Yazar | 
Ömer Dönderici |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
Ergenekon
4 -Kim Yalancı?-
-Ömer Dönderici-
Yaratılalı beri canlıların ve irili ufaklı canlı
topluluklarının –her birinin- çıkarları çatışmıştır. Bu çatışmaların pek
azında, taraflar apaçık savaşır. Aldatma, değişik ton ve dozlarda, bu
çatışmaların ayrılmaz bir parçasıdır: Gizlenme, kamuflaj, kılık
değiştirme, taklit, göz boyama, görüntü saptırma, yalan bu silahlardan
bazısıdır. Söz gelimi, bir düşmanın, “ben düşmanım!” diye haykırmak
yerine, dostmuş gibi ortaya çıkması; dost görünümlü örgütler kurması
veya dost –ama aptal- örgütlerle işbirliğine gitmesi olasılığı her zaman
daha fazladır. Ve tabii ki, -bir çoban matı planının parçası olarak-
hoşa giden –ama sonu hüsranla bitecek- tutum ve davranışlara
yönlendirmesi de, bu sürecin kaçınılmazıdır.
|
Ergenekon
3 -Adaletin Kılıcı Kimin Elinde?-
-Ömer Dönderici-
Önceki yazılarımı okuyanlar bilirler: Cumhuriyeti
kuran –ve şimdi de mirasçısı- güçler karşısında halkın önlenemez
yükselişinin, Türklüğün hayrına olduğunu savuna geldim. Bu bağlamda, son
seçimler sonrası düş kırıklığına uğratmış olsa da, AKP iktidarının, bu
dönüşümün bir tecellisi olduğunu düşündüm. Bu yüzdendir ki, normal
şartlar altında, Ergenekon yargılamasını hararetle savunmam gerekirdi.
Ama bir şeyler, beni bundan alıkoyuyor. Üstüne üstlük, Cumhuriyeti
koruma adına miting üstüne miting düzenleyenlerin, adeta mezar
sessizliğine bürünmeleri, beni, bu yazıyı yazmaya daha da teşvik etti.
Yanlış anlaşılmak istemem: Hukuk dışına çıkanlar, hele de bunu şahsî
menfaat sağlamak için yaptılarsa, kim olursa olsun yargılanıp hesap
vermeliler. Hatta, böylesi yargılamalar, -nedeni ne olursa olsun,
çalışan-emekli, asker-sivil gibi ayrımlar yapılmadan, cesaretle
gerçekleştirilmelidir. O zaman sorun ne?
|
Ergenekon
2 -Gerçekten İki Kutup mu?-
-Ömer Dönderici-
Bir önceki yazımda Türkiye’yi iki kutba bölmeyi
başardığımızı söylemiştim. Bizimkiler ve ötekiler diye... Bugün,
“gerçekten iki kutup mu?” diye soracağım. Aslında canhıraş sürdürdüğümüz
kavgayı bir an unutup, vicdanımızla baş başa kalsak ve kendimize
“bizimkileri” sorsak: “Bizimkilerin hepsi aynı mı?” diye, ne cevap
alırdık? Eminim ki, taraftarlarımızı, bir sürü farklı eksende, çok
farklı yerlere oturturduk. O herkesi bir kutupmuş gibi hissettiren
dinsel turnosol, bir örtü gibi kapladığı idrakimizin üstünden çekilirse,
kutupların hiç te fikirsel homojenitesinin olmadığı görülecektir.
|
Ergenekon
1 -Empati-
-Ömer Dönderici-
Toplumu iki kutuplu yapmak için, herkes elinden geleni,
ardına koymadı. Sonunda başardık. Bu parçaları, herkes uzak geçmişinden
getirdikleriyle etiketledi: “Ulusalcı”, ”İslamcı”, “laik”, “demokrat”,
“devletçi”, “darbeci”, “şeriatçı”, “dindar”, “halk”, “Tayyip’çi” gibi... Ama
etiketler değişse de, iki kutupluluk gerçeği değişmedi...
İki kutupluluğa götüren süreç, çıktılarını da yanında
getirdi: “Bizimkiler ve Ötekiler”.
|
Tarihi Kavga
3 -Devlet ve Hükümet-
-Ömer Dönderici-
Bir gemi düşünün: Sürekli dev dalgaların
olduğu sularda; sağında-solunda korsan gemileri dolaşıyor. Üstelik
alabora edebilecek bir fırtına, hızla gemiye yaklaşmakta...Yolcu ve
mürettebattan bazısı, kızdıkları bir grup yolcu ve mürettebatı boğabilme
umuduyla, canhıraş bir biçimde geminin dibini delmeye çalışıyor. Kaptan
ve mürettebatın bir bölümüyse, sevmediklerini denize atma telaşındalar.
Türkiye’nin hali, bu gemiden ne kadar farklı? Tarafların
gözü öylesine dönmüş ki, sapla samanı birbirine karıştırıyoruz.
|
Tarihi Kavga
2 -AKP Nereden
Nereye?-
-Ömer Dönderici-
Pek çoklarını kızdıracağımı biliyorum ama, 2002
yılında işbaşına gelen AKP hükümetini başarılı sayıyorum. Tabii ki, çok
şanslıydılar: Ekonomik iflasın eşiğine gelen ülke, IMF’nin verdiği acı
ilaçları, koalisyon hükümeti marifetiyle yutmuş; böylelikle AKP, hem görece
stabil bir ekonomi devralmış; hem de bu acı reçeteyi yutturan partilerden
kurtuluvermişti. Kendine yeni yerler arayan küresel finans da, ekonominin
yelkenlerini kolayca şişiriverdi.
|
Tarihi Kavga 1 -Oyunun Son Perdesi- -Ömer Dönderici-
AKP kapatma davası ve Ergenekon soruşturması, Cumhuriyetin ilk günlerinden, hatta daha da öncesinden başlayan tarihsel bir oyunun son perdesi gibi görünüyor. Bir bakıma Türk siyasi tarihini büyük ölçüde bu oyun biçimlendirdi ve biçimlendirmeye devam ediyor. Oyun, kurtuluşumuzu Batılı gibi yaşamakta görenlerle buna direnenler arasında geçti. Hem daha aydın oldukları, hem de gücü ellerinde tuttuklarından, ilk grup, Cumhuriyetin ilk yıllarında iktidarı eline geçirdi. O zamandan bugüne kadar iki grup arasındaki iktidar kavgası bitip tükenmeden sürdü.
|
Medyada "Sağlık Skandalları" -Ömer Dönderici-
Bu hafta neredeyse tüm medyada, art arda iki sağlık trajedisi, kendine genişçe yer buldu. İlkinde, Adana’da tüp patlamasıyla yanan çocuğa gerekli müdahaleyi yapmayan özel hastanenin Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla kapatıldığı bildiriliyordu. İkincisinde ise, 6 yıl önce geçirdiği felç nedeniyle yatak yaraları açılan bir hastanın Vakıf Gureba hastanesine alınmamasına üzülen Genelkurmay Başkanımızın hastaya sahip çıkması konu ediliyordu.
|
Kürt Meselesi 4 -Dünden Yarına Ne Değişecek- -Ömer Dönderici-
Bir önceki yazımda, geleceği planlarken, her şeyin geçmişteki gibi olacağını düşünmenin, Kürt sorunu için de bir handikap olduğunu söylemiştim. Bugün, ne demek istediğimi biraz daha açmak istiyorum. İnsanlığın uzun tarihinde toprak, yakın zamanlara kadar en değerli varlık olarak kaldı. Toprak, on bin yıl öncesine kadar avlamak ve toplamak için, son on bin yılda tarım için, son birkaç yüzyılda yeraltı zenginlikleri için gerekliydi. Halen de gerekli. Ama son yüzyıl veya yüzyıllara kadar bu bir varlık-yokluk sorunuydu. Verimli topraklara sahip olmamanın bedeli açlıktan ölmek demekti.
|
| | 
Ömer Dönderici
Konya İli Seydişehir İlçesi'nde doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İç hastalıkları (dahiliye) ihtisası ve gastroenteroloji üst ihtisası yaptı. Çeşitli hastanelerde görev yaptı. Sevgi Hastanesi'nin kurucuları arasında yer aldı ve 1993- 1996 yılları arasında bu hastanenin tıbbî ve idarî üst yönetimininde bulundu.
|
| 
| Umumi Siyaset |

