Yazar | 
İskender Öksüz |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
Türkiye’de
Dincilik ve Laikçilik - Veya Maraşlı İmam Neyle İştigal Ederdi?
-İskender Öksüz-
“Dincilik” kelimesini, dindarlıktan ayrı, hattâ
zaman zaman dine zıt bir istismar ve skolastisizm anlamında
kullanıyorum. “Laikçilik” de benzer şekilde, laiklikten ayrı ve
zaman zaman laikliği ihlal eden bir başka skolastisizm...
Dindarlığı ve dini, dincilikten; bilim metodunu ve laikliği
laikçilikten tenzih ederim. Tıpkı Atatürk’ü Atatürkçülük’ten tenzih
ettiğim gibi. Önce dincilikle laikçilik arasındaki kavganın sürüp
gittiği oyun alanına bir bakalım. Su üstündeki mücadelede karşılıklı
cehalet hemen ön plana çıkıyor. Bunun en güzel örneği, bir millî
kahramanımızla, Maraşlı sütçü İmam’la ilgili.
|
Dinin
Üç Cephesi
-İskender Öksüz-
Yine pek farkında olmadığımız bir gerçek, son
asırlarda, kültürdeki müslümanlık adına ne varsa hemen tamamının
veya en önemli bölümünün bize ait olduğudur. Bizde dinciler de,
kategorik olarak dine muhalefet edenler de bunun farkında değildir.
Duymağa alıştığımız ezanlar bize aittir. Itrî’nin bestesidir.
Taklitleri çoktur ama mevlid bize aittir. Kandiller bize aittir ve o
hiç hoşlanmadığımız tarikatler büyük çapta bize aittir. Bu
saydıklarımın hemen tamamı, İran ve Suudî Arabistan gibi ülkelerde
yasaktır.
|
Niçin
Geri Kaldınız?: Piyasa
-İskender Öksüz-
Bir malı, veya bir hizmeti kim üretmeli? Ne kadar
üretmeli? Kaça satmalı? Bunlar ekonominin temel sorularıdır. Son
yıllarda, “bir derste ekonomi”, “bir sayfada ekonomi” anlatmak moda
haline gelmişken Milton Friedman’dan, “bir kelimede ekonomi” talep
edilmiş. Friedman önce, “piyasa” demiş. Fakat arkadan değiştirme
ihtiyacı duymuş: “fiyat”. İnsanlar, teorik tartışmalardan haberli
veya habersiz, bu sorunun cevabını davranışlarıyla verdiler: Piyasa!
|
Ekonomi ve "Niçin geri kaldınız?" -İskender Öksüz-
16. asırda haritaya baktığımızda birbirinden çok farklı iki dünya görüyoruz. Bir tarafta merkezî büyük devletler, diğer tarafta param parça bir Avrupa. Siyasî, askerî, ekonomik üstünlük kesinlikle Avrupa'nın doğusundadır ve Türk Devletleri süper güçlerdir. Sırasıyla Osmanlı İmparatorluğu, bugünkü İran coğrafyasında Şah İsmail'in kurduğu Safevî Türk Devleti ve bugünkü Hindistan coğrafyasında Babür Devleti. Bu durumun birkaç asır içinde tamamen tersine döneceği, paramparça Avrupa'nın, hemen bütün doğuyu hükmü altına alacağını söyleyen bir kâhine her halde kahkahalarla gülünürdü.
|
Milliyetçiliğin Ekonomisi-Ekonominin Milliyetçisi -İskender Öksüz-
Türkiye'de yakın tarihin en sert mücadelesinin yaşandığı 1968- 1980 döneminde şöyle bir anlayış hâkimdi: "Komünistlerin güçlü bir ekonomi doktrini var. Onların karşısındakilerin ise yok!". Buna komünistler de komünist olmayanlar da inanırdı. Bu yazının başlığı, veya "milliyetçi" kelimesi ile "ekonomi" kelimesinin yan yana kullanıldığı her hangi bir başlık, özellikle milliyetçi gençlik çevresinde sizi derhal "en çok satan" kılardı. Milliyetçiliğin ekonomik doktrini belli değildi ama yazılacak bir doktrinin sağlaması gereken şartlar belli idi: Kapitalist olmamalıydı. Çünkü biz kapitalizme karşıydık. Komünist olmamalıydı, çünkü biz, muhakkak ki, ona da karşıydık. Fakat bir an önce yazılmalıydı. Bu kesindi. Çünkü bir sayfada, bir nutukta anlatılacak bir ekonomik doktrine âcilen ihtiyacımız vardı.
