Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 24 Haziran 2008

 

 

Nihat Çetinkaya

 

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com

 

 

 


Türk Dünyası ve Türkiye -Nihat Çetinkaya-


İnsanlık tarihinin iri bir bölümünü kapsayan Türk olgusu, eski dünyanın her yerinde siyasal ve kültürel disiplinleriyle yükselmiş ve kurumlaşmış bir varlık olarak bütün tarihlerde kaydedilmiştir. Bu bakımdan Türklük sözüyle ifade edilen ve uzantısı olup misyonunu taşıdığımız varlık, yaşam alanı yaptığı büyük coğrafyaları ve insan gruplarını, kültürel yapılarıyla tanımak tecrübesiyle ve bulunduğu her coğrafyanın insanlarıyla ortak yaşam düzeni kurmayı başardığı tecrübe ve birikimleriyle insanlık sıralamasının en ön safında yerini almıştır.



AKP Türk Devlet Yönetiminden Uzaklaştırılmalıdır -Nihat Çetinkaya-


Sorumlu resmi kurumlarımızın, geniş halk kitlelerinin ve düşünen vatansever aydınlarımızın her vesileyle ifade ettiği gibi, Cumhuriyetimiz, kurulduğu günden beri, 4,5 yıldır ilk defa bu kadar ileri boyutta güvenlik tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Son 4,5 yıl, AKP’nin hükümet ettiği dönemdir. Cumhuriyet tarihimizde hiçbir hükümet Erdoğan hükümeti kadar ihanetle suçlanmamıştır. İhanet suçlamalarının gerçek boyutları yargı yolu açıldığında daha net bir şekilde görülecektir.



Seçime Doğru Türkiye Üzerine -Nihat Çetinkaya-


Batı kendi içinde, sömürgeci büyük kültürlerin, milletlerin ve devletlerin katılımıyla, iri kümeleşmelerle birlikler oluşturma sürecinde ilerlerken, bir taraftan da doğunun mazlum yurtlarını işgal etmeye başlamıştır. İşgalle de kalınmayıp Irak örneğinde olduğu gibi, yurtları küçük etnik adacıklara bölerek parçalamakta, milli bütünlükleri güçsüzleştirmektedir. Küresel emperyalist yayılma, dünya siyasetini doğu-batı eksenine doğru çekmektedir.



Etnik Zeminde Siyaset Yapmak -Nihat Çetinkaya-


Dış destek rüzgârı esince, Türkiye’de, Türk’ü de içine katıp etnik grupları sıralayarak, etnik zemine dayalı siyaset meydanları açanların, nelere sebebiyet verebileceklerinin hassasiyetle düşünülmesi gerekir. Dip dalga kabarınca da “bir millet” diye başlayıp “bir”leri sıralamanın açılan yaraya faydası dokunmaz. Hele “değiştim” söyleminin hiç mi hiç etkisi olmaz. Büyük Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözlerini yanlış algılayarak, ülkemiz, dış güçlerin savaş tehdidi ihtimalleri pompalanarak sindirilmeye çalışılmamalıdır.



O’nun Amaç ve Aracı -Nihat Çetinkaya-


AKP’nin iktidarı elde edişi, Türk siyasi hayatında, beklenilmeyen önemli değişimler ve ayrışmalar döneminin başlangıcı olmuştur. En önemli değişimlerin başında da, “biz gelişerek değiştik” sözleriyle AKP cephesinde gözlenmiştir. İktidarları öncesi dönemlerde, tamamen dinî konular çerçevesinde ideolojik ve politik bir yapı sergilenmekteydiler. Bu politik kimlikle yani halkın inançlarını kabartan yönlendirmeyle iktidarı yakaladıktan sonra, geçmiş tavırlarının hukuki ve politik alanda yargılanması ihtimali endişesiyle “değiştik” açılımıyla yeni bir döneme girdiklerini ifade etmeye başladılar. Yeni takdimleri demokrasi savunuculuğu oldu. Değişimin arka planında ne vardı, nasıl anlamamız gerekir?



