Yazar | 
Mustafa Tetik |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
Sosyal
Kutupların Hayrı ve Şerri
-Mustafa Tetik-
Karşıtlıklar ve düalizm hem felsefi
hem de ideolojik sahalarda çok defa tekrarlanan, faydalarına ve
gerçekliğine atıflarda bulunulan kavramlardır. Pek çok dünya
algılaması; felsefi inanış olsun, din olsun, siyasal ideoloji
olsun dünyayı iyi-kötü mücadelesi şeklinde algılayıp açıklamaya
çabalar. Mazdaizm'in ( Zerdüştçülük ) dünya algılaması; iyilik
tanrısı Ahura Mazda ile kötülüğün mümessili Ahriman arasındaki
mücadele üzerine şekillenir.
|
Merkez
Sağ Ordusu
-Mustafa Tetik-
Her
ülkenin nev-i şahsına münhasır yerel siyasi dinamikleri vardır.
Bu lokal siyasi dinamiklerin, o ülkenin ferdi olmadan, o ülkenin
siyasi atmosferinde nefes almadan, dışarıdan yapılacak
tahlillerle idrak edilmesi güçtür. Burada en büyük sorun belki
de kavramlarda çıkar. Milliyetçiliğin mukabili olan
“Nationalism“ kelimesi Kıta Avrupa'sında ırkçı çağrışımlar
yapar. Biz de ise milliyetçilik ırktan ziyade bir kültür ve
vatandaşlık meselesidir. İç siyasi dinamikleri oluşturan
unsurlar kendinden menkul yapılara sahip olmakla birlikte
konjektürel olarak da yapı, en azından şekli farklılıklar
gösterebilir. Ve bu farklılıklar çoğu zaman yapılan ittifakların
kiminle gerçekleştirildiğinde ortaya çıkar.
|
Milli
Hakimiyet ve Demokrasi
-Mustafa Tetik-
İnsanın
kendini tenkit edebilmesi, ortaya çıkan sorunlarda sorumluluğu üzerine
alabilmesi herkesin yapamayacağı bir fazilettir. Hataların sorumluluğunu
üzerine almak akabinde hataya sebebiyet veren hal ve davranışların
tahlilini gerektirir. Sorumluluğu üzerimize aldığımız halde yanlışta
ısrar etmek ya hamakat ya da sorumsuzluktur. Ancak, kendini eleştirip
problemlerin müsebbibi haline getirmenin fazlası aşağılık kompleksi
yaratır. Bunun adı artık kendini tenkit kabiliyeti değil, kendine
güvensizlik olur. Yaptığı her hareketin yanlış olacağını düşünen insan
ya artık iş yapamayacak, ya da kendi hamlesine güvenmediğinden başkasını
taklit edecektir. Bu bence çok ağır bir psikozdur.
|
Saplantılarımız ve Türk Dünyası -Mustafa Tetik-
Neden ideolojik saplantılarımızdan dolayı aslında faydalı olabilecek atılımları gerçekleştiremeyiz. Saplantılar hakikaten insan oğlunun psikolojik olarak ayrıntılı şekilde incelenmesi gereken bir sorunu. Çoğu zaman önümüze çıkan fırsatları kaçırmamıza sebep olurlar. Bazen olmayacak yerde bizi komik duruma düşürebilirler. Örneklemek gerekirse; ÖDP Genel Başkanı, doçentlik mertebesine ulaşmış bir akademisyen, bilim adamı olan Ufuk Uras meclisin açılışında milletvekili yeminini ederken metinde geçen “ülkü“ kelimesini kullanmayıp, yerine ilke kelimesini kullandı. İnsana ilginç geliyor. Ne oldu o kelime kullanılmayınca “Özgürlük ve Dayanışma“ sağlanmış mı oldu Türkiye'de ? Çok büyük devrimci bir tutarlılık mı sergilenmiş oldu ? Bir kelimeden ( ki İngilizcede “ideal” kelimesine tekabül eder) bile bu kadar çekince ne diye ? Bence bunun mantıklı bir açıklaması olamaz. Bunun adı basbayağı saplantı.
|
Devlet Aklının Tutarlılığı -Mustafa Tetik-
Tarih kimine göre sadece çocuklara anlatılacak efsanelerle dolu bir masaldır, kimine göre yarını kurmak isteyenlerin çalışma odası. Ernest Toller tarihi kazananların propagandası olarak görür. Genel olarak baktığımız zaman bu görüş geçerlidir diyebiliriz. Bir zümrede iktidarı elinde bulunduran tarihi kendini övmek üzere yazacak ve anlatacaktır. Bir Afrika atasözü de şöyle diyor: “ Aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar av hikayeleri her zaman avcıları övecektir.” Nerede olursa olsun bütün tarihsel olayları herkes kendi perspektifiyle değerlendirecektir. Fikir dünyamıza göre çok çeşitli sıfatlar kazanan olaylardan biri de Çanakkale Savaşlarıdır.
