Yazar | 
Nimetullah Sucu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
Biz Ayrı Dünyaların İnsanlarıyız -Nimetullah Sucu-
Biz ayrı dünyaların insanlarıyız, Sen kuş tüyü yataklarda avutursun kendini, Ben taş sedirlerde sınarım bedenimi, Sen serin sulara bırakırsın yüreğini, Ben Kerbela’da kanla yıkarım ellerimi.
|
Bir Elinde Das Kapital Bir Elinde Nutuk: Turnusol Solcuların Turnusol Milliyetçiliği -Nimetullah Sucu-
Bu yazı Türkiye’de sulandırılmamış bir sosyalizmi savunan insanlara karşı yazılmış değildir. Tersine fikir namusunu hiçe sayarak, fikir haysiyetsizliğini bayrak edinen, bugün böyle yarın öyle görünen turnusol solcularına atfedilmiştir. Bir insanın geçmişte savunduğu fikirlerini tarihin akışı içerisinde edindiği yeni türde bilgi sarmalı içerisinde imbikten süzerek billurlaştırması doğaldır, bir fikri tarihsel seyir içerisinde okuduklarıyla ve yaşadıklarıyla zamanla değiştirmesi de doğaldır. Ancak, belirli bir fikri laboratuar ortamında konjonktürel bir şekilde yeni denemelerle değiştirip pazara sunma arayışı düpedüz fikir namusundan yoksun insanların işidir.
|
Sınır Ötesi Operasyon mu, Sinir Ötesi Operasyon mu? -Nimetullah Sucu-
Bilindiği üzere Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik bir sınır ötesi harekâtta bulunma girişimi uzunca bir süre gündemde yer alıyor. Ancak, ne yazık bu sınır ötesi operasyondan çok böyle bir operasyon bahsinin hangi zeminler üzerinde tartışıldığı bugün daha önemli hale gelmiştir. Zira medyanın kamuoyunun belleğine döşediği psikolojik mayınlar bugün sınır ötesi harekât üzerine geliştirilen düşüncelerin sağlıksız ve verimsiz bir zeminde işletilmesine yol açmıştır. Milletin önüne sunulan her olayda olduğu gibi medya bu hususa yönelik tartışmaları da bahis havasında işleterek olayın asli boyutunu ört bas etmeye hizmet edecek şekilde tartışmanın “Girelim mi? Girmeyelim mi?” meselesine odaklanmasına neden olmuştur. Bu körleştirici bakış açısıyla, yazgıcı bir anlayışla millet kapanmacı, savunmacı ve refleksif bir durağanlığa hapsedilmeye çalışılmıştır. Oysa asıl mesele şartlı refleks halinden sıyrılarak bağımsız bir düzlemde eylem ortaya koyma teşebbüsüne haiz olma hürriyetinde saklıdır.
|
Toplumsal İlişkilerin Simülasyonlar Aracılığıyla Bürokratik Bağlamda Yeniden Tasarımı ve Kapitalizmin Teslis Yorumu -Nimetullah Sucu-
“Bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçeğin modeller aracılığıyla türetilmesine hipergerçek yani simülasyon denilmektedir.” Buradan hareketle simülasyon denildiğinde bir hakikatten çok hakikat(li)lik payı taşıyan bir modelden söz edilebileceğini söyleyebiliriz. Şöyle ki, hakikat olma vasfına haiz bir şeyin işlevsel boyutu hakikati ifade etmesidir. Oysa simülasyonda işlevsellikten işlemselliğe geçiş söz konusudur. Başka bir deyişle, simülasyon denilince gerçeğin tüm göstergelerine sahip ve bir gerçekliğin oluşması için gerekli tüm aşamalardan geçirilmiş işlemsel bir ikizleme durumu kastedilir. Dolayısıyla simülasyon hakikatin nihai biçimde oluştuğu ana dek tezahür eden göstergelerin inşası sürecidir.
