
Kasım Ayı Önemli Tarihi Olayları Işığında Geleceğe Bakış
-Ali Akış-
Kasım ayı önemli tarihi günlere zengin olduğundan, aşağıda dile getirilen tarihi günleri sıralamayı münasip gördüm. Olaylar: 1) 7 Kasım 1917 - Rusya'daki Bolşevik İhtilali. 2) 17 Kasım 1917 - İdil-Ural Muhtar (Özerk) Türk-Tatar Cumhuriyeti'nin ilanı. 3) 11 Kasım 1918 - Birinci Dünya Savaşının bitimi. 4) 10 Kasım 1938 - Ulu Önder Atatürk'ün ölüm günü. 5) 28 Kasım 1939 - Ruslar Finlandiya'ya saldırdılar. 6) 15 Kasım 1983 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kuruluş Günü. 7) 9 Kasım 1989 - Türkiye'de askeri yönetim dönemi kapandı. Gerçek demokrasiye adım atıldı. 8) 9 Kasım 1989 - Berlin utanç duvarı yıkıldı. 9) 11 Kasım 2004 - Filistin Kurtuluş Hareketinin önderi ve Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın ölüm günü. *** Ben, üç yıldan beri internet aracılığıyla bugünkü durumda 3 devletin Türk-İslam dünyasını yok etmeye yönelik cinayetlerini dünyaya faş etmekle meşgulüm. Allah'a şükürler olsun, bu kutsal mücadelede başarılı da oluyorum. Yeni okuyucularım, Türk-İslam dünyasının düşmanları kimler diye merak ediyorlardır. Öyleyse söyleyim: Rusya, İsrail ve her renkte olan Çin. 17 Kasım 1917 tarihinde şimdiki Başkırdistan Özerk Cumhuriyetinin başkenti Ufa'da İdil-Ural Türk-Tatar Muhtar Cumhuriyeti ilan edilmişti. Tataristan'la Başkurdistan'ı içine alan bu Cumhuriyet, maalesef, ancak 6 ay yaşayabildi. Kalabalık Bolşevik çeteleri, 1918 Nisanı'nın sonunda Ufa'yı ve Kazan'ı kanlı çatışmalardan sonra istila ettiler ve geleneksel Rus vahşetini sergilediler. Ekim İhtilalinin şefi Lenin, 7 Kasım 1917 gününde Petersburg'ta Çarlık Silahlı Güçlerine karşı ilk savaşını verdi ve böylece 4 yıl süren İç Savaş patlak verdi. Bolşevikler, organize güç meydana getirdiler ve Rus olmayan milletler, siyasal ve teknik açılardan bağımsız devlet kurma yeteneğinden henüz yoksun olduklarından ötürü, 1920 yıla kadar Bolşevik boyunduruğu altına sokuldular. Siyaset ve teknoloji açısından gelişmiş Polonya, Finlandiya, Litvanya, Letonya ve Estonya, 1918 yılında bağımsızlık ve özgürlük mutluluğuna eriştiler. Söz konusu bu 5 devlet, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya'dan destek gördükleri gibi coğrafik konumları da elverişli idi. Ukrayna, Belorus, Azerbaycan ve Gürcistan, tam bağımsızlıklarını ilan etseler de, 2 yıl içinde Rus güçlerine yenik çıktılar. Müslüman Orta Asya Cumhuriyetlerine gelince, onlar, yukarıda dile getirdiğimiz gibi, devlet yönetebilecek siyasal ve teknik düzeye henüz ulaşmamışlardı. Kırım, İdil-Ural ve Kuzey Kafkasya halkları, coğrafyanın elverişli olmayışı nedeniyle tam bağımsızlığı elde edemediler. Lenin, 7 Kasım 1917 yılında Petersburg'ta yaptığı konuşmasında, Rus intelligensyası (aydınları) için "Kafası çöp dolu" diye yakınıp söylemişti. Gerçekten bunun manasını (anlamını) pek kavramamıştım, şimdi Putin, Tataristan Muhtar Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmesini hice sayarak, Tataristan yöneticilerinin Milli Meclisi'nde, Tataristan'da Latin alfabesinin büyük çoğunlukla kabul edilişini, Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı diye RF Duması'nın hiçe saydığı Kararı onayladı. İşte bu Karar, Rus intelligensiyesinin (aydınlarının) kafası çöp dolu olduğunu ispat etti. 28 Kasım 1939'da bundan 65 yıl önce Ruslar, Stalin'in emriyle 3 milyonluk Finlandiya'ya saldırdılar. Gerekçe: Finlandiya, Petersburg için tehlike oluşturuyormuş. Ruslar, bu saldırının faturasını çok yüksek fiyatla ödediler. Encyclopedia Britanica'nın kaydettiğine göre, Rusya devi, 105 gün süren savaşta 120.000 askerini kaybetmiş. Böylece Fin kedisi, Rus ayısını nockout etmiştir. Bu zaferden 35 yıl önce de, yani 1904 yılının sonunda Japonlar, kahramanlıkları ve silaha sahip olmalarıyla, Rusları şöyle acı bir şekilde yenmişlerdi. 