Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

26 Haziran 2006

Hoca Ahmed Yesevi Türbesi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Dünyası

 


Almanların 1941 Saldırısı, Öncesi ve Sonrası


-Ali Akış-


1941 yılının 22 Haziran tarihinde Alman Orduları Rusya’ya topyekûn saldırı düzenlediler ve kısa zamanda Rusya’nın iç bölgelerini istila ettiler ise de, Moskova ile Petersburg kentlerine giremediler. Evet, Almanların bu saldırıları bütün dünyada korku, dehşet ve nefret uyandırdı ise de, tarih babanın şaşmaz adaleti burada da kendini hissettirdi. Müsaadenizle 1941 yılının 22 Haziranından 21 ay öncesine dönelim. 1939 yılının 1 Eylül günü, dünyanın iki haydut lideri Hitler ile Stalin, kendi halinde yaşamakta olan barışsever Polonya devletine kanlı saldırı düzenlediler ve Polonya ile birlikte Çekoslovakya’yı da haritadan sildiler. O tarihlerde iki haydut Hitler ve Stalin, Finlandiya’ya, Estonya’ya, Letonya’ya ve Litvanya’ya saldırıp istilâ planlarını gerçekleştirdiler. Stalin, bu elverişli fırsattan yararlanarak, 1940 yılının Haziran ayında Belorusya’da 14 000 (on dört bin) Polonyalı subayı hunharca idam ederek, Rus devlet terörünü uyguladı. Ne var ki, Rusların bu aşırı vahşeti, Almanya’da korku ve kuşku uyandırdı. Hitler bu psikolojik ortamdan yararlanarak, 1941 yılının 22 Haziran tarihinde Rusya’ya saldırdı. Yukarıda dile getirdiğimiz gibi, baştaki 5 ay içinde yani 1941 yılının Kasım ayında Rusya’nın “yenilmez mareşali kış hazretleri” yardıma koştu. Alman ordusu, Moskova ile Petersburg’u işgal edemeden Stalingrad’a kadar sarktı ama kış hazretlerinin dehşeti hükmünü sürdürdü. 1941–1942 kışı böylece sürdü ve baharda Almanlar, Ukrayna ve Belorusya cephelerinde Ruslara ağır darbelerini indirdiler. 1942 ve 1943 yıllarında savaş şiddetini eksiltmedi. 1943’te Rusya’ya Amerikan askeri yardımı başladı. 1943 yılının sonlarında Stalingrad cephesinde Almanlar yenilginin ilk acısını çektiler.

 

Aslında Ruslar, 1939 yılının 28 Kasım tarihinde Rusya’nın stratejik güvenliğine tehlike teşkil ediyor bahanesi ile o zaman nüfusu sadece üç buçuk milyon olan küçük, ama kahraman Finlandiya’ya saldırma cinayeti düzenlediler. 105 günlük Kış Savaşı adını taşıyan bu denksiz çete savaşında Ruslar, çok ağır yenilgiye uğradı. Bundan önce de Rusya’nın savaş tarihinde 1905 yılında Japonlara yenilerek, fena bir şekilde dünyaya rezil olmuşlardı. Ruslar bu acı yenilgiden sonra dünyada çok düşmana sahip olduklarına inandıkları için, Belorusya’daki Katyn ormanlarında bulunan savaş esir kampındaki on dört bin Polonyalı subayı hunharca idam ederek, bütün dünyaya Rus vahşetini sergilediler.

 

Bundan on gün önce, yani 1941 yılının 22 Haziran gününde Ruslar, Alman saldırısının 65’nci yıldönümünü nefretle andılar. Evet, daha yukarıda dile getirdiğimiz gibi, biz Türkler de, savaşı nefret ve ibretle anıyoruz. Almanların saldırısına hedef olan bu savaş dört yıl sürdü. Rusya’nın her vatandaşı bu acı savaşta sıkıntı çekti. Rusya’da olduğu kadar Almanya’da da her aileden en az bir kişi ve büyük servet helak oldu. Rusya vatandaşları, vatan savaşının acılarını anarken, Alman faşistlerine nefret ilan etmekle yetiniyorlar, oysa İkinci vatan savaşının patlamasından Almanya kadar Rusya da sorumlu ve suçludur.