|
Sınır Eğlenceleri -Trever Royle- -Çeviri:İskender Öksüz-
Kokkus gidişattan memnun değildi. Hava sıcaktı ve Basra Körfezi'nde, al- Hasa limanı yakınındaki Ukair'de çatılmış İngiliz ordu çadırının içi az sonra daha da yapış yapış olacaktı. Mönüsünde soğuk içecekler vaat edilen öğle yemeği vakti yaklaşmaktaydı. Irak, Kuveyt ve Suudî Arabistan sınırlarını belirlemek üzere beş gündür devam eden fakat daldan dala atlayan tartışmaları sonlandırmak için Sir Percy Cox—Arap şivesiyle 'Kokkus'- artık listeleri ortaya dökme zamanının geldiğine karar verdi.
|
Millet ve Etnisite-İskender Öksüz-
Diplomatlar bilir, bir konudaki toplantı veya tartışmada söylenenler kadar, hattâ söylenenlerden de daha önemlisi, o konuda bir toplantı yapılmasıdır. Veya yapılmaması... Türkiye'de ve şimdi "Millet Kavramı" başlıklı bir toplantı yapıyoruz. Çok yerinde, çok zamanında. Fakat önce "niçin yerinde ve zamanında buluyoruz" diye sormak lâzım. Kanunî devrinde "Millet Kavramı", "Devlet Kavramı" başlıklı bir toplantı yapar mıydık? O zamanlar bir kimlik tartışmamız var mıydı?
|
Stanford J. Shaw'u Anarken -İskender Öksüz-
Türk kamu oyu, Shaw'u, Ermeni tezlerine karşı tarihî gerçekleri savunmasıyla tanıdı ve bu tanınma, Ermeni terör ahmaklığının 1977'de Los Angeles'deki evini bombalamasıyla doruğa çıktı. Bomba, bir taraftan bizde tanınmasını sağlaması açısından yararlı oldu. Fakat tanınmanın niteliği talihsizdir. Çünkü Shaw, sadece Ermeni iddialarına karşı tutumuyla öne çıkmaz. O, Batı'nın Haçlı Seferleri'nden bu güne kadar süregelen ve şu anda da bütün şiddetiyle devam eden iki yüzlülüğüne ayna tutan bir bilim adamıdır.
|
Niçin Geri Kaldınız 2 ? -İskender Öksüz-
Batı ilerdedir. Diğerleri geridir... Yalnız Türkler ve Müslümanlar değil; Batı dışında her yer geridir. Büyük klasik medeniyet beşikleri, Hindistan geridir, Çin geridir, hattâ Japonya ve Rusya nispeten geridir. Batı bu gerilikler üzerine sömürge imparatorlukları kurmuştur. Biraz daha hallice Rusya, Türkistan'da, Japonya, Çin ve Kore'de imparatorluk kurmakla meşguldür. O halde bizim ve dünyanın geri kalanının pek de geri gitmediğini, dengesizliğin, Batı'nın ileri gitmesinde yattığını görürüz. Bizim eksiğimiz, onlar ilerlerken yerimizde saymamızdır. Daha önce de belirttiğim gibi, "geri gittik", bir göz aldanmasıdır. Duran trendekilerin, yanda hareket halindeki trene bakıp kendilerinin geri gittiğini sanması gibi. "Duraklama devri"miz, Batı'nın kalkışa geçip, bize yaklaştığı dönemdir. "Gerileme devri"miz ise Batı kalkınmasının artık temposunu yükselttiği dönem. Fakat ara açıldıkça, mağlupların sırtına binen yükler onların toplumlarının içten çürüyüp, sonunda gerçekten gerilemesine yol açtı.