9 Kasım 1989 - Berlin utanç duvarı yıkıldı, Sovyet İmparatorluğu çöktü, demokrasiye yönelik adımlar yapıldı. Reagan, Kohl, Gorbaçev, Thatcher Berlin'de Sovyet İmparatorluğu'nun ruhuna dini tören düzenledi, ama, maalesef, İsrail'de ve Kuzey Kafkasya'da Yahudi ve Rus utanç duvarları dikildi. İsrail'de ağlama duvarı yerine utanç duvarı dikildi. Vaktinde Churchill "Son gülen iyi güler" demişti. Ben Ali Akış, İsrail'de son ağlayan acı ağlar diyorum ve Filistin çocukları ile yaşlı dede ve ninelerinin ahı tutacak, böylece Filistin halkının kutsal öcü Yahudilerden bir kısmı bu dünyada alınmış olacak. Kuzey Kafkasyalı Çeçenlerin, Volga ve Kırım Tatarlarının acı tarihi öcü alınacak. Yeni silahını kucaklayan Rusların önderi Putin'den Çeçenlerin öcü fazlasıyla alınmış olacak. Mazlumun ahı tutacak ve nihayet ilahi adalet bu dünyada tecelli edecek. Ben de şahsen, bedduama devam ediyorum. Bugün, bütün dünya, barış ve istikrarın, BM'in de üstünlük etmesini bekliyor. Bu bekleyişe ışık tutan iki olayı dile getirmekle Türk-İslam dünyasının terör değil, barış ve istikrar istediğini ispat etmiş oluruz. Bunlardan birisi 10 Kasım 1938'de Ulu Önder Atatürk'ün vefatı ve ikincisi 11 Kasım 2004'te Filistin Kurtuluş Hareketinin Efsanevi Önderi Yaser Arafat'ın vefatı. Gerçekten de bundan 66 yıl önce mazlum milletlerin kurtuluş hareketini somut olarak hayata geçiren Gazi Mustafa Kemal Paşa Atatürk idi. 11 Kasım 2004'te vefat eden Filistin'in İsrail zulmünden kurtarma yolunda 50 yılını adayan Kahraman Önder Yaser Arafat. Araştırmacıların dediğine göre, Yaser Arafat, Ulu Önder Mustafa Kemal'den örnek almıştır. Bugün Güney Amerika'da ve Güney Doğu Asya'da patlak veren savaşlarda İspanyol-Portekiz, Fransız ve İngiliz Emperyalizmlerinin kalıntılarına karşı ölüm-dirim savaşı veriliyor. 11 Kasım 1918'de Birinci Cihan Savaşı sona ermişti. 86 yıl önce yenen (galip) devletler, bugünkü huzursuzluğun tohumlarını ektiler. Orta Doğu diye adlandırdığımız Irak, Suriye, İran ve kanlı İsrail zorbaları, PAX OSMANA (Osmanlı Barışı) kalıntıları üzerinde kan ve ateş dansı temsilleri veriyorlar. Biz Tatarlar teröre karşıyız. Ama bugün faaliyet gösteren Müslüman teröristlerini görerek, yanlış fikre saplanmayınız, zira mantıki hüküm yürütünce gördüğünüz teröristlerin - sonuç, Rus, İsrail ve Çin devlet yöneticilerinin - sebep (neden) olduğunu anlarsınız. Sharon olmazsa, Arafat olmazdı. İstanbul 1919 yılında İngiliz işgaline uğramamış olsa idi, Atatürk 19 Mayıs 1919'da Samsun'a gitmemiş ve 9 Eylül 1922 tarihinde Yunanlıları İzmir'de denize dökmemiş olurdu. Mantıki kural: İngilizlerin Anadolu'ya gelmesi - neden, Atatürk'ün savaş açması - sonuç 17 Kasım 1917'de Tatarlarla Başkurtların Muhtar İdil-Ural Cumhuriyeti'ni ilan etmesi, 1552'de Rusların Kazan'ı istila edişine karşı tepki sonuçtur. Dünyada barış döneminin başlanması, olayların sonuçlarını mahkum etmek ile değil, sivrisineği öldürmekle değil, nedenini mahkum etmekle, bataklığı kurutmakla çözüme kavuşa alır. Ali Akış 21.01.2005
|