Türk Milliyetçiliğinin İkinci Yükselişine Doğru -Nihat Çetinkaya-


Son zamanlarda medya alanında Cumhuriyet Gazetesi’nin “Tehlikenin farkında mısınız?” sorusuyla irkilerek karşılaştık. Büyük insan seli haline gelen mitinglerin verdiği mesajlara rağmen tam da farkında olduğumuzu söylemekte zorlanıyoruz. Biraz olsun farkına varışımızın belirtisi de “Ne Mutlu Türküm Diyene” ve “Tam Bağımsız Türkiye” diye yükselen seslerdir.



Emperyalist-Küresel Muhasarayı Anlamak ve Kırmak -Nihat Çetinkaya-


Arka planında saklanan “gizli gündem”i dikkate almazsak, Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri oluşturduğumuz millî enerjimizin aktif gücü olan Türk gençliği, “sağ-sol çatışması” alanında suçlu hale getirilmiş ve onların üzerinden bu millî enerji kirletilmiş ve 12 Eylül sürecinde yok edilmiştir. Ulusal duruşumuzun, Tam Bağımsızlık prensibimizin siyasi adı ve Cumhuriyetimizin kurucu felsefesi olan “Türk Milliyetçiliği” sözü anayasadan çıkarılmış, 1961 Anayasası’nın açtığı anti-emperyalist alan, 1982 Anayasası’yla kaldırılmış ya da oldukça daraltılmıştır.



İmparatorluktan Milli Devlete Geçiş ve Karşı Tavırlar -Nihat Çetinkaya-


Ülkemizde oluşturulan tepki, din duygularıyla takviye edilir. Ulusçu düşünceyi seslendiren “Milliyetçiler Derneği” de kapatılır (1953). Cumhuriyet döneminde sinmiş olan Cumhuriyet karşıtı ümmetçi-irticai düşünceler de, devrin iktidarının gayretiyle canlanır. Cumhuriyet öncesinin Osmanlılık yahut Osmanlıcılık düşüncesi “Anadoluculuk”, panislamizim yani ümmetçilik de, “Mukaddesatçılık” olarak geri gelir. Ortak yönleri Cumhuriyet’e karşı, şeriat motifli Osmanlı özlemidir. Bu, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı oluşum, devlet içinde de tırmanışa geçer ve kökleşmeye başlar. Tarihi ve kültürel eserler, Cumhuriyete tepki oluşturacak şekilde hazırlanır. Tarihi büyük zaferlerimiz ve Tarihimizin büyük şahsiyetleri, dini motiflerle, tarihimizi öğrenmek, tarih şuuru vermek gayesi öne sürülerek, yaygın şekilde öne çıkarılır. Asıl amaç Kurtuluş Savaşını ve ulu önder Atatürk’ü dolayısıyla de çağdaş ulus devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esaslarını gölgelemek ve unutturmaktır.



Biz Diyelim, Demiş Olalım -Nihat Çetinkaya-


Başkanları başta olmak üzere, birçok partili ve görevli AKP’li “alt kimlik – üst kimlik” tartışmasıyla, bilerek ya da bilmeyerek, Türk Vatanı’na, Türk Milleti’ne, Türk Dili’ne ve Türk Kültürü’ne karşı kabûlsüzlüklerini ifade etmiş oluyorlar ki, bazı sağlıksız çevreler de bundan tehlikeli bir şekilde etkilenmekte ve istifade etmektedirler.



Ağustos Ayı ve Düşündürdükleri -Nihat Çetinkaya-


Türk tarihinin muhteşem zaferlerinin sığdırıldığı Ağustos ayı, Türkler için çok anlamlı olup, gururla hatırlanır. Özellikle, çökertilmiş, terk-i silah edilmiş (silahsızlandırılmış) bir imparatorluğun, emperyalist batılıların işgaline uğrayıp, bölüşüldüğü bir durumda, “milliyetçi”lerin[1] Mustafa Kemal önderliğinde harekete geçerek “yedi düvel’i yendiğimiz (30 Ağustos) ay olması da, Ağustos ayını çok önemli hale getirmiştir.