|
Niçin Geri Kaldınız? -İskender Öksüz-
Biz ahlâklıyız, onlar ahlâksız da ondan... Bir kere bu söylemde de biraz "saflık" gizlidir ve dolayısıyla aptallığı kabulleniş vardır. Asıl acı olan, "ahlâk"ı sadece cinsî anlamda almazsanız, bugünkü Müslüman ve Batı toplumlarının ahlak mukayesesinde Müslümanlar kesinlikle önde değildir. Dolandırıcılıkta, rüşvette, yalanda, gıybette, arkadan vurmada, ahde vefasızlıkta Batılılardan geri değil, epey ileriyiz. Herhangi bir Müslüman iş adamına sorun, "Hıristiyan'la mı, Müslüman'la mı iş yapmayı tercih edersin?" diye. Cevap çok büyük çoğunlukla birincisini işaret edecektir. Doğrusu şudur ki, Yusuf Has Hacip'in dört dayanağı ve beylik çözülünce toplum da çözülmüştür ve "aşağılık toplum" iddiası kendi kendini gerçekleştiren kehânet haline gelmiştir.
|
Devlet Ne için? -İskender Öksüz-
Milletin refahını sağlamak... Ülkede adaleti sağlamak... Milletin güvenliğini sağlamak... Bu liste uzatılabilir. Fakat uzun ve her konuyu birbirinden bağımsızmış gibi ele alan bir liste sağlam bir düşünce temeli oluşturmaz. Sayılanların hiyerarşisi üzerinde tartışma çıkabilir. Önce refah mı, âdalet mi? Güvenlik çok mu önemli? Refahla çelişebilir mi? (Top mu tereyağı mı?...) Ya hukuk?... Acaba unuttuğumuz başka maddeler var mı? Meselâ eğitim?
|
Devlet: Kimin için? Veya "Ne Mutlu Türk'üm" Dersem Ayıp mı Olur? -İskender Öksüz-
Ne yapmalı ve nasıl yapmalı sorularından önce mutlaka cevaplanması gereken soru "kimin için?"dir. Ancak kimin için sorusuna kesin bir cevap verebilirsek ne yapmak istediğimizie karar verebilir sonra da istediğimize nasıl ulaşacağımızı irdeleyebiliriz. "Kimin için?"in cevabında terddüt varsa, kimlik problemi var demektir. Kimlik problemi tartışma değil, tedavi gerektirir.Dünyanın diğer yerlerinde ve diğer toplumlarında millet biriminin ortaya çıktığı tarih üzerine münakaşa edilebilir. Tartışılmayan gerçek şudur: En geç 18. yüzyıldan beri çağın hâkim medeniyeti Avrupa'da (Kuzey Amerika dâhil), bu sorunun cevabı, "milet için"dir. Buna "millet devlet" diyorlar. Devletler milletlerin teşkilatıdır. Milletin, dolayısıyla da devletin dayandığı hisse, sevgiye, "milliyetçilik" diyoruz. Milliyetçilik kötü müdür? Cevap vermeden önce sormalıyım: "Kimin için?".
|
Hars ve Medeniyet -Ayrı mıdır; Birleşik mi?- -İskender Öksüz-
Türk milliyetçiliğinin fikir tarihini öğrenirken, Ziya Gökalp olağan başlangıç noktasıdır. Onunla başladık ve ilk öğrendiklerimizden biri hars ile medeniyetin ayrımı idi. Medeniyet, uluslararası idi; hars ise millî. Bu muhakkak ki rahatlatıcı bir sınıflamaydı; demek ki medenileşirken millileşmek, millîleşirken medenileşmek mümkündü. Bu ikiliye bir de İslâmiyet’i eklersek, Gökalp’in “Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” tezine ulaşırız.
|
Millet ve Kültür’ü Tamamlarken- I -İskender Öksüz-
Gellner, milliyetçilikle endüstri çağına geçişi ilişkilendirir. Fakat millet teşekkülü için daha da ayrıntılı bir mekanizması vardır: Bir topluluk endüstrileşip zenginleşebilmek için başta dilin yer aldığı bir ortak yüksek kültüre tırmanmak zorunda. Bunu başaran millete komşu veya onun içinde yaşayan bir başka grup, bu ortak yüksek kültüre dahil olmada engelle karşılaşıyorsa, bu gerilim ikinciyi de milletleşmeye götürüyor. Bu engel tabiî ki kültür farklılığı ve en başta ve ağırlıklı olarak dil farklılığı; ama asıl unsur birincilerin ikinciyi itmesi, içine almaması. Öyle anlaşılıyor ki millet teşekkülü sadece bir grubun çekim gücünden değil, diğerinin itme gücünden de faydalanıyor.
