Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Temmuz 2007

Niyazi Akıncıoğlu

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kitap


Okuma ve Kitap Üzerine


-Haluk Güriz-


Okuma  üzerine  yüzyıllardır  birçok  şey  söylendi. Okumayı  birtakım  amaçlara  ulaşmak  için araç  olarak  görenler, salt  eğlence  olarak  niteleyenler  ve  yaşamın  amacını  onda  bulanlar  birbirinden  çok  ayrı  gerekçelerle  savlarını  desteklediler. Oysa  okuma  insanın  kendisini, dünyayı  tanıması  ve  belli  bir  bilinçle  olayları  sorgulaması  için  gerekliliği  yadsınamaz  bir  edim. Bazen  yaşamın  sıkıcı  tekdüze  gerçeklerinden  kaçışın, bazen  daha  iyi  bir  dünya  için  kafa  yoruşun  bazen  de  tek  başına  yaşamın  amacı  oluşun  başat  öğesi.

 

Okuma  ile  ilgili  genel  savlardan  biri  yaşama  başka  yaşamlar  katarak  renklendirmek, yepyeni  bir  evrende  soluk  almak  olarak  çerçevelenebilir. Okumayı  hobi  olmaktan  çıkarıp  yaşamın  bir  nimeti  haline  dönüştürmek  bunun  için  gereklidir. Çağımızın  meslek  alanlarında  uzmanlaşmış  kafa  işçileri  ufukları  dar, hayal  güçleri  sınırlı, kendi  alanı  dışında  fikir  yürütebilecek  donanımdan  genellikle  yoksundur. Bu durum düşünmeyi  öğrenme  sürecindeki  aksaklığın  sonucudur. Okuryazarlığı  gazetelerin  günlük  politika  ve  dedikodu  sütunlarında  sürdüren  insanlar  kendi  alanlarının  renksiz/ruhsuz  bir  teknisyeni  olmaktan  kurtulamazlar.

 

Karanlık  içinde  bulunduğundan  önünü  ardını  göremeyen, tökezleyen, yuvarlanan  ve  başkalarınca  aşılanmış  dogmalarla  sürüklenen,  seçme  gücü  olmayan kitleler yaratan  sistemler  ne  yazık  ki  kendi  çöküşünü  de  hazırlamaktadır. Kendi  bulunduğu  noktayı  sorgulamayan “büyük  gerçeği” okuduğu  aynı  yöndeki  birkaç  kitapta  bulup, bir  misyoner  gibi  onu  başkalarına  kabul ettirmeye çalışan  kesin  inançlılara  karşı  savaşım  vermenin  tek  yolu  bilgidir. Bu  anlamda  çok  yönlü  bir  okuma, okuduklarını  yargılama  ve onlarla  hesaplaşma, kendi  sözcüklerinle  ifade  edebilme  ve  eleştirel  bir  süzgeçten  geçirebilme  gereklidir.

 

Bacon’ın  şu  sözleri  okuma  ile  ilgili  tarih  boyunca  söylenenlerin belki  en  anlamlısıdır: “Ne  körü  körüne  inanmak, ne  konuşmalarına  konu  bulmak  için  düşünmek  ve  incelemek  için  oku”.

 

Gerçekten  kitaplar  insanı  yaşama  yaklaştırır, gerçeği çok yönlü algılama  fırsatı  verir. Kitaplar  dönüştürücüdür. Bu  anlamda  eğitim  kurumlarında  yapılması  gereken  donmuş  kalıplar  içinde  insanı  uzaklaştıran  bilgiler  değil,  duyarlılığına  katkıda  bulunacak  ve  yöntem  olarak  düşünmeyi  öğretecek  bir  eğitim  metodu  geliştirmektir.