Türkiye'ye Dayatılan Ermeni Sorununun Tarihsel Derinliği -Nihat Çetinkaya-


Küresel stratejilerin derinliğine tartışıldığı ve uygulanmaya başlandığı günümüzde, bu stratejik hedeflerin sıcak alanının ortasında Türkiye, devlet ve ülke olarak yer almaktadır. Daha açık ifadeyle, anılan alanın en güçlü ve köklü devleti Türkiye Cumhuriyeti Küresel stratejilerin muhasarasına düşürülmüş durumdadır.


Nihat Çetinkaya


Emekli

...................... ............. .............. .......... .... .


 Türkiye Siyseti



Biz Diyelim, Demiş Olalım

-Nihat Çetinkaya-


Hayat tarzımızla oynanmamalıdır. Yüksek Türk kültürünün aktivitesi olan Türk kahramanlığı artık zorlanmamalıdır. Tarih yeteri kadar Türk kahramanlığına doymuş bulunmaktadır. Türk düşüncesi, Türk tasavvuru, kendisini, vatanını ve devletini yok edebilecek bir gücün varlığını kabullenmek gibi bir düşünce mekanizmasına sahip bulunmamaktadır. Bizi yönetenler, vicdanî sorumlulukla, millî reflekslerimizin, Büyük Atatürk’ün Bursa Nutku’na meyletmesine sebebiyet verebilecek ortamların yaratılmasına fırsat vermemek yönünde “gayret” göstermelidirler. Tarih boyu, ülkemizin ve varlığımızın tehlikeye düştüğü zamanlarda, bütün olanaksızlıklarımıza rağmen, dünyanın birleşik güçlerini hep yenmiş olduğumuz asla unutulmamalıdır.


 Türkçülük


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


İmparatorluktan Milli Devlete Geçiş ve Karşı Tavırlar

-Nihat Çetinkaya-


Türk Ocağı’nın kuruluşu dolayısıyla, Yusuf Akçura başkanlığında bir heyet, Sultan Reşat’ı ziyaret ederler. Ülkenin ve devletin durumu kendisine uzun uzadıya izah edilir. Görüşmenin sonunda Sultan Reşat, heyete hitaben (sanki yalvarırcasına) “Sizden istirham ediyorum; Türk’ü tarif ediniz” diyor ve zamanın önemli bir meblağı olan 5000 Reşat altınını bağış olarak verir. Durum padişaha da malum olmuştur. Emperyalist devletlerin kışkırtmalarıyla, bütün gayri Türk unsurlar, devleti parçalayıp, vatan topraklarından bir parça kapmaya çalışırken, kurtuluş, tek çare olarak Türklüğe sarılmaktı.


 Türk Dünyası



Ermeniler


Anlatılanlara göre iki bin yıldan fazla bir zamandan beri Türk kültür sahasında, Türklerle iç içe, barış içinde yaşayan Gregoryen Ermeniler arasında ayrılıkçı kıpırdanmalar Tanzimat’tan sonra başlar. Bu dönem, çeşitli mezheplere mensup Hıristiyan misyonerlerin, Anadolu’da yaygın faaliyet dönemidir. Misyonerlerin asıl hedefi -başta Gregoryen kilisesi olmak üzere- doğu kiliseleriydi. Çünkü bunların Hıristiyanlık anlayışı batılıların Hıristiyanlığından farklı idi. Özellikle, Papa, Gregoryen Ermeniler’i Katolik yapmak için, yetişmiş misyonerleri Anadolu’ya gönderiyordu 1800’leri başlarından itibaren de Amerikalı Protestan misyonerleri Gregoryen Ermenilere yönelik faaliyetlere başlamışlardı. Amerikalı misyonerler, aynı zamanda Ermeniler üzerinde siyasi çalışmalarla da meşgul oluyorlardı


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 

 

-

SİYASET

-

 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 

-

 
- 
- 
- 
- 
- 

-

TÜRKÇÜLÜK

-

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
 

-

KÜLTÜR , TARİH VE KİTAP

-

 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

TÜRK DÜNYASI

-

---

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

  
8  
7  
6  
5  
4

İmparatorluktan Milli Devlete Geçiş ve Karşı Tavırlar

 
3Biz Diyelim, Demiş Olalım 
2Ağustos Ayı ve Düşündürdükleri 
1

Türkiye'ye Dayatılan Ermeni Sorununun Tarihsel Derinliği