Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 11 Kasım 2008

 

 

Aydoğan Kekevi

 

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com

 

 

 


“Belgesel”miş, Hadi Ordan Sen de! -Aydoğan Kekevi-


Madem ki Atatürk’e karşı her bu tür girşiminizden sonra kendinizi savunur, bizi de uyuturken sık sık söylediğiniz gibi “Güneş balçıkla sıvanmaz”, “Altın değerinden kaybetmez”;se bunu söyleyen günümüzün politikacıları,  yazarları, entelleri sizler de toplumumuzun birer güneşi, birer Reşadiye altunlarısınız: Dökün  özelliklerinizi, nerenizde ne var bilelim, kimin basuru var, kimin neresinde nesi eksik nesi fazla hepsi dökülsün bir bir ortaya; dökün ortaya özel aile içi envanterinizi, kim kime ne diyor neyi nasıl yapıyor, rakıyı sulu mu susuz mu içiyor bilelim; dökün servetlerinizin kaynaklarını kalmasın gizliniz saklınız, nasıl olsa toplumumuzun güneşi, paslanmaz altınlarısınız...



Ankara Başkent ise İstanbul Ne? -Aydoğan Kekevi-


Şimdi bir Bilgi yarışması düşünün, yarışmanın sorusu da “ Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti neresidir?” gibi kolay bir soru olsa, katılımcımız da buna “İstanbul” dese ne olur?; ne olacak “puan” muan alamaz değil mi ? Teorik olarak  Ankara’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti” olduğu resmi kayıtlara göre doğrudur, peki  pratik de durum nasıldır?: Sanırım sizlerin de benim gibi dikkatinizi çekmiştir; özellikle şu son 2-3 yıldır ülkemizde düzenlenen uluslararası siyasal toplumsal  etkinliklikleri bir düşünün.



Bilgi, Bilge ve Bilgelik Üzerine veya Bilginin İkilem(es)i... -Aydoğan Kekevi-


Bilgi iki yolla elde edilir; 1.Yaşamdan; yaşaya yaşaya; 2.Eğitim Kurumlarından; eğitilerek. Bunlardan birine halk dilinde “Mektepli” ötekine “Alaylı” da denir. Bilgi’nin yerleştirilmesi iki türlü gerçekleşir; 1.Ezberleyerek, 2.Öğrenip sindirerek Birincisi “Ezbercilik”tir; halk dilinde buna “Papağanlık” da denir, çoğunlukla gülünür; ikincisi  “bereketli bilgidir” “Buğday” gibidir; öğütülür unundan herkes yararlanır.



Bir Sarkaçtır Yaşam... -Aydoğan Kekevi-


Bir sarkaçtır yaşam, başlar doğumla

gider gelir doğumla ölüm arasında;

bir yanda gençlik bir yanda gelecek,

bir yanda varsıllık, bir yanda yoksulluk;

bir(az) ilâhi komedya ,

bir(az) dramın ilâhisi;

ışıkla karanlık iç içeri;

bir yanda ağarırken tanyeri

bir yanda batar evrenin  güneşleri.



"Batıkolikliğimiz" ve “Karizmamı Çizdirtmem Arkadaş” Sendromu.. -Aydoğan Kekevi-


Toplumsal bir hasletimiz olan “Batıkolikliğimiz”in  siyasete yansıması  ve  “Karizmamı çizdirtmem arkadaş” sendromu.. Sayın Başbakan’ın içeride ve dışarıda sergilediği birbirine nerdeyse temamen zıt iki ayrı tutum toplumun belirli bir kesiminde hayret ve kızgınlıkla karşılanırken bir başka kesiminde de hayranlıkla, sempayiyle karşılanmaktadır. “Yumuşak başlıysam uysal koyun değilim!” Başbakan R.T.Erdoğan. GazeteVatan 30.03.08 Batıda hiç bir hükümet veya devlet hatta parti başkanından “”eriye doğru, topluma seçmenlere veya muhaliflerine yönelik böylesi bir tepkiyi duyamazsınız. En azından ben bugüne kadar duymadım okumadım.



Şaşkın Liberaller Yol Ayrımında -Aydoğan Kekevi-


Allah şu günlerde kimseyi ne liberal yapsın ne de liberallerin duruma düşürsün.

 

Durumları tamı tamına “Aşağı tükürseler SAKAL, yukarı tükürseler BIYIK..” durumu..

 

“Allah kullarına kötülük yapmaz insan insanın kurdudur” demişler ya hani, bunların bugünkü bu durumlarından da kendilerinden başka kimsenin suçu yok.



Sevgililer Günü Üzerine Kısa Yazılar -Aydoğan Kekevi-


Sevgiyi sevmeyi bile “batı”dan ithal ettiğimiz “sevgi günleri”yle kutladığımızı, sevgiyi başkalarından öğrenir olduğumuzu unutup, “şarkının Türkçe olmasını isterken”, bizim olmayan sevgilerin şarkılarının Türkçe olmasının artık bir ayrıntı olduğunu unutup, isyan ediyoruz. “Sevgi” ithal malı olunca da biraz eğreti duruyor ya, acaba diyorum bu 363 günlük sevgisizliğimizin bir nedeni de bu eğretilik olmasın sakın?Biliyorum bazıları “...efendi efendi, sevgi beynelmileldir, sevginin Türk’ü Türkçesi olmaz” falan diyecekler, diyorlar da “nitekim”. Ben de onlara ‘..mademki “beynelmileldir, fark etmez”;  iyi o zaman siz de yerlisini kullanın, veyahut biraz da onlar bizimle “beynelmilel” oluversinler’ diyorum.



Danimarka'da "Silahlı Yurt Savunması..." -Aydoğan Kekevi-


Önceki gün otobüsde oturduğum koltuğun yanındaki koltukda bir BILD gazetesi bırakmışlar. Bir gün öncesinin,19 Ocak tarihli.. Göz gezdirirken gözüm birinci sayfadaki Kopenhag kaynaklı ufak bir habere ilişti: Yazının yanında da asker giysili, sağ bacağını bağdaş usulu kırmış, dik duran öteki bacağının dizini de tüfeği tutan sol eline destek yapmış, sağ eli “gez göz arpacık” durumunda bir bayan.



Uzunca Bir Yeni Yıl Kutlaması -Aydoğan Kekevi-


Son zamanlarda her bayram seyran öncesi alıyor beni bir düşünce: Yıllardır dinsel bayramlarda “Allah’tan ülkemize siyasetimize ekonomimize milletimize müslüman alemine hayırlar diledik,” peki sonuç ne oldu ?  İçeride dini siyasasal ikbal, kişisel çıkar için kullanılmaktan kurtarabildik mi?  Kurtarmak bir yana daha da beter oldu, yani tam tersi.. .



Sözün Bittiği Yer... -Aydoğan Kekevi-


Sağolsunlar dostlarımız bazen merak edip "neden eskiye oranla az yazdığımı; bunun sağlık durumumla ilgisi olup olmadığını" sorarlar.. Ben de onlara “Yok yok, sağlığım da moralim de bozuk değil..” derim ve eklerim: “Sağlık durumla değil ama bu "sağlıksız gidişatla”, bu "sağlıksız durum"la ilgisi var: Şu sinsi ve açık; resmi ve gayriresmi; hemi de iç ve dış destekli "Atatürk düşmanlığından; AB yalakalığına" kadar uzanan bu iğrenç gelişmelerin karşısında benim aklıma kötü kötü şeyler söylemekten başka bir şey gelmiyor.”



Suçlu Ayağa Kalk -Aydoğan Kekevi-


Evet baş suçlu bulundu; ne tetiği çeken, ne çektiren; “301. madde”ymiş. Öyleyse kaldırın gitsin, hatta kaldırmak da yetmez, asıverin hazır fırsat çıkmış, eliniz değmişken. Anlamadığım; ilke olarak 301’e karşı, ya da 301’den yana olmak başkadır, böyle, üstelikte daha karanlık yönleri ağır basan bir cinayeti fırsat bilerek 301. maddeyi “kaldırma” işini sanki beklermişcesine zaman geçirmeden No-belli’miz gibi tekrardan gündeme getirmek başkadır.



Bedelli Gazeteciler -Aydoğan Kekevi-


Yazı yazacağım, ama gelgelelim gündem çok yoğun hangisini yazayım, karar veremiyorum, ayrıca millet onlarla ilgili haberleri yorumları kendi yorumunu da katarak kaç gündür okuyor, izliyor. Bu arada bir dostum imdadıma yetişti; telefonla haber verdi; “N-TV’nin Alman Gazetecilerle ilgili haberini internette okumadıysan gir oku” diye.Girip baktım önemli bir konu “BND’nin yani Alman “Federal İstihbarat Teşkilatı”nın “aylığa bağladığı muhabir gazeteciler”.



Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Cazibesi... -Aydoğan Kekevi-


Bizden sadece ülkeyi istiladan kurtarmak için savaşanların; devlet kurup devlet yönetenlerin; yıkılmışı onarmak, yangının küllerinden devlet, toplum, ulus yaratmak sorumluluğunu sırtlananlardan birinin günlük yaşamından bir kaç sayfayı çıkarıp, 83 yıl sonra tarihi ve onu yapanları kürsülerinden yargılayan, hüküm kesen; kişisel yatkınlıklarına göre yorumlayıp bunu da “tarihi gerçekler” olarak alalayanların kürsülerine bırakmak.



Bilinçaltı Dürtüsünün Dayanılmaz Baskısı -Aydoğan Kekevi-


Üzüm Yerken Bağcıyı Dövmek..." veya Bilinçaltı Dürtüsünün Dayanılmaz Baskısı:

Ortada bir dramatik olay var; Adana'da 25 yaratık 9 yaşındaki çocuğa tecavüz ediyor... Yani bir facia yaşanıyor, ahlaksızlık doruklarda.  Bunlardan gerçek suçlu olanlarına verilecek ceza benim gözümde yetersiz kalacak. Kimse kusura bakmasın ama “idam”a ancak iki suç haricinde karşıyım; bunlardan biri “çocuklara her türlü saldırı”; ikincisi “güçsüz ülkelere saldırıp bir ‘çıkar savaşı’nı başlatmak”.



Kimlikler altüst oldu, şimdi sıra... -Aydoğan Kekevi-


Önce "Türkiyelilik"le bir giriş yaptılar; ya gazı az geldi, ya da "ne olur ne olmaz belki tek başına tutmaz” diyerek dini de tutturuverdiler.

Hani derler ya “çifte dikiş iyi tutar” diye, bunlarınki de öyle.
Aslında bunlar ne yeni, ne de bilinmeyen bir şey ya... Vebalı "Bir de bunları deneyelim" diyerek oy verenlere desek acaba çok mu ağır olur ?



AB’li ABilerden Son İnciler... -Aydoğan Kekevi-


Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir; Türkiyede toplum ne zaman AB’den umudunu keser gibi olsa; iktidar ne zaman “bu işin artık tadı kaçtı” der gibi yapsa, hemen içten dıştan bir “yıkama yağlama ve yenileme servisi” harekete geçiyor; “Türkiyesiz bir AB olmaz”, “Bundan böyle yeni koşullar konmayacak”, “Kıbrıs’ın AB üyeliğiyle ilgisi yok”, “Kemalizm Türkiye’nin, olmazsa olmazıdır” türünden söylemler başlıyor gazetelerin sayfalarına dökülmeye.



“Dünyanın neresinde...” değil “Dünya’nın her yerinde...  -Aydoğan Kekevi-


Bugün alışverişten dönerken ünlü BİLD’in koca puntolu yazısına  takıldı gözüm:

 

Doğruluğunu bilemem ama yazının konusu:  Güneydoğu Asya’daki felaketin akbabaları kimsesiz kalan çocukları kandırıp, batılı seks turistlerine, sübyancılara pazarlıyor, genç kızları kaçırıp genelevlere satıyorlarmış vb.


 

Aydoğan Kekevi


Türk Dirlik sitesinin katılımcılarındandır. Faaliyetlerini internet üzerinden sürdürmektedir.


 Umumi Siyaset



 



 Dünya



 


 


 Kavram



 



 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  

 

 

 

-

SİYASET

- 

 

 

- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 

-

 
- 
- 
-

Kimlikler altüst oldu, şimdi sıra...

-

AB’li ABilerden Son İnciler...

-“Dünyanın neresinde...” değil “Dünya’nın her yerinde...”

-

TÜRKÇÜLÜK

- 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
 

-

KÜLTÜR , TARİH VE KİTAP

- 

 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

TÜRK DÜNYASI

  

 

-

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
  
   
14  
13  
12  
11  
10  
9  
8  
7Suçlu Ayağa Kalk  
6Bedelli Gazeteciler 
5Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Cazibesi... 
4

Bilinçaltı Dürtüsünün Dayanılmaz Baskısı 27.02.2006

 
3

Kimlikler altüst oldu, şimdi sıra...

 
2

AB’li ABilerden Son İnciler...

 
1

“Dünyanın neresinde...” değil “Dünya’nın her yerinde...”