Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

1 Kasım 2006

Enver Paşa

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kitap-Tanıtım

 


"Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" Adlı Kitabın Düşündürdükleri


-Muhittin Demirkasımoğlu-


Bir ekonomik tetkikçinin (ET) itirafları adlı kitap, Amerika Birleşik Devletlerinin  (ABD) kendi çıkarları gereği yaptığı işlerin ve operasyonların ne şekilde olduğunu bir parça olsun anlatan bir kitap. Bu kitapta John Perkins Amerikan özel şirketlerinin başka ülkelerde sadece yatırım yapmak, karlarını arttırmak düşüncesinde olmadıklarını anlatıyor. Bu kitabın genelinde ABD’ nin devlet yapısının, özel şirketleri nasıl kendi çıkarları için kullandığı anlatılmaktadır. Özel şirketlerin kullanılışı tabii ki tek taraflı bir kullanım işlemi değil elbette. İşletme yönetiminde temel kurallardan olan “kazan-kazan” formülüyle açıklanabilen karşılıklı yararlanma sistemi. ABD’nin hem devleti hem de onun ulus ötesi özel şirketleri kazanmaktadır.

 

Karşılıklı kazanma dışında kaybeden taraf yok mu, sorusu sorulabilir. John Perkins’e göre kaybeden tarafın, ABD, IMF, IRBD (world bank) ve ABD ulus ötesi şirketleri tarafından seçilen “hedef ülke” olduğudur. Hedef ülkeye yukarıda belirtilen kurumlar tarafından bazı uzmanların gönderildiği belirtilmekte olup, Perkins kendisinin bu uzmanlardan biri olduğunu ifade etmektedir. Bu uzmanların görevi, hedef ülkenin zenginliklerinin tespit edilerek ve o ülkenin ihtiyacından daha fazla miktarda yatırım yapılması gerekliliğine hedef ülke yöneticilerini, iş dünyasını, bürokrasisini ve siyaset dünyasını yatırımlar konusunda ikna etmesidir. İkna sürecinde telkin, baskı, rüşvet araçlarının nasıl kullanıldığı anlatılmaktadır[1]. Bir örnek vermek gerekirse; hedef ülkenin yıllık  ek enerji artış hızının %7 olması gerekirken, uluslar arası düzeyde kabul görmüş uzmanların yaptığı ön çalışmalarla, ek enerji ihtiyacı %17-25 gibi yüksek oranların bulunduğu (şişirildiği), ifade edilmektedir[2]. Peki hedef ülkeye yapılacak yatırımlar nasıl finanse edilecektir? Bu sorunun cevabını yine John Perkins vermekte, IMF, IRBD (world bank-WB) veya ABD sermayeli büyük bankalar tarafından uzun vadeli borçlar verilmek suretiyle finanse edilmektedir. Bu yatırımlar kimler tarafından yapılacaktır. Tabii ki ABD orijinli ulus ötesi şirketler tarafından yapılacaktır. Para New-York’taki IMF, WB veya özel bankanın kasasından çıkıp, merkezi bilmem hangi eyalet olan şirketin kasasına girmektedir. Para sadece yer değiştirmekte, hedef ülkeye hiç girmemektedir[3]. Her türlü ön çalışma, yatırım materyalleri ve teknik malzeme ya ABD’den ya da hedef ülkenin sanayisi tarafından üretilmiş olma koşulu getirilecektir. Bunun anlamı ise, zaten o ülkede teknik materyal ve ileri teknoloji makinalar bulunmadığından birleşik devletin sanayisinin tedarik etmesiyle, ABD’nin, hem iş dünyasının atıl kalmasının önüne geçilmesi, hem de işsizlik ve toplumsal sorunların ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. “Hedef ülkeye daha fazla borç, daha fazla yatırım sağlamak “Ekonomik Tetikçi”’lerin (ET) en temel görevleridir. Çünkü hedef ülke, ne kadar çok borç alırsa alsın ABD politikalarına o derece bağımlı hale gelecektir”[4]. Verilen borcun karşılığı var mıdır? Bu kadar çok borç para vermek ABD yi herhangi bir dar boğaza sokabilir mi? Bunların yanıtı FED’in politikalarında gizlidir. Ne kadar çok ABD doları uluslar arası dolaşımda kalırsa, ABD etkinliği o oranda artmaktadır.

