Yazar | 
Bedri Baykam |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | 
|  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  | | |  | | |  | | |  | | |  | | |  |
|
"Zihin
Çökertme Tuzakları"na Yenilen Aydınlar!
-Bedri Baykam-
Adlarını tekrarlamak istemiyorum. Onlar her zaman
barış ve demokrasi için bir araya geldiğimiz sanatçı, yazar, sivil
toplumcu dostlar. İyi niyetinden şüphe etmediğim bu arkadaşlarıma
hatırlatılacak çok şey var: “Delil” diye sunulan “geyik muhabbetleri”,
MİT gibi en üst kurumlar tarafından yalanlanan belgeler, suçmuş gibi
konu edilen legal Atatürkçü kavram ve kurumlar… O konuların hiçbirine
girmeyeceğim. Bugün Mahiye Morgül’ün muhteşem bir internet
yazısından bazı bölümleri aynen aktaracağım: “Bir Eğitimci
Gözüyle Ergenekon İddianamesi” ya da “Zihin Çökertme
Tuzaklarının Deşifre Edilmesi” diyebileceğiniz sade ve iddialı bir
beyin açıcı metin.
|
Edibe
Hanım “Proce”sini Neden Çekti ki!
-Bedri Baykam-
Arkadaşlar, “Şu AKP de sırf
kötü şeyler yapıyor” diyenler, emin olun halt etmişler. Bu kadar
lunaparkta dönen fırıldak dolaplar ya da, korku tünelleri gibi,
inişli-çıkışlı maceralar hazırlayan, bu kadar
yaratıcı senaryolarla, kütüphaneler dolusu “eh daha daha
nasılsın Osman” gibi geyik muhabbetleriyle iddianameler
hazırlattırıp, bir milyon kişiye “dinleme işi” konusunda istihdam
yaratan, onca vekili ve belediye başkanı her gün birkaç inci patlatan
kaç tane partiniz oldu bugüne kadar? 80’lerde bir Özal’la idare
ederdiniz. Şimdi ise, en üstünden en sıfatsızına kadar sağolsunlar, her
AKP’li, Uykusuz, Penguen ve Leman dergilerine her gün malzeme
sağlıyorlar…
|
Anayasa
Mahkemesi Üyelerine Açık
Mektup
-Bedri Baykam-
İşte bu nedenlerle, açıklayacağınız
gerekçeli karar,
öncekilerden çok farklıdır. Mahkemeniz,
AKP’yi kapatmayarak,
demokratik uzlaşma
adına
olduğu kadar,
Cumhuriyetin sağlıklı devamı
konusunda da
büyük bir sorumluluk almıştır.
Bu tarihi metin, sürmesini seçtiğiniz bu iktidarın,
rejimin değişmez kuralları ile nasıl
barışabileceğini
ortaya
koymalıdır. Nasıl bu
“hazine yardımlarından
kesinti yapma” ve “ihtar
çekme” uygulamaları
bir ilkse, ortaya
çıkacak
gerekçeli karar
da bir ilk olmalı,
bundan sonraki sürece net olarak ışık tutmalıdır.
Aksi bir uygulamanın,
Anayasa’yı
ve laik rejimi tamamen
korumasız hale
getireceğini bizden çok daha
iyi bildiğinizin tabii ki bilincindeyim.
|
“Oral
Çalışlar”ı Anlamak Na-mümkün!”
-Bedri Baykam-
Tabii ki çevreniz her açıdan
tarafsızlığını, mantığını yitirerek, medya üstünden Cumhuriyet’e
saldıran, Ergenekon’un hergün canavarvari bir resmini çizmek için
çabalayan, tüm soğukkanlılığını kaybederek savaş tamtamları çalan köşe
yazarcıkları tarafından kuşatılmış durumda. Yeni Şafak ta Yağmur Atsız
yolladığım düzeltiyi koyacağına, yine sözlerimi alıntıyla çarpıtarak
kimliğini kanıtlıyor. T. Korkmaz, PKK’yı Ergenekon’a bağlamaya
çalışıyor; satır aralarında bile inandırıcı bir kırıntı bulamadım bu
masala dair. Ama öte yandan Neşe Düzel her zamanki “çalışkanlığıyla”
Diyarbakır barosu başkanı Sezgin Tanrıkulu ile sohbetinden manşetini
üretiyor: “Kürtler Ergenekon’a Tarafsız Kalamaz”.
|
Bir
Atatürkçüyü Yok Edebilirsiniz, Ama
Asla Korkutamazsınız!
