Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 5 Aralık 2007

 

Hasan Onat

 

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com

 

 


Kerbela'yı Doğru Okumak -Hasan Onat-


Kerbela, insanlık tarihinin şahit olduğu en acı olaylardan birisidir. Müslümanların bilinçaltına seçilmiş ve transfer edilmiş bir travma olarak kazınmıştır. Kerbela’ya ağlamak ve yeni olmuşçasına dövünmek yerine, onu doğru okuyup, yeni Kerbela’ların önüne geçmek gerekmektedir. Bunun yolu da, doğru, sağlam ve güvenilebilir bilgiyle, kendi geleceğimizi inşa etmek için harekete geçmektir. Mazide yaşayanların asla gelecekleri olmaz.  Müslümanlar Kerbela’yı doğru okumayı başaramazlarsa, İslam dünyasının her yeri Kerbela haline gelebilir.



Din Alanında Doğru Bilgi Sahibi Olmanın Gerekliliği ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri -Hasan Onat-


İnsanı sağlıklı bir şekilde anlayabilmenin anahtarı dindir. Din, tarih boyunca, insanın olduğu her yerde, bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bazen doğrudan kurumlaşmış haliyle etkin olmakta; bazen salt inanç ve ibadet olarak insan hayatına girmekte; bazen de kültürün farklı öğelerinin içine gizlenerek, varlığını hissettirmeden işlevini yerine getirmektedir. Din, hem kültürün en önemli öğelerinden birisidir; hem de kültürün şekillenmesinde etkin olan faktörlerin başında gelmektedir.



Mezhep Kavramı ve Mezheplerin Doğuş Sebepleri -Hasan Onat-


İslâm'ın "itikâdî ve amelî sahadaki düşünce ekolleri" diyebileceğimiz mezhepler, dinin anlaşılma biçimleri ile ilgili tezâhürlerdir. Müslümanlar, Hz.Muhammed'in vefatından sonra,  muhtelif sebeplerle, dini farklı anlamaya, farklı görüşler üretmeye başlamışlardır. Bu farklılaşmalar, mezheplerin oluşumunu hazırlayan sürecin ilk aşaması olarak alınabilir. Her insan başlı başına bir dünya olduğuna göre, din anlayışında özgün bir boyut kaçınılmazdır. Üstelik bu özgün boyut, sevgi, saygı ve hoşgörü ortamında muazzam bir zenginlik sağlayabilir. Ancak, insanın sosyal bir varlık oluşundan kaynaklanan doğal örgütlenme arzusu, siyaset, ekonomi, sosyal değişme, kısaca insanın yapısından ve içinde yaşadığı koşullardan kaynaklanan birtakım sebepler, farklılaşma ile başlayan süreci, kurumlaşma aşamasına doğru sürüklemektedir. Sonuçta, ortaya, sayıları binlere ulaşan mezhepler çıkmaktadır.



Küreselleşme Sürecinde Kimlik, Din ve Türkiye’nin Bazı Gerçekleri -Hasan Onat-


İnsanlık tarihi, belki de insan onuru ile bu kadar oynandığına hiç şahit olmamıştır. Kimlik inşa etme faaliyetleri, doğrudan insan onurunu tahrip etmektedir. Bir başkasının, ya da bir toplumun kim olduğunu belirlemek, üstelik de tarihten, her türlü gerçeklikten uzak olarak, birilerinin çıkarları doğrultusunda belirlemek insan onurunu hiçe saymaktan başka bir şey değildir.



Türkiye’de Din Alanının Tartışmaya Açılmasının Önemi -Hasan Onat-


Türkiye, çok ciddi bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Aslında, bütün Dünyanın hızlı bir sosyo-kültürel değişim rüzgârının cazibe alanı içinde olduğunu söylemek mümkündür. Eskiden bir asırda iki asırda ortaya çıkan birtakım değişiklikler, şimdilerde bir yılda, iki yılda gerçekleşmektedir. İletişim imkânlarının iyice artması, bilim ve teknoloji alanında ortaya çıkan baş döndürücü gelişmeler, bir anlamda, insanları “sıkıştırılmış bir tarih” diliminde yaşamaya mahkum etmiş gibidir.



Küreselleşme ve İslam'ı Yeniden Düşünmek -Hasan Onat-


Küreselleşme, yer yer modernleşmenin yeni bir aşaması, yer yer de Amerika eksenli yeni bir kültür dalgasının dünyayı istila etmesi olarak anlaşılabilir ve yorumlanabilir. Her iki halde de, küreselleşmenin, güçlü bir ekonomik ve kültürel yapıya sahip olmayan, demokrasiyi içselleştirememiş kültürler için bir tehdit olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğu açıkça görülebilmektedir. Küreselleşme önüne çıkan her şeyi çepeçevre kuşatmakta, hiçbir şey onun etkisinden uzak kalamamaktadır. Bu arada, birtakım bastırılmış yerel kültür öğeleri ve değerlerin de yeniden dirilme fırsatı buldukları gözden kaçmamaktadır.



Alevilik-Bektaşilik, Din Kültürü Ahlak Bilgisi Dersleri ve Diyanet -Hasan Onat-


Türkiye ilginç bir ülke!... Sorunların çözümü, onların içinden çıkılamayacak derecede karmaşık hale getirilmesinde yatıyormuşçasına, sorunları çözecek/çözmek durumunda olan birtakım kurum ve kuruluşlar, önce sorunları görmezlikten geliyor; sonra da çözermiş gibi yaparak işi zamana bırakıyorlar. Kürt sorunu böyle... İrtica sorunu böyle... Başörtüsü sorunu böyle...Avrupa Birliği ile ilgili sorunlar böyle... Akla gelen hangi önemli sorun varsa, çözmek konusunda irade beyan edenlerin bile, sorun çözmek gibi bir niyetlerinin olmadığını, sorunların kalıcı hâle gelmesinden yarar umulduğunu düşünmeden edemiyor insan...



Karikatür Krizi ve Yükselen İslamofobi -Hasan Onat-


Danimarka’da yayınlanan 12 karikatür, İslam dünyasını ayağa kaldırdı. Karikatürler, sanki Müslüman insanın damarına basmak için özenle çizilmişti. Önce Danimarka’nın önde gelen gazetelerinden Jylland-Posten’de, sonra da, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden bazılarında yayınlanan karikatürler, Hz. Muhammed’e ve  Kur’an-ı Kerim’e yönelik -en hafif ifadeyle- “saygısızlık” olarak kabul edilecek nitelikler taşıyordu.



XVIII. Asırda Sünni-Şii İttifak Arayışları Üzerine  -Hasan Onat-


Mevcut din anlayışı, Müslümanların dünyayı bir bütün olarak algılamalarını, gelecekle ilgili evrensel ölçekli projeler yapmalarını güçleştirdiği gibi, aynı zamanda Müslümanlar arasındaki bölünme ve parçalanmayı da teşvik etmektedir. Oysa küreselleşme, demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi evrensel değerlerin bütün dünyada ön plana çıkmasını sağlamış; bu doğrultuda sosyo-kültürel bütünleşme arayışlarını doruk noktasına taşımıştır.



Değişim Sürecinde Alevilik   -Hasan Onat-


"Değişimin doğasını anlamak şimdi çok daha zordur; çünkü bir zamanlar çok belirgin olan işaret ve sinyalleri artık alamıyoruz. Attan inip arabaya binmek mekanize ulaşım çağının gelmiş olduğunun çok belirgin bir göstergesiydi. Şimdi ise değişim havadaki saydam nabız atışlarının içine gizlenmiştir, göze görünmüyor. Geçmişe geri çekilme çağrıları şaşırtıcı değildir. Ama geriye dönmek için zaman artık çok geçtir. Çok şey biliyoruz. Yeni yol, bizim kararlı ya da kararsız olmamıza bakmadan önümüzde uzanacaktır". (Jennifer James, Gelecek Zamanda Düşünmek, çev. Zülfü Dicleli, İst. 1997, 11)



Niçin Yeni Bir Uygarlık? Niçin Türkiye?  -Hasan Onat-


Küreselleşmenin göze ve kulağa en hoş gelen taraflarından birisi, Ebu Garib hapishanesinden, muhtemelen iç hesaplaşmalara dayalı olarak basına sızdırılan birkaç kare fotoğrafın, insanlara “kral çıplak” dedirtecek kadar etkili olmasına imkan sağlaması... Son üç asırdır ağır anlam kayması yaşayan Müslümanlar ve sağduyularını hala muhafaza etmeyi başarmış olan bazı Batılılar, belki de ilk defa böylesine derinlemesine dünyada ne olup bittiğini anlayabilmek için kafalarını zorlamaya başladılar. Küreselleşmenin kontrol edilebilen boyutundan yararlanarak toplum mühendisliğine soyunan, dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi biçimlendirebileceklerini zannederler de, özeleştiri yapacakları yerde, hem kendi kamuoylarını, hem de bütün dünyayı, yaptıklarının doğru olduğuna inandırabilmek için çaba sarf etmeye devam etmektedirler.



Türkiye'de Din Anlayışı  -Hasan Onat-


Din olgusu, 20. asrın sonlarında, bütün dünyada yeniden yükselen değer olmuştur. Bu gelişmenin günden güne daha da güç kazanarak devam etmesi beklenmektedir. Değerler alanındaki erozyonun doğurduğu sonuçlar, arayış içindeki insanları dine ve dinî değerlere yöneltmektedir. İnsanlığın geleceğini tehdit eden ciddi sorunların çözüme kavuşturulmasında dinden yardım umulmaktadır. İşin gerçeği, Allah katından gelen vahyin ve onun etrafında şekillenen İlahî nitelikli "din"in esas amacı da, insanoğlunun sorunlarının çözümüne katkıda bulunmaktır.



Kızılbaşlık Farklılaşması Üzerine -Hasan Onat-


Kızılbaşlık, Türk tarihinin en önemli göç dalgalarından birisinin sonucu olarak ortaya çıkmış olan, temelinde Türk kültürü; vahdet-i vücud görüşünü benimseyen, fazla mezhep kaygısı taşımayan sufilikle yoğrulmuş yüzeysel bir Müslümanlık ve yoğun Ehl-i Beyt sevgisi olan, sosyo politik bir farklılaşma hareketidir. Kızılbaş adı, başlangıçta, hiçbir olumsuz içerik taşımaksızın, sadece Safevi taraftarlığı anlamında, bizzat Kızılbaş diye isimlendirilen kimseler tarafından, övünçle kullanılmıştır. Kızılbaşlık, başlangıçta, yalın haliyle Erdebil Tekkesine mürid olmak anlamına gelmekteydi. Osmanlı kaynakları da, esas olarak “Kızılbaşlık”ı Safevileri destekleyen Türk boyları için kullanmışlardır.


 

 

Hasan Onat


1957’de Çankırı’nın Eldivan ilçesinde doğdu. Aynı yerde ilkokul tahsilini tamamladı. Ortaokul ve liseyi Parasız Yatılı olarak Yozgat'ta okudu; 1974'de Yozgat Lisesi'ni bitirdi. 1979’da A.Ü.İlâhiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı fakültede İslâm Mezhepleri Tarihi Kürsüsü'ne asistan olarak girdi. 1.11.1981-1.3.1982 tarihleri arasında kısa dönem askerlik hizmetini yerine getirdi.


"Emeviler Devri Şii Hareketleri" isimli teziyle, 1986'da "Doktor" ünvanını aldı. 1987’de yardımcı doçent, 1989 tarihinde "Doçent" , 5 Ağustos 1995'te de Profesör oldu. 1993 yılında, Londra ve Manchester'de, sahası ile ilgili araştırmalar yaptı. 1994 yılında Roma Gregoriana Üniversitesi Misiology Fakültesi'nde, misafir öğretim üyesi olarak dersler ve seminerler verdi. 17 Ağustos 1999-16 Ağustos 2002 tarihleri arasında, Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi Dekanlığını yaptı. 1998-2003 yılları arasında, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği, İmam Hatip Liseleri’nin ve İlköğretim Din Kültürü Ahlak Bilgisi müfredatının yenilenmesi faaliyetlerinde görev aldı.


Halen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’inde İslâm Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı başkanlığını yürütmekte ve İslâm Mezhepleri Tarihi ve Günümüz İslâm Dünyâsında Dinî Akımlar derslerini okutmaktadır. "Emeviler Devri Şii Hareketleri”, (Ank.1993), "Yirminci Asırda Şiilik ve İran Devrimi" (Ank.1996), “Türkiye’de Din Anlayışında Değişim Süreci” (Ank. 2003) gibi basılmış eserleri ve İslam Mezhepleri, Şiilik, Alevilik, Din Anlayışı, Küreselleşme gibi konularda çok sayıda makalesi vardır. Ayrıca, 1986 yılından beri, Türkiye'nin Sesi Radyosunda haftalık programlar yürütmektedir. İngilizce, Arapça ve Farsça bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.


 Din



Türkiye'de Din Anlayışı


Türkiye'de, topluma yön vermek ve fikir üretmek durumunda olan aydınlar, özellikle son bir asırdır, "din" olgusunu pek fazla önemsememişler; hatta bir kısmı, "çağdaşlaşma"nın, "modernleşme"nin bir "bütün" olarak "batılılaşma" olduğunu, ancak "batılı olmakla" kurtulmanın mümkün olacağını iddia etmişlerdir.


 Mezhepler



Alevilik-Bektaşilik


Günümüzdeki yaygın kullanılışı ile “Alevilik-Bektaşilik” konusu, Türkiye’nin bütün tarihsel ve toplumsal sorunları gibi, doğası gereği yeterince karmaşık bir konudur. Bu durumun, öncelikle, bizim toplumsal paradigmamızın en kolay çözülebilecek sorunları bile, çözülemez niteliğe dönüştüren, bardağın daha çok boş tarafını görme eğiliminde olan yapısından kaynaklandığı düşünülebilir. Ancak, Alevilik-Bektaşilik konusunun, akıllara durgunluk verecek derecede karmaşık hale gelmesinin birtakım ciddi sebeplerinin de olması gerekir


 İslam



Farklı 'İslam'lar...


Müslümanların düşünce evreninde tek bir İslam yoktur. Aslında, bu yadırganacak bir durum değildir; insan gerçeği, tek bir İslam’ın olmasını engellemektedir. Önemli olan, tek bir İslam olması değil; İslam ortak paydasının olup olmaması ve  bu ortak paydanın ne ölçüde etkin olduğudur.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 

-

SİYASET

-

 

 

 

 

-

-------------------------- --------------------------- ----------- ------------ -------

-

 

-

 

-

 

-

 

- 
-

 

-

 

-

 

-

 

- 
- 
- 

-

TÜRKÇÜLÜK ve TÜRK DÜNYASI

-

 

 

-

------------------------- ------------------------      ---------- ------------------- -----------------

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

 

-

KÜLTÜR , TARİH VE KİTAP

-

 

-

 

-

XVIII. Asırda Sünni-Şii İttifak Arayışları Üzerine

-

Değişim Sürecinde Alevilik

-

Niçin Yeni Bir Uygarlık? Niçin Türkiye?

-

Türkiye'de Din Anlayışı

-

Kızılbaşlık Farklılaşması Üzerine

-

DİĞER

-

---

 

-

------------------- ----------------- --------------- ------------ -------- ---------

-

 

-

 

-

 

-

 

- 

-

 

 
   
8Küreselleşme ve İslam'ı Yeniden Düşünmek 
7Alevilik-Bektaşilik, Din Kültürü Ahlak Bilgisi Dersleri ve Diyanet 
6Karikatür Krizi ve Yükselen İslamofobi 
5XVIII. Asırda Sünni-Şii İttifak Arayışları Üzerine 
4Değişim Sürecinde Alevilik 
3Niçin Yeni Bir Uygarlık? Niçin Türkiye? 
2Türkiye'de Din Anlayışı 
1Kızılbaşlık Farklılaşması Üzerine