan sonra uygun aktörleri kullanarak güneyli Azerbaycanlıların kütlevi ayaklanmasını gerçekleştirmek.
Sonuncu ve en önemli nokta, petrol uğrunda çatışmalar tarih boyu kurbanlar almıştır. ABD ise Afganistan’daki "Taliban"ı silahlandırıp hazırladığı ve bol vaatler verdiği "Kuzey Alyansı", İrak’daki Saddam Hüseyn rejimini ise Kürtler ve satılmış generaller vasıtasıyla devirdiğinden, bu defa İran’daki Azerbaycanlılardan kart-blanş cisminde istifade etmek niyetindedir. Tabii ki, "kara kızıl” petrolün getireceği milyar dolarlık gelirin karşısında 100, ya da nice binlerle Türk’ün helak olması ne demektir ki...
İkinci Cihan Savaşından sonra Güney Azerbaycan’a meşrutiyet ve özgürlük arzularının gerçekleşmesi adı altında İosif Stalin’in hayata geçirdiği senaryo, İran’da vahşicesine öldürülen on binlerle Azerbaycanlının kurbanlığını unutmamak gerekiyor.
Aslında İran’da bunlar oluyor. Bilmem daha ne kadar görmemekte direneceğiz.
Kenan Biliz
10.06.2006