-Bedri Baykam-
Tarihe, “ibret alınacak karanlık
günler” olarak geçecek bir bataklık içindeyiz. En doğru özeti Baykal
yaptı:“Siz Türk halkını toptan enayi mi sanıyorsunuz? Bunlar Aziz
Nesinlik hikayeler” . Haddini aşan “Ergenekon” davasında
herhalde 2004 ile ilgili fazla bir şey bulamadılar ki, kargaları bile
güldürecek iddiaları, besleme basın, manşet yapmaya başladı:
“Aynı anda 30 ilde izinsiz gösterilerde kanlı eylemler
başlatacaklarmış” (!) Bre gafiller, ADD
veya USTKB ne zaman izinsiz yürüyüş yaptı da, balonun en
civcivli anında sizi mutlu edecek kanıtları yaratmak için bunu yapacak?
Aranızda bu masala inananları, Bakırköy paklar.
|
“Çağdaş
Futbol Kültürü” Genç Kızlarımızı da İçine Alsın
-Bedri Baykam-
Futbol kültürü, yine yüz milyonlarca
kadına “Tanrım bu ne zevkli spormuş meğer” dedirterek
hayatımıza girdi çıktı. Ben geçen hafta söylediklerimde haklı olduğumu
kanıtladım. Hala milli takımımızı 30 yıl önceki seviyesinde sananlar,
bayağı şaşırdılar. “Almanlar bize beş çeker” diyenler,
acaba rakibimizin son saniyeye kadar korkuyla titrediği ve maçın sonunda
Brezilya’yı yenmiş kadar sevindiği sahneleri görünce acaba ne
hissettiler?
|
Paris'te
Gençliğime Rastladım...
-Bedri Baykam-
Paris’te Saint-German Bulvarı’nda, 3-2 lik
büyük Euro 2008 zaferinin keyfiyle cafe alternatifleri arasında elimde
gazetelerim kalakalmışken, karşı kaldırımda gençliğimi gördüm. Yarı hızlı,
yarı aylak adımlarla yürüyordu. Yanında anımsayamadığım kumral bir kız
vardı. Acaba 70’lerin modasına uygun olarak İskandinav mıydı, yoksa
Amerikalı mı? Onu süzmekle yetindim önce, şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak.
O hala “şerefli mağlubiyetler” dönemini yaşıyordu... Futbol patlamamızdan
bihaberdi...
|
Deniz
Gezmiş'ten Mektup Var...
-Bedri Baykam-
Türkiye’nin gündemi Anayasa Mahkemesi’nin
kararlarıyla sarsılıyor. Bu konuda biz Atatürkçülerin ne düşündüğümü
öğrenmek için herhalde bu karara ihtiyacınız yoktu. Zaten son dört günde
Türkiye’de bu konuda konuşmayan da kalmadı. “Referanduma
götürelim” diyen zırvalardan başlayarak, tüm hazımsızlar, kurtlarını
döktü! Çünkü onlara göre laik-demokratik Atatürkçü Türkiye’yi savunmak
isteyen herkes “taraf” olmuş oluyor ve “demokrasi suçu” (!) işliyor!!
Ancak kapanmayı yayan görüşlere çarpık beyinleri
demokrasi diye bakabildiği için, onları kendi aralarında yapacakları
bayramlık, malum kanallara ve TRT’ye (içim acıyor) havale etmek lazım...
|
Türk
Sanatının Önündeki "Müzayede" Tehlikesi!..
-Bedri Baykam-
Türk Çağdaş Sanatı her türlü ilgisizliğe
rağmen kendi yağıyla kavrulup, büyük bir atılımı yaşama geçiriyor.
