
Türk Dünyası ve İran Türkleri
Türk Dirlik
Türk Dünyasında bütün demokratik hareketlerin yanındayız. Yanındayız çünkü, demokrasinin, nihayetinde, Türklerin lehine gelişmelerin sağlayıcısı olduğuna inanıyoruz. Türkiye, Türk dünyasının uluslar arası ve kendi içinde yer alan gelişmelerini demokratik ilkeler penceresinden değerlendirmelidir. Türkiye, aktüel çıkarlarını büyütmek adına ilkelere dayanan duruşunu yıkamaz. Türkiye, uluslar arası güç dengelerinin ona dayattığı baskılarla ilkelerinden vazgeçemez. Türkiye, ikili ilişkilerinin bugününe hapsolan duruşların esiri edilemez. Türkiye, Türk ülkelerinin içişlerine karışmıyorum diyemez. Herkes bizim içimize karışabileceği gibi, biz de herkesin içine karışırız. Türkiye’nin bu iç işlere karışmadan dolayı bir zararı olamaz. Olacağını düşünenler, Türkiye’nin güçlerini tanımayanlar, ona inanmayanlar veya onu yönetmesini bilmeyenlerdir. Yönetmesini bilmeyenler gider, bilenler gelir. İran Coğrafyasında gelişen olaylar, dış konjonktürün zorlamasından etkilenebilir. Bu etki samimiyet içermeyebilir. İçermeyecektir şimdilik de. Ancak neticede Türklerin yaşadığı coğrafyalarda demokratikleşme fırsatları doğdu ise bu doğumlara yardımcı olmak gerekir. Türkiye, İran Türklerinin demokratik haklarının yanında olmayan bir İran İslam Cumhuriyeti’nin yanında olamaz. Türkiye, İran Türklerinin demokratik haklarının güvencesi olan bir devlet yapılanmasının yanında olur. Türkiye, İran Coğrafyasında yer alan devletin bütünlüğünün karşısında değildir. Bu bütünlüğün bir yutma değil, bir beraberlik olmasını ister ve bunu sağlamaya çalışır. Türkiye, çevresinde demokratik ve katılımcı yapıların oluşmasını desteklemelidir. Bu demokratik katılım aktörleriyle ilişkilerini zenginleştirmeli, onların bir dış dayanağı olma yoluna girmelidir. Demokratik bir bölge, zengin bir bölgenin kurulmasını sağlar. Bu gelişmenin öncülüğü ve liderliğini yapacak birikim, Türkiye’de vardır. Bunun gereği yerine getirilmelidir. Bu gereğin yerine gelmesi için yapılacak olan, siyasi, kültürel ve ticari ilişkilerin demokratik katılım üzerine inşasının sağlanmasıdır. Devlet aktörlerinin yerine toplumsal aktörleri koymak bir başlangıç olarak kabul edilmelidir. Türkiye’nin toplumsal aktörlerle ilişkileri de ilkelere bağlı olmalı, aktüel çıkarlarla ilişkilendirilen indirgemelerden uzak tutulmalıdır. İlişkili olunan toplumsal aktörler bir müdahale mekanizması olarak değil, toplumsal aktörler bütünlüğü içinde bir gelişme dinamiği olarak görülmeli ve bu ilkelere yaslanan bir bakış açısına yönlendirilmeleri sağlanmalıdır. Böyle bir tarzın doğru yorumlanması başarı getirecek, yanlış yorumlar sergilenmesi Türkiye’nin hem dışarıda itibarını kaybetmesine hem de kendi başına işler açmasına yol açacaktır. Böyle bir riskin varlığı, onun üstlenilemeyeceği anlamına gelmez. Risk almayan yol alamaz. Türkiye, bölgesinde, ölümlere duyarsız kalamaz! Ölünen bir bölgede zenginleşme gerçekleşemez. Bölgede zenginleşme gerçekleşmeden ülkede zenginleşme genişleyemez. Türkiye, İran coğrafyasında kurulu İslam Cumhuriyeti ile temasa geçmeli ve duyarlılık ve politik duruşunu ve bunun gereklerini açıkça yetkililerle konuşmalıdır. Anadolu ve Trakya bölgesinin Türkleri, İran bölgesinin Türklerinin yanındadır. Bölgenin ortak yoldaşları, birbirlerine desteğini göstermelidir. Bugün sıra Anadolu Türklüğündedir. Türk Dirlik
|