 

Türk  toplumu  gibi  okumayı  gündelik  modalar çerçevesinde algılayan toplumlarda  kavramların  netleşmesi  adeta  olanaksızdır. İnsanlar  savundukları  ilkelere  bile  yabancıdır. Toplumumuzda  son  dönemde  çok  yoğun  bir  biçimde  tartışılan  ifade  özgürlüğünün  önemi  yadsınamaz  ancak  bundan  daha  önemlisi  düşünme  özgürlüğüdür. Düşünme  özgürlüğü  için  ise  ön  şart  bilgidir. Aksi  halde  ifade  özgürlüğü  serbestisinde  demagoji  ile  bireylerin  sürüklenip  totaliter  rejimlere  yol  açılması  ve  düşünme  özgürlüğünün  yitip  gitmesi  olanaklıdır. Toplumumuzu  ufak  tefek  istisnalar  dışında  kendi  çıkarları dışında  sıradan  insana  hiçbir  üstünlüğü  olmayan  entelektüel  donanımdan  yoksun, duyarlılıkları  gelişmemiş  yöneticilerin  yönetmesinin  altında da  bu  gerçek  gizlidir. Hayatında  hiçbir  zaman  düşünme, kendisini  ve  toplumsal  yasaları  kavrama  gereksinimi  duymamış  insanların  yönettiği  toplumlarda düşünen  insanların  ya  sesleri  bastırılmakta  ya  da  ortadan  kaldırılmaktadır. Aydınlarına  bu  ölçüde  düşman  olan  toplumların  tek  seçeneği  ilkellik, tekdüzelik  ve  hamasetle  sürdürülen  gündelik  politikalardır.

 

Bütün  çıkmazlardan  kurtulmayı  eğitime, eğitim  sistemine  indirgemek  tabii  ki  sığ  ve  aldatıcıdır. Bireyin  gelişiminin  ancak  duyarlılık  gelişimi  ve  düşünmeyi  öğrenme  ile  olacağını  saptamak  zorunluluktur. Edebiyatta, sinemada  günlük  yaşamdan  daha  gerçek  daha  iyi  tanıyabileceğimiz  kişiler  hem  düş  gücümüzü  hem  düşünce  evrenimizi  temelden  değiştirir.

 

Son  tahlilde  okumayı  öğrenmenin  sanatların  en  gücü  olduğunu  söylemek  abartı  sayılmamalıdır. Bağnazlıktan  uzak, irdelemeyi, tartışmayı,  paylaşmayı  bilen  toplumsal  konulara  kişisel  çıkarlar  ve  kör  saplantılardan  değil  sanatların  estetik  merceğinden  bakabilen  insanların  oluşturduğu  bir  toplum  geleceğin  toplumu  olmalıdır.

 

Okuma sürecinin önemli unsurlarından biri kitabın, kütüphanelerin oluşum, gelişim ve yaygınlık süreci diye düşünülebilir. İnsanlığın okuma serüveninin eski çağlardan bugüne nasıl geliştiği, toplumların gelişimi ile kitabın yaygınlaşması arasında paralellikleri izleme açısından bu kitaplar önem taşımaktadır. Her okurun bu serüvende ilgisini çekebilecek öğeler olacaktır. Türkiye’de bu konuda son yıllara dek bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda az kitaba bir çok yayın ve çeşit eklendi. Anılan kitaplar bu konuda ulaşabildiğimiz tüm kitaplar. Bir kısmı yeni baskıları olmadığından sahaflarda ve müzayedelerde bulunan,  bir kısmı ise kitapçılarda muhtemelen “az satanlar” bölümünde yerleşmiş kitaplardır.

 

