Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 31 Ağustos 2007

 

 

Kitap

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com


Okuma ve Kitap Üzerine -Haluk Güriz-


Türk  toplumu  gibi  okumayı  gündelik  modalar çerçevesinde algılayan toplumlarda  kavramların  netleşmesi  adeta  olanaksızdır. İnsanlar  savundukları  ilkelere  bile  yabancıdır. Toplumumuzda  son  dönemde  çok  yoğun  bir  biçimde  tartışılan  ifade  özgürlüğünün  önemi  yadsınamaz  ancak  bundan  daha  önemlisi  düşünme  özgürlüğüdür. Düşünme  özgürlüğü  için  ise  ön  şart  bilgidir. Aksi  halde  ifade  özgürlüğü  serbestisinde  demagoji  ile  bireylerin  sürüklenip  totaliter  rejimlere  yol  açılması  ve  düşünme  özgürlüğünün  yitip  gitmesi  olanaklıdır. Toplumumuzu  ufak  tefek  istisnalar  dışında  kendi  çıkarları dışında  sıradan  insana  hiçbir  üstünlüğü  olmayan  entelektüel  donanımdan  yoksun, duyarlılıkları  gelişmemiş  yöneticilerin  yönetmesinin  altında da  bu  gerçek  gizlidir. Hayatında  hiçbir  zaman  düşünme, kendisini  ve  toplumsal  yasaları  kavrama  gereksinimi  duymamış  insanların  yönettiği  toplumlarda düşünen  insanların  ya  sesleri  bastırılmakta  ya  da  ortadan  kaldırılmaktadır. Aydınlarına  bu  ölçüde  düşman  olan  toplumların  tek  seçeneği  ilkellik, tekdüzelik  ve  hamasetle  sürdürülen  gündelik  politikalardır.



Avrasya Fatihi Tatarlar Kitabı -Ali Akış-


Eserdeki Ayaz İshaki’nin özgeçmişi konusunda bazı eksikliklere rastladım. Onları kısa bir yazı ile düzeltirsiniz, diye inanıyorum. Şimdi gelelim Avrasya Fatihi Tatarlar konusuna. Çok güzel ve yerinde bir isimdir, ama ben uzun tecrübeme dayanarak Tatar-Türk-İslam sentezinden oluşan Avrasya idealini benimsemiş durumdayım. Aslında Rusya’ya da Avrasya’da yer verebilirler, ama Rusya tarih boyunca Türkiye’yi ortadan kaldırmaya yönelik sömürgeci emperyalist politika takip ettiğinden ötürü biz Türkler ve Tatarlar garantili bir yol çizmek zorundayız. Bizim çizgi Türkiye, Pakistan, Endonezya, Malezya, Orta Asya devletleri, Azerbaycan, Gürcistan ve Japonya ağırlıklı olmak şartıyla geniş coğrafyayı kapsamaktadır.



Türkiye ve Savaş -Hüseyin Özbek-


Jabotinsky,  İngiltere-Fransa-Çarlık Rusya’sı-İtalya bağlaşıklığından yana bir yaklaşımla kaleme almış yazılarını.Yazarın, Almanya-Avusturya-Macaristan- Osmanlı ittifakının savaşı yitireceği öngörüsü gerçekleşti.Yazar savaşın çıkış nedeninin İtilaf devletlerinin iddialarının aksine Alman militarizmi değil, “Doğu Sorunu” olduğunda ısrarlıdır. Savaşın Osmanlı Asyası’nı paylaşmaktaki uzlaşı yoksunluğundan çıktığına işaret eden Jabotinsky’ e göre Fransızlar Suriye’ye, İngilizler Mezopotamya’ya, Rusya Doğu Anadolu ve Boğazlara, Yunanlılar ve İtalyanlar İzmir’e göz dikmişken, Almanya Osmanlı’yı tümüyle himaye altına alma gerekçesiyle Doğu’nun tüm zenginliklerine talipti. Ona göre Osmanlının parçalanması artık kaçınılmazdı.