 

Ne olur insanlar daha objektif, daha tarafsız, daha adil düşünebilseler, dünyamız daha mutlu olurdu. İkinci Dünya Savaşı biteli 61 yıl oldu. Rusya o süre içinde Almanlardan, Japonlardan, Polonyalılardan, Finlerden gasp ettikleri toprakları geri eski sahiplerine iade etmemişlerdir. Rusların Köngsberg’te, Sahalin’de, Doğu Polonya’da ve Viborg’ta ne işleri var? Ama ilahi adalet mutlaka tecelli edecek. Yakın gelecekte Rusya o topraklardan uslu, uslu çıkacaktır. Tarih öyle diyor.

 

Ali Akış

26 Haziran 2006

Gazeteci Yazar, Dünya Tatarlar Birliği Fahri Başkanı ve Avrasya Birliği Taraftarı

 



Veda Çağrısı -Ali Akış-


Her fani gibi ben de ebediyet dünyasına göç etme hazırlığı içinde bulunuyorum. Milli davaya hizmetim 68 yıl sürdü. Bu uzun süre içinde her çeşit olaylar cereyan etti. 2006 yılına girdiğimiz bu son günlerde olayların bilânçosunu yaptım ve şu ilginç sonuca geldim: milli hareket diye adlandırdığımız milli davaya hizmet için Tatar aydınlarının üst düzeyi benim çalışmalarımı değerlendirdi. Yani Tatar aydınlarının kaymağını teşkil eden çevre BANA SAHİP ÇIKTI. İşte bu takdir etme görüntüsünü seyredince haz ve gurur duydum. Sağ olun, dostlarım.



Rusların İki Hastalığı: Alkol Sarhoşluğu ve Uydurma Zafer Törenleri İptilası -Ali Akış-


Rusya’dan alınan son haberlere göre, Moskova’da, bundan 625 yıl önce Kulikovo mevkiinde Tatar Hanlığını (Altın Orduyu) yenilgiye uğratan Rus Knezi (Prensi) şerefine bir tören düzenlenmiş. Türk, Polonyalı ve Alman tarihçilerinin tespit ettiğine göre ise, Kulikovo Savaşı genellikle olmamış ve Ruslar, Kulikovo adındaki savaşın güya cereyan ettiği meydanı bulamamışlar. Bu bir. İkinci olay: Ruslar, 4 Kasım tarihini Zafer Bayramı olarak ilan etmişler diye yeni haber alındı. Yabancı tarihçiler, 4 Kasım tarihinde herhangi bir savaş olmamış diyorlar. Ruslar ise, 1645 yılının 4 Kasım gününde Polonya Krallığını yenilgiye uğrattıklarını iddia ediyorlar.



Kazan’ın Bin Yılı Töreninin Düşündürdükleri -Ali Akış-


Büyük Türk dünyasının Kuzey bölgesini oluşturan Tataristan Cumhuriyeti, bundan 453 yıl önce Korkunç İvan adındaki Rus Çarı tarafından kanlı savaşlardan sonra işgal edilmişti. Kazan kenti, Tataristan Cumhuriyet’inin başkenti. 1990 yılına kadar Tataristan, Sovyetler Birliği’nin bir sömürgesi idi. 1990 yılında Tataristan, sömürgeci imparatorluğunda baş gösteren kurtuluş hareketlerine katılmak suretiyle kendi Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmek cesaretini göstermiş oldu.


 

