Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Son Güncelleme: 1 Ekim 2008

 

Arif Ekim

 

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com

 

 


Termal'de Yağma Hazırlığı -Arif Ekim-


Cumhuriyet tarihinde, özellikle kuruluş dönemi dikkate alındığında, ismi en çok duyulan kasaba Yalova’dır. Yalova’dan bahsedilirken de, kaplıcaları ve doğal güzellikleriyle, Termal adının da hemen yanı başında yer aldığını görürüz. Bu ilgi, Gazi Mustafa Kemal’in yöreye geldiği 1929 yılı başlar ve Gazi’nin sağlığında Yalova, adeta bir “yazlık başkent” gibi, devletin kalbinin attığı bir yer olarak öne çıkar.



Dişlilerin Dünyası -Arif Ekim-


Türkçe sözlüklerde “dişli” bakın hangi anlamlara geliyor: Acar, baskın, erkli, forslu, güçlü, iktidarlı, kadir, kuvvetli, kudretli, muktedir, nüfuzlu, otoriter, pençeli, salahiyetli, şedit, şiddetli, yetkili, yağız, zorlu… Kubbealtı’nın Misalli Büyük Türkçe Sözlük’ünde de, “dediğini yaptıran, tuttuğunu koparan, sözünü gerekirse zorla geçiren, güçlü” karşılığını buluyoruz. Bu karşılıklara, isterseniz, son günlerde yaşanılanlara bakarak, şunları da ekleyebilirsiniz: Küstah, vurdumduymaz, korkusuz, hak hukuk nedir bilmez, edepsiz…



Deprem ve Dokuz Yılın Muhasebesi -Arif Ekim-


Depremleri hep uzaktan izlemiş, yaşanan yıkımları yörelerin geri kalmışlığına bağlamış, kendi başına benzerlerinin gelebileceğini hiç düşünmemiş, imar ve yapılaşma konusunda yaptıklarından emin, bilim adamlarının uyarılarına kulak asmayan, depreme duyarlı kişileri “biz yörenin kalkınmasını, yöreye yatırımcı gelmesini istiyoruz, siz ise deprem diye diye insanları buradan kaçırıyorsunuz” sözleriyle suçlayan ve sırtını dönen bir toplum… Sonuç ne?



Gladyo, Darbeler ve Darbeci -Arif Ekim-


Yabancı ülkelerin eteği altında saklanarak “kahraman” olunmaz! Yabancı ülkelerin eteği altında iş yaparak ülke çıkarları savunulmaz, ülke için hayırlı işler yapılmaz! Hele de, yabancı ülkelerin menfaatleri ile kendi kişisel menfaat ve ikbal beklentilerini birleştirerek hareket edenler, kendi başlarını belaya sokmanın ötesinde, ülkelerine de inanılmaz zararlar verirler! Tarih, bu konularda, hem bizde hem de dünyada, sayısız örnek ile doludur.  İlk önce bu tespitlerde anlaşmak gerekiyor.



Bir Anı, Bir Çağrışım -Arif Ekim-


21 Ağustos 1980. Fatih, Draman’daki babadan kalma oturmakta olduğum ev kapısı kırılarak basılır, didik didik aranır. O tarihlerde 4.000 civarında olan kitaplarımın çoğunluğu patates çuvallarına konularak Karagümrük Karakolunda gözaltına alınır. Olayı öğrenince, bir müddet “kaçak” gezip, arkasında ne var ne yok öğrenmeye çalıştım. Sonra da, 1 Eylül 1980 günü gidip karakola teslim oldum. Karakol amiri “Falakacı Cengiz” namında iblisin teki, işkenceleri ile ünlü bir görevli idi. Geçen süre içinde, İstanbul Barosu’ndan bazı dostlara kadar başını ağrıtan çok kişi olmuştu ve bu namlı işkenceci beni gördüğü andan itibaren ne yapacağını şaşırdıydı; o denli şaşırdı ki, aynı gece Karagümrük’ten toplanan ve çoğunu da tanıdığım gençlere nezarette fiske vuramadı ve çocuklar bu işe çok şaşırdıydı.



AKP: Türbanı Yasaklatan Parti -Arif Ekim-


Bu siyasal İslamcı takımı garip bir kafaya sahip: Ellerindeki “türban” malzemesini sonuna kadar, inat ve ısrarla götürmeye niyetliler. Türban yasağı denilen uygulama 12 Eylül cuntasının hediyesidir. İstismarcısı ise, malum zevat! Bu kurnaz takımı, 15 sene önce de, türbanı, inatlaşarak, Yargıtay ve Danıştay’a taşımıştı. Neticede, her iki yüksek yargı organının genel kurullarınca o senelerde alınan kararlarla yasa hükmünde bir uygulama zorunluluğu içtihat olarak gündeme gelmişti.



Kilit Taşı: "Allah İle Aldatmak" -Arif Ekim-


Öyle bir konu ki, sanki ateş topu. Kimi, elinden fırlatarak atıyor; kimi, kaçıp gizleniyor. Üstelik, neredeyse Tanzimat’tan bu yana da şöyle veya böyle en çok tartışılmış, en çok üstüne yazı yazılmış, ahkam kesilmiş konuların başında geliyor. Cumhuriyet’le birlikte bir dönem yeraltında kin ve garez dolu olarak yürütülmüş tartışmalar ama unutulmamış, unutturulmamış. Siyasetin kaşıması ile de, yeraltından dışarıya doğru sızmış, cerahat açıktan akmaya başlamış. Son beş senede de, kanser misali, tüm vücudu sarmış.



Özgürlük -Arif Ekim-


Köleler, kadim Roma’da özgürlükleri için başkaldırdıklarında başarı şansları var mıydı? Olsaydı, sinemaya bile defalarca konu olmazdı Spartaküs. 1789’da Paris’in barikatlarında direnen ve krallığı deviren halkın da gök kubbeyi inleten sedası özgürlüktü. Modern çağın bu inatçı öncüleri bu sefer davalarını kazanacak ve kralı ve kan dökücü taraftarlarını giyotinle cezalandıracaklardı. Paris, daha defalarca özgürlük nidaları ile sarsılmış, barikatlarında on binlerce insan kan banyosu yapmıştır. Hugo’nun Sefilleri de, Voltaire ve diğer aydınlanmacı yazarlar ve eserleri de bu özgürlük arayışının hala merakla okunan zirve isimleridir.



Hersekzade Ahmed Paşa'nın Vakfiyesi -Arif Ekim-


Osmanlı tarihinde sadrazamlık yapmış şahsiyetlerin, hele de İmparatorluğun en görkemli döneminde bu görevi ifa edenlerin, çoğunun vakfiyesi araştırılmış, bulunmuş ve yayınlanmıştır. Vakıf senetleri, sadece vakfeden kişinin ne tür hayır işleri yaptığının öğrenilmesi açısından değil, hangi yerlere ne tür kamu hizmeti götürüldüğü, sosyal doku, ihtiyaçların belirlenmesi ve giderilmesi vb. çokça konunun açığa çıkması açısından da tarihçi için zengin bilgi kaynaklarıdır. Örneğin, kolay yollu bir çok önyargı, vakfiyeler incelendiğinde yıkılabilmektedir. Bu önyargılardan birisi, Anadolu’ya Osmanlı döneminde hiç yatırım yapılmadığı önyargısıdır, ki vakıfları incelediğinizde bu önyargının içinin boş ve hiçbir inandırıcı değeri olmadığını hemen anlarsınız.



Yanlış Betonla Sıvanamaz, Kapatılamaz! -Arif Ekim-


Hersekzade Ahmed Paşa Camii’nin restorasyonu ile ilgili olarak kaleme aldığımız yazı ve açıklamaya Yalova Valiliğinden bir cevap geldiydi. Büyük ölçüde, restorasyonun bürokratik aşamalarını izah eden bu Valilik açıklamasında, yazımızda esas olarak itiraz ettiğimiz beton kolonlar üstüne beton kubbe yerleştirilmesi hususunda tatmin edici hiçbir şey söylenmediği gibi, son satırlarında da bizim açıklamamız “tamamen karalamaya yönelik ve yapılan çalışmaları bilmeden ortaya konan eleştiriler” suçlaması ile göğüslenmeye çalışılmış idi.



Hersek'te Yanlış İşler Yapılıyor -Arif Ekim-


Tarihi adıyla Dil İskelesi, İstanbul’u İznik ve Konya üzerinden Bağdat’a bağlayan, bu nedenle de Bağdat Yolu olarak adlandırılan, askeri, ticari ve Hac kervanlarının da geçmesi nedeniyle Hac Yolu diye de adlandırılan güzergahın geçtiği yer üzerinde bulunan bir köprü başıdır. Kadıköy’den başlayan bu yol, şimdiki Bağdat Caddesi güzergahından Gebze’ye ve oradan da eski adıyla Dil Önü İskelesi denilen (şimdiki Dil Ovası İskelesi) yere ulaşıyor, buradan teknelerle İzmit Körfezi en dar noktasından aşılarak, söz konusu ettiğimiz yere ulaşıyordu. Bu yol binlerce yıldır kullanılan bir yoldur.



Tehlikeli Sular! -Arif Ekim-


Türkiye, yönetenlerin bilinçli tercihi veya basiretsizliği ile, Atlantik ötesinde tehlikeli sularda yüzmeye, yüzdürülmeye çalışılıyor. ABD’ni Atlantik ötesinde arayan, daha da garibi ülkenin sorunlarına ABD’den derman bulacağını sananlar, burnumuzun dibinde Irak’ta, Karadeniz’de yaşanan gelişmelere dikkat etseler, fazladan ulusal basına da yansıyan Türkiye’yi bölmeye yönelik gizleme gereği bile duyulmayan niyetlerini kavrasalar, ABD ile kuşatılmış olduğumuz gerçeğini, yani ABD’nin üç cihette de kapı komşumuz olduğunu idrak edecekler.



Nazım Hikmet'i Tanıyor muyuz? -Arif Ekim-


Eminim ki, bu başlığı okuyunca insanımız hemen şu iki cevaptan birisini verecektir: “Tanımaz mıyız, komünist, vatan haini”; yada “tanırız tabii, büyük Türk şairi”! Komünist olduğuna şüphe yok. Vatan hainliği suçlamasına ise en güzel cevabı, 1962 yılı Temmuz ayında Ankara’da yayınlanan bir gazetenin manşetten “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor” başlıklı haber yazısı üzerine kaleme aldığı şiiri ile, yine kendisi vermiş:



Dede, Torun ve Amerikalılar -Arif Ekim-


Yıl: 1967. Yaz tatili yeni başlamış. Sıcak bir haziran günü. Öğle saati yaklaşmış. Yaz tatili için Yalova’ya gelen kuzenim ve can arkadaşım Timur’u (Utku) bulup, günü beraber geçirmek için dedemlere uğradım. Dedemlerin evi Cumhuriyet Caddesi üzerinde. Dedem de, Timur’la birlikte çocuklarla sohbet ediyor. Sohbete katıldım. Dedemin (Rasim Koçal) çok sevdiği bir konuda, İstiklal Savaşı anıları üzerindeydi sohbet. İlgiyle oturdum karşısına, tam da pencere kenarına. Pencerenin bir tarafında dedem duruyordu ve öteki taraftaki divanın üstünde de bizler sıralanmıştık.



Kuşatma Tamamlanıyor -Arif Ekim-


Türkiye, son senelerde daha açık görüldü, 1919 yıllarını aratmayan bir çemberin içine alındı. 1919 ile arasındaki tek fark: Açık askeri işgalin, şimdilik, yapılmaması; buna da 1 Mart 2003 tezkeresi ile girişilecekti ama sağduyu engel oldu. Çember, siz buna kurt kapanı deyin isterseniz, giderek netleşti ve giderek daraldı.



Kimin Umurunda? -Arif Ekim-


Son haftalar içinde Yalova ile ilgili üç önemli haber yerel ve ulusal basında yer aldı. Aşağıda, bu haberlerin kısa bir özetini ve konularla ilgili düşüncelerimizi okuyacaksınız. Birbirinden önemli bu üç haberin Yalova’da sessizlikle geçiştirilmeye çalışılması ise kayda değer bir konudur.



İhanetin Başı Ankara'da -Arif Ekim-


Seçimler ve şimdi de ne anlama geldiği belirsiz, hukuk garabeti bir referandum… Türkiye’nin gündemi ne, kamuoyu nelerle meşgul ediliyor? Son beş ayın anlı şanlı medyasını tarayın, siyasilerimizin, hele de iktidar sahiplerinin açıklama ve kamuoyu oluşturma becerilerine bir bakın, ülke gündemi ile sanal gündemlerin arasındaki farkı göreceksiniz.



Sandık Başına -Arif Ekim-


22 Temmuz, yani seçim sandığı, halkın önüne geldi. Seçim kampanyalarının sürdürüldüğü son haftaların olaylarını değerlendirdiğinizde bile, inanılması zor bir sürecin içinde yuvarlandığımızı dehşetle gözlemliyoruz. Bu inanılması zor olayların başında da, Irak’ta ABD ve destekçilerince yaratılan bataklıkta boy veren ülkemizi hedefleyen terör ve bölünme tehdidi gelmektedir. Bu tehdidin baş sorumlusu, ABD ve onun Irak içindeki destekçileri olan Barzani ve Talabani adlı aşiret lideri soytarılarıdır.



Vatan Görevi -Arif Ekim-


Türkiye 1919 yılı şartlarını yaşamaktadır, tek eksiği açık askeri işgal altında olmamamızdır diye defalarca dile getirdik. Ekonomimiz şiddetle yabancılaştırılmakta, sömürge alışkanlığı içinde boğulmaktadır. Halk kitleleri hızla yoksullaşırken, kendi çıkarlarını yabancı ülkelerin çıkarları ile bütünleştirmiş “mutlu azınlık” vur patlasın çal oynasın dolarlarına dolar katmakta, tıpkı bir kısım sözde tüccarımızın 1919 yılında İngiliz muhibbi olması gibi, Amerikan veya AB muhibbi bir tutum izlemektedirler. 2004 yılında açık olarak ülkemize yeni bir Sevr dayatması getirilmiş ve mevcut iktidar bunu büyük başarı diyerek, yapılan tüm uyarıları dinlemeden, havai fişek gösterileri ile kutlamıştır.



Gündönümü: 14 Nisan, Tandoğan -Arif Ekim-


Tam beş yıldır, tekelci büyük medyanın sindirmeye çalıştığı, iktidarın devlet olanaklarını kullanarak yok saydığı, Soroslardan beslenen, AB fonlarından çöplenen, kıblesi Washington olan sözde “sivil” bazı işbirlikçi odakların propagandası altında şaşkına çevrilmeye çalışılan Türk ulusu, her yaştan, her cinsten, her meslek ve farklı gelir düzeyine sahip insanıyla üstünde ölü toprağı olmadığını ortaya koydu.



AKSA'nın Derdi Ne? -Arif Ekim-


AKSA kömürle çalışan kojenerasyon santrali kurmaya çalışıyor diye bir haber duyduğumuzda çok şaşırmış ve inanamamıştık. Kendi elektriğini ve buhar ihtiyacını doğalgaz çevrim santrali ile fazlasıyla üreten, alanında dünya devi, karlı mı karlı bu kuruluşun kömür santrali ile, üstelik de ithal kömüre dayalı çalışacak bir santralle, alakası ne olabilir ve bu girişimin nedeni ne?



Rayından Çıkan Türkiye -Arif Ekim-


Aşağıdaki alıntıları dikkatli okumanızı öneririm: “... bizim bildiğimize göre, müstakil bir memleketin toprakları üzerinde, ister general olsun ister teknisyen, ister üniforma giysin, ister sivil, ister yaya dolaşsın, ister jeep otomobiline binsin, yabancı bir devletin ordusuna mensup birlikler, devamlı vazife ile bulunamazlar. Bizim bildiğimize göre müstakil bir memleketin topraklarından bir karışı bile askeri maksatlarda kullanılmak için, yani üs olarak, sulh zamanında yabancı bir devletin kara, deniz, hava kuvvetlerinin veya teknik personelinin emrine verilemez.



Bush'u Kim Asacak? -Arif Ekim-


Komediye dönüşen bir yargılamanın sonunda, nihayet, Saddam asıldı. ABD’nin eşkıyalığı, hedeflerinden birini yerine getirmiş oldu. Pekiyi de, ABD’nin Irak’ı işgal ederken ilan ettiği diğer hedefleri ne oldu? Hani, kitle imha silahları falan vardı ya! Hani, uluslararası  terörün kaynağını kurutacaktı ya! Hani, 11 Eylül saldırısının sorumlularını bulup tepeleyecekti ya! N’oldu  bu hedeflere? Saddam’ı asmadan çok daha evvel bu hedeflerin tamamının kocaman birer yalan olduğu ortaya çıkmadı mı? Bu, baştan beri konuya duyarlı herkesin bildiği ve ifade ettiği, yalanları bizzat ABD’li yetkililer kendileri yalanlamadılar mı?



Nobel, Pamuk ve Maalouf Üzerine -Arif Ekim-


Hiçbir eserini zevkle okuyamadığım Orhan Pamuk’un, Nobel Edebiyat Ödülü alması nedeniyle yaptığı konuşma metnini, önce meraktan, dikkatlice okudum ve okudukça da sevdim, tadına vardım. Garibime gitmedi değil, üslup farklı, verdiği mesajlar değişik ve sıcak bulduğum bir metin. Bu metin üzerinde düşünürken ve neden önceki yapıtlarını sevemediğim Pamuk’un bu metninde beni saran ve ısıtan satırlar bulduğumu düşünürken, usta bir yazarımız, Demirtaş Ceyhun, teşhisi koyuverdi: Diğer eserlerinde post-modern örnekler ortaya koyan Pamuk, bu eserinde, günah çıkartırcasına, modern bir söylem ve yazın örneği ortaya koymuştur ve başarılı da olmuştur, hem başarılı hem de anlaşılır...



Yalova Ruh Sağlığı ve Rehabilitasyon Merkezi İle İlgili Bilinmesi Gerekenler -Arif Ekim-


SSK, AKP iktidarının çıkardığı bir kanunla sağlık tesislerinin tümünü, inşaatı sürenler de dahil, Sağlık Bakanlığına devrettiğine göre, Sağlık Bakanlığı imzalanan protokolü de üstlenmek ve bu tesisi bir an önce hizmete açmak zorundadır. Sağlık Bakanlığının ayak sürümesi için hiçbir neden yoktur ve elinde de benzer bir tesis bulunmamaktadır. Gerekli yazışma ve protokol devri ile ilgili prosedür ise, kimse kıvırmasın, bir haftalık bir iştir. Önemli olan, böylesi bir tesisin ihtiyaç olduğu ve önemli bir boşluğu dolduracağı konusunda siyasi iradede bir heves, bir istek var mı, yok mu?



Eski Bir Hikaye, Yeni Bir İsim: Küreselleşme -Arif Ekim-


 Anlatılanlar, ortaya sürülen tezler, önemli ölçüde, Aydınlanma döneminden itibaren dünya aydınlarının ortak iddia ve beklentileri ile, Yirminci Yüzyılın iki büyük dünya savaşında insanlığın müşterek şuuruna kazınan büyük ve evrensel değerlerin bir potada eritilmesi ile oluşmuştu: Dünya barışı sağlanacak, gerginlik ve çatışmalar son bulacak, dünyanın hepimize ait ortak bir ev olduğu kabul edilecek, insan hakları ve demokrasi temelinde insanoğlu bu ortak evinde yaşadığı tüm sorunları çözecek, bilgi sınırsızca ve süratle paylaşılacak, acımasız ve yıkıcı ulusal rekabetlerin yerini ekonomik değerlerin daha eşit paylaşıldığı “yeni bir ekonomik ilişkiler ağı” alacak, dahası insanlığın başına bela olan açlık, yoksulluk gibi eşitsizliklerin doğurduğu tablolar ortadan kaldırılacaktı.



Osmanlı Dönemi KıyafetlerindenSevr Anlaşmasından AB'nin Taleplerine -Arif Ekim-


Biz bu yazıda, Sevr Anlaşmasının özellikle şimdilerde AB tarafından yoğunlaştırılmış bazı talepleri ile benzerlik gösteren dayatmalarını inceleyip karşılaştırmayı ve Batı’nın, Türkiye Batı karşısında ne zaman bir zaafa düşse,  ortaya çıkan vahşi yüzünü ortaya koymayı amaç edindik.



Osmanlı Önce Ekonomide Yenildi -Arif Ekim-


Halil İnalcık’a göre, “altı yüzyıllık Osmanlı tarihinin bölümlenmesinde, 1300-1600 arasındaki klasik çağ, otokratik ve merkeziyetçi yönetimi, emir ve kumanda ekonomisi ile, belirgin ve kendi içinde bütünlüklü bir dönemdi; buna karşılık daha sonraki ‘gerileme’ döneminde, bu geleneksel siyasi kuruluşun yapıtaşları bir dönüşüm sürecine girdi... onyedinci yüzyıl bir geçiş dönemi karakterine büründü ve kapsamlı değişimlere tanık oldu”


 

Arif Ekim


Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.


 Umumi Siyaset



 


 


 Türkçülük



 


 


 Kitap


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 

 

-

SİYASET

-

 

 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

Gündönümü: 14 Nisan, Tandoğan

-

AKSA'nın Derdi Ne?
-Rayından Çıkan Türkiye
-Bush'u Kim Asacak?
-Nobel, Pamuk ve Maalouf Üzerine
-Yalova Ruh Sağlığı ve Rehabilitasyon Merkezi İle İlgili Bilinmesi Gerekenler
-Eski Bir Hikaye, Yeni Bir İsim: Küreselleşme

-

TÜRKÇÜLÜK ve TÜRK DÜNYASI

-

 

Osman Batur İdama Götürülürken

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

 

-

KÜLTÜR , TARİH VE KİTAP

-

 

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 
-Sevr Anlaşmasından AB'nin Taleplerine
-Osmanlı Önce Ekonomide Yenildi
-Şeyh Şerafeddin Dağıstani ve Kurtuluş Savaşı

-

DİĞER

-

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

  
10Gündönümü: 14 Nisan, Tandoğan 
9AKSA'nın Derdi Ne? 
8Rayından Çıkan Türkiye 
7Bush'u Kim Asacak? 
6Nobel, Pamuk ve Maalouf Üzerine 
5Yalova Ruh Sağlığı ve Rehabilitasyon Merkezi İle İlgili Bilinmesi Gerekenler 
4Eski Bir Hikaye, Yeni Bir İsim: Küreselleşme 
3Sevr Anlaşmasından AB'nin Taleplerine 
2Osmanlı Önce Ekonomide Yenildi 
1Şeyh Şerafeddin Dağıstani ve Kurtuluş Savaşı