Batıdaki meslektaşlarıyla kıyaslanamayacak kadar zor şartlar altında bu
mesleği seçen Türk sanatçıları, Atatürk dönemindeki onca maddi manevi
destekten sonra öksüz kaldılar. Bu üzücü ortama rağmen özellikle son 30
yılda, çağdaş sanatımız çok yol aldı, Batı’yla eş zamanlı işler üretmeye
başladı. Sanatçılar ve galericiler kendi özverili çabalarıyla
koleksiyonerler ürettiler… Bugün ise, kendisini tüm bu sistemin tepeden
inme kanun koyucusu ilan eden, kimseyle hiçbir yapıcı diyaloga girmeyen
bazı müzayedeciler, bu ortam için artık büyük bir tehlike
oluşturuyorlar.
|
27
Mayıs Coşkusu
-Bedri Baykam-
Bugün 27 Mayıs 2008. 1960 Devrimi’nin 48.
yılını kutluyoruz. Ankara’daki 27 Mayıs Milli Demokratik Devrim
Derneği Başkanı Sn. Hüseyin Avni Güler’in Anıtkabir’e
çelenk bırakma davetine katılamadığım için çok üzgünüm. Bu akşam
1961 Anayasası Vakfı’nın da kutlama yemeği var. Bugün ve yarın saat
18.00’de Piramid Sanat’ta 68 kuşağının 27 Mayıs ve 12 Mart’la ilişkileri
üzerine forumlar olacak. Yarınkinde ben de konuşmacıyım.
|
Filmin
Sonunu Bilmeden Yaşamak!
-Bedri Baykam-
Yorgunum.
Listemin yeniden kazandığı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Genel
Kurulu yeni bitmiş… Önümde Facebook açık. Listemdeki arkadaşlarımdan Elif Bengü’den şu sözlere bakıyorum: “Hem çok zor, hem çok kısa bir
macera ömür, ömür imtihanla geçiyor”. Kim aksini söyleyebilir? Sabah
saat 02:00, televizyonda Lig TV açık. Ama konu futbol değil.
“Gökkubbede Gezinti” isimli, nefis bir belgesel yayınlanıyor. Dünya,
Güneş, Samanyolu, rakamlar uçuşuyor…
|
AKP, Yargı, “Ergenekon” ve Ordu… -Bedri Baykam-
AKP kendini köşeye sıkışmış hissediyor ve besleme basınıyla beraber şaşkınlığını saldırganlığıyla harmanlayıp Türkiye ile hesaplaşma içine girmeye çalışıyor. Şu anda “hukuk”tan fazla medet ummadıkları için umutlarını Avrupa’ya yöneltmiş durumdalar. Hani şu aylardır kendi haline terk ettikleri “AB” var ya? Gün geçmiyor ki AB’li patavatsız bir raportör ya da siyasetçi, kalkıp “hiç böyle saçmalık görülmüş müdür?” diye gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyor. Her gün yazıldı çizildi: Avusturya’da Haider, Almanya’da Nazi Partiler, ABD’de Nixon’un istifaya mecbur kalması…
|
41 Milyon “Terörist” İçin Suç Duyurusu! -Bedri Baykam-
Gündem ve değişimin bu kadar at başı yarıştıkları başka bir ülke bulmak kolay değildir. Geçen hafta size pek yakında Atatürkçülerin hücre operasyonlarında “yakalanıp” nasıl sorgulanacaklarını, “ideolojik suçlu” haline nasıl getirileceklerini sözde mizahi bir dille anlatmıştım. Şimdi geçen Cumartesi Milliyet’in manşetten verdiği haberler, bu yorumlarımı bayatlattı bile: “Ulusalcılık, Terör Kapsamına Girdi”. Meğer Emniyet Genel Müdürlüğü, “Ergenekon” hikayesi Atatürkçü önderleri alakasız şekilde Ümraniye silahlarıyla ilişkilendirmeye çalışmadan önce, salt düşünsel anlamda, bu Atatürkçüleri şimdiden fişlemiş ve notlarını vermiş bile: “…Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadır”. Yani öyle alakasız bomba seri numaraları araştırmalarına filan gerek yok. Atatürkçü, dernek, vakıf, veya site üyesiysen kuyruğu artık kaptırmış olacaksın “Emniyet”e!
