Yazar | 
Kürşat Karacabey |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
Türk'ün
Yeniden "Ateşle İmtihanı"
-Kürşat Karacabey-
Ülkenin en yaralı döneminde
kuvvayı milliye ruhu, batının sömürgeci kirli suratına -üstelik bütün mazlum
milletlerin sinesinde akis yaratacak şiddette- bir tokat indirmişti...
Aynı ruh, kurduğu modern milli Cumhuriyet’ini; hiçbir milletin sömürülmeyi
hak etmediği gibi, hiçbir milletin de sömürmeye lâyık olmadığı anlayışı ile
mayalamıştı. Bir çok mazlum millet için umut ve inanç kaynağı olan bu
tablonun, batı için “kötülerin kötüsü bir örnek” olduğu ise muhakkaktı… Katı
kindarlığını ve iflah olmaz öç alma duygusunu bin bir türlü sinsi örtüye
büründürmede pek bir mâhir olan batıdan, bu “kötü örneği” cezasız bırakması
elbette ki beklenemezdi. Nitekim adına sadece “sistem” demeyi yeterli
gördüğümüz “batı sömürgeciliği,” Türkiye’de 10 Kasım 1938’den beri hükmünü
icra etmektedir.
|
Yargıyı Yargılayan Anlayış -Kürşat Karacabey-
Türk Milleti, demokrasi temelinde bağımsızlık ve çağdaşlaşma ülküsünün çelikleşmiş ifadesi olan “Cumhuriyet”ini kolay kazanmadı. Onun için ne pahasına olursa olsun kaybetmeye de asla ama asla razı değildir. Bunun içindir ki Cumhuriyet’in (rejimin) korunması ve kollanması görevi, Orduya verildiği kadar, bu konuda bağımsız Türk Yargısı da ödevli kılınmıştır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargının üçlü saç ayağından birisi olan “Savcı”larına, sadece “Savcı” dememiş, özellikle ve vurgulu şekilde “Cumhuriyet Savcısı” sıfatını gerekli ve lâyık görmüştür.
|
Fiyonklu Anayasa, Çengelli Milliyetçilik -Kürşat Karacabey-
Amerikalı Merve Kavakçı’nın, savaş kazanmış komutan edasıyla burnu dik bir şekilde, kutsal TBMM’nin genel kurul salonuna girişini hatırlıyor musunuz? Hani DSP’lilerin, sıraları tokatlama düzeyinde de kalsa, gönlümüze su serpiştirdikleri o tarihi tepkiselliğe vücut veren sahneyi… O esnada, Türk Milliyetçiliğini dillerinden düşürmeye gelen MHP’lilerin, körpecik kuzular sessizliğindeki uysal ve tavırsız “duruş”larını bir türlü unutamıyorum. Bunun iki anlamı olmalıydı… “Milliyetçi”lerce, ya o kadının, Türk’ün kan ve irfan ile yoğurarak yarattığı Cumhuriyeti’ne küstahça başkaldırışı kavranamıyor, ya da bu başkaldırı tevekkülle benimseniyordu…
|
Türk Birliği'ne Giden Yolda Hukuksal Uyumun Önemi -Kürşat Karacabey-
Son yıllarda insanlar ve toplumlar arası iletişim ve ulaşım imkanlarının, baş döndürücü bir hızla arttığı bilinen bir olgudur. Karşı konulamaz bu olgu paralelinde, artık dünyanın deyim yerindeyse küresel bir köye dönüştüğü de yadsınamaz bir gerçekliktir. İlişki ve etkileşim katsayılarının, kapsam ve derinlik olarak olağanüstü yükseldiği bu süreç, aynı zamanda milli devlet yapılanmalarına karşı, adeta şiddetli bir kasırgaya dönüşmüş bulunmaktadır. Sınır tanımaz ilişkiler ağının olağan ötesi giriftlik kazandığı bu dönemeçte, güçlülerin zayıf ve donanımsız olanlara karşı yönelteceği çekim gücünün; giderek bir öğütme, yutma ve hazmetme mekanizmasına dönüşeceği muhakkaktır. Tıpkı büyük balığın küçük balığı yutmasının mukadder oluşu gibi…
|
Terör mü Savaş mı? -Kürşat Karacabey-
Bu savaşın bir tarafının Türkiye ve Türk Milleti olduğunda kuşku yoktur. Karşı taraf ise birilerinin safca sandığının veya sinsice saptırdığının aksine, bu vatanın, bu milletin ayrılmaz bir unsuru olan kürt kökenli yurttaşlarımızı asla ama asla temsil etmeyen, çapulcular çetesi PKK değildir. Türk Milletine karşı açılan bu sinsi savaşın karşı tarafı, başta ABD olmak üzere topyekûn Emperyalist Batının ta kendisidir. Uyuşturucu, kaçakçılık ve kara para bataklığında büyütülen PKK, batı emperyalizminin, işi bittikten sonra imha edilecek türden adi bir maşası, kirli bir değneğidir. ABD patronluğundaki batı emperyalizminin, bölgede inşaya soyunduğu Büyük Ortadoğu Projesi’nin alt taşeronluğunu üstlenen Barzani-Talabani çeteleri dahi, verilen savaşta PKK’dan daha önemli ve öncelikli konumdaki piyonlardır.