|
Şu Boğaz Harbi Nedir? -Mustafa Tetik-
Tarih kimine göre sadece çocuklara anlatılacak efsanelerle dolu bir masaldır, kimine göre yarını kurmak isteyenlerin çalışma odası. Ernest Toller tarihi kazananların propagandası olarak görür. Genel olarak baktığımız zaman bu görüş geçerlidir diyebiliriz. Bir zümrede iktidarı elinde bulunduran tarihi kendini övmek üzere yazacak ve anlatacaktır. Bir Afrika atasözü de şöyle diyor: “ Aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar av hikayeleri her zaman avcıları övecektir.” Nerede olursa olsun bütün tarihsel olayları herkes kendi perspektifiyle değerlendirecektir. Fikir dünyamıza göre çok çeşitli sıfatlar kazanan olaylardan biri de Çanakkale Savaşlarıdır.
|
Müdahale İle Muhasebe -Mustafa Tetik-
“Beni yıkamayan şey beni güçlendirir.” Güzel fakat izafi bir tespit. Ne sosyal bilimlerde ne de doğa bilimlerinde kanun mertebesine erişebilecek bir önerme değil. Aksini misallerle kanıtlayabilirsiniz. Ancak bir çok sosyal olaya ya da doğa olayına bakarsanız genel – geçer bir kabul olarak nitelenebilir. Mikroplar bedeni yıkmazsa vücut antikor üretir ve güçlenir. Verem tedavisi, mikropları yenemeyip yarım kalırsa mikroplar direnç kazanır ve tedavi güçleşir. Ortada yok edilmesi gereken bir unsur varsa ve ortadan kaldırılmadan mücadele yarım bırakılırsa, unsur mukavemet gücü kazanır.
|
"Türban" Kimin Sorunu? -Mustafa Tetik-
Sosyal bilimler algılamayı kolaylaştırmak, olayların tasnifini daha rahat yapabilmek için durumları kavramsallaştırmaya meyillidir. Kavramsallaşan olay ve olguların muhtevası zamanla kaybolmaya başlar ya da deforme olup mana kaymasına uğrar. En taze örnek “Laiklik”. Laiklik kavramsal olarak nedir, bunun toplumdaki aksi nedir ? Kavrama baktığımızda Orta çağ Avrupa'sına gidiyoruz, topluma indiğimizde dinsizlik suçlamasıyla karşılaşıyoruz. Türkiye'de kavramlaştırılarak basite indirgenmek istenen sosyolojik - siyasal hadiselerden biride “Türban Sorunu” dur.
|
İdeolojilerin Kökenine Dair -Mustafa Tetik-
İdeoloji kelimesinin kökenini oluşturan " ide " felsefede varlıkların maddi oluşlarından ziyade ayrı bir ideler dünyasında düşünceden bağımsız kendine has unsurlar olduğunu anlatmak için kullanılır. Madde dünyası idenin fenomenal (dış-olaysal) biçiminden başka bir şey değildir. Bu ideler dünyası keskin hatlarla belirlenmiş bir yapıyı ifade etmez. Mesela tasavvuf felsefesinin kendine has bir ideler dünyası vardır. Tasavvufta olduğu gibi ideler mahlukatın ilahi bir temele dayanmasından hareketle kusursuzdurlar. Ve bu kusursuz mahlukatın oluşturacağı " ideal " dünya tasavvurları vardır. İşte bu mantığa sahip fikir adamlarının geliştirdiği fikir sistemlerine " ideoloji " takipçilerine de " idealist " diyoruz.
|
MHP Kürt Sorununun Neresinde? -Mustafa Tetik-
Kim ne derse desin; unutkan bir toplumuz. Yaşananlardan ders çıkartıp geleceği onu göre kurma konusunda pek kabiliyetli olduğumuz söylenemez. Bundan dolayıdır ki “ tarih tekerrürden ibarettir “ lafzını çok kullanırız. Halbuki tarih gerçekten anlaşılabilmiş olsa tekerrür eder miydi hiç ? Burada vurgulamak istediğim determinizm değildir. Tabi ki bugünün şartlarıyla geçmişin şartları bir değil fakat olayların temeline indiğimizde sürekli aynı çelişkilerin etrafında dönüp durduğumuzu görürüz. Bunun kendi tarihimiz için belkide en çarpıcı örneği “ Göktürk Yazıtları “ dır.
|
| | 
Mustafa Tetik
Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisidir.
|
| | | |  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|