|
Pardon, Rejim Değişti de Haberimiz mi Olmadı? -Bedri Baykam-
İnsanlık onuru çiğnendi geçtiğimiz hafta sonu. Bu Cumhuriyetin, içinde yol aldığı geminin de artık her an kendi buzdağı ile bodoslama bir hesaplaşmaya doğru gittiği ortaya çıktı. Olay şu: Uyuyan (gizli tarikatçı) hücreler, birden ABD’den düğmeye basılınca hızı 5. vitese aldılar. Dinci-faşizmin nelere kadir olabileceği konusunda yalnız küçük bir prova yaşıyoruz, hepsi bu. Geçen hafta kapatma davası açılmasaydı makalem “Sıra ne zaman yazar-çizerlere gelecek Sn Erdoğan” başlığını taşıyacaktı. Başbakan’ın dikensiz gül bahçesi isteyen tahammülsüzlüğünü işleyecektim. Tabii, parti kapatma gerekçelerinin yok sayılmasının istendiği kuralsız bir ortamda, kimin neden içeri alınacağına dair kural aramak, ahmaklık olur. Çünkü artık rejim “demokrasi ve hukuk devleti” ile ilişkilerini kaybetmektedir! Yani, Mc Carthy’ci gözaltılara hiç mi hiç şaşırmadım!
|
AKP Demokrasiden Sonra Yargıyı Yok Etme Peşinde... -Bedri Baykam-
Yaşanan hukuk saptırmaları apaçık ortada. İnönü’nün tarihi deyimiyle “Suçluların telaşı” içindeler. AKP kıvranarak sistemin tokadını haksız yere yemiş mazlumları oynadıktan sonra, şimdi de Anayasa nın 138. ve Türk Ceza Yasasının 277.maddelerini hiçe sayarak yürüyen davaya açık müdahale peşinde koşuyor. Dünya tarihinde görülmemiş sorumsuzlukla koca bir “açık suç” işliyorlar. Hükümet kendi davasını etkileyip Başsavcıyı engellemeye çalışarak, hukuku bitirme gayretinde... Tüm Avrupa, TÜSİAD, Memur-Sen, hepsi “fedakarca” öne atlayarak, kendilerini Türkiye de rejim ve Anayasa nın önünde görerek, ülkemizde demokrasinin simgesi (!) AKP’nin avukatı kesildiler. Bu ilginç çelişkili ittifak, İslamcı-liberal köşecik yazarları ile beslenerek bizi esir alacak.
|
Türk Çağdaş Sanatına Reva Görülen Karalamayı Kınıyorum -Bedri Baykam-
“Sanat piyasasının önde gelen isimlerine göre, Türk resmi son yıllarda epey yol kat etti ama henüz orijinal eser ortaya koyan pek yok! Sanatsal birikimimiz yok ve dünyayı epey geriden izliyoruz. Ülkemizde yılda ortalama 50 milyon dolarlık tablo satılıyor. Ama Türk ressamlarının eserleri uluslar arası piyasada değer taşımıyor. 15-20 büyük ailenin desteğiyle ayakta duran Türk resmine, hala dekoratif bir unsur muamelesi yapılıyor. Türk ressamlar da Batılı meslektaşlarının yaptıklarını taklit ediyor. Yapılan resimler uluslararası standartlarda sanat eseri muamelesi görmüyor”
|
Ordu-CHP Gerginliği: Lütfen Dikkat! -Bedri Baykam-
Şahsen, geçen haftaki yorumum değişmedi: “…ABD dış işlerinin ziyaretinin hemen ertesinde çekilmemiz pek ‘şık’ olmadı” demiştim. Bu zaten yalnız bir iki kişinin değil, halkın çoğunluğunun ortak şaşkınlığı ve hayal kırıklığıydı. Sen ABD’ye “rest çek”, sonra o ziyaretin hemen ardından, ertesi gün eve dön… Demek ki Sn. Genelkurmay Başkanının en azından verilen ilk tepkiye şaşırmaması, ülkenin nabzını daha iyi tutması lazım. Tabii ki buna rağmen “çekilme kararı” tamamen Ordunun kendi kararı olabilir ve bu yine de değişmeyecek olabilirdi. Ama şaşırmak gereksizdi.