|
Asıl Düşman Gizleniyor Türk Milleti Aldatılıyor!.. -Kürşat Karacabey-
Nedenleri görmezden gelindiği ve yanlış siyaset stratejileri paralelinde bir toplumsal gerginlik materyali haline dönüştürüldüğü için, hızla yaygınlaşan türbanın da tıpkı PKK gibi, sadece bir sonuçtan ibaret olduğunu anlamak, bu konuya doğru yaklaşmanın ön şartıdır. Burada da asıl olan, görüntülerden önce beyinleri laikleştirmek ve bunun için de eğitimi; -sözde değil özde- millileştirmek, çağdaşlaştırmak ve bilimsel eksene oturtmak gereğinin kavranmasıdır. Ancak o taktirdedir ki, görünümlerin de kalıcı biçimde çağdaşlaşması mümkün olabilecektir.
|
Son Seçimin Anlattıkları -Kürşat Karacabey-
Sözün özüne gelecek olursak konuyu şöylece toparlayabiliriz: AKP, iktidarı sürecinde Türk parasının değerini korumayı başarmıştır. Keza dört buçuk yılda 180 milyar dolar borçlanmayla, vurkaççı yabancı sıcak para akışıyla yalancı bir bahar havası estirmiştir. Halk nezdinde bu sonuçlar, kaygılı bir kabulle de olsa, başlı başına olumlu çağrışımlar yaratmıştır. Esasen istiklalimizi kıskaç, istikbalimizi ipotek altına alan, sorunları çok daha büyümesi pahasına erteleyerek serinlik yaratan bu tehlikeli tablo, ne yazıktır ki, muhalefetçe halka yeterince ve temel nedenler düzleminde doğru olarak tercüme edilmemiş, edilememiştir.
|
Küreselleşme Hükmünü İcra Ediyor -Kürşat Karacabey-
Dünyada üretilen toplam ekonomik değerleri, şayet bir büyük pasta gibi tahayyül edersek; bu pastanın tepsilere servis edilmesi usulüne dair şu keskin gerçekliği de derhal tespit ve ifade etmemiz gerekmektedir. Bu pastadan az sayıdaki zengin ülkelerle, çok sayıdaki yoksul ülkelerin aldıkları paylar arasındaki oran, süratli biçimde zengin ülkeler lehine açılmaktadır. Bundan başka her bir ülkenin tepsisine düşen pastanın, o ülke yurttaşlarına dağılımında da, çok az sayıdaki zenginler ile ezici çoğunluğu oluşturan yoksullar arasındaki paylaşım oranı da aynı hızla zengin azınlığın lehine açılmaktadır.
|
"Milli İrade" Demokrasinin Neresinde? -Kürşat Karacabey-
Âlâ yu vâlâ içinde hazırlandığımız bir genel seçime daha, neredeyse bir arpa boyu kadar yaklaşmış bulunmaktayız. Demokrasinin kalesi addedilen partilerden, sistem tarafından hormonlanan/finanse edilen üç-beş tanesinin, “dört çarpı dört bayrak yarışı” heyecanıyla, cadde ve sokakları alabildiğine şenlendirişine (kimilerince de kirletişine) burunlarımızı çarparcasına tanık olmaktayız. Halk ile âdeta dalga geçercesine, kimileyin açık artırma, kimileyin de açık indirme usulüyle göğe savrulan sağlaması yapılmamış bol kese vaatler, kar tâneleri gibi havada uçuşmakta…
|
Yeni Dünya Düzeni'nin Milli Devlet ve Milli Hukuk Düşmanlığı -Kürşat Karacabey-
İlkel çağlarda, insanlar arası paylaşım mücadelesinin sonucunu, “haklılık” değil, fakat “güçlülük” belirlerdi. Büyük balığın küçük balığı yutması ne denli hak ise güçlü insanın zayıf insanı yenip yok etmesi de o derecede olağan karşılanırdı. Ne var ki binlerce yıllık süreç içerisinde gelişip olgunlaşan toplumsal yapılar, insan aklı ve vicdanını inciten bu kuralsız gidişata karşı, pahalıya malolan kimi setler çekerek cevap verdi. Meşruiyetleri, sahip oldukları güçen kaynaklanan hegomanik otoritelerle; motivasyonunu yaşadığı derin sefalet ve taşıdığı insanlık onurunun kamçılamasından alan geniş halk kitleleri (tebâ) arasında yaşanan nice kanlı boğazlaşmalar, insanlık tarihinin şekillenmesinde önemli bir role sahip oldu.
|
| | 
Kürşat Karacabey
Yozgat doğumludur. Serbest avukatlık yapmaktadır.
|
| 
| Türk Milliyetçiliği ve Halkçılık |


| Türk Milliyetçiliğinin Özünde Halkçılık Vardır -Kürşat Karacabey-
Bilindiği üzere Osmanlı’nın son dört asrında Türkler’in çok büyük bir çoğunluğu; karın tokluğuna çalışan, sarayın sunduğu nimetlere asla yaklaşamayan, ancak sıra vatan savunmasına geldiğinde ilk akla gelen ve en önde savaşa sürülen “tımarlı sipahiler”den oluşmaktaydı. Kurucu/aslî unsur olan Türk’e yönelik devşirme kini ve öfkesini yansıtan bu olgu; Türklerin uzunca bir süre eğitimsiz, mesleksiz ve meteliksiz kalması gibi bir konumun sağlayıcısı oldu. Aynı süreçte bu geniş kitlenin yoğunlaştığı Anadolu; Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar’a bol kepçe sunulan hanlar, hamamlar, kervansaraylar, medreseler gibi alt yapı yatırımlarından da tamamen yoksun bırakıldı...
|
| 
| Toplumculuk |

| Ulusçu Toplumculuk ve Türkiye -Kürşat Karacabey-
Ulusçuluk kavramını anlamlandırma ve onu teorik-sembolik dünyasından alıp ayaklarını yere bastırma noktasında, özellikle şu gerçek, en temel olgu ve bir öz olarak kendini hissettirir: Ulusçuluk; ulusal tarihe, kültüre, geleneğe sahip çıkmak kadar, yaşamakta olan ulusa, yani ulusu oluşturan bireyler topluluğunun tamamına da sahip çıkmayı gerektirir. Hem de öyle ki, özellikle ulusun en zayıf, en savunmasız ve en yoksul kesitine sahip çıkıp onları mutlu kılmaya çalışmak, ulusçuluğun en önemli gereği olmalıdır. Çünkü her insan dünyaya bir kere gelir, yaşar ve ölür.
|
| 
| Seçkin Azınlık |

| Seçkin Azınlık
Nimet külfet dağılımındaki dengesizlik, bugün tümden dibe vurmuş bulunmaktadır. Üç beş yüz bin ailenin sahip bulunduğu servet ve gelir, neredeyse geri kalan 67.5 milyon insanınkine eşit büyüklüktedir. Türklerin, bu seçkin azınlık içindeki oranı yüzde on ise geriye kalan perişanların içinde yüzde doksandır... Üstelik bu ters orantı, giderek daha da açılmaktadır... Nimet paylaşımındaki bu dengesizlik, külfet paylaşımında da farklı yansımıyor..
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|