Aşkın Diyalektiği ve Bir Özgürleşme Olarak Aşk -Haluk Güriz-


Afşar Timuçin’in “Aşkın Diyalektiği” adlı kitabı günümüzde üzerine çok şey söylenen aşk kavramını toplumsal, tarihsel ve kültürel boyutlarıyla inceleyen çok katmanlı bir yapıt.Günümüz toplumunda aşk için çok şey söylenip yazılıyorken ne kadarı yaşanıyor hep tartışılan bir konu. Bu kadar sözü edilen bir şey içi boşaltılmış bir kavram mı, yoksa başlı başına bir yanılsama mı? Afşar Timuçin yıllardır felsefe, edebiyat ve estetik alanlarında birbirinden değerli yapıtlar vermiş bir aydın. Aşkın diyalektiği hem bu sanatçı duyarlılığının, hem felsefi birikimin, hem de tarihsel arka planla ilişkili bir sürecin ifadesi olarak ortaya çıkmış bir kitap. Bu özellikleriyle de neredeyse alanında tek kitap olarak nitelendirilmeyi hak ediyor.



Rekabette Üstünlüğün Sırrı: İnsan  -Jeffrey Pfeffer-


Matsushita: "Biz kazanacağız, siz kaybedeceksiniz. Bu konuda elinizden bir şey gelmez. Çünkü başarısızlığınızın nedeni içinizdeki hastalık: Şirketleriniz Taylor'un ilkelerini temel alıyor. Daha da kötüsü kafalarınız da Taylor'laşmış. İyi yönetimin bir yanda yöneticiler, bir yanda işçiler; bir yanda düşünenler, bir yanda sadece çalışanlar anlamına geldiğine inanıyorsunuz. Size göre yöneticilik, yöneticilerin fikirlerini işçilerin ellerine aktarabilme sanatı.



Entelektüel -Edward Said-


Bence merkezi önem taşıyan olgu şudur: entelektüel belli bir kamu için ve o kamu adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme, cisimleştirme, ifade etme yetisine sahip olan bireydir. Bu rolün özel, ayrıcalıklı bir boyutu vardır ve kamunun gündemine sıkıntı verici sorular getiren, ortodoksi ve dogma üretmektense bunlara karşı çıkan, kolay kolay hükümetlerin veya büyük şirketlerin adamı yapılamayan, devamlı unutulan ya da sumen altı edilen insanları ve meseleleri temsil etmek için var olan biri olma duygusu hissedilmeden oynanamaz. Entelektüel bunu evrensel ilkeler temelinde yapar: Tüm insanların dünyevi güçlerden ve ülkelerden özgürlük ve adalet konusunda doğru dürüst davranış standartları beklemeye hakkı vardır; bu standartların kasti veya gayri ihtiyari ihlallerine tanıklık edilmeli ve cesaretle karşı konulmalıdır.



"Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" Adlı Kitabın Düşündürdükleri -Muhittin Demirkasımoğlu-


Bir ekonomik tetkikçinin (ET) itirafları adlı kitap, Amerika Birleşik Devletlerinin  (ABD) kendi çıkarları gereği yaptığı işlerin ve operasyonların ne şekilde olduğunu bir parça olsun anlatan bir kitap. Bu kitapta John Perkins Amerikan özel şirketlerinin başka ülkelerde sadece yatırım yapmak, karlarını arttırmak düşüncesinde olmadıklarını anlatıyor. Bu kitabın genelinde ABD’ nin devlet yapısının, özel şirketleri nasıl kendi çıkarları için kullandığı anlatılmaktadır. Özel şirketlerin kullanılışı tabii ki tek taraflı bir kullanım işlemi değil elbette. İşletme yönetiminde temel kurallardan olan “kazan-kazan” formülüyle açıklanabilen karşılıklı yararlanma sistemi. ABD’nin hem devleti hem de onun ulus ötesi özel şirketleri kazanmaktadır.