|
Irak, Özcan ve… Gerçek Gündem! -Bedri Baykam-
Irak’a sekiz gün girip çıkmış olmamızın, askeri operasyon kapsamı ve sonuçları bakımından bize tam olarak neler kazandırdığını, beklenilen başarının elde edilip edilmediğini bir tek Genelkurmay bilir. Umarım terörü püskürtmeyi, ona gözdağı vermeyi başarmışızdır. Ama tabii gerçek gerekçe ne olursa olsun ABD dış işlerinin ziyaretinin hemen ertesinde çekilmemiz pek “şık” olmadı. Ne halkımızın gözünde, ne de uluslararası planda… Bir de yeri gelmişken hemen söyleyeyim: Umarım Bülent Ersoy’un demecinden yola çıkıp, ilginç hukuk sistemimizle, yeni bir yapay uluslararası gündem, yeni bir Orhan Pamuk davası yaratmayız!
|
“Ergenekon”, Dink, Pamuk ve… AKP Davaları! -Bedri Baykam-
Gaziantep’te geçen hafta yaşanan El Kaide operasyonundan sonra, bir “ulusalcı” yazar, çıkıp hükümete veya “ılımlı” İslamcılara “gördünüz mü, siz türbancılar işte böyle teröristmişsiniz, maskeniz düştü” dedi mi? Hayır. Ama “Ergenekon” operasyonunun ardından, medyanın “İslamcı liberal” kanadı ince-kalın saldırılarla hemen tüm Cumhuriyetçilere yönelik kampanyasını başlattı. “Terör ve Çete” başlıklarıyla oklarını “derin devlet” üstünden Atatürkçülüğe yönelttiler.
|
1996’da “Hadi Çocuk Yapalım” Demiştim… -Bedri Baykam-
Neyse, belki bu konuyu da gereksiz uzatıyorum. Bu gözü kör denetimsiz gidişiyle, Erdoğan’ı 20 yıl sonra gelecek yeni kuşaklarla mı durduracaksınız? Beyefendi, kendileri, hali hazırda devlet kurumlarını İstanbul’a taşımakla meşguller. Başta türban ve kadrolaşma, her konuda açıkça yobazlaşma, tüm uygar demokratik insanlara meydan okuyorlar. Bazen bir okşama iki tokat, bazen iki okşama bir tokat da olsa, adım adım deniz bitiyor ve ucundaki nihai uçuruma yaklaşıyoruz. Çünkü bu dünya “yuvarlak” değil. İki cambaz aynı anda bu ipte daha fazla düello edemeyecekler.
|
Dinleme Bandı -Bedri Baykam-
-Abi nasılsın? Tebrikler, her şey mükemmel gidiyor. -Sağol Ragıpcığım, sağol, nasıl herkes mahallede valide, çocuklar, senin işler… -Abi sağol, her şey iyi bizim takım hariç. -Yahu haklısın, halbuki o kadar sevinmiştik geçen sene! -Neyse abi, sen onu bunu boşver, esas bizim “büyük maç” iyi gidiyor, mühim olan da o! -Haklısın Ragıp, daha fethetmemizi istediğin sıfat ne kaldı geride? Bak bütün kaleleri teker teker düşürdük, on beş yıl önce rüyanda görsen inanmazdın değil mi? Bak ne acınacak hallere düştüler!
|
Bugün Anayasayı Tartışma Zamanı! -Bedri Baykam-
Diyarbakır’da patlatılan o alçak bombanın katlettiği vatandaşlarımızdan Cengiz Kaya’nın kızı Merve’nin babasının mezarı başındaki haykırışlarını unutmama imkan yok. “Benim biricik babacığım senin yerine ben ölseydim” diye hıçkırarak ağlayan ve toprağa kapanan bir kız… Bu acı hepimizin, evet biliyorum, ama o kızın hayatı ne olacak bundan sonra? Ömür boyu bu yara iyileşir mi hiç? Buna benzer cümleleri fazla sıraladığımız zaman bizi “şehit edebiyatı” yapmakla ve “aşırı milliyetçi” olmakla suçlayan alçaklar arasında yaşıyoruz. Sınırlarımızı bekleyip, rahat uyumamız için teröristlerle her gün çarpışan Mehmetçik’i küçümsemeyi “aydın” geçinme gerekçesi sayan ayrı bir vaka bunlar.
