Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 1 Eylül 2008

 

 

Haluk Güriz

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com

 

 


Türk Romanında Eleştirinin Temel Yapıtları -Haluk Güriz-


Son yıllarda ülkemizde roman ve öykü alanında bir patlama yaşanmaktadır. İlk yapıtlarını yayınlayan çok sayıda yazarın edebiyat yaşamına girdiğini görüyoruz. Sıkça tartışılan konulardan birisi bunca yapıt içinde değerlilerin var olup olmadığı ve buna bağlı olarak Türk edebiyatında eleştirinin olup olmadığıdır. Yapıtı eleştirmenlerce beğenilmeyen yazarlar kolaycı bir yaklaşımla “Türkiye’de zaten doğru dürüst eleştiri yok”, “benim ölçütüm kitabımın satışıdır” diyerek işin içinden çıkmaktadır. Nesnel bakınca bir toplumda edebiyatın çok ileri, eleştirinin çok geri olması veya sanatın bir dalının çok iyiyken, diğerlerinin esamesi okunmayacak kadar değersiz bir düzeyde olması olanaklı değildir. Esas sorun edebiyat tarihinin, ülkemizdeki edebiyat geleneğinin tam kavranmaması ve kendi buluşlarını, yazdıklarını biricik olarak gören bir takım yazarların neredeyse işi Türk edebiyatını kendilerinden başlatacak ölçüsüzlüğe vardırmalarıdır.



Stefan Zweig'ın Biyografi Yazarlığı -Haluk Güriz-


Stefan Zweig 1881 tarihinde Viyana’da köklü ve zengin Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Okul çağının can sıkıcı monotonluğunu Viyana kentinin olanaklılığı ile kitapçılar, tiyatrolar, konser ve müze salonlarında aşar. Lise öğrencisi iken şiir ve öykü yazmaya başlar. Yaşamı boyunca bir örgüte veya partiye üye olmaya karşı sert bir tavır gösterir. Yaşamı seven, zamanı iyi kullanan bir yazar olan Zweig ilk gençliğinden itibaren tiyatro, şiir, öykü, roman ve biyografi alanında yapıtlar verir. Yahudiliğin kendisine nasıl bir duygu hissettirdiğini şu sözlerle tanımlar.



Stoa Felsefesinin Günümüzdeki Önemi ve Tarihçesi -Haluk Güriz-


Stoa felsefesi “davranış tutarlılığı”yla “düşünce tutarlılığı”nın insan için önemini bildiren, gerçek anlamda bir bilgelik ahlakıdır. İnsanın insanlığına, onun değerlerine sahip çıkmak, bu arada insanın usdışından kaynaklanan eksikliklerini, sakatlıklarını, boşluklarını ussallıkla gidermek temeline dayanır. Stoa felsefesi tam anlamında bütüncül bir felsefedir. Bu felsefe sıradüzenli bilgi anlayışını yadsır, bilginin konusu olan evreni biryapılı sayar. Bilgeliğin bilinçsel gücü gerektirdiğini, bilge kişinin sürekli bir arayışla, sürekli seçimlerle kendini var ettiğini, hiçbir büyüğün kendini bir çırpıda yaratamayacağını bildirir. Stoa felsefesinde “erdem” kavramı özellikle uygulamaya dönüktür yani somuta yönelmiştir. Bu, bilgelikle sağlanmış bir dinginlik ve mutluluk öngörüsüdür. Onda her şey insanın yüce mutluluğu içindir.



Bir Düşperest Göçebe: Cemal Süreya'nın Düzyazıları -Haluk Güriz-


Cemal Süreya yazınımızın en önemli şair ve denemecilerinden biri şüphesiz. Asıl adı Cemalettin Seber olan yazar 1931 doğumlu. Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat bölümü mezunu 1965-1982 yılları arasında aralıklı olarak maliye müfettişi olarak çalışmıştır. İkinci yeni hareketinin önde gelen şairi ve kuramcılarından biri olması yanında Fransızcadan yaptığı çevirilerle ve hazırladığı şiir antolojileriyle de yazın dünyasına katkıda bulunmuştur. Ancak düz yazıları şair kimliğinin gölgesinde kalmış görünüyor bir ölçüde. “Sevda sözleri” adı altında yayınlanan şiir toplamında özellikle “Üvercinka” adlı şiir kitabı Türk yazınının en önemli şiir kitaplarından biri kanımızca. Bu yazıda Cemal Süreya’nın pırıltılı zekası, eşsiz ironisiyle harmanlanmış düzyazıları, günlükleri, mektupları ve belki de yazınımızda benzeri olmayan “portreleri” değerlendirilecektir.



Okuma ve Kitap Üzerine -Haluk Güriz-


Türk  toplumu  gibi  okumayı  gündelik  modalar çerçevesinde algılayan toplumlarda  kavramların  netleşmesi  adeta  olanaksızdır. İnsanlar  savundukları  ilkelere  bile  yabancıdır. Toplumumuzda  son  dönemde  çok  yoğun  bir  biçimde  tartışılan  ifade  özgürlüğünün  önemi  yadsınamaz  ancak  bundan  daha  önemlisi  düşünme  özgürlüğüdür. Düşünme  özgürlüğü  için  ise  ön  şart  bilgidir. Aksi  halde  ifade  özgürlüğü  serbestisinde  demagoji  ile  bireylerin  sürüklenip  totaliter  rejimlere  yol  açılması  ve  düşünme  özgürlüğünün  yitip  gitmesi  olanaklıdır. Toplumumuzu  ufak  tefek  istisnalar  dışında  kendi  çıkarları dışında  sıradan  insana  hiçbir  üstünlüğü  olmayan  entelektüel  donanımdan  yoksun, duyarlılıkları  gelişmemiş  yöneticilerin  yönetmesinin  altında da  bu  gerçek  gizlidir. Hayatında  hiçbir  zaman  düşünme, kendisini  ve  toplumsal  yasaları  kavrama  gereksinimi  duymamış  insanların  yönettiği  toplumlarda düşünen  insanların  ya  sesleri  bastırılmakta  ya  da  ortadan  kaldırılmaktadır. Aydınlarına  bu  ölçüde  düşman  olan  toplumların  tek  seçeneği  ilkellik, tekdüzelik  ve  hamasetle  sürdürülen  gündelik  politikalardır.



Karl Kraus- Deyişler, Karşı Deyişler- -Haluk Güriz-


Karl Kraus'un Telos Yayınları tarafından basılan Deyişler, Karşı Deyişler adlı kitabından derlenen, ona ait görüşler aşağıda özetlenmiştir. Kadının kişiliği, bilinçsizlik aracılığıyla soylulaştırılmış öz-yoksunluğudur. Erkeğin beş duyusu vardır, kadının ise yalnızca bir. Hiçbir şey kadının yüzeyselliğinden daha kavranılmaz değildir. Kadın, ne denli güçlü bir kişilikse o denli kolay taşır kendi yaşantılarının yükünü. Kibir, düşüşten sonra gelir. Bir sadakat eylemi sırasında basılan kadın ne denli az güvenilirdir! O, bugün sana, yarın bir başkasına sadık olur.



La Rochefoucauld- Özdeyişler -Haluk Güriz-


Ömrümüzün uzunluğuna olduğu gibi, tutkularımızın devamına da bizim hükmümüz geçmez.  İnsan kalbinde bitmez tükenmez bir tutkular silsilesi vardır. Öyle ki bunlardan birinin tükenmesi hemen her zaman bir başkasının oraya yerleşmesi demektir. Hepimizde başkalarının dertlerine katlanacak güç vardır. Yaptığımız kötülüklerden çok üstün niteliklerimiz başkalarının kin ve şerrini üstümüze çeker.



Öfkesini Kahkahada Saklayan Adam: Onat Kutlar -Haluk Güriz-


"Bir ömür boyunca okumak, anlamak ve lezzet toplamak ve sonra, tamamen sonunda belki iyi on mısra yazabilirdi" der Rilke, Malte Laurids Brigge'nin notlarında. Onat Kutlar'a bakınca nicelik olarak çok sayılmasa da nitelikçe çok önemsenmesi gereken bir toplama ulaşmasının ardından bu savın gerçekliğini görürüz. Bir ömür boyu yılmadan, usanmadan, yabancılaşmadan yazının hemen her alanında birbirinden nitelikli ürünler verdi Onat Kutlar. Şiir, öykü, sinema, deneme alanlarında günümüzde önemi giderek artan yapıtlar üretti. Hep savunduğu insanlığın yok edilemeyen kültür birikimine dayandı. Bugün onu daha da önemli ve güncel hale getiren yıllar önceki öngörülerinin somut ve daha görünür halde ortaya çıkmasıdır.



Çağının Tanığı Bir Aydın Sanatçının Portresi: Afşar Timuçin -Haluk Güriz-


Afşar Timuçin yıllardır felsefeden estetiğe, şiirden roman ve öyküye, edebiyat eleştirisinden denemeye bir çok alanda onlarca yapıt vermiş bir aydın. Kitaplarının çoğu kendi alanında tek olacak yetkinlikte. Böylesi aydınlık bir bilincin ve insan üstü çalışkanlığın birleşimi olarak ortaya çıkan yapıtlar yaşamı bütün boyutlarıyla kavramamızı sağlayacak derinliğe sahip bir bütünlük sunuyor. Afşar Timuçin’in tüm ürünlerinin Bulut Yayınlarınca özenli bir biçimde toplu halde basılışı kültür hayatımız için çok önemli bir aşamayı gösteriyor. Büyük emek ürünü bu yapıtları tek tek tanıtmak çok kapsamlı bir çalışmayla olabilirdi ancak. Biz burada bu yapıtların türlere göre ayrımı ve genel bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız.


Dünyada birçok namuslu insanın, değerlerini saygınlığa ve huzurlarını üne feda ettiklerini gördüm. Kimdir bu filozof? Yasaya karşı doğayı, geleneğe karşı sağduyuyu, kanıya karşı bilinci ve yanlışa karşı yargıyı koyan adam. Hiç kimsenin eteğine yapışmamak ‘’kendi yüreğinin adamı’’ olmak, kendi ilkelerinin, kendi duygularının adamı… Böylesini çok az gördüm.



"Aydın'ın Kimliği ve İşlevi -Haluk Güriz-


Aydın çağının tanığıdır. Yaşadığı dönemdeki olumsuz koşulları ezilen geniş halk yığınları  lehine değiştirme çabasındadır. Bunun için çağların içinden süzülüp gelen bilgilerle oluşturulmuş bir bilinçle işlek bir düşünsel sistematik ve insan sevgisini önde tutan bir duyarlılığın birleşimidir. Aydının olmazsa olmaz özelliklerinin, bilgilerini, düşünme sistematiğini sürekli sorgulayabilme ve varolan düzene muhalefet etme olduğu söylenebilir. Aydının bir inanç adamına veya düzenle ittifak halinde bir seçkine dönüşmesi, kendi sonunu hazırlamasıdır. Bu durum onu egemen düzenin teknik uzmanına, sömürü ve baskı ilişkileri teorisyenine dönüştürür. Çoğu üniversite mezunu, meslek gelişimini tamamlamış uzmanlar, hatta öğretim üyeleri; bu kategorinin içindedir.  Bunlar, gerçek çarpıtma mekanizmasının teknokrat kılıklı destekçileridir ve sınıflarının bakış açısıyla uyumlu olarak işleyen çarkı destekler bir tutum almışlardır.



Aşkın Diyalektiği ve Bir Özgürleşme Olarak Aşk -Haluk Güriz-


Afşar Timuçin’in “Aşkın Diyalektiği” adlı kitabı günümüzde üzerine çok şey söylenen aşk kavramını toplumsal, tarihsel ve kültürel boyutlarıyla inceleyen çok katmanlı bir yapıt.Günümüz toplumunda aşk için çok şey söylenip yazılıyorken ne kadarı yaşanıyor hep tartışılan bir konu. Bu kadar sözü edilen bir şey içi boşaltılmış bir kavram mı, yoksa başlı başına bir yanılsama mı? Afşar Timuçin yıllardır felsefe, edebiyat ve estetik alanlarında birbirinden değerli yapıtlar vermiş bir aydın. Aşkın diyalektiği hem bu sanatçı duyarlılığının, hem felsefi birikimin, hem de tarihsel arka planla ilişkili bir sürecin ifadesi olarak ortaya çıkmış bir kitap. Bu özellikleriyle de neredeyse alanında tek kitap olarak nitelendirilmeyi hak ediyor.



Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-


Mehmet Ali Aybar bütün yaşamını toplumcu mücadeleye adamış, aynı zamanda özlediği dünyanın kurulması için engel olarak gördüğü bürokratik, dar kalıpçı yalın kat, ithal bir toplumcu modeli de eleştirmekten geri durmamış bir uzun mesafe koşucusu. Mücadelesi kesintiye uğramışsa da inancını yaşamıyla bütünleştirmiş somut yaşam pratiğinde uygulamış gözüpek bir aydın. Onu böylesine güncel ve değerli kılan özelliklerden belki de en önemlisi kendi toplumunun, halkının içinden çıkacak bir modeli ön planda tutması olmuştur. Yirmi – otuz yıl öncesinin kapalı ümmet ahlakı tutumuyla yok sayılan Aybar düşüncesi bugünün dünyasında “sosyalizm asıl şimdi” diyenler için giderek yaşamsal hale gelecek gibi görünmektedir.


 

Haluk Güriz


1989 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Mkrobiyoloji Uzmanı oldu. Çeşitli dergilerde yazıları yayınlandı


 Siyasi Portre



Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-


Mehmet Ali Aybar bütün yaşamını toplumcu mücadeleye adamış, aynı zamanda özlediği dünyanın kurulması için engel olarak gördüğü bürokratik, dar kalıpçı yalın kat, ithal bir toplumcu modeli de eleştirmekten geri durmamış bir uzun mesafe koşucusu. Mücadelesi kesintiye uğramışsa da inancını yaşamıyla bütünleştirmiş somut yaşam pratiğinde uygulamış gözüpek bir aydın. Onu böylesine güncel ve değerli kılan özelliklerden belki de en önemlisi kendi toplumunun, halkının içinden çıkacak bir modeli ön planda tutması olmuştur. Yirmi – otuz yıl öncesinin kapalı ümmet ahlakı tutumuyla yok sayılan Aybar düşüncesi bugünün dünyasında “sosyalizm asıl şimdi” diyenler için giderek yaşamsal hale gelecek gibi görünmektedir.


 Felsefe



Çağının Tanığı Bir Aydın Sanatçının Portresi: Afşar Timuçin -Haluk Güriz-


Afşar Timuçin yıllardır felsefeden estetiğe, şiirden roman ve öyküye, edebiyat eleştirisinden denemeye bir çok alanda onlarca yapıt vermiş bir aydın. Kitaplarının çoğu kendi alanında tek olacak yetkinlikte. Böylesi aydınlık bir bilincin ve insan üstü çalışkanlığın birleşimi olarak ortaya çıkan yapıtlar yaşamı bütün boyutlarıyla kavramamızı sağlayacak derinliğe sahip bir bütünlük sunuyor. Afşar Timuçin’in tüm ürünlerinin Bulut Yayınlarınca özenli bir biçimde toplu halde basılışı kültür hayatımız için çok önemli bir aşamayı gösteriyor. Büyük emek ürünü bu yapıtları tek tek tanıtmak çok kapsamlı bir çalışmayla olabilirdi ancak. Biz burada bu yapıtların türlere göre ayrımı ve genel bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız.


 Aydın Kavramı



"Aydın'ın Kimliği ve İşlevi -Haluk Güriz-


Aydın çağının tanığıdır. Yaşadığı dönemdeki olumsuz koşulları ezilen geniş halk yığınları  lehine değiştirme çabasındadır. Bunun için çağların içinden süzülüp gelen bilgilerle oluşturulmuş bir bilinçle işlek bir düşünsel sistematik ve insan sevgisini önde tutan bir duyarlılığın birleşimidir. Aydının olmazsa olmaz özelliklerinin, bilgilerini, düşünme sistematiğini sürekli sorgulayabilme ve varolan düzene muhalefet etme olduğu söylenebilir. Aydının bir inanç adamına veya düzenle ittifak halinde bir seçkine dönüşmesi, kendi sonunu hazırlamasıdır. Bu durum onu egemen düzenin teknik uzmanına, sömürü ve baskı ilişkileri teorisyenine dönüştürür. Çoğu üniversite mezunu, meslek gelişimini tamamlamış uzmanlar, hatta öğretim üyeleri; bu kategorinin içindedir.  Bunlar, gerçek çarpıtma mekanizmasının teknokrat kılıklı destekçileridir ve sınıflarının bakış açısıyla uyumlu olarak işleyen çarkı destekler bir tutum almışlardır.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  

 

 

 

-

SİYASET

- 

 

 

- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 

-

 
- 
- 
- 
- 
-"Aydın'ın Kimliği ve İşlevi

-

TÜRKÇÜLÜK

- 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
 

-

KÜLTÜR , TARİH VE KİTAP

- 

 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
-Chamfort'un Aforizmaları
-Aşkın Diyalektiği ve Bir Özgürleşme Olarak Aşk
-Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-

-

TÜRK DÜNYASI

  

 

-

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
  
6  
5  
4Chamfort'un Aforizmaları 
3"Aydın'ın Kimliği ve İşlevi 
2Aşkın Diyalektiği ve Bir Özgürleşme Olarak Aşk 
1Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-