Yeni Ortaçağ  -Alain Minc-


Organize sistemlerin ortadan kalkması, her türlü merkezin yok olması, kaypak dayanışmalar, kararsız ve bulanık bir ortam. Belirginsizlikler. Her türlü otoriteden yoksun biçimde büyüyen gri alanlar. Mafya ve çürümüşlüğün gittikçe egemen olduğu bir düzen. Mantığın ilkel ideolojiler önünde gitgide zayıfladığı bir dönem. Kriz, sarsıntı, spazm gibi olayların günlük dekorun birer parçası haline geldiği bir dünya. Belirli bir düzenden çıkıp, analiz kabiliyetimizi ve icra yöntemlerimizi gittikçe tesirsiz kılan ve nüfuz edilemeyen birçok alan ve şirket. İşte bütün bu olaylar, tespitler ve teşhisler bizi bu tabiri kullanmaya itiyoruz.



Kamu Yönetiminde Yeni Esaslar  -David Osborne-Ted Gaebler-


Kamu yönetimimiz bugün bir çıkmazdadır. Bu kitap, bu gerçekten büyük rahatsızlık duyup ta, ne yapılması gerektiğini tam bilemeyenler, ama arayanlar içindir. Zaman, arayanların zamanıdır. Değişim tüm çevremizi sarmış durumda; doğu Avrupa özgürlüğüne kavuştu, Sovyet İmparatorluğu çöktü, soğuk savaş bitti. Batı Avrupa ekonomik birliğe gidiyor. Asya, global ekonomik gücün yeni merkezi oldu. Polonya’dan Güney Afrika’ya kadar demokrasi ilerliyor. Kısacası değişim her yerde. Devleti sabit, değişmeyen bir şey olarak görenler için devletin yeniden icadı iddialı bir fikir gibi gelebilir. Oysa kamu yönetimleri sürekli değişmektedir.



Ulusal Egemenliğin Sonu -Walter B. Wriston-


Şimdi zenginlik, büyük ölçüde bilgi elde etmek ve zihinsel sermayeyi üretim araçlarına uygulamaktan gelmektedir. Bir ekonomik varlığı neyin oluşturduğu konusundaki bu görüş değişikliği devletin gücünü genişletmesi; hatta sürdürmesinde büyük sorunlar doğurur. Bilgi kaynakları belirli bir coğrafyaya bağlı değildir, devletler tarafından kolayca vergilendirilemez ve denetlenemezler. Karmaşık bir yazılım programı yapabilecek becerilere sahip bir insan deklare edecek ‘’değerli’’ bir şeyi olmadığını söyleyerek herhangi bir gümrükten elini kolunu sallayarak geçebilir. Bilgi ekonomisi belirli sınırların içindeki toprakların denetiminin getireceği ödülleri azaltır ve böyle bir denetimle kazanılabilecek kaynakların değerini düşürebilir.



Kapitalizmin Geleceği  -Lester Thurow-


Bizler, sudan çıkarılmış ve tekrar girmek için oraya buraya çırpınan büyük bir balık gibiyiz. Bu durumdayken balık bir sonraki çırpınışın kendini nereye fırlatacağını sormaz. Yalnızca şimdiki durumunun dayanılmaz olduğunu ve başka bir şey denemesi gerektiğini hisseder. Çin Atasözü

 

Başarı teriminin “yaşam standardının yükselmesi” anlamında kullanılmaya başlandığı sanayi devriminden bu yana, kapitalizm dışında hiçbir ekonomik sistem hiçbir yerde işe yaramadı. Kapitalizmin rakipleri – faşizm, sosyalizm ve komünizm – hepsi yok oldu. Ancak rakipleri tarih kitaplarına girerken, kapitalizmin temellerini de bir şey sallıyor.



The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri -Yusuf Akçura-   -Atila Demirkasımoğlu-


Ülkülerimizi duygu düzeyinden düşünce düzeyine çıkarmak mecburiyeti, 21. yüzyıla girerken, teknolojideki hızlı değişim ivmesine, siyâsî değişimlerin eklenmesi; Türkçülüğü bir "bütün" olarak anlama ve algılama eksikliğinden kaynaklanan, değerlendirme ve yorum hatalarının yeniden gözden geçirilme gerek ve sorumluluğunu arttırmıştır. Yarına daha güvenilir bakmak, "beg" olarak var olabilmek, kaynağını özümüzden alan, geçmişten geleceğe uzanan, Türk'ün kültürel ve diğer her birikimini yaşatabilmek için dökülmüş tüm emeklere uzanmak zorundayız. Türk insanının yaşamakta olduğu süreci ancak böyle doğru bir biçimde anlayabilir, onun geleceğine katkıda bulunabiliriz.



