Yazar | 
Bedri Baykam |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  | | |  | | |  | | |
| 
“AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran’a”
-Bedri Baykam-
Yabancı medya mensuplarının benimle yaptıkları röportajlarda en çok tekrarlanan soru şu oluyor: “Peki, AKP’nin somut olarak neden olduğu anti-laik hareketler arasında ne var ki? Ne örnekler verebilirsiniz?” Bu soruyu biraz da samimi merakla soran yabancının dışında bir de işin bildiğiniz Türkiye kısmı var: “Abartıyorsunuz efendim! Adamlar ‘anti-laik’ ne yapmış ki! Hepsi paranoya bu korkuların! Bunlar aslında bizim solculardan daha demokrat”. İşte bu soru ve yorumlar artık öldü! Araştırmaya üşenen tembel yabancı diplomat ya da gazetecinin de, kafası karışık yerli kararsızın da ağzına tıkılacak bu laflar… Birkaç yıla yayılan arşiv çalışmalarından sonra, AKP’yi deşifre eden, onun sahte demokrat maskesini indiren, makyajını akıtan gerçekleri “AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran’a” başlıklı kitabımda toplayabildim. Sizler bu satırları okurken bugün piyasaya Piramid Yayıncılık’tan çıkan 20. kitabımın hazzını yaşıyorum. Seçimlerin dört ay öne çekilmesine rağmen, uykusuz gün ve gecelerden sonra, bu yayını 22 Temmuz’dan üç hafta öncesine yetiştirebildik. Kitap, baştan sona sayısız kanıt ve gazete kupürüyle, AKP’nin hangi “insan mühendisliği” çabalarıyla, Türkiye için nasıl bir “sebze”ye dönmüş vatandaş profili çıkartmaya çalıştığını gözler önüne seriyor: Kadına çarpık bakan, kadın-erkek eşitliğine inanmayan, müziğe, satranca, güzel sanatlara, sinemaya, tiyatroya, baleye içten içe her fırsatta düşmanlık taslayıp çelme takan, laiklik ve Atatürk resmini, felsefesini, Atatürkçüleri her yerden toptan kaldırmaya çalışan bir yobaz anlayış… Yüzlerce örnek peş peşe akınca, günlük hayatta futbol tartışmaları, televizyon dizileri ve manken-türkücü aşkları arasında herkesin gözünden kaçabilen bir büyük şema “kabak gibi” ortaya çıkıveriyor: AKP bu halka “doluşun trene, Avrupa’ya gidiyoruz” diye fetva vermişken, bu hat akıl almaz bir süratle Orta Doğunun yobaz derinliklerine doğru yol alıyor: Arabistan, Tahran ve hatta “Kumkent”! Batı’nın çerçevelediği “ılımlı İslam projesi, ilginç bir şekilde Türkiye’ye bu gülünç rolü biçen beyinsiz emperyalist kadrolara da, Ortadoğu’nun şeriatçı diktatörlerine de eşit derecede uyuyor: Batı, karşısında kuklaya dönmüş güçsüz bir devlet yapısı isterken, Ortadoğu’da eninde sonunda Türklere kazıklanan bu “Ilımlı İslam” projesinin er ya da geç onları ilgilendiren radikal İslam’a dönüşeceğini çok iyi biliyor. İşte Türkiye bu tuzağın ortasında Doğu ve Batı arasında çarmıha gerilmiş olarak, aydın halkıyla beraber veriyor bu çifte kıskaca karşı mücadeleyi. Kitap, Batı’nın ve petro-dolarların farklı sebeplerle allayıp, pullayıp öne sürdüğü bu çarpık iktidarı “masum” görmeye gayret eden her gafil, her saf ve her cahili uyandırmak için atılan bir tokat. Diğer haberlerle sulandırılmadan sunulunca, o şamar bayağ ağır geliyor… *Tabii önemli olan 22 Temmuz’dan önce uyanabilmek! Erdek’te ve Bodrum’da geçen hafta üst üste verdiğim ADD konferansları çok yoğun geçti ve bazı ateşli tartışmalar oldu. Sonuçta umuyorum büyük ölçüde son kararsızları da hiçbir bahaneye kanmadan güçlerini solun birleşik sepetine, CHP’ye atmaları konusunda ikna edebildik. ADD’nin topladığı o güzel insanlarla siyasete bakışımızı artık korkmadan somutlaştırabildiğimizi görmek beni mutlu etti.
Keşke piyangodan elime para geçse de, bu kitaptan 500.000 adet tüm yurda dağıtabilsem… Mesela “dengeleri ve istikrarı hiç bozmayalım” deyip, AKP’ye selam duran o işadamları grupları… O yüzleşmeden sonra hangi deliğe kaçarlar acaba merak ederim… Onlara bir de şunu hatırlatmak isterim: Para, siyasi istikrar ve huzurun olmadığı yerde hiçbir şey ifade etmez. Öncelikli olan, ülkede demokrasinin özgürce nefes alıp vermesi, barış ve huzurun sürmesidir. Hemen hatırlatalım, Beyrut, “Ortadoğu’nun Paris’i”ydi de ne oldu? Tahran, yaşam tarzıyla belki aynı kıyaslamada “Ortadoğu’nun Londra’sı” olarak görülebilirdi. Kırbaçlanan gençler, öldürülen, dayak yiyen “zina” suçluları, yeşil bayraklar, din polisleri ise bugünkü acı sahneler… Bağdat mı? Hani şu akıl almaz “medeniyetler savaşları”nın arenasında “demokrasi getirme” yarışının(!) her geçen gün traji komediye dönüştüğü en büyük alanda, tarih boyunca hangi zenginlikler, hangi saray, hangi kültür ihtişamları yaşandı hatırlatalım mı? İşte Amerika, onun da suyunu çıkarıp, posasını yedi bitirdi, o tarih alçakça “uygar Batı”(!) tarafından yağmalandı. Hemen demagoji yapılmasın: Ben “Avrupa Biletiyle Tahran’a” derken İran’ın eşsiz güçlü medeniyet mirasını kastetmiyorum. O, tabii ki tüm güzellikleriyle ömür boyu kurtulabilen noktalarıyla, değiştirilmez mirasıyla kalbimizde ve tarihte yaşayacak. Ben bu dost komşu ülkeyi, zorla, vatandaş katliamlarıyla “molla diktatörlüğü” parkına döndürenleri ima ediyorum… “Tehlikenin farkında” olanlardan, hala olamayanlara ciddi bir yeni kılavuz var artık… Bedri Baykam 3 Temmuz 2007
|
Terörü Lanetlerken Bir Barış Felsefesi Sunmak… -Bedri Baykam-
Karşımdaki içi kan ağlayan babanın adı Nuri Güreşen. Oğlu Hasan Güreşen’i kaybedeli şunun şurasında henüz iki haftacık olmuş. Ama inanın bana aradan iki on yıl daha geçse, o acı tazeliğinden hiçbir şey kaybetmez. Fotoğraftaki Hasan Güreşen, yakışıklı, taş gibi asker… Elinde makinalı tüfek ile şimdi pankart olmuş olan fotoğrafında gururla gülümsüyor. Baba Güreşen’e sarılıyorum ve güneş gözlüklerimin arkasında ağladığımı ona belli etmemeye çalışıyorum. Nuri Güreşen metin, kararlı ve dimdik ayakta… Artık oğlunun iki çocuğuna hem babalık hem dedelik yaparak avunacak…
|
| | 
Bedri Baykam
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
|
|
| 
| Umumi Siyaset |
| 
| Dünya |
| 
| Kavram |

|
...
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|