|
YÖK, Say Olayı ve Siyah Bulutlar -Bedri Baykam-
Güvendiğimiz dağlara her gün kar yağmaya devam ediyor. Göz göre göre her geçen saniye daha kötüye gidiyoruz. Üstelik ne CHP, ne medya, ne başkası; bu yuvarlanışa dur diyen de yok ortada… Yeni YÖK Başkanı atandığı gün, inanın onun geçmişini öğrenmeme gerek yoktu. Daha sonra gazetelerden ve TÜMÖD’ün, Alpaslan Işıklı ve Suay Karaman imzalı bildirisinden okuduğum detayların hepsini zaten tahmin ediyordum. Ne “ılımlı” İslam merkezi sayılan Malezya Üniversitesi’nde bu konuda iki yıl staj (!) yapmış olması, ne türban yasağını kaldıracağını hukuka karşı gelme pahasına söylemiş olması beni şaşırttı…
|
"Efsanenin Yüzyılı" -Bedri Baykam-
Türkiye’de son çeyrek asırda yaşanan her türlü etik yozlaşma ve çöküşten ne yazık ki spor da nasibini fazlasıyla aldı. Tüm dünyanın tartışmasız en büyük kitle sürükleyicisi olan futbol, ülkemizde her türlü terörün odak noktalarından biri haline geldi. Şike/mafya sızmalarının ötesinde, izleyicilerin birbirine karşı “can düşmanı” haline gelecek şekilde bilenmeleri, ortaya iyi bildiğiniz o çirkin sahneleri çıkardı. Yıllardır sahaya her şeyi atan, maç boyu en ağza alınmayacak küfürleri kusan, sokakta birbirine pusu kuran gruplar, ülkede utanç verici eylemlerin baş aktörü oldular.
|
"Teşekkürler Türkiye" -Bedri Baykam-
Geçen hafta boyu süren Contemporary İstanbul 2007 sanat fuarındaki 3-D sergimde, “Teşekkürler Türkiye” isimli, üç boyutlu bir yapıt sergiledim. Atatürk ve çevresinde Gül, Erdoğan, eşleri, etraflarında ise kapatılmış her yaştan türbanlı, çarşaflı kadınlar. Atatürk, kendi ülkesine “teşekkürler Türkiye” diye sesleniyor, bu oluşturulan mükemmel uyumlu tablo için… Sergime gelen binlerce insan, neden en çok bu resme vuruldular, merak ettim. İlk defa gördükleri üç boyutlu uygulamanın şaşkınlığından mı, yoksa kendilerini aynaya bakar gibi hissedip, Gazi’nin sesiyle irkilmelerinden mi, çıkaramadım…
|
Bizi “Medeniyet” Öldürdü Atam… -Bedri Baykam-
O kadar çok şey yaşadık ki senden sonra Atam… Şöyle yukarlardan bize doğru baksan, önce gurur duyarsın: Köprüler, tüneller, gökdelenler, tüten fabrikalar, ortalarda dalgalanan bayraklar, göklerden süzülen koca uçaklar… “Attığımız tohumlar nerelere varmış, istikbal göklerdedir dedik, bak şimdi bulutların ortasına zıpkın gibi binalar dikmişler”, dersin… Yine bir bakarsın bulutların arasından, on binlerce araba… Bir tereddüte düşebilirsin, herkes almış, ama niye bir saattir aynı yolda duruyorlar, ömür bu kadar mı değersizleşti acaba, yoksa ölümsüzlüğün sırrınımı buldular” diye sorabilirsin kendine.
|
Lütfen Artık Samsun’dan Ankara’ya Yürümeyin! -Bedri Baykam-
Bir Suudi Kralı düşünün… 10 Kasım’da Devleti, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’yla ayağına çağırdı ve getirdi… Bulunduğu otelin barını alçıpanla kapattıran, kendi fotoğrafını ve bayrağını tahtıyla beraber bu buluşma “makamının” göbeğine yerleştiren, kendisini dünyada şeriatın başmakamı sanan bu adam, yine küstahça Anıtkabir’e gitmeye de gerek görmedi. VE bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Türk bayraklarının gönderde yarıya indirildiği bir ulusal anma gününde, Atatürk’e olan saygısızlığını tekrar kanıtlarcasına, utanmadan kendi bayrağını yarıya indirmedi. İşte Türkiye adına, bu kişiye “şeref madalyası” verildi! Erdoğan ve Gül “takım”ını tebrik etmek lazım. Ne hac kotasıymış ama!
|
Erdal İnönü’nün Ardından Düşünceler -Bedri Baykam-
Erdal Bey, siyaseti kişisel bir hırs vesilesi olarak kullanmadı hiçbir zaman. 12 Eylül sonrası mecburen, üzerine binen ağır sorumlulukların karşılığını verebilmek için siyasete girdi, SHP Başkanı olarak döneme damgasını vurdu. Siyaset normal mecrasında kesintisiz aksaydı, Erdal Bey yalnız üniversitedeki fizik kürsüsüyle ve tarihle, kaleme aldığı anılarıyla, ailesiyle, entellektüel faaliyetleriyle meşgul olurdu.
|
Kovulduk Ey Halkım; Unutma Bizi! -Bedri Baykam-
Emin Çölaşan, arada ender de olsa görüşüp, daha sık telefonlaşma fırsatı bulduğum, yaşayan en değerli araştırmacı gazetecimiz. Onun susturulması, okuyucularıyla buluşma haklarının elinden alınması, Türk demokrasisi ve basın özgürlüğü açısından çok önemli bir kayıp. Bu görüşlerimi daha önce de sizlerle paylaştım. Tabii ki Uğur Mumcu susturulduktan sonra, onun “Vurulduk ey Halkım, Unutma Bizi” dizelerinin çok ağır bir etkisi vardı üzerimizde.
|
50 Yılımın Bilançosu -Bedri Baykam-
Geçtiğimiz baharda, o heyecanlı Cumhuriyet mitinglerinin koşturmasının ortasında bir 26 Nisan günü İstanbul Mitinginden birkaç gün önce yarım asırı devirmişim… 50 Yaş! Ben çocukken, “50”, bize çok yaşlı gelirdi. Genç siyasetçiler 30 -35 yaşında olurdu. zaten o günlerde ortalama yaşam çok kısaydı. Tarancı meşhur dizelerinde “Yaş 35, yolun yarısı eder” demişti ama birçok değerli insan 60’ında ölüp gidiyordu. “Yalnız iyiler erken ölür” cümlesi o zamanlarda geçerliydi.
|
Tebriklerimi Sunuşumdur... -Bedri Baykam-
Tabii merkez sağın hakkı da yenmemeli… Liderlerinden, milletvekillerine, hepsini ikaz ettiğimiz pastanın büyük pay sahibi “dincilere sürekli ödünler verirsek, kaymayı durdururuz, zaten onlara yüz vermezsek, Anadolu’dan oy alamayız” diye diye bu ülkeyi tarikat cenneti haline getirmeseler, günde iki cami, beş Kur’an kursu açmasalar yobazlık hiç bu kadar kolay yayılabilir miydi? Bir tebrik de aydınlarımıza, sanatçılarımızın hatırı sayılır bir kesimine. Onlar da çözümsüzlük üretmeyi, elini taşın altına koymamayı, halkı uyarmamayı, tam tersine uyaranların dedikodusunu yapmayı, hedef olmamayı yeğleyip, yazmaya, dizilerde koşturmaya devam ettiler. Onlar “maazallah” harekete geçseler, meydan böyle boş kalır mıydı?
|
Pazar Gününü Çankaya’da Geçirmek… -Bedri Baykam-
Bakın hemen ekleyelim: Bence Gül samimi.Gerçekten laikliğe ve saydığı her şeye bağlı olacak. Ama şu farkla: Onun anladığı laiklikle, bizimki arasında hiçbir kesişme yok!! Ayrı şeyler anlıyoruz laiklik deyince. Ona göre laiklik, dinin önünün her alanda açılması! “Sözde dindarlara” (bize göre dincilere) hiç baskı yapılmaması” arzusuyla şeriatçılığın önünün açılması, türbanın her yere girmesi. Bize göre ise din ve siyaset işlerinin tamamen ayrılması, dinin siyasete girememesi. O yüzden bu cümleler Gül’ün ağzından çıktığında, bize olsa olsa gülümsemek düşüyor.