|
Milliyetçi Türk Gençliğine Hitabe -Nimetullah Sucu-
Ülken bir yıkım projesine tabi tutulduğunda ilk hesaplar senin üzerinden oynandı, ilk tezgâhlar senin Tanrı Dağı kadar aşılmaz yüreğinin üzerine kuruldu, namlular ilkin sana doğruldu, en sinsi tuzaklar senin için kuruldu. Bugün de öyle oldu. Dini takiyyeciler inanç namına kutsallık izafe edilebilecek ne kadar değerin varsa pazara çıkarırken, milli takiyyeciler kendi siyasi ihtiraslarının ve sosyo-ekonomik çıkarlarının muhafaza edilmesi uğruna milletin bütün mahremiyetini gün ışığına çıkardı. Sen bu yol ayrımında ne din bezirgânlarının ne de milli hamaset sevdalılarının peşinden gideceksin.
|
Güntürk'ün Destanı -Nimetullah Sucu-
Kara kışta ak saçlı doğmuştu ama, Yordular hayra, sordular Kam'a, Umur görmüş ihtiyar bile yaşınca, Çocuklaştı birden, tuhaflaşınca. Dedi:'Bu ne biçim bir keramettir? Bebek olmak demek, pür zarafettir, Atın da bunu, aç kurtlar yesin, Soyunuza sopunuza şeytan girmesin! '
|
Eylülde Bir Demirci Ustası -Nimetullah Sucu-
Bir Eylül sabahıydı, her gününkinden farklı, Kimine göre sıradan, kimince bir adam, aykırı Yürüyordu kaldırımlarında çölümsü bir kentin, Toz olup arkasında, toz gibi ardı sıra, Savrulup da bir türlü, birleşemeyen eller, Otuz üçlük, kara Oltu taşı bir tespih çekiyordu, Savrulup da bir türlü, birleşemeyen eller, Kelepçede bir araya geliyordu,
|
Terörizm ve Terörizmin Yeni Paradigmaları
-Nimetullah Sucu ve -Hakan Topateş-
Bugün, gözlerimizin önünde cereyan eden sosyal meseleleri salt kamu güvenliği üzerinden açıklamaya çalışırsak, kimilerinin güvenlik tehdidi yüzünden özgürlüğünden, canından, malından ödün vermek zorunda kaldığı bir ortamda, kimilerinin de tersi biçimde yüceltilen kamu güvenliği kavramı üzerinden astronomik rantlar elde ettiği bir durumu anlamakta güçlük çekeriz. Aslında bu düşünüş biçimi, bize dayatılan bireyci düşünüşün ürünüdür. Zira ihtiyaçlar hiyerarşisi içerisinde güvenliğin baş sıraya oturtulduğu bir dünyada, artık herkes kendi bireysel güvenliğini düşünür hale geliyor. Birileri de bu güvenlik açlığını gidermek amacıyla kamu güvenliği çığırtkanlığıyla sosyal güvenliği hiçe sayacak uygulamalarda bulunabiliyor.
|
Küreselleşmenin Çatı İdeolojisi: Kameralizm -Nimetullah Sucu-
Bugün küresel sömürü düzeni içerisinde dünyanın gelişmekte olan ülkeleri kapitalizmle feodalizm, ekonomik cemaatle siyasal ulus olmak arasında gel gitler içinde devinirken, bu küresel sömürünün temsilcisi olan Amerika neo-merkantil politikalar merkezinde kendini bir merkez konumuna oturtarak çevre ülkeleri çevrimsel hareket doğrultusunda kontrol altında tutmaktadır. Bu kontrol mekanizmasının bir sonucu olarak da bugün yerküre ekonomik bir çerçeve içerisine hapsedilerek onun bütün varlığı pazarın hizmetine koşulmaya çalışılmaktadır. İşte bu yeni dünya evinin içerisinde kurulan sömürü ilişkileri ve sınıfsal çatışmaları saklayacak bir mekanizma olarak kameralizm bir çatı ideolojisi olarak kurulmaktadır.