Etnik ve Toplumsal Kimlikler Nasıl Oluşur  -Mehmet Seyfettin Erol-


Tarihi kişiler değil, topluluklar yapar. Kişiler, topluluklar üzerinde belirleyici ve sürükleyici olarak tarih yapmada öncü rol oynarlar. Tarihin oluşumunda bir öğe olarak topluluğu düşündüğümüzde aklımıza doğrudan etnik yapılar gelir. Tarihin işleyiş temelinde iktisadi yapıların, inanç sistemlerinin, fikir akımlarının vb.nin bulunduğu şeklindeki savlar piyasada dolaşa dursun, aslında hepimiz farkında olarak veya olmayarak etnik toplulukların, Türklerin, Almanların, Isaurialıların, Paphlagonialıların vs. tarihini okuyor, öğreniyor veya araştırıyoruz. Bu durum, etnik oluşumların insanlık hayatında en belirleyici ve üzerinde durulması gereken yapılar olduğunu gösteriyor. Eğer tarihi etnoslar yaptı ise, tarihi anlamak için de öncelikle etnoslardan işe başlamamız gerekiyor. O zaman,  etnik kimliklere nüfuz ederek veya denetim altına alarak tarihin işleyişini de denetlemek mümkün olur mu?



The image “http://www.kroraina.com/brentjes/8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.Hazar Türkleri Hakkında Kevin Brook'a Yanıt -Atila Demirkasımoğlu-


Sevgili Kevin Brook,

Önce bir merhaba. Hazarlı Türklerin ve diğer dinleri seçmiş Türklerin, mesela Hristiyan Naymanlar, Hristiyan Kossaklar, Budist Çinlileşmişler gibi daha birçok topluluğun tarihi, Türklerin gözü önünden uzun süredir kaçırılıyor. Ancak son yıllarda genel bilgilenme düzeyinde yükselme ile bu aşılıyor. Türk Tarihi, kimilerince neredeyse İslam olmalarından sonra başlatılıyor. Bütün bu eksiklikler, başka noktalarda başka sonuçlar doğurduğu gibi, olağan olmayan, kurguların Türkler üzerine ve üzerinden inşaasını düşünenleri cesaretlendiriyor. Bu böyle oldu. Şimdi de bu yanlış yolun temsilcileri var.



Hazar Türkleri Hakkında  -Kevin Brook-


Kitabım "Hazar Yahudileri" ile alakalı olarak, Atila Demirkasımoğlu'na cevaben yazıyorum. Hazar İmparatorluğunda kaç tane İsrailli Yahudi'nin yaşadığını bilmiyoruz fakat Israelli Yahudilerin sayısının Hazar Yahudilerinden az olduğuna dair Atila Demirkasımoğlu'nun hakli olması mümkündür. Cevap, kaç tane Hazar'ın Judaism'e döndürüldüğü ile bağıntılıdır. Şayet, din değiştirme oldukça yaygınsa bu takdirde Hazarlar belirli sayıda Yahudi'yi sayısal olarak çoktan bastırmış olabilirler.



Hazar Türkleri Yahudi mi? Musevi mi?  -Atila Demirkasımoğlu-


Bir kere Hazar Devleti sınırları içerisine, başka ülkelerden Türk kökenli olmayan yahudilerin göçü, toplam Hazar Nüfusunun binde birini bile bulmaz. Dolayısıyla Türk kökenli olmayan yahudiler için bir nüfus sığınağı olması mümkün değildir. Burada önemli bir husus da, Hazar Yahudileri, başka yerden gelmiş yahudiler olunca, kökenlerinin Türklüğü de sözkonusu olmuyor tabii. Burada Orta Avrupa Musevilerinin etnik kökeninin Hazarlar ve Hazar etkisi yerine ibraniliğe ve yahudiliğe yani sami ırkına dayandırılmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Ya da ciddi bir anlam hatası 'farkında olmadan' yapılmış demektir.



Alev Alatlı: İktidar arayan aydınlardan değilim  -Haber 7-


Romancı kimliği kadar sorgulayıcı; gelecek öngörüleri sunan ‘uyanık’ bir aydın olan Alev Alatlı ile Hüseyin Sorgun, Rusya ve Türkiye bağlamında toplumsal dönüşümleri, modernleşmeyi ve trajedileri konuştu.

 

Alev Alatlı’nın 4 ciltlik nehir romanı “Gogol’ün İzinde”nin ikinci cildi “Dünya Nöbeti” geçtiğimiz günlerde okuyucuyla buluştu.



Selçuk Erez'in, "Makriköy'e Dönüş" Kitabı Üzerine ve Onun Üzerinden...

-Atila Demirkasımoğlu-


"Köyün bir ucunda cami, diğerinde de bir kilise vardı.Caminin de bir zamanlar kilise olduğu söylenirdi; tıpkı köy halkının bir kısmı gibi o da sonradan Müslüman olmuş.”


Selçuk Erez, son kitabı “Makriköy’e Dönüş”e, işte bu, ahalisinin sonradan Müslüman olduğunu söylediği eski Yugoslavya’nın Sarıgöl köyü ile başlıyor. Sarıgöl, Vodina sancağına bağlı, Bektaşiler içinde önemli bir bölge. Bu çevrede birçok Alevi-Bektaşi türbe ve tekkesi yer alıyor. Türk Tarihi açısından bir önemi de Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ailesinin bu bölgeden olması. Sarıgöl adı bize Türkiye’den de tanıdık bir yer. Manisa’ya bağlı bu ilçemizin Belediye başkanı Kemal İlter, Nisan 2002’de ilçeye yatırım gelmediği için Denizliye bağlanma talebi ile gazetelerimizde yer bulmuştu. Sarıgöl, İstanbul'da Gaziosmanpaşa da bir bölgenin adı. Genellikle Rumeli göçmenleri yerleşmiş olduğu bir bölge.



Global Paradoks -Kitap Özeti   -John Naisbitt-


GLOBAL PARADOKS 1993’ÜN 14 Martında Pireneler’de Fransa ile İspanya arasına sıkışmış 47.000 nüfuslu Andora egemenliğini ilan etti. Artık yeni Andora devletinin kendi uluslararası telefon kodu, olimpiyat takımı, pulu, para birimi ve BM de sandalyesi olabilecek. Nitekim Temmuz 1993’te 184. üye olarak BM’e katıldı bile. İyi ama, Avrupa ülkeleri bütünleşmeye giderken, tek bir para biriminin eşiğindeyken bu bağımsızlık ta neyin nesi? Bu durum, dünyadaki genel eğilimin bir göstergesidir. Bugün dünyanın gidişatı bir taraftan politik bağımsızlık ve kendi kendini yönetmeye, öte yandan ekonomik ittifaklar kurmaya doğrudur. Dünya ekonomisi büyüdükçe küçük oyuncuları güçlenmekte, büyük oyuncuları küçülmektedir. Yeni kabilecilik (Tribalism) 1993’te dünya sözlüğüne yeniden giren “kabilecilik” kavramını “milliyetçilik” kavramı ile karıştırmamak gerekir. 18. yy’dan II. Dünya savaşı sonuna kadar yaygınlaşan milliyetçilik, kişinin vatanını uluslararası ilkelerden ve bireysel çıkarlardan daha önemli tutmasıdır. II. Dünya savaşı İtalya ve Almanya’nın milliyetçiliğine son vermiş, Batıdaki gücünü de yıkmıştır. Kabilecilik ise kişinin ortak etnik kökeni, dili, kültürü, dini, hatta son zamanda mesleği paylaştığı gruba sadık kalmasıdır. Bu sadakat da git gide güçlenmekte ve yaygınlaşmaktadır, zira bunlar kişinin bir gruba ait olma duygusunu güçlendirmektedir. Dünya ekonomisi küreselleştikçe pek çok şey evrensel olacaktır. Kabileye ait olarak kalan da daha önemli ve güçlü olacaktır.



Vizyonlar -Kitap Özeti   -Michio Kaku-


Üç yüz yıl önce Isaac Newton şöyle yazmıştı: Ben kumsalda çakıl taşlarıyla oynarken gerçeğin engin okyanusu önümde uzanıyordu. Newton okyanusu incelerken doğa yasaları gizem, hayret ve batıl inançların delinmez örtüsüne sarılıydı. Bildiğimiz anlamda bilim mevcut değildi. İnsanlar okuma-yazma bilmeden en ağır ve sağlıksız koşullarda yaşıyor, çoğu 30 bunu görmeden ölüyordu. Ancak Newton ve diğer bilim adamlarının adımları muhteşem bir olaylar zincirinin tetiğini çekti. Toplum köklü bir transformasyona uğradı. Newton'un mekanikteki buluşları güçlü makinelere ve daha sonra buhar makinesinin icadına yol açtı. Böylece tarım toplumunun yerini sanayi toplumuna bırakmasıyla yeryüzünün şekli değişti. Fabrikalar birbirini izledi. Ticaret canlandı.


Kitap Üzerine


Türk Dirlik


Türkler, kitap okumayı, okumalardan çıkarımda bulunmayı ve çıkarımlarını işlemeyi ihmal etti. Bu ihmal, gerek Türkiye gerekse Türk Dünyası'nın ortalama milli geliri olarak karşımıza çıktı.  Bilginin daha hızlı üretilmesi, yeniden işlenip güncellenmesi ve yeniden yaratılması, her çağda olduğundan daha fazla bir gereklilik olarak bizi bekliyor. Bu buluşmadan kaçmak, Türklerin tarihi rolüne uygun değildir. Bu gelişme aracı, söz sahibi insanlar olmak yolunda da reddedemeyeceğimiz ve ihmal bile edemeyeceğimiz niteliktedir.

 

Türk Dirlik olarak bizler, bu açığı hızla kapatma yolunda birbirimizin rehberi olmamızı sağlamaya çalışacağız. Birbirimizin rehberi olmak, yetişme ve geçme hedefimizi önceleyecekdir. Kitapların neden okunması, neden yorumlanması ve neden işlenmesi gereğini ortaya koymaya çalışacağız. Elimizden geldiği kadardan daha fazlasına, ancak birlik olarak ve paylaşarak ulaşabiliriz. Bu ve benzeri nedenlerle oluşturulan kitap bölümü şimdilik dört bölümden oluşturulmuşdur. Her bölüm zamanla daha yararlı bir noktaya varacakdır. İçerik giderek daha çok zenginleşeceği gibi, asıl beklediğimiz zenginlik katılımcı arkadaşlarımızın göstereceği katkı olacakdır. Kitap alıntılarını belirli bir düzen içerisinde bir miktar yorumla bezemek, her arkadaşımızın yapabileceği bir işdir. Emeklerimizi biriktirmeyi sonra birikimleştirmeyi ve sonunda da paylaşmayı başarmalıyız. Paylaşımlar herbirimizde yeniden yaratma güdülemesi ve imkanı oluşturacakdır.

 

Diliyoruz ki, sevinç duyacağımız ortaklıklar inşaa edebilmiş olalım. Diliyoruz ki sözü, hakettiği yere yeniden çıkaralım. Diliyoruz ki, sözü duyguların coşkusuyla büyütelim ve zihinlerin emeğiyle sulayıp evrilmesini görelim. Diliyoruz ki sözlerimiz insana, insan sözlerimize hep işleyebilir olsun.

 

 

 

 

Türk Dirlik

 



Ben sözüm, söz, gökten geldim

Yahşı benim, yaman benim.

Yer Tanrı'nın, gök Tanrı'nın,

Yere, göke aman benim

 

Kalem, derdi söze göçür,

Söze göçür, candan geçir.

Ebediyyet andan geçir,

Zaman sığan o an, benim.

....

Rüstem Behrudi


 Kavramsal Açılım Zemini


 


Türk Milliyetçiliğinin Özünde Halkçılık Vardır


-Kürşat Karacabey-


Bilindiği üzere Osmanlı’nın son dört asrında Türkler’in çok büyük bir çoğunluğu; karın tokluğuna çalı






 

Türklerin Ulusal Uyanışı


-Yusuf Akçura-


"Türklük", daha açık ve bilinen bir tabir ile "Türk Alemi" neresidir? Bu satırları yatıyı yontun... O vakit eski dünyanın asıl gövdesi kalır. İşte bu gövde tamamen Türk yeri, bizim mirasımızdır."




 Nihal Atsız Üzerine



Bir Baba Bir Oğul ve Engizisyon Gazeteleri


Satılmış Ceridoğlu-


Yağmur Atsız'ın Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında çıkan "Ömrümün İlk 65 Yılı" adlı yeni kitabı’ndan alıntılar Hürriyet gazetesinde yer aldı. Bu entelektine yakışır şekilde popülarize edilerek yapıldı.





Bir Yaşına Daha Girmek


-Yağmur Atsız-


Bahsetdiğim, “Ömrümün İlk 65 Yılı” (Türk Edebiyâtı Vakfı Yayınları) adlı kitabımkden kim hoşlanmaz ki?


 Kitap




Türkler “Şimdi” Ne Yapmalı?


-Barak Badılı-


Türkler, önce kendilerini tanımalıdır. Bu tanıma şimdiden başlayıp geçmişe uzanmalıdır. Tanıma yolculuğunda dünyanın bügün edinebildiği bilgiler azık olarak kull süresince bilgiler arasında etkileşim kaçınılmaz olacakdır. Bu etkileşimi yönetmek yolculuğun başarısını belirleyecekdir.




"Çingiz Han'ın atası Alan Ko'a Hatun halka kendisine bir ışık indiğini ve Gök Kurt olarak çıktığını söylemişdi.  Ancak halk buna inanmamışdı. Bunun üzerine bazıları Hatununun çadırının yanında pusu kurup beklediler. "Havadan parlak bir yarkın indiğini gördüler. "Bayağı kün(güneş) gibi inen bu ne idi?" Diye birbirlerine sordular. Gelin bağıralım, "börü bolsa çıkar (kurt ise çıkar)," dediler. Bağırdılar. "Baktılar ki yılkı yallı kök börü (at yeleli bir gök kurt)" çıka geldi. Arkasına baktı. "Çingiz" deyip bağırdı." Ondan sonra kayboldu."

 

Türk Mitolojisi'nden


 

-

TÜRKÇÜLÜK HAKKINDA

- 

 

 

- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri -Yusuf Akçura-   -Atila Demirkasımoğlu-

-

GELECEK ÜZERİNE

- 

 

 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

Kapitalizmin Geleceği  -Lester Thurow-

-

Etnik ve Toplumsal Kimlikler Nasıl Oluşur  -Mehmet Seyfettin Erol-

-

Global Paradoks -Kitap Özeti   -John Naisbitt-

-

Vizyonlar -Kitap Özeti   -Michio Kaku-
 

-

TÜRKOLOJİ

- 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
-Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik -Teolojik Savunma ve Sosyo Kültürel Tahlil- 1
-Hazar Türkleri Hakkında Kevin Brook'a Yanıt -Atila Demirkasımoğlu-
-Hazar Türkleri Hakkında  -Kevin Brook-
-Hazar Türkleri Yahudi mi? Musevi mi?  -Atila Demirkasımoğlu-

-

EDEBİYAT

- 

 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

Selçuk Erez'in, "Makriköy'e Dönüş" Kitabı Üzerine ve Onun Üzerinden... -Atila Demirkasımoğlu-

-

Metal Fırtına  -Satılmış Ceridoğlu-
  
KİTAP İÇİN BAĞLANTI ADRESLERİ