 

İşletme yönetimindeki “kazan-kazan” formülü, ABD ve ulus ötesi şirketler için çalışmaktadır. Hedef ülke ise işletmeciliğin diğer kuralına mahkumdur; “kazan-kaybet”. ABD kazanan ülke, hedef ülke ise kaybeden ülkedir. Hedef ülkenin bilmem kaç nesil sonrası bile borçlandırılmıştır. ET’lerin görevi bu durumu sağlamaktır. ET’lere karşı çıkan liderler CIA kaynaklı operasyonlarla öldürülmekte, ya da sindirilmektedir. John Perkins’in çakallar dediği CIA ajanları, istasyon şefleri bu tür operasyonları, darbeleri ve ölümleri organize etmektedir[5].

 

ABD medyası ET’nin önemli kollarındandır. Medyanın görevi, ABD politikalarına ve itiraz eden ülkeler ve liderler hakkında olumsuz yazılar ve raporlar yazarak, hedef ülkedeki medyanın “dolmakalemleri” vasıtasıyla da ihtarlar gönderilmesini sağlamaktır. “Hedef ülkenin içindeki azınlıklar, sosyal politikalar, borç stokları, uluslar arası arenada yalnızlığa itilme sopaları gösterilerek; ABD medyası ve güdümlerindeki yerel medya kullanılarak ABD desteği, borçların ertelenmesi, ekonomik destek programlarının yayınlanması, ülkenin kazanımları  havuçlarıyla ilgili yazılar ve yayınlar yapılmaktadır”[6]. ET’ler ABD çıkarları ihtiyacı halinde, ABD’yi kötüleyebilir, düşmanca sözler söyleyebilir, yerel sporları veya takımları destekleyebilir. Sosyal politikalara sponsor olabilirler. Yeter ki hedef ülke, şişirilmiş yatırımları kabul etsin, IMF ve WB’dan gelecek olarak hiç bir zaman ödeyemeyecekleri borçları kabul etsin. Sonrası zaten çorap söküğü gibi gelmektedir[7].

 

John Perkins’in bir ET’nin itirafları adlı kitaptan çıkarılacak çok ders vardır. Ama ABD dünyaya hakimdir, ondan korkmak gerekir sonucu asla çıkarılmamalıdır. Bu durum teslimiyetçiliğin zirvesidir. Yapılacak şeylerden birisi, gerçek ihtiyaçları belirlemek, geleceği ön görebilmek ve medyanın yalan bombardımanına karşı hazırlıklı, karşılık verebilecek birikimde ve güçte olmaktır. Diğer konu ise ABD veya diğer büyük ülkelere düşman olmaksızın ortak çıkarları tespit etmek, bu yönde karşılıklı alış-veriş yapabilmektir. Gereksiz borç stoklarıyla bir kesimin refahını sağlarken, diğer büyük kesimlerin ölüm fermanlarını imzalamamaktır. Türk borsasının % 68’inin, bankacılık sektörünün % 30’dan fazlasının yabancıların eline geçmiş olması dikkate değer konu olduğu bütün ekonomi uzmanları tarafından ifade edilmektedir. Borsa ve bankaların kar etmesi için, milletin ve devletin borç batağına sokulmaması, hem ekonomi hem de ulusal çıkarlar ve politikalar gereğidir. Ulusal bağımsızlık ve bütünlük açısından yapılmaması gerekenlerin, borçlardan dolayı yapılır hale gelinmesi, ET’lerin işlerini başarıyla yaptığının göstergesi olarak kabul edilmektedir. Aydınlarımızın ve konularında uzman olanlarımızın sırça köşklerinden çıkarak ülkeyi gezmeleri, mensubu oldukları milleti aydınlatmaları ve onlardan kopmayarak karşılıklı iletişimi en üst düzeye çıkarmaları -aydın sorumluğuna sahip olanlar için- en büyük görev ve sorumluluktur.

 

Türk insanı çeşitli alanlarda yarattığı kendi özgün modellerini, her alanda yaratabilme potansiyeline sahiptir. Aydınlar, üniversiteler, üniversite mezunları, iş adamları, bürokrasi ve siyasetçiler kendi ülkelerinin özgün modellerini yaratmada önder olmalıdırlar. Kişisel ve şirket çıkarları peşinde koşarken, bu çıkarlarını milletin çıkarlarıyla üst üste bindirebilmeleri hem kendilerine hem de mensubu bulundukları topluluğa karşı sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirerek en büyük kazanımlarını sağlamış olacaklardır.

 

Muhittin Demirkasımoğlu

1 Kasım 2006


[1] John Perkins, Bir ekonomik tetikçinin itirafları

[2] A.g.e.

[3] A.g.e.

[4] A.g.e.

[5] A.g.e

[6] A.g.e.

[7] A.g.e.


 

Muhittin Demirkasımoğlu


1967 Yılında Niksar'da doğdu. A.Ü. Tıp Fakültesi'ni bitirdi.


 Milliyetçilik



....


.....


 Siyaset



----


.....


 Kavram



....


...


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar