Yazar | 
Hakan Paksoy |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi | | | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | | | | | | | | | | | |
|
Bir Aydının İlmiyle İmtihanı: Prof. Dr. Ergun Özbudun -Hakan Paksoy-
Düşünce özgürlüğü insanın vazgeçilmez bir hakkıdır. Hiçbir erk veya egemen bu hakkı kısıtlayamaz/kısıtlamamalıdır. İnsanların düşüncelerini uygun bir şekilde söylemeleri ve doğru bir araçla yaymaları, fikrin üzerine bina edildiği konunun selametini, gelişmesini ve toplum tarafından kabulü ile sağlanmak istenilen faydaya/amaca ulaşılmasını da kolaylaştıracaktır. Pekâlâ, bu özgürlük ne kadar sınırsız veya ne kadar sınırlıdır? Kimler için bu özgürlüğün kullanımı daha bir önem arz eder? Herkes aklına geleni söyleme rahatlığına sahip midir? Gibi sorular –hatta- çoğaltılarak sorulabilir. Hattizatında bu sorular yüzyıllardır insanlar tarafından sorgulana gelmektedir.
|
Ulus Devlet Korunmalıdır, Ama Nasıl? -Hakan Paksoy-
Genel Kurmay Başkanı Yaşar BÜYÜKANIT Terörle Mücadele Konferansında: “terör karşısında en temel güvence ulus devlettir, terör örgütlerinin temel hedefi ulus devlet yapısını yok etmektir. Ulus devlet dengesini kaybederse terör ortamı oluşur” demiştir. (10 Mart 2008, gazeteler). Geçen yıl nisan ayında yapılan basın toplantısında da “AB Müzakere Çerçeve Belgesi Devletimizi bölmek istiyor” denilmişti. (12 Nisan 2007, Genel Kurmay Başkanlığı). Sayın Genel Kurmay Başkanımızın söyledikleri kelimesi kelimesine doğrudur ancak yarı yarıya da eksiktir. Belki o toplantıda yeri olmamakla birlikte ulus devletin nasıl yaşayacağı, tehditler karşısında nasıl korunacağı da mutlaka açıklanmalı, ortaya konmalıdır. Aksi takdirde söylenenlerin etkisi tam olmayacaktır.
|
Hükümet ve TSK Arasındaki Tehdit Algılama Farklılığı Ortadan Kalktı Mı? -Hakan Paksoy-
Türkiye’de, bir milletin hayatında ancak olağanüstü şartlarda görülebilecek veya daha doğrusu devlet yeniden kurulurken olabilecek bir şekilde değişim süreci yaşanmaktadır. Değişimin yaşanılan hususlarda uzlaşma bir yana baş döndürücü bir hızla ve arka arkaya; daha birisi anlaşılıp hazmedilmeden, toplum için doğru olup olmadığı test edilmeden eskiye yenisi eklenen düzenlemeler yapılmaktadır. Daha -neredeyse- Resmi Gazetede yayınlanan metnin mürekkebi kurumadan yenisi sıraya girmektedir. Toplumda bir sosyal değişim yaşanmakta Türk milleti farklılaşmakta ve başkalaşmaktadır.
|
Dönüşen Cumhuriyet mi Yoksa Devlet mi? -Hakan Paksoy-
Cumhuriyet değerleri tartışılırken öncelikle “Cumhuriyet”ten kastın ne olduğu açığa kavuşturulmalıdır. Anayasa’nın 1.Maddesi “Türkiye Devletinin İdaresi Cumhuriyettir”, Anayasa’nın 2. Maddesi de “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” demektedir. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilirken çıkartılan Kanunda “Türkiye Devletinin şekli hükümeti, cumhuriyettir” ve 1924 Anayasa’sın da “Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir” denilmiştir. Cumhuriyet hem bir devlet şekli hem bir hükümet şekli olarak kabul edilmekle beraber 1923’ten bu yana Anayasa tecrübemizden anlaşılacağı üzere Cumhuriyet ile kastedilen bir yönetim şeklidir, devletin kendisi değildir.
|
Tarihi Yöneten Türk Milleti Yeniden Tarif Edilemez
Son birkaç yıldır ülkemizde kimlik problemli kişilerin ya da dünya görüşleri açısından Türklüğü bir etnisite, sıradan bir aidiyet olarak görenlerin Türk milletinin millet anlayışına yeni bir tarif getirme çalışmaları, ellerinde bulunan propaganda araçlarının büyük gücünün yardımıyla kamuoyunu etkilemektedir. Aralarında; dil, din, soy, tarih, kültür, vatan, ülkü birliği gibi ortaklıkları olan insanların oluşturduğu topluluğa millet denilirken, yaşanılan süreçte; içinde bulunulan şartlar, terör baskısı, AB, ABD gibi faktörlerin etkisiyle yeni bir tarif yapılmaya çalışılmaktadır. İnsanların bir kısmı yapılan propagandalarla yeni Türk tarifini kabul edilebilir bulurken diğer bir kısmı ise kuşatılmışlık duygusu içinde bunalmış vaziyettedir.
|
Binlerce Yıllık Birikimi Yok Saymak (mı?)
İkinci Meşrutiyet neslinden bu yana “eski” ve “yeni” arasında bir türlü bitirilemeyen arayış söz konusu olmuştur. Bu arayış genellikle “yeni” ve “yenilik” tarafında yer alanlar tarafından ortaya konulmaktadır. Doğrusu insanların kendilerini bir arayışa yönlendirmeleri, bir takım fikirler üretmeleri ve ürettiklerini yazıya dökmeleri çok doğru, çok güzel ve saygı değer bir olgudur. Doğaldır ki yazılan düşünceler de okunur ve kritik edilirler. Eğer yazı konusu “yeni”nin “eski” ile “geleneksel” ile yaklaşık iki yüz yıldır süre gelen kavgasının günümüzdeki devamı ise ve içinde bulunduğumuz politik şartlar sebebiyle daha da önem kazanmaktadır.
|
| | 
Hakan Paksoy
1960 yılında doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Kahramanmaraş’ta tamamladıktan sonra 1978 yılında girdiği Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Elektrik Mühendisliği Bölümünden 1984 yılında mezun oldu. K.Maraş’ta Türk Ocağı Şube Yöneticiliği ve üç dönem Şube Başkanlığı, Türk Enerji Sendikası Kurucu Başkanlığı, Türkiye Kamu Sendikaları İl Temsilciliği ile çeşitli derneklerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı. Halen Ankara’da yaşamaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.
|
| 
| Umumi Siyaset |
| 
| Siyaset-Türkiye |
| 
| Kavram |
|
|