|
Avrasya Fatihi Tatarlar Kitabı -Ali Akış-
Eserdeki Ayaz İshaki’nin özgeçmişi konusunda bazı eksikliklere rastladım. Onları kısa bir yazı ile düzeltirsiniz, diye inanıyorum. Şimdi gelelim Avrasya Fatihi Tatarlar konusuna. Çok güzel ve yerinde bir isimdir, ama ben uzun tecrübeme dayanarak Tatar-Türk-İslam sentezinden oluşan Avrasya idealini benimsemiş durumdayım. Aslında Rusya’ya da Avrasya’da yer verebilirler, ama Rusya tarih boyunca Türkiye’yi ortadan kaldırmaya yönelik sömürgeci emperyalist politika takip ettiğinden ötürü biz Türkler ve Tatarlar garantili bir yol çizmek zorundayız. Bizim çizgi Türkiye, Pakistan, Endonezya, Malezya, Orta Asya devletleri, Azerbaycan, Gürcistan ve Japonya ağırlıklı olmak şartıyla geniş coğrafyayı kapsamaktadır.
|
“AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran’a” -Bedri Baykam-
Yabancı medya mensuplarının benimle yaptıkları röportajlarda en çok tekrarlanan soru şu oluyor: “Peki, AKP’nin somut olarak neden olduğu anti-laik hareketler arasında ne var ki? Ne örnekler verebilirsiniz?” Bu soruyu biraz da samimi merakla soran yabancının dışında bir de işin bildiğiniz Türkiye kısmı var: “Abartıyorsunuz efendim! Adamlar ‘anti-laik’ ne yapmış ki! Hepsi paranoya bu korkuların! Bunlar aslında bizim solculardan daha demokrat”.
|
Türkiye ve Savaş -Hüseyin Özbek-
Jabotinsky, İngiltere-Fransa-Çarlık Rusya’sı-İtalya bağlaşıklığından yana bir yaklaşımla kaleme almış yazılarını.Yazarın, Almanya-Avusturya-Macaristan- Osmanlı ittifakının savaşı yitireceği öngörüsü gerçekleşti.Yazar savaşın çıkış nedeninin İtilaf devletlerinin iddialarının aksine Alman militarizmi değil, “Doğu Sorunu” olduğunda ısrarlıdır. Savaşın Osmanlı Asyası’nı paylaşmaktaki uzlaşı yoksunluğundan çıktığına işaret eden Jabotinsky’ e göre Fransızlar Suriye’ye, İngilizler Mezopotamya’ya, Rusya Doğu Anadolu ve Boğazlara, Yunanlılar ve İtalyanlar İzmir’e göz dikmişken, Almanya Osmanlı’yı tümüyle himaye altına alma gerekçesiyle Doğu’nun tüm zenginliklerine talipti. Ona göre Osmanlının parçalanması artık kaçınılmazdı.
|
Benim Aşkım İyidir mi? -Dursun Ustabaşı-
Aşk üzerine Sayin Dr. Haluk Güriz tarafından yazılmış "Aşkın Diyalektiği ve Bir Özgürleşme Olarak Aşk" başlıklı makaleyi okudum. Değerlendirmelerimin, referans bilgisi içermeyeceği için fazlası ile öznel ve ikna edicilikten uzak kalmasını göze alarak yazıyorum. İnsan duygularının en yakıcı olanlarından birisi olan aşkın bu kadar çok irdelenmesi doğal elbette. Yazıda bilimsel yaklaşımın metodolojilerine sıkça başvuruluyor. Tarihsel ele alınışından verilen örnekler bu duyguyu hisseden yazarların kişisel deneyimleri, kendini tanıma becerileri ve ifade gücü ile “sınırlı”dır.