|
Ülkücülük -İskender Öksüz-
Ülkücülükle klasik Türk tipi “sağcılık” arasındaki fark bu noktada beliriyor. 1940’lardan seslenen Atsız ile, ondan yirmi yıl kadar sonra yazan Galip Erdem’in, “okumuş adam, devlet kapısında memur olur” devrinden geldiklerini unutmamalıyız. Gerçekten ekmeğin hemen hemen sadece Devlet Kapısı’ndan kazanıldığı o zamanların Türkiye’sinde, önce hükümet değil de önce millet demek, adamı çöpçü yapmasa da en fazla, Süleymaniye Kütüphanesi’ne memur yapardı. Bu noktada rahmetli Tarık Buğra’nın sözlerini aktarmam lâzım: “Türkiye’de sağcılık demek; devletten menfaat sağlamak demektir.” Buğra bu fikrini bir yerde yazdı mı bilmiyorum...
|
Tarih Şuuru: Ben kimim? Burası neresi? Saat kaç? -İskender Öksüz-
“Elli İlk Buluşma”, başrollerini Drew Barrymore ile Adam Sandler’in, esas kız ve esas oğlan olarak paylaştıkları romantik, tatlı bir film. Drew Barrymore, amnezi hastasıdır. Kısa vadeli hafızası yerindedir. Gün içinde olan biteni hatırlar. Fakat hiç bir hâtıra ertesi güne kalmaz. Aşık delikanlıya düşen, her sabah, büyük aşkını kendine yeniden aşık etmektir.Olayın tekniğine biraz bakayım dedim. Psikiyatride buna, anterograde amnezi deniyormuş. Kısa vadeli hafıza yerinde. Fakat, kısa vadeli anıların ertesi gün de hatırlanmasını sağlamak için beynin bir “vakfetme” işlemi gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu yapılamadığı, veya vakfedilen hatıraların geri çağrılması mümkün olmadığında, her buluşma böyle “ilk buluşma” olmaya mahkûm.
|
Dil ve Ortak Yüksek Kültür -İskender Öksüz-
Gerçekten bu millî devlette bir şeylerin eksik olduğunu hissediyoruz. Eksik olan, Gellner’in, “biri diğerinin yerine geçebilen fertler”idir. Tandoğan’ın söylediklerinden anlaşılmaktadır ki 1944’te, bütün Türkler eşit değildir. Bazıları diğerlerine göre çok daha eşittir. Tandoğan da belli ki en eşitlerdendir. Bu tarihten on bir yıl önce yazılıp söylenen Onunu Yıl Marşı, “İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz” dese de, 1944 Türkiyesi’nde fertler hiç de öyle “biri diğerinin yerine geçebilen” kişiler değildir. Bırakın bir birinin yerine geçmeyi, kasketli köylünün Ulus’tan Kızılay’a geçmesi bile mümkün değildir.
|
Ortak Yüksek Kültür -İskender Öksüz-
Richard Dawkins, “genler nasıl evrimle canlılarda basitten karmaşığa gidişi sağlıyorsa, kavramlar da medeniyetin yükselişinde basitten karmaşığa evrim geçirir” der. Nesilden nesile ve toplumdan topluma geçtikçe daha üst seviyede ifade yeteneği kazanan kavramların evrimi için Dawkins, “gen” sözüne benzer, “mem” terimini ortaya attı. Memler, tıpkı genler gibi kolay kolay yok olmuyor, en elverişlileri hayatta kalıyor, gelişiyordu. İnsanlığın başlangıcından beri fikirler, genlerden daha hızlı ve daha büyük bir gelişme sağlamıştı. Kültür ve medeniyet kavramlarının hakkıyle anlaşılabilmesi için Dawkins’in mem kavramına bir mim koymak gerekir!
|
Milletleri Millet Yapan... -İskender Öksüz-
Millet olgusunun ve milliyet hissinin Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıktığı ve ancak feodalite sonrası toplumlarda bulunabileceği Avrupa merkezli bir iddiadır. Artık bunun Avrupa için bile doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Aşağıda bu konuya tekrar döneceğiz. Avrupa feodalizminin, dünyanın diğer yerlerinde hiç ortaya çıkmaması, siyasî gücün sıklıkla merkezî imparatorluklar şeklinde belirmesi bu fikri çürütmede tek başına yeterlidir. Bilimde istisnalar yoktur. Kaide olmadığı anlaşan hatalı “kaideler” vardır.