Kitabın Tarihi

Kitabın tarihine bakıldığında “Kitabın Tarihi[1], Kitabın Doğuşu[2] ve Kitabın Evrimi[3]” birbirini tamamlayan, kitabın nasıl ve hangi malzemelerle oluştuğundan, yayılması, ilk tirajlar, bilgi aktarımının gelişimi ve teknik gelişmeleri içeriyor. Tarihsel derinliğin yanında okuyucuya tam anlamıyla bütüncül bir yolculuk olanağı sunuyorlar. Horst Blanck’ın  “Antik çağda kitap[4]” isimli  metni  bir tarihsel dönemi oldukça derinlikli, örneklemeli ve resimlerle zenginleştirilmiş şekilde işliyor. Akademik dizgeye uygun hazırlanmış oldukça geniş kaynakçası mevcut. N. Asım Yazıksız’ın “Kitap[5]”ı bir tarihçeden çok ilginç anektodlarla örülü iletişim yayınlarının 10. yıl armağanı olarak çıkarılmış bir kitap. Toplumumuzda kitabın gelişimini son derece ilginç ayrıntılar ve başka yerde bulunması zor bilgilerle, canlı bir üslupla değerlendiriyor. Baskısı, düzeni ve resimleriyle de cezbedici. “Kitapçılığın iç yüzü[6]” Stanley Unwin’in müzayedelerde rastladığımız  Avrupa merkezli, dönemine ait örnekler içeren bir yapıt; dilinin eskimiş olması, verdiği bilgilerin o döneme yönelik fazla ayrıntılı ve işlek olmayan yazımı okumayı zorlaştırıyor. Geçmişte taşıdığı popülaritenin bugün geçerliliğini yitirmiş olduğu söylenebilir. “Kitap üzerine anatomi dersleri[7]” Salı toplantılarının kitaplaştırılmış ilk metinlerinden; gerek kütüphaneler, gerek sahaflık, çeviri gibi konularda, gerekse kitap notları ve okuma yolları üzerine Türkiye’nin aydınlarının görüşlerini bir araya getirmiş, değerli bir belge niteliğinde. Kitabın özellikle “çeviri yapma süreci” bölümünde toplantı  konuşmaları aktarılan Ahmet Cemal, Nevzat Erkmen ve Serdar Rifat gibi uzun soluklu  çeviri maceraları olan çevirmenlerin anlattıkları önemli bilgiler. Okumanın yolları yordamları bölümü de üç romancının gözüyle okuma sürecinde insanı neler beklediğinin cevaplarını bulmaya çalışıyor. “Türk kitap tarihi[8]” Türkiye odaklı alanında tek kitap, ekleri, kaynakçısı ve yazılımı titiz bir çabanın ürünü. Keşke yeniden yayınlansa. Demirtaş Ceyhun “Can çekişen kitap[9]”ta Türkiye’de kitabın nasıl değerlendirildiğinden yazar haklarına, kültürsüzleşmeye değin karamsar değerlendirmeli denemeler sunuyor. “Dünyayı değiştiren kitaplar[10]” popüler okumalara açık bir blöfçünün ön rehberi gibi kanımızca. Yine de bazı metinlere kapı açabilme potansiyeli göz ardı edilemeyecek bir yarar tabii. Dursun Kürlek’in “Ayaklı kütüphaneler[11]”i belki bu toplamın dışında tutulabilirdi ama tarihimizdeki kitapseverlerin canlı portrelerini sunma anlamında önemli bir emek içeren bir çalışma. Meraklıları döneme ait ilginç ipuçlarını ve entellektüel portreleri görebilir. 

 

 

Okumanın Tarihi

Herman Hesse’in “Entellektüelin Kütüphanesi[12]”, Marcel Proust’un “Okuma Üzerine[13]”si ve Enis Batur’un “Kütüphane[14]”si yazarlarının kişisel, yargılarıyla deneme tarzında yazılmış alt okumalara uygun, çok katmanlı metinler. Belki daha öncekilerin çok uzağında ama bir yanıyla kitapların yaşam karşılıklarını bulmaya çalışan kitaplar. Batur’un “Kütüphane”si yazarın kitaplarla kurduğu ilişkinin aynası bir anlamda, okuma-kütüphane ilişkisi, okunduklarını anlamlandırmada mekan, zamanın önemi gibi ilginç ipuçları barındırıyor. Herman Hesse “Entelektüel’in Kütüphanesi”nde kişisel okuma listesi ve vazgeçilmez kitaplarının bir dökümünü yapıyor. Birçoğu dilimimize henüz çevrilmemiş yapıtları da içeren bu liste klasiklerle ilgili iştah kabartıcı okuma duygusu uyandırıyor. Proust’un “Okuma Üzerine”si romanlarındaki bilinç akımının uzantısı, okurun yeni keşiflerine olanak tanıyan bir açılım. “Okuryazarlık[15]” kitabı ise okuma yazmayı teknik bir beceri olarak değil, kültürel siyasa biçimi olarak değerlendiren bir kitap. Toplumsal biçimler, demokratik değişimde okuma-yazmanın yeri tartışılıyor. Alberto Manguel’in “Okumanın Tarihi[16]” adlı kitabı Flaubert’in “Yaşamak için okuyun” özdeyişiyle başlıyor. Okuma eylemleri adlı bölümde kitabın biçiminden, “okuma üzerine”, “okumayı öğrenmek”ten “belleğin kitabı”na son derece ilginç bölümler var. Daha sonra okur-çevirmen-yasak kitap- kitap budalalığı gibi birçok alt başlıkta inanılmaz çeşitlilikte yaşantı kesitleri sunuluyor. Araya konulmuş resimler, özdeyişler ve tanıklıklar kitabın zenginliğine zenginlik katıyor. Bir kez değil, birçok kez okunmayı hak eden nadir kitaplardan. Denilebilir ki her titiz okurun üzerinde düşünmesi, kendini değerlendirmesi ve kitabın önemine dair düşünmesine yol açacak nice açılım taşıyor. Mutlaka okunmalı.  Aynı yazarın  “Okuma Günlüğü” çoğu Türkçeye çevrilmiş on iki klasik metnin tanıtımı ve bir aydının onlarla ilişkisini içeriyor. Okumanın tarihinin pratik bir izahı sayılabilir belki de bir yanıyla…