|
Aşkın Diyalektiği ve Bir Özgürleşme Olarak Aşk -Haluk Güriz-
Afşar Timuçin’in “Aşkın Diyalektiği” adlı kitabı günümüzde üzerine çok şey söylenen aşk kavramını toplumsal, tarihsel ve kültürel boyutlarıyla inceleyen çok katmanlı bir yapıt.Günümüz toplumunda aşk için çok şey söylenip yazılıyorken ne kadarı yaşanıyor hep tartışılan bir konu. Bu kadar sözü edilen bir şey içi boşaltılmış bir kavram mı, yoksa başlı başına bir yanılsama mı? Afşar Timuçin yıllardır felsefe, edebiyat ve estetik alanlarında birbirinden değerli yapıtlar vermiş bir aydın. Aşkın diyalektiği hem bu sanatçı duyarlılığının, hem felsefi birikimin, hem de tarihsel arka planla ilişkili bir sürecin ifadesi olarak ortaya çıkmış bir kitap. Bu özellikleriyle de neredeyse alanında tek kitap olarak nitelendirilmeyi hak ediyor.
|
Selçuk Erez'in, "Makriköy'e Dönüş" Kitabı Üzerine ve Onun Üzerinden...
-Atila Demirkasımoğlu-
"Köyün bir ucunda cami, diğerinde de bir kilise vardı.Caminin de bir zamanlar kilise olduğu söylenirdi; tıpkı köy halkının bir kısmı gibi o da sonradan Müslüman olmuş.” Selçuk Erez, son kitabı “Makriköy’e Dönüş”e, işte bu, ahalisinin sonradan Müslüman olduğunu söylediği eski Yugoslavya’nın Sarıgöl köyü ile başlıyor. Sarıgöl, Vodina sancağına bağlı, Bektaşiler içinde önemli bir bölge. Bu çevrede birçok Alevi-Bektaşi türbe ve tekkesi yer alıyor. Türk Tarihi açısından bir önemi de Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ailesinin bu bölgeden olması. Sarıgöl adı bize Türkiye’den de tanıdık bir yer. Manisa’ya bağlı bu ilçemizin Belediye başkanı Kemal İlter, Nisan 2002’de ilçeye yatırım gelmediği için Denizliye bağlanma talebi ile gazetelerimizde yer bulmuştu. Sarıgöl, İstanbul'da Gaziosmanpaşa da bir bölgenin adı. Genellikle Rumeli göçmenleri yerleşmiş olduğu bir bölge.
|
| | Kitap Yorumları Üzerine
Türk Dirlik
Türk Dirlik katılımcılarının okuyup değerlendirme yaptığı kitaplar hakkında yorumları bu sayfalarda bulacaksınız. Yapılan yorumlar katılımcıların görüşleri olup altında Türk Dirlik imzası olmadığı sürece sorumluluğu yazarlarına ait olacakdır. Türk Dirlik
|
|
Ben sözüm, söz, gökten geldim Yahşı benim, yaman benim. Yer Tanrı'nın, gök Tanrı'nın, Yere, göke aman benim Kalem, derdi söze göçür, Söze göçür, candan geçir. Ebediyyet andan geçir, Zaman sığan o an, benim. .... Rüstem Behrudi
| 
| Kavramsal Açılım Zemini |
|


| Nihal Atsız Üzerine |
| 
| Kitap |


| Türkler “Şimdi” Ne Yapmalı?
-Barak Badılı-
Türkler, önce kendilerini tanımalıdır. Bu tanıma şimdiden başlayıp geçmişe uzanmalıdır. Tanıma yolculuğunda dünyanın bügün edinebildiği bilgiler azık olarak kull süresince bilgiler arasında etkileşim kaçınılmaz olacakdır. Bu etkileşimi yönetmek yolculuğun başarısını belirleyecekdir.
|
|
"Çingiz Han'ın atası Alan Ko'a Hatun halka kendisine bir ışık indiğini ve Gök Kurt olarak çıktığını söylemişdi. Ancak halk buna inanmamışdı. Bunun üzerine bazıları Hatununun çadırının yanında pusu kurup beklediler. "Havadan parlak bir yarkın indiğini gördüler. "Bayağı kün(güneş) gibi inen bu ne idi?" Diye birbirlerine sordular. Gelin bağıralım, "börü bolsa çıkar (kurt ise çıkar)," dediler. Bağırdılar. "Baktılar ki yılkı yallı kök börü (at yeleli bir gök kurt)" çıka geldi. Arkasına baktı. "Çingiz" deyip bağırdı." Ondan sonra kayboldu."
Türk Mitolojisi'nden
|
|