|
Irkçılık -İskender Öksüz-
Bu fikirlerin bugünün Batı düşüncesinde etkili olup olmadığı maalesef hâlâ tartışılabilir. Batının da utandığı bir geçmişi sermaye yapıp Batı düşmanlığına kalkışmak ucuz bir popülarite yoludur. Fakat o utancın kökleri hâlâ kurumamışsa ve çeşitli makyajlar altında hâlâ karşımıza çıkabiliyorsa, işin mahiyeti değişir. Çarpıcı ve ümid ederiz ki izole bir aktüel misal, Ulster Üniversitesi’nden Richard Lynn’in milletlerin zekâ bölümleri araştırması ve izahlarıdır. Lynn’a göre, kuzey ülkelerindeki ilk insanlar, soğuk şartlarda zorlaşan hayat mücadelesinin sonucunda daha büyük beyinlere ve zekâya sahip olmuş! Avrupa’da en zeki milletler Almanlar ve Hollandalılar. En aptalları da yanlış tahmin etmediniz, Sırplar ve Türkler.[1]
|
| | 
İskender Öksüz
14 Eylül 1945 İzmir doğumlu olan İskender Öksüz İngilizce ve Almanca bilemektedir. 1969 Yale University (Ph. D.),1968 Yale University (Master of Science), 1966 Ege Üniversitesi (Kimya- Fizik Lisansı) almıştır. Halen, Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Öğretim Üyesi Uzmanlık Alanları : Teorik Kimya, Fiziko-Kimya, Bilgisayar Uygulamaları ve Programlama (C, C++, FORTRAN, Assembler, PC Sistem Programcılığı), Nümerik Metodlar (optimizasyon, matrisler, simülasyon, Monte Carlo metodları, Görüntü işlem " Image Processing"), Bilgisayar Yardımıyla Eğitim (CAL).

|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Milliyetçilik Ne Olacak?..
“... çağında milliyetçiliğe ne olacak?” Sorunun başına çeşitli ifadeler kondu. “Endüstri çağında”, “Atom çağında”, “Füze çağında”, “Uzay çağında”. Davetiye çıkarılan cevap genellikle, “eh çağ bu kadar değiştiğine göre milliyetçiliğin de modası geçmiştir” idi. Veya milliyetçi hassasiyetle, “Eyvah ne yapacağız şimdi? Bir aklı evvel çıksa da bize ne yapacağımızı söylese!”
|
| 
| İletişim Çağı |

| Savaşlar Canlı Yayında
Daha yüz yıl önce İngilizler, Osmanlı ile savaşa girdiklerini Hindistan müslüman topluğundan bir süre saklayabilmişti. Sonra da Halife’nin, İslam düşmanları tarafından esir alındığını, İngilizler’in de onu kurtarmaya çalıştığı propagandasını yapabildiler.
Bugün savaşları canlı yayında seyrediyoruz.
|
| 
| Arayış |

| Aradığını Bulanlar
Rahmetli Nejdet Sancar Hocamız, bir çok konuşmasına, “Atı erken ehlileştiren Türkler, dünyada farklı milletlerin bulunduğunu da erken kavradılar. Bu yüzden Türk destanına göre insanlar, bir ağacın dokuz dalında dokuz ayrı millet olarak yaratılmıştır.” diye başlardı. Göktürk kitabelerindeki milliyet duygusunun, o çağın dünyasının her yerinde yaşanmadığına şüphe yok. Yerleşik toplumlarda milletten önce aile, klan, kabile bağlarının oluştuğu ve bunların uzun sürdüğü gerçektir. Başka milletleri tanımayan, kendisininde bir millet olduğunu fark edemez. Milliyetçilik ve millet, ancak toplumların bir biriyle yoğun temasının başladığı asırlarda ortaya çıktı. Türkler muhakkak ki erken milletleşmede bir istisnadır. Çünkü insanlık tarihinin dört atlı medeniyetinden bir buçuğudur
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|