Yazar | 
Cengiz Çandar |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
Washington'un, Türkiye'de 'Darbesever' Aşırı Sağı -Cengiz Çandar-
Burası Türkiye. İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan gibi bir Akdeniz ülkesi. Irak, Suriye, Lübnan, İran gibi Ortadoğu ülkesi de sayılıyor. Böyle bir ülke, kendi sınırlarının ötesinde anlama ve role, kendiliğinden, sahiptir. Dolayısıyla, Türkiye’nin iç politika dalgalanmaları, mutlaka, dış dinamiklerin çizdiği çerçeve içinde cereyan eder; aynı zamanda da, kendi dışında, uluslararası sistemin zeminini de etkiler.
|
Türkmenlerin Geldiği Nokta -Cengiz Çandar-
Kerkük'te Irak Türkmen Cephesi'nin 4.Olağan Büyük Kongresi toplandı. Milliyet gazetesinde cumartesi ve pazar günleri yayınlanan Kerkük çıkışlı bu "Kurultay" ile ilgili haberlerin dışında Türkiye'deki medya, konuyla ilgili görünmedi. Sanki, bunca zamandır Türkiye'nin Irak politikası ve hatta ABD ile ilişkileri "Türkmen konusu" ve onun aracılığıyla Irak Türkmen Cephesi'nin durumu ile ilişkilendirilmemiş gibi.
|
Hariri'ye Suikast ve Düşündürdükleri -Cengiz Çandar-
Refik Hariri'ye dün yöneltilen ve iç savaş günlerindeki kan banyosunu hatırlatan suikast, boyutları Lübnan'ın ötesine taşan "bölgesel denklemler"le ilgili. Lübnan'ın son on yılının bir numaralı siyasi şahsiyeti, yakın geleceğin muhtemel başbakanı, Beyrut'u eski canlı ve görkemli günlerine mucizevi biçimde geri getiren, söz konusu "anti-Suriye ittifak"ın en önemli figürünü ortadan kaldırdı. Bunun arkasında kim var dersiniz? Ortadoğu'yu bilenler ve anlayanlar için, boyutları ve anlamı Lübnan'ın ötesine taşan ve hiç de "faili meçhul" olmayan bir suikast bu. Suikastın arkasındakiler, Amerika'ya ve Fransa'ya ve Lübnan halkının önemli bir çoğunluğunun eğilimlerine "meydan okumuş" durumdalar. Bu "meydan okuma"nın "misillemesi" de herhalde gelecek. Suriye, Ortadoğu'nun "destabilizasyon"a en müsait ülkelerinden biri. Üstelik, Irak'taki "terör eylemleri" ve "direniş"e geçit verdiği ve lojistik destek sağladığı için, Amerika'nın "yakın taraması" altında. Irak'ta geçen yıl (2004) 15 Mart'ta Geçici Anayasa'nın Kürtlere önemli haklar tanıyan şekilde kabulünden sonra, Suriye Kürtleri, tarihlerinde ilk kez "kitlesel ölçekte" ayağa kalkmışlardı.
|
Kerkük Tartışmaları -Cengiz Çandar-
Kerkük konusunun böyle ateşli tartışılmasının sebebi, şehrin kuzeyi Baba Gurgur'da yanan "ebedi ateş"ten mi ötürü acaba; yani "petrol"den ötürü mü? Kerkük'ün zengin ve Irak'ın ikinci sırada önemli petrol yatakları olmasaydı, şehrin nüfusunda kimin ağır bastığı ve "kimliği"nin ne olduğu böylesine gergin tartışmalara zemin teşkil eder miydi? Şüpheli. Bizi, yani Türkiye'yi Kerkük'ün hangi özelliği ilgilendiriyor? a. Petrol; b. Türkmenler.
|
Kerkük: Türk Kimlik; Kürt Çoğunluk -Cengiz Çandar-
Dikkat ederseniz, bir kaç kez bu köşede Kerkük'ten söz ederken, "tarihi Türkmen kimliği" sözcüklerini kullandım. Kerkük'ün "tarihi Türkmen kimliği" sözcüklerini bilinçli olarak kullandım. Kentin. "tarihi kimliği"nin "Türkmen" olduğunu yılları alan araştırmaların sonuçlarına ve bizzat birkaç kez bulunduğum Kerkük'ün kendisinde edindiğim izlenimlere göre biliyorum. Bugün de bu konuda hiçbir tereddüdüm yok.
|
Bir "Aptal"ın "Hayalperestliği" mi? -Cengiz Çandar-
Bayramın birinci günü, Amerika'da George W.Bush'un "ikinci dönemi"nin başlangıç günüydü. Bush, "tahta ikinci kez çıkışı" münasebetiyle düzenlenen törende dünyanın her köşesinde tartışılmaya devam eden çok önemli bir konuşma yaptı. Türkiye, "bayram tatili"ne girmiş olduğu için bu konuşmayı büyük ölçüde ıskaladı.
|
| | 
Cengiz Çandar
1948 yılında Ankara’da doğdu. Ankara’daki ilkokul yıllarını, Talas-Kayseri ve Tarsus’ta ortaöğretim dönemi izledi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Diplomasi ve Dış Münasebetler bölümünden 1970’de mezun oldu. ODTÜ İdari İlimler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler Asistanı olarak akademik kariyeri kısa sürdü. 68 kuşağı gençlik hareketindeki eylemciliğinden ve SBF Öğrenci Derneği Başkanı olarak faaliyetlerinden ötürü 12 Mart askeri müdahalesinin ertesinde başı belaya girdi. Filistin direnme hareketinin bünyesinde kısa bir süre Şam’da, uzunca bir süre Beyrut’ta ve daha sonra kısa sürelerle Cenevre, Paris ve Amsterdam’da yaşadıktan sonra 1974’te Türkiye’ye döndü. 1976’da Vatan Gazetesi’nde Dış Haberler Şefi ve dış politika yorumcusu olarak gazetecilik mesleğine adımını attı. Vatan’da başlayan gazeteciliği, Türk Haberler Ajansı, Cumhuriyet, Hürriyet, Güneş ve halen çalıştığı Sabah gazeteleriyle devam etti. Gazeteciliğe başladıktan kısa süre içinde Ortadoğu uzmanı, Savaş Muhabiri gibi sıfatlarla anılır oldu. 80’li yılların ilk yarısının önemli bir bölümünü Lübnan’da, defalarca gittiği İran ve Ortadoğu’nun diğer merkezlerinde geçirdi. 80’li yılların ikinci yarısında Doğu Avrupa’ya ve eski Sovyetler Birliği’ne yöneldi. Geniş bir coğrafyada turladı. 1991 ile 1993’teki ölümüne dek Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özel danışmanı ve en yakınlarından biri olarak görev yaptı. 1993-95 arasında gönlünü ve beynini Bosna başta, Balkanlar’a çevirdi. Aynı yıllara Yeni Demokrasi Hareketi kurucu üyeliği ve örgütlenme sorumluluğunu sıkıştırdı. 1997-1999 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Orta Doğu Tarihi ve Orta Doğu Politikası dersleri verdi. 1999-2000 yıllarını Washington’da Amerika’nın önemli araştırma merkezlerinde, “21.Yüzyıl Türkiye’si” üzerine çalışma yapmaya Türkiye’den davet edilen ilk kişi olarak geçirdi. 80’li ve 90’lı yıllara ait çeşitli gazetecilik ve haber başarı ödülleri ile özellikle önemsediği Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü ile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Hoşgörü Ödülüne sahip (1995). Fenerbahçe Spor Kulübü üyesi. Uluslararası Balkan Konferanslarının örgütleyicilerinden. Evli ve bir kız çocuğu babası.
ESERLERİ: Direnen Filistin (1976), Dünden Yarına İran (1981), Ortadoğu Çıkmazı (1983), Tarihle Randevu (1983) ve Güneşin Yedi Rengi (1987) Benim Şehirlerim İz Y.(2000)
|
| 
| Umumi Siyaset |

| Bir "Aptal"ın "Hayalperestliği" mi? -Cengiz Çandar-
Bush'un evrenselci retoriğinin yol açacağın sonuçları anladığını sanıyorum. Ukrayna'da, Bush, Putin'le ilişkisi yerine demokrasiyi tercih etmiştir. Bu, terörizme karşı savaş paradigmasının ötesine geçilmesinin ilk örneğidir. Asya'da da, Amerikan stratejisinin merkezine Çin'in değil, demokratik müttefiklerin yerleştirileceği bir stratejik yeniden değerlendirmenin eşiğinde bulunabiliriz... Terörizme karşı savaş Amerikan dış politikası için hiçbir zaman yeterli bir paradigma değildi. Çok dar, çok sınırlı ve dünyanın çeşitli yerlerindekilerin desteğini elde etmek açısından ideal olanın gerisindeydi. Amerika'daki muhafazakarlar ve realistler ile asabi Avrupalılar, Bush'un yeni yürekli çıkışına tepki duyacaklardır... Böyle bir politika dışarıda, terörizme karşı savaştan daha geniş ve içerde enternasyonalist bir dış politika için daha dayanıklı bir destek çekebilir. Bush'un ilan ettiği daha yüksek gerçekçilik (realizm) budur."
|
| 
| Türk Dünyası |

| Kerkük: Türk Kimlik; Kürt Çoğunluk -Cengiz Çandar-
"Bağdat'ın 180 mil kuzeyinde yatan ve bir petrol merkezi olan Kerkük, pek uzak olmayan geçmişe dek hep Türk idi. Kürtler, derece derece, çevre köylerinden şehre gelmeye başladılar. Petrol endüstrisinin gelişmesiyle, bu göç şiddetlendi. 1959'da şehir nüfusunun üçte birinden fazlasına dek şiştiler ve Türkmenler, nüfusun yarısının biraz üzerinde kalacak şekilde iniş gösterdiler. Toplam 120 bin kişinin geri kalanı da Asuriler ve Araplardan oluştu. Erbil gibi diğer Türk kentleri de benzer bir süreçten geçmişlerdi. Erbil, büyük ölçüde Kürtleşmişti ve bu değişiklik barışcıl biçimde meydana gelmişti. Fakat Türkiye ile yakın kültürel bağları koruyan Kerküklüler, daha güçlü bir dokuya sahiptiler ve daha güçlü bir etnik kimlik ile birleşmişlerdi."
|
| 
| Ortadoğu |

| Hariri'ye Suikast ve Düşündürdükleri -Cengiz Çandar-
Refik Hariri'ye dün yöneltilen ve iç savaş günlerindeki kan banyosunu hatırlatan suikast, boyutları Lübnan'ın ötesine taşan "bölgesel denklemler"le ilgili. Lübnan'ın son on yılının bir numaralı siyasi şahsiyeti, yakın geleceğin muhtemel başbakanı, Beyrut'u eski canlı ve görkemli günlerine mucizevi biçimde geri getiren, söz konusu "anti-Suriye ittifak"ın en önemli figürünü ortadan kaldırdı. Bunun arkasında kim var dersiniz? Ortadoğu'yu bilenler ve anlayanlar için, boyutları ve anlamı Lübnan'ın ötesine taşan ve hiç de "faili meçhul" olmayan bir suikast bu. Suikastın arkasındakiler, Amerika'ya ve Fransa'ya ve Lübnan halkının önemli bir çoğunluğunun eğilimlerine "meydan okumuş" durumdalar. Bu "meydan okuma"nın "misillemesi" de herhalde gelecek. Suriye, Ortadoğu'nun "destabilizasyon"a en müsait ülkelerinden biri. Üstelik, Irak'taki "terör eylemleri" ve "direniş"e geçit verdiği ve lojistik destek sağladığı için, Amerika'nın "yakın taraması" altında. Irak'ta geçen yıl (2004) 15 Mart'ta Geçici Anayasa'nın Kürtlere önemli haklar tanıyan şekilde kabulünden sonra, Suriye Kürtleri, tarihlerinde ilk kez "kitlesel ölçekte" ayağa kalkmışlardı.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|