Ali Akış


1918 Mançurya’nin Haylar kasabasinda dünyaya geldi.
1924 Ilkokula basladi.
1928 Ali Akis 10 yasindayken Ayaz Ishakî Berlin’de Millî Yul dergisini nesretmeye basladi.
1929 Rus Lisesine girdi. Ruslar, Mançurya’yi isgal etti.
1932 Haylar, Japon isgaline ugradi.
1935 Mugden’de Uzak Dogu Tatar Umum Kurultayi toplandi.
1936 Liseyi bitirdi. Ayaz Ishakî Haylar’a geldi.
12 Aralikta Kore üzerinden Japonya’nin Kobe sehrine gitti.
1937 Ocak ayinda Ezher’de okumak üzere Kahire’ye gitti.
1938 Eylülde Kahire’den ayrildi, Varsova’ya gitti.
1939 Polonya, Rus ve Alman ordulari tarafindan isgal edildi.
1940 Türkiye’ye geldi. Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesinde tahsile basladi.
1944 Son sömestrideyken rahatsizligi yüzünden fakülteyi birakti. Türk Kültür Birligi kapatildi.
1945 Yedek Subay Okulunda askerlige basladi
1947 Vatani görevini tamamlayarak terhis oldu.
1948 Ankara’ya geldi.
1953 Ailesi Türkiye’ye geldi.
1953 Münih’te Paris Bloku kuruldu.
1954 Ayaz Ishakî Ankara’da vefat etti.
Akis, NATO’nun Ankara bürosunda ise basladi.
1956 Zarife Hanimla Istanbul’da nisanlandi.
1957 Dügün için esinin memleketi Finlandiya’ya gitti.
1958 Türkiye’ye döndü.
1959 ABD’de Esir Milletler Kanunu çikti.
1963 Ankara Türk Ocaginda Idil-Ural Konferansi verdi.
1966 Münih’te Hürriyet Radyosunda yorumcu, spiker ve mütercim olarak ise basladi.
1969 Münih’te Paris Bloku Genel Sekreteri oldu.
1975 Luzern’de Insan Haklari Avrupa Komitesi üyesi oldu.
1978 1978 Luzern Konferansi’na katildi.
1979 Ayaz Ishakî adli kitap Ankara’da basildi.1983 Hürriyet Radyosundan emekli oldu.
1985 Idil-Ural’da Hürriyet Mücadelesi adli kitabi yayinlandi.
1986 Paris Bloku feshedildi.
1990 Tataristan’a ilk seyahatini gerçeklestirdi.
1991 Dünya Tatar Birligi Baskani seçildi.
1991 Tataristan’a ikinci defa gitti. Çalli mitinginde konusma yapti.
1992 Tataristan’da egemenlik ilân edildi. Tataristan Millî Meclisi Fahri Üyeligine kabul edildi.
1997 Dünya Tatar Birligi Ödülünü aldi.
2000 Esi Zarife Hanim Münih’te vefat etti.
2001 5 Ekimde, 35 yildan beri yasamakta oldugu Almanya’dan Türkiye’ye döndü.


 Türk Dünyası


Ruslar Kafkasya da ve Göçler


"Rus Yayılmacılığı..."


Rus çarları ve onların varisleri kızıl çarlar, daha sonra Post-Sovyet sistemin yöneticileri, geleneksel sömürgecilik amaçtan bir nebze bile sapmadan, Doğuya, Batıya, Kuzeye ve Güneye, Norveç'ten Vladivostok'a, Kuzey Buz Denizi’nden Karadeniz’e kadar  uzandılar. Ruslar Güneyde Türkiye'ye kadar Ahtapot gibi uzanmak istediler, ama Atatürk Yunan sömürücülerini denize dökmekle Rusların Akdeniz’e inmesini ebediyen kesti. Japonlar, Rusları 1904-1905 yıllarında fena halde yenerek, Doğuya Rus yayılmasını ebediyen durdurdular.


 Fikir Özgürlüğü


Çanakkale Savaşlarında Süngü Hücumu


Lenin...


Lenin, 7 Kasım 1917 yılında Petersburg'ta yaptığı konuşmasında, Rus intelligensyası (aydınları) için "Kafası çöp dolu" diye yakınıp söylemişti. Gerçekten bunun manasını (anlamını) pek kavramamıştım, şimdi Putin, Tataristan Muhtar Cumhuriyetinin egemenliğini ilan etmesini hice sayarak, Tataristan yöneticilerinin Milli Meclisi'nde, Tataristan'da Latin alfabesinin büyük çoğunlukla kabul edilişini, Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı diye RF Duması'nın hiçe saydığı Kararı onayladı. İşte bu Karar, Rus intelligensiyesinin (aydınlarının) kafası çöp dolu olduğunu ispat etti..


 Karadeniz ve Hazar



Rusya'nın Geleceği...


Karadeniz’de Rus emellerine engel sayılan Ukrayna, Polonya, Türkiye ve Hazar Denizi’ne uzanmak için İran ile Azerbaycan'ı ve Gürcistan'ı zararsız hale getirmek gibi stratejik planlar kurmaya girişti. Bundan 3-4 yıl önce dünya haritasına baktığımızda, Sovyet İmparatorluğu'nun varisi Rusya Federasyonu'nun Avrasya kıtasında barış için büyük tehlike teşkil ettiği göze çarpardı. Lakin son yılbaşında Ukrayna'da yapılan Devlet Başkanı seçimlerinin, Rusya'nın çıkarlarına aykırı sonuçlar vermesi ve Baltık boyundaki devletlerin evvela NATO'ya, sonunda Avrupa Birliği’ne girmesi olayları, Rusya'nın çökmesini hızlandırıcı nitelik taşımaktadırlar..