|
12 Eylül'ün İkinci Suru ve Direnişe Davet -Nimetullah Sucu-
Bugün ülkemizde cereyan eden hadiseleri sağlıklı bir şekilde irdeleyebilmek için 12 Eylül 1980’le birlikte ortaya çıkan gelişmelere dikkat çekmeliyiz. Bir kere, 12 Eylül İhtilali bir yönüyle Amerika’nın Sovyetler karşısında yeşil kuşak oluşturma arayışının bir neticesi olarak meydana gelmiştir. Bu arayışın neticesinde ilk olarak ılımlı İslam anlayışı hâkim kılınmaya çalışılmıştır. Ancak, sanıldığının aksine Amerika’nın bölgedeki çıkarları sadece İslam’ın ılımlılaştırılmasıyla korunmuyordu. Aynı zamanda milliyetçiliğin de pazar ideolojisine eklemlenerek ılımlılaştırılması yeni dünya düzeninin sorunsuz bir şekilde işletilmesi için olmazsa olmaz bir husustu.
|
Yeni Dünya Düzeninin Çoklu Oyun Teorisi İçerisinde Konjonktürel Milliyetçilik
-Nimetullah Sucu-
Bugün insanların dayanak noktası olarak esas alacakları bütünlüklü bir zemin algısı yok edildiği içindir ki, artık her fikri oluşumun kaynakları tinsel dünyanın içerisinde aranıyor. Şöyle ki, bir süredir ülkemizde milliyetçiliğin yükselip yükselmediğine dair tartışmaların yürütüldüğü zemine baktığımızda bu fikrin yükselişte olduğuna kanaat getirenlerin tinsel göstergelerden hareket ettikleri görülüyor. Zira, insanların fevri tepkisellikleri ve geçici muhteviyata haiz hissi temayülleri milliyetçiliğin yükselişine kanıt olarak gösteriliyor. Peki kültürel değerlerimizin, tarihi gerçekliklerin ve bir millet olma şuurunun içini dolduran ne kadar değer varsa içinin boşaltıldığı bir ülkede hangi milliyetçiliktir yükselen?
|
Mülkiye'nin Arazı ve TGPAK'ın Düşünce Marazı -Nimetullah Sucu-
Yer Mülkiye, tarih 28 Şubat 2007. Hocalı Katliamı’nın anısına Araz Topluluğu bir sinevizyon gösterisi ve konferans tertip ederek bu olayın tarihsel dökümanını gözler önüne sermeye çalışırken, Tarihi Gerçekleri Paranteze Alma Komitesi de iş başındaydı. Onlara göre herkesin bildiği şeyleri tarihte temcid pilavı gibi yinelemenin anlamı yoktu. Göğüsleri kesilerek çocuklarına yedirilmeye çalışılan kadınların dramı, kalpağı başında ölesiye dövülerek öldürülmüş dedelerin tarihe iz düşen cesetleri, kundakta kurşunlanan bebeklerin donmuş bedenleri anılmaya değer değildi onlar için. Hatta kendi ifadeleriyle bu görüntülerle kimsenin tadını kaçırmaya da hakları yoktu konferansı tertip edenlerin.
|
Terörün Aruz Vezni: Failatun Failatun Failatun Failun -Nimetullah Sucu-
Terör sözcüğü, Latince kökenli olup (terrere) anlamı “korkutmak,dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak,caydırmak,tedhiştir.” Siyasi Terimler ve Örgütler Sözlüğünde “kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri” olarak tanımlanmıştır. Terör olgusunun üzerinde uzlaşılmış ortak bir tanımı bulunmamaktadır. Şöyle ki, bugüne değin yapılmış 140 farklı terör tanımı mevcuttur. Meydan Larousse’da terörizm “ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi”, Ana Britannica’da “siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma” biçiminde tanımlanmıştır.