| AB
Halkın onur kırıcı Avrupa Birliği yolculuğundan, hala tümüyle ümit kesmemiş olması, kendi egemenlerinin vizyona götürme ümitlerinin kalmayışındandır. Sürüklenerek bile olsa, bu yolla vizyona biraz daha yaklaşma şanslarını daha fazla görüyorlar...
|
| 
| Dünya |

| Yeni Dünya Düzeni
Yeni dünya düzeni denen olgunun doğumunu sağlayan bilişim devriminin genel kabulün aksine, Batı’ya yaramadığını düşünenlerdenim. Bu devrim, geleceğin Dünyasının dengelerini kökten değiştirecek dönüşümleri başlattı. Son dönemin güçlü oyuncuları iniş; buna karşılık yoksullukla özdeşleştirilen kimi ülkelerin çıkış trendine girdikleri görüldü. Batı, doğuşuna öncülük ettiği ve bir havari gibi tüm Dünyayı sarması için uğraştığı devrimin, çok ta hayrına olmadığını farketti. Serpilen yeni dünya düzeni ile sömürgeci güçlü geçmişi arasına sıkışıp kaldı.
|
| 
| Kavram |

| Günümüzde Güç
Kendini güç haline getiren eski değerlere yeniden yöneldi. Kemal Tahir’in deyişiyle, “dayılıkla yapamadığını, kabalıkla yapmaya soyundu.”. Ne var ki, eski anahtarların yeni kilitlere uymayacağı da ortaya çıkmaya başladı...
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|