Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Eylül 2006

Yusuf Akçura

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türkçülük

 

 

 


Devlet Perspektifi


Türk Dirlik


Devleti önceleyen milliyetçilikten toplumu ve milleti önceleyen milliyetçiliğe yöneleceğiz. Gücün milletten kaynaklanabileceğine ve biraraya getirilip bütünleştirilebileceğine inanıyoruz. Devlet gücün sonuçlarından biri olacaktır. Bu düşünüş biçimi hem küresel vizyonumuzun bir parçası ve gücü olacak hem de ülkemizde yaşadığımız pek çok sıkıntının giderilme noktası olacaktır.

 

Anılarımızın yerine hayallerimizi, iddialarımız koymamız gerekiyor. Geleceğimizin geçmişimizden daha şahane olacağına ikna olmazsak elimizi taşın altına koymayacağız demektir. Aldığımız mirasa odaklanmaktan, bırakacağımız mirasa odaklanmamız gereğinin anlaşılması bizi sorumlulukları üstlenmeye yönlendirecek ve farklılıklarımızı sergileme şansını verdiği için memnuniyetle karşılanacaktır. Bu hem kişiler, hem biz, hem de ülke için olumlu gelişmelere kaynaklık eden bir pınar olacaktır.

 

Sosyal sermayemizi; inisiyatiflerin ortaklığı, bu ortaklığın yapılaşması ve yetkilerin bu ortaklığa devri, oluşan ortaklığın devir şartlarına uyması ile zenginleştirebiliriz. Türkiye’nin en büyük eksiklerinden biri yan yana gelemeyiştir ve bunun temel nedeni de kendi başına olamayıştır. Bu nedenle kendi başına olabilmenin ve sonrasında yan yana gelebilmenin, ortaklık inşa edebilmenin olanaklarını milletimize tanıtmaya ve tadını tattırmağa inanıyoruz.

 

“Hayır, halk bir şey üstlenmeyecek demokrasinin haklar-özgürlükler-sorumluluklar üçgeninin sadece “gelir” tarafıyla ilgilenecek, “bizi yönetenler” ise “gider” yani sorumluluk kısmını üstlenecektir.” Eski algı bu idi. Türkiye’de olan da bu. Türkiye’de siyasal pazarın konusu ve hedefi de bu. Bu yanlış bir yol! Bu bir çıkmaz sokak! Bu geleneksel değer yargısını değiştireceğiz. Yeni değer yargısı, “halkın kendini yöneteceği -ve bu yolda çaba harcayacağı- ve bunun devredilemez bir sorumluluk olarak halk tarafından üstlenileceği”dir.

Bugün, “bizi yönetenler” denilenlerin, yeni rolleri olan hizmet sunuculuğa çekilmeleri, halkın kendini yönetebilmesi için, yine onun istekleri doğrultusunda “kolaylaştırıcılık” işlevi yapmalarının sağlanması gerekmektedir. Bu anlamda sağlanması gereken düşünce ve tavır biçimi, halkın sorumsuz seyirci olmaktan sorumlu ve yükümlü oyuncu olmaya dönüşmesidir. Halkın bunu güvenle ve bilinçle nasıl yapacağı konusunda, halkın seçkin tavır sahibi olanları sorumluluk almalıdır. Bir kolaylaştırıcı olarak devlet, bu konuda aydınlatma yükümlülüğü taşımaktadır.

Küresel dalga, ticari olarak bütünleri parçalıyor. Siyasi olarak bütünleri parçalıyor. Kültürel olarak bütünleri parçalıyor. Dağılan bütünün parçaları da yeni karşıtlıkların kaynağı oluyor. Bu karşıtlıklar çatışma üretiyor, çekişme üretiyor. Bizim yaptığımız bundan şikayet etmek! Oysa bu dalganın önünde durmak mümkün değil ve gerekmiyor da. Gelen dalga bütünü parçalayabildiğine göre bir zayıflığa işaret ediyor demektir. Yapılacak olan parçaları yeniden, yeni biçimde bütünleştirmektir. Bütünleşme mühendislikleri icat etmeliyiz. Parçalardan bütünler üretmeyi öğrenmeliyiz. Üstelik bunu çok hızlı yapabilmeliyiz. Her geçen gün daha da hızlanmalıyız. Bu konuda know how edinmeliyiz. Bunu başarırsak kendimiz de bütünleri parçalayıp, parçalamadan önce tasarladığımız bütünleri hızla inşa edebiliriz. Yeni yönetme nişlerinden biri budur. Dünyayı yönetmek, küresel lider olmak ancak bunu başarmakla mümkündür. Sizin bütünleştirdiğiniz parçaların muhatapları, sizin çıkarlarınızın gizli cephanelikleri olacaktır. Bu muhataplar kendi çıkarlarının maksimize olduğunu görüyorsa küresel liderliğinizin gönüllü basamakları olacaktır. Küresel liderliğin yeni biçimlerinden biri budur. Üstelik yeni çatışmaların çözücüsü olmak, heybenize koyacağınız gelecek azığıdır.

 

Türk, türümekten gelir de derler. Türümek, yürümek demektir. Hakkın yanına, halkın yanına, insanın yanına, başarının yanına, zenginliğin yanına, var olmaktan mutlu ve huzurlu olmanın yanına yürüyen bir Türkiye kuracağız. Bunu da küresel ölçeğe aktaracağız. Ayakta Duran Türkiye’den Yürüyen Türkiye’ye geçme zamanı gelmiştir.

 

Mükemmeliyet önceden tasarlanan bir şey değildir. Mükemmeliyet yol aldıkça edindiğimiz bir unsurdur: Göç Yolda Derilir!

 

Bir Omuz da Siz Verin!

 

Türk Dirlik


 
 
 

 

Türk Dirlik


Türk Dirlik Türklerin ve onların dostlarının yanında, düşünceleri dile getiren bir ortak akıl, bir ortak duygu, bir ortak söz olmaya çalışacak imecenin adı olacakdır. Yaptığı hatalar olsa bile bunu ifadeden çekinmeyecekdir. Niyetimiz ortadadır ve bu gözönünde tutulmalıdır.


Adanmak



Hiç Durmadan Çalışmak


Bugün sahip olamadıklarımızın ayırdında olmamak bizi sahte bir güven duygusuna sahip kılabilir. Sahip olamadıklarımızın ayırdında olmak ise ümitsizliğe ve gereksiz bir hırçınlığa düşürebilir. Bu türden sakıncalardan, kişice ve toplumca uzak durmanın yolu vardır: Araştırıp düşünerek hiç durmadan çalışmak! Başka bir yol yoktur.


Yalnızlık



Bozkurt'un Konumu


Her Türk, bir başka Türk'e bakmadan kendi üzerine düşenin gereğini yapmalıdır. Kurtlar hep beraber dolaşabildiği gibi, uzun süre yalnız başına, bir başına yaşayabilir. Yalnızlık çekenlerin sitemlerine işte bu nedenle katılmıyor ve kurt simgesinin, Türkler tarafından neden önemsendiğini bir açıdan burada aramaları gerektiğini düşünüyoruz.



Varmak İçin Oraya


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


İstediğimiz Yer...


Gelin koşalım! Gelin aşalım! Gelin canlar bir olalım, birlik olalım, dirlik olalım. Gelmesenizde koşmak için koşmayan bizler varacağız, oraya, varmak istediğimiz yere..