|
Türk Solu Hayal Hakkını Geri İstiyor -Bedri Baykam-
Sol nedir? Sol her şeyden önce toplum için daha insancıl bir dünya, daha hakça bir düzen istemektir. Sol haksızlıklara, faşizme, dini baskılara, tutucu yobazlara emperyalizmin tuzaklarına baş kaldırmaktır. Sol, inandığı liderle önüne konan her engeli aşabileceğine inanan dev kitlelerin ortak rüyası, ortak hedefidir. Sol her yaşta gençliktir, kararlılıktır, inancın içinde yanan ateştir. Sol gerektiğinde romantizm, gerektiğinde aşk, gerektiğinde masaya patlatılan yumruktur. Sol omuz omuza yürüyüp marş söylerken hedefledikleri o yeni ve farklı dünyaya ulaşacaklarına inancın insanların ortak rüya görme hakkının ta kendisidir.
|
CHP ve Özeleştiri Erdemi -Bedri Baykam-
Herkes geçtiğimiz hafta 22 Temmuz seçimini değerlendirmek için toplanan CHP Parti Meclisi’nin ne yorumlar yapacağını merak ediyordu. Acaba partide fatura kime kesilecek, kim görevini bırakacak, hangi özeleştiriler yapılacaktı? Sonra o şaka gibi vargılar dökülüverdi ortaya: MYK “Seçim Sonuçlarını AKP Lehine Etkileyen Temel Faktörler” başlığıyla bir rapor hazırlayıp “suçluları” kamuoyuna açıkladı: Beyin yıkayan 2. Cumhuriyetçi medya, AKP’ye destek veren tarikatlar, ABD ve AB, aynı şekilde cemaat ve aşiret ilişkilerinin Güneydoğu’daki etkileri, AKP lehine propaganda yapan imamlar, RTÜK ve YSK’nın AKP ihlallerine göz yummaları, halka dağıtılan rüşvetler…
|
CHP'de Sorun İdeolojiden Çok İç Demokrasi -Bedri Baykam-
Baykal ve ekibinin anlayamadıkları bir konu var: Bu halkın Cumhuriyetçi, demokrat, Kemalist kesimleri, CHP’yi büyük ölçüde ideolojisi nedeniyle eleştirmiyor ki! CHP 1 Mart tezkeresi konusunda haklıydı. Laikliği savunup, Cumhurbaşkanlığına eşi türbanlı bir AKP’linin çıkmasını engellerken de haklıydı. Kıbrıs ve AB konusundaki şantajlara taviz vermeyen tavrında da haklıydı. Şehitlerimize sahip çıkan ve PKK’yı lanetleyen tavrında da haklıydı. Dokunulmazlıklar konusunda da haklıydı. Yani CHP’nin gerçek tabanının ana kızgınlığı, bugün kimi aklı evvellerin dediği gibi “Bu parti faşist oldu, sağa kaydı, aşırı milliyetçi, ırkçı oldu” gibi saçma sözler değil.
|
“AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran’a” -Bedri Baykam-
Yabancı medya mensuplarının benimle yaptıkları röportajlarda en çok tekrarlanan soru şu oluyor: “Peki, AKP’nin somut olarak neden olduğu anti-laik hareketler arasında ne var ki? Ne örnekler verebilirsiniz?” Bu soruyu biraz da samimi merakla soran yabancının dışında bir de işin bildiğiniz Türkiye kısmı var: “Abartıyorsunuz efendim! Adamlar ‘anti-laik’ ne yapmış ki! Hepsi paranoya bu korkuların! Bunlar aslında bizim solculardan daha demokrat”.
|
Terörü Lanetlerken Bir Barış Felsefesi Sunmak… -Bedri Baykam-
Karşımdaki içi kan ağlayan babanın adı Nuri Güreşen. Oğlu Hasan Güreşen’i kaybedeli şunun şurasında henüz iki haftacık olmuş. Ama inanın bana aradan iki on yıl daha geçse, o acı tazeliğinden hiçbir şey kaybetmez. Fotoğraftaki Hasan Güreşen, yakışıklı, taş gibi asker… Elinde makinalı tüfek ile şimdi pankart olmuş olan fotoğrafında gururla gülümsüyor. Baba Güreşen’e sarılıyorum ve güneş gözlüklerimin arkasında ağladığımı ona belli etmemeye çalışıyorum. Nuri Güreşen metin, kararlı ve dimdik ayakta… Artık oğlunun iki çocuğuna hem babalık hem dedelik yaparak avunacak…
|
| | 
Bedri Baykam
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
|
| 
| Umumi Siyaset |
| 
| Dünya |
| 
| Kavram |

| ...
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|