|
Paranteze Alınan Milliyetçilik İdeolojisi ve Dışta Bırakılanlar -Nimetullah Sucu-
19 Ocak 2007 tarihinde öldürülen Hırant Dink’in ardından düzenlenen cenaze töreninde “Hepimiz Hırant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz” sloganları gerçekte sosyal milliyetçilik karşısında yukarıda temel unsurlarıyla analiz etmeye çalıştığımız fenomenolojik tavrın bir ifadesidir. Şöyle ki, tek tek benlikler üzerinden kolektif bir benliğe doğru çıkılan yolculukta benin anlaşılır kılınması ötekinin varlığı üzerinden gerçekleştirilir. Bu durum psikolojide sıkça dillendirilen empati kavramının felsefi dildeki ifadesidir. Başlangıçta, kendini başkasının beninin yerine koyarak kendi benini keşfetme arzusu çok demokratik bir tavır gibi görünse de, olayı derinlemesine analiz ettiğimizde gerçekte bu tavrın içerisinde bir otorite durumunun saklı olduğu gerçeğiyle yüzleşiriz.
|
Ülkemizde Milliyetçiliğin Farklı Tezahürlerine Eleştirel Bir Bakış -Nimetullah Sucu-
Bugün ülkemizde siyasal düzleme göz gezdirdiğimizde değişik türde ifade edebileceğimiz bir çok milliyetçi oluşumun varlığına tanık oluruz: 1) Muhafazakar Milliyetçilik: Bugün, ülkemizde gelenekler adı altında bir gelen ekler kuşatmasıyla karşı karşıyayız. Gerçekte kendi öz değerlerimize yabancı pek çok Viktoryen adetler kendi geleneğimizmiş gibi bize dayatılmaya çalışılıyor. Hıristiyan dininin ve Batı kültürünün empoze ettiği bu değerleri sorgulamadan bir dogma halinde benimsemeye koşullandırılıyoruz. Düşünce tarzlarımız bu eklerle donatıldıkça Batı’yla aramızdaki duyuş mesafesi de gittikçe daralıyor.
|
Ülküsünü Arayan Ülke -Nimetullah Sucu-
Köklü ve stratejik düşünme özelliğini yitiren insanımız bugün ülkemizin çorak fikir tarlasında yeşerecek bir ülkü arıyor. Ülkesini arayan zeminsiz ülkülerin havada uçuştuğu bir ideolojik öykünme çağında, etnik bölücülüğün azdırılmaya çalışıldığı bir yol haritasında işlerinin yolunda gittiğine inananlar olabilir. Ancak; er geç bu ülkede kökü tarihin ve toprağın derinliklerine uzanan, insanımızın aklına ve yüreğine kök salan, yerli bir ülkü boy verecektir. O ülkü yeşerdiğinde, millet ülkesiyle birlikte ülküsüne dört elle sarılarak yürümeye devam edecektir.
|
Fransa'nın Panoptik Ermeni Yasası ve Biyo-Psişik Milliyetçilik -Nimetullah Sucu-
Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.
|
| | 
Nimetullah Sucu
1979 yılının Ocak ayında Adıyaman ilinin Besni ilçesinde doğdu. Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde tamamladı. Yüksek Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda doktora öğrenimine devam etmektedir.
|
| 
| Milliyetçilik |

| Biyo-Psişik Milliyetçilik
Biyo-psişik milliyetçilik, toplumsal ve tarihsel üretim noktasında sıfıra tekabül eden ve insanın sahip olması bakımından üzerinde hiçbir iradi etkisi söz konusu olmayan özelliklerine atıfta bulunarak, ırk, kafatası, deri rengi gibi somut dışsal özellikler üzerinden insan varlığının bir ya da birkaç parçasını en değerli mülk ve değişmez bir değer kılan ilkel türde bir milliyetçilik ideolojisidir.
|
| 
| Siyaset |

| Milletin Oluşumu
Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.
|
| 
| Kavram |

| Türk Milliyetçiliği
Bizim milliyetçilik anlayışımız batıdan mülhem şekilde gökten zembille indiği düşünülen bir ırkın soy kavgası ve aynileştirme çabası değil, tarihsel ve toplumsal üretim ilişkileri içerisinde üretilen ortak değerler manzumesini işleyerek oluşturduğumuz bir millet kompozisyonunu (satırları uzayıp değişen, başlığı hiç değişmeyen) sürdürme misyonudur. Türk milleti empoze biçiminde değil, kompoze şeklinde bu ülkede yaşayan insanların ortak çabasıyla vücuda getirilmiş bir sosyal özgünlüğü ifade eder.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|