 

Kütüphanecilik Tarihi

Nuray Yıldız’ın “Eskiçağ kütüphaneleri[17]” ve “Eskiçağ’da yazı malzemeleri ve kitabın oluşumu[18]” ise birbirini tamamlayan, ülkemizde kendi alanında yazılmış en bilimsel metinler. Özellikle “Eskiçağ Kütüphaneleri”, insanlığın gelişiminde kitap okumanın evrimini gösteren arka planı ve kültür-kitap ilişkisine açık okumalar sunuyor. “Eski Yunan ve Roma kütüphaneleri, kuruluşu, işleyişi ve sistematiği ile ilgili benzersiz bilgiler içeriyor. “Kayıp kütüphaneler[19]”, “İskenderiye kütüphanesi[20]” ve “Türkiye’de kütüphanecilik[21]”  daha çok profesyonel okuyucunun ilgisini çekebilecek başvuru kaynakları. Yine de meraklı okurlarının yolunun düşebileceği ilginç ayrıntılarla örülü oldukları  söylenebilir. Mütteferrika yayınlarının çok yeni tarihli ve çok az sayıda basılmış “Bir Nadir Kitap Destanı[22]” gösterişli, özenli cildi ve basım kalitesiyle öne çıkan tam bir sahaflık kitap. “Kitapçı çıraklığından dünya sahaflarının krallığına”  giden ilginç ve eğlenceli bir yolculuk. Sahaflarda kitap bulma heveslerini taşıyan insanlara çok sayıda özdeşlik ve sevinç sunabilecek nitelikte. Kitap peşinde geçen bir ömrün biyografisi gibi.

 

Bu arada değerli yazar ve çevirmen Akşit Göktürk’ün yeni baskıları yapılan “Okuma uğraşı”, “Sözün ötesi” ve “Çeviri dillerin dili” isimli kitapları da okuma pusulası işlevi taşıyan değerli kaynaklardır.

 

Bu listede olması gereken az sayıda başka kitaplar da bulunabileceği söylenebilir. Ancak ülkemizde bu ölçüde bile büyük bir çeşitliliğe ulaşan bir alan kitap-kütüphane ve okuma. Bize bütünlüklü bir bakış açısı, sistemli bir bilgi, tarihsel bir arka plan sunabilecek bu toplamdan muhakkak işimize yarar. Birçok bilgi toplama olanağı var. Cemil Meriç’in Kırkambarında “uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs” ile tanımladığı “aydın”a ulaşmada kitapların önemini vurgulayan yapıtlar değinmeye çalıştıklarımız.  İnsanlığın gelişiminde, yadsınamaz insan-kitap ilişkisi hakkında binlerce söz söylenmiş, bunlardan birkaçıyla yazımızı noktalamak istiyoruz.

 

Bugünün gerçek üniversitesi bir kitap koleksiyonudur. T.Carlyle

Kitaplarım bana yeten bir dükalıktır. Shakespeare .

Kitapsız yaşamak kör, sağır, dilsiz yaşamaktır. Seneca.

Tek kitaplık adamlardan korkunuz. Thomas Aquinas

Gençlerini kitapla beslemeyen toplumların sonu acıdır. Ovidius

Kitaplar zaman okyanusu üzerinde kurulan deniz fenerleridir. W.Whipple

                                                                                  

Hazırlayan

Haluk Güriz

Temmuz 2007


[1] Antikçağ’dan günümüze her yönüyle kitabın tarihi Svend Dahl Çeviren: Mehmet Dündar 1999. T.C. Kültür Bakanlığı Milli Kütüphane Başk.

[2] Kitabın doğuşu-Luclen Febvre, Henri Jean Martin Çeviren: Gül Batu; Avçıol Basım Yay. 2000.

[3] Kitabın evrimi-Orhan Öcal Türkiye İş Bankası Yayınları 1971.

[4] Antikçağ’da kitap-Horst Blanck Dost Kitabevi Çev: Zehra Aksu Yılmazer 2000.

[5] Kitap-Necip Asım Yazıksız İletişim Yayınları, 1993.

[6] Kitapçılığın İçyüzü- Sır Stanley Unwin Çev: Leylâ Elburz Doğan Kardeş Yay. 1950.

[7] Kitap üzerine anatomi dersleri (Salı Toplantıları 92-93) Yapı Kredi Yayınları 1993.

[8] Türk kitap tarihi – Alpay Kabacalı CEM Yayınları, 1989.

[9] Can çekişen kitap – Demirtaş Ceyhun CEM Yayınları 1985.

[10] Dünyayı değiştiren kitaplar- R.B.Downs Tur Yayınları 1980. Çev: Belirsiz.

[11] Ayaklı kütüphaneler – Dursun  Gürlek Kubbealtı neşriyatı 2003.

[12] Entelektüel’in kütüphanesi – H. Hesse ERA 1994.

[13] Okuma üzerine – Marcel Proust Çev: ışık Ergüden Nisan yayınları 1997.

[14]Kütüphane- Enis Batur- SEL 2005.

[15] Okur yazarlık- Paulo Freire, Donaldo Macedo İMGE Yay. Çev: Serap Ayhan 1998.

[16] Okumanın tarihi – Alberto Manguel Yapı Kredi Yayınları Çev: Füsun Elioğlu, 2001.

[17] Eskiçağ kütüphaneleri- Nuray Yıldız 1985. Marmara Üniv. Yayınları.

[18]Eskiçağda yazı malzemeleri ve kitabın oluşumu Nuray Yıldız- Türk Tarih Kurumu 2000.

[19] Kayıp kütüphaneler- J.Raven- Bilişim 2006, Çev: Dilek Cenkçiler

[20] İskenderiye kütüphanesi- R. Macleod Çev: Elif Bök  Dost 2006.

[21] Türklerde kütüphanecilik- Mustafa Yazıcı Uygur Matbaası 1969.

[22] Bir nadir kitap destanı- Hans Peter Krauss, Müttefferika 2004 çev Nurettin el Hüseyini.



Karl Kraus- Deyişler, Karşı Deyişler- -Haluk Güriz-


Karl Kraus'un Telos Yayınları tarafından basılan Deyişler, Karşı Deyişler adlı kitabından derlenen, ona ait görüşler aşağıda özetlenmiştir. Kadının kişiliği, bilinçsizlik aracılığıyla soylulaştırılmış öz-yoksunluğudur. Erkeğin beş duyusu vardır, kadının ise yalnızca bir. Hiçbir şey kadının yüzeyselliğinden daha kavranılmaz değildir. Kadın, ne denli güçlü bir kişilikse o denli kolay taşır kendi yaşantılarının yükünü. Kibir, düşüşten sonra gelir. Bir sadakat eylemi sırasında basılan kadın ne denli az güvenilirdir! O, bugün sana, yarın bir başkasına sadık olur.



La Rochefoucauld- Özdeyişler -Haluk Güriz-


Ömrümüzün uzunluğuna olduğu gibi, tutkularımızın devamına da bizim hükmümüz geçmez.  İnsan kalbinde bitmez tükenmez bir tutkular silsilesi vardır. Öyle ki bunlardan birinin tükenmesi hemen her zaman bir başkasının oraya yerleşmesi demektir. Hepimizde başkalarının dertlerine katlanacak güç vardır. Yaptığımız kötülüklerden çok üstün niteliklerimiz başkalarının kin ve şerrini üstümüze çeker.



Öfkesini Kahkahada Saklayan Adam: Onat Kutlar -Haluk Güriz-


"Bir ömür boyunca okumak, anlamak ve lezzet toplamak ve sonra, tamamen sonunda belki iyi on mısra yazabilirdi" der Rilke, Malte Laurids Brigge'nin notlarında. Onat Kutlar'a bakınca nicelik olarak çok sayılmasa da nitelikçe çok önemsenmesi gereken bir toplama ulaşmasının ardından bu savın gerçekliğini görürüz. Bir ömür boyu yılmadan, usanmadan, yabancılaşmadan yazının hemen her alanında birbirinden nitelikli ürünler verdi Onat Kutlar. Şiir, öykü, sinema, deneme alanlarında günümüzde önemi giderek artan yapıtlar üretti. Hep savunduğu insanlığın yok edilemeyen kültür birikimine dayandı. Bugün onu daha da önemli ve güncel hale getiren yıllar önceki öngörülerinin somut ve daha görünür halde ortaya çıkmasıdır.


 

Haluk Güriz


1989 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Mkrobiyoloji Uzmanı oldu. Çeşitli dergilerde yazıları yayınlandı


 Siyasi Portre



Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-


Mehmet Ali Aybar bütün yaşamını toplumcu mücadeleye adamış, aynı zamanda özlediği dünyanın kurulması için engel olarak gördüğü bürokratik, dar kalıpçı yalın kat, ithal bir toplumcu modeli de eleştirmekten geri durmamış bir uzun mesafe koşucusu. Mücadelesi kesintiye uğramışsa da inancını yaşamıyla bütünleştirmiş somut yaşam pratiğinde uygulamış gözüpek bir aydın. Onu böylesine güncel ve değerli kılan özelliklerden belki de en önemlisi kendi toplumunun, halkının içinden çıkacak bir modeli ön planda tutması olmuştur. Yirmi – otuz yıl öncesinin kapalı ümmet ahlakı tutumuyla yok sayılan Aybar düşüncesi bugünün dünyasında “sosyalizm asıl şimdi” diyenler için giderek yaşamsal hale gelecek gibi görünmektedir.


 Felsefe



Çağının Tanığı Bir Aydın Sanatçının Portresi: Afşar Timuçin -Haluk Güriz-


Afşar Timuçin yıllardır felsefeden estetiğe, şiirden roman ve öyküye, edebiyat eleştirisinden denemeye bir çok alanda onlarca yapıt vermiş bir aydın. Kitaplarının çoğu kendi alanında tek olacak yetkinlikte. Böylesi aydınlık bir bilincin ve insan üstü çalışkanlığın birleşimi olarak ortaya çıkan yapıtlar yaşamı bütün boyutlarıyla kavramamızı sağlayacak derinliğe sahip bir bütünlük sunuyor. Afşar Timuçin’in tüm ürünlerinin Bulut Yayınlarınca özenli bir biçimde toplu halde basılışı kültür hayatımız için çok önemli bir aşamayı gösteriyor. Büyük emek ürünü bu yapıtları tek tek tanıtmak çok kapsamlı bir çalışmayla olabilirdi ancak. Biz burada bu yapıtların türlere göre ayrımı ve genel bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız.


 Aydın Kavramı



"Aydın'ın Kimliği ve İşlevi -Haluk Güriz-


Aydın çağının tanığıdır. Yaşadığı dönemdeki olumsuz koşulları ezilen geniş halk yığınları  lehine değiştirme çabasındadır. Bunun için çağların içinden süzülüp gelen bilgilerle oluşturulmuş bir bilinçle işlek bir düşünsel sistematik ve insan sevgisini önde tutan bir duyarlılığın birleşimidir. Aydının olmazsa olmaz özelliklerinin, bilgilerini, düşünme sistematiğini sürekli sorgulayabilme ve varolan düzene muhalefet etme olduğu söylenebilir. Aydının bir inanç adamına veya düzenle ittifak halinde bir seçkine dönüşmesi, kendi sonunu hazırlamasıdır. Bu durum onu egemen düzenin teknik uzmanına, sömürü ve baskı ilişkileri teorisyenine dönüştürür. Çoğu üniversite mezunu, meslek gelişimini tamamlamış uzmanlar, hatta öğretim üyeleri; bu kategorinin içindedir.  Bunlar, gerçek çarpıtma mekanizmasının teknokrat kılıklı destekçileridir ve sınıflarının bakış açısıyla uyumlu olarak işleyen çarkı destekler bir tutum almışlardır.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar