Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

1 Ekim 2008

 

 

Türkoloji

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com


"Önce Kendini Düzelt!" -Gökhan Ulumlu-


Oğuz Atay ahlak kurallarını, halka ulaşmayan felsefi düşünceler yerine günlük olaylardan örneklerle vermeyi denedi. Gerçek karakterlerden kendi kurgusal karakterlerini yaratarak sorun nedir, ne yapılıyor, nasıl olmalı sorularına yanıt aradı. Ancak kendi kısa yaşamı boyunca bu yazılarının okunmaması onu üzüyor, basite indirgediği olayların anlaşılmamasını anlayamıyordu. Okurlara hikayelerinde niye okunmadığını bile sordu: “Okurum nerdesin?..”

 

Aslında çoğu yazarın değerinin sonradan anlaşılması, eserin tanıtım kaynaklarının olmamasına da bağlıdır. 30 yıllık bir zaman sürecinden sonra bugün Oğuz Atay en azından bazı çevrelerde anlaşılabilmektedir.



Türk Romanında Eleştirinin Temel Yapıtları -Haluk Güriz-


Son yıllarda ülkemizde roman ve öykü alanında bir patlama yaşanmaktadır. İlk yapıtlarını yayınlayan çok sayıda yazarın edebiyat yaşamına girdiğini görüyoruz. Sıkça tartışılan konulardan birisi bunca yapıt içinde değerlilerin var olup olmadığı ve buna bağlı olarak Türk edebiyatında eleştirinin olup olmadığıdır. Yapıtı eleştirmenlerce beğenilmeyen yazarlar kolaycı bir yaklaşımla “Türkiye’de zaten doğru dürüst eleştiri yok”, “benim ölçütüm kitabımın satışıdır” diyerek işin içinden çıkmaktadır. Nesnel bakınca bir toplumda edebiyatın çok ileri, eleştirinin çok geri olması veya sanatın bir dalının çok iyiyken, diğerlerinin esamesi okunmayacak kadar değersiz bir düzeyde olması olanaklı değildir. Esas sorun edebiyat tarihinin, ülkemizdeki edebiyat geleneğinin tam kavranmaması ve kendi buluşlarını, yazdıklarını biricik olarak gören bir takım yazarların neredeyse işi Türk edebiyatını kendilerinden başlatacak ölçüsüzlüğe vardırmalarıdır.



Kırgızların Kökeni Meselesi -Rüstem Abdumanapov -Çeviren: Ahsen Batur-


Güney Sibirya, Kazakistan, Moğolistan ve Çin’in eski gerçekleriyle ilgili olduğu için, Orta Asya etnik tarihininin en tartışmalı ve çetrefil meselelerinden birisi Kırgızların kökeni konusudur. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle kullanılacak terminolojinin belirlenmesi gerekir. Biz burada eski Orta Asya Kırgızlarının resmi adı “Kırgız”ı kullanacağız. “Eski Kırgızlar” terimiyle ise 840 yılında Kırgız Hakanlığı adıyla bilinen devleti kuran ve Minusin çanağı ile Sayanlarda yaşayan halkı kastetmiş olacağız.

 

Kırgızların kökeni meselesi birkaç yüzyıldır bilim adamlarının kafasını ağrıtmıştır, ama bugüne kadar bu Kırgızların kim oldukları, vahit bir etnik topluluk olarak ne zaman şekillendikleri, şimdiki vatanları Kırgızistan topraklarına ne zaman yerleştikleri konusunda bir görüş birliği sağlanabilmiş değil.



Kenar Mahalle Çocukları -Ahsen Batur-


Uygarlığın güya öncüsü ve kurucusu olduklarını savunan Batılı bilim adamları, dünya halklarını medeniyet skalasında tasnife tabi tutarken, özellikle Türkleri, Amerika’nın yerli halklarını ve Afrikalı milletleri görmezden gelirler ve bazen de lutfedip incelenmeye değmez “kenar mahalle” kültürleri olarak takdim ederler. Onlara göre Amerikalı yerlilerin uygarlıkları yoktur; barbar ve kültürsüzdürler. Afrikalılar zaten siyah, cahil ve geri kalmış lüzumsuz varlıklardır. Türkler ve Turani halklar, hem barbar, hem göçebe, hem yağmacı ve hem de parazit topluluklardır. Hatta Arnold Toynbee, “A Study of  History” (Tarih Bilinci) adlı eserinin birinci cildinde, uygarlıkların tasnifini yaparken Türklerin adını bile ağzına almaz..

Kaşgarlı MahmudAbdulhamid'in Türkçe'ciliği -Nihad Sami Banarlı-


Gerçi Türkçe'nin devlet dili olarak kullanılması, daha Anadolu Selçukluları sarayında başlar. Fakat bu sarayda resmî lisân olarak daha çok Arapça ve bilhassa Fârisî kullanılmıştır. Karamanoğlu Mehmed Bey'in 15 Mayıs 1277'de Türkçeyi Konya'da devlet dili ilân etmesi, ancak Fârisî'nin birinci derecedeki ehemmiyetine karşı bir harekettir. Yoksa Prof. Fuad Köprülü'nün, Konya sarayında Türkçe'nin Mehmed Bey'den evvel de kullanıldığı hakkındaki görüşü ve işareti doğrudur. Anadolu'da Türkçe, Mehmed Bey'den çok evvel itibar kazanmaya başlamıştı. Bir misâl olarak, İkinci İzzeddin Keykavus'un, o devir Anadolu halkı arasında yaygın ve sevilen bir destani eser olan Danişmendname'yi kendi yazıcısına Türk dili ile yazdırması, Konya Sarayı'nda Türkçeye verilen ehemmiyetin bir ifadesidir.



Kaşgarlı MahmudDil Üzerine  -Yağmur Atsız-


BİZ unutduk ama Türkçe de en az 250 yıl bütün Kuzey Afrika; Mısır, Sudan, Eritre, Habeşistan, Arab Yarımadası; Kafkasya'nın tümü; Kuzey Karadeniz ve Balkanlar'da bir 'lingua franca' idi. Tolstoy 'Kozaklar', yani 'Rus Kazakları' adlı romanında onlar arasında da aşağı yukarı hep Türkçe konuşulduğunu anlatır. Kibarlık alametiydi. Roman kahramanlarından biri 'çok akıcı ve düzgün bir Türkçe' konuşduğu için imrenilen ve saygı duyulan biridir.



“Selam Darağacı” -Rüstem Behrudi-


Yolumu gözledin her seher ahşam,
Selâm dar ağacı.
- Aleyküm selam!
Ecelle ölmeye doğulmamışam...
Selam, dar ağacı.



16 Devlet Masalı ve Uydurma Bayraklar -Hüseyin Nihal Atsız-


Her şeyimiz gibi tarihimiz de henüz kesin şeklini almış değildir. Türk tarihi nerden başlayıp hangi gidişi takip eder, kimler Türk`tür? Bunlar henüz belli değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi bazı büyük şahsiyetlerin Türk olup olmadığı üzerinde bile tarihçilerimiz arasında birlik yoktur. Durum bu merkezde iken, şimdiye kadar 16 büyük Türk devletinin kurulduğu ve Türkiye`nin bunların vârisi olduğu hakkındaki iddia, şüphesiz, çok su götürür bir iddiadır.



Koçgiri Olayı Üzerine Bir Radyo Konuşması -Baki Öz-


Sevgili dinleyiciler bu hafta konuğumuz tarihçi yazar Sayın Baki Öz’le birlikte “Koçgiri Olayı”nı işleyeceğiz. Sevgili dinleyiciler, Baki Öz 1949 Erzincan,Çayırlı Eşmepınar Köyü doğumlu. İlkokulu Eşmepınar Köyünde, Ortaokulu ve Liseyi Erzincan’da bitirmiş. Daha sonra İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde Sosyal Bilimler bölümünü, onun ardından da Anadolu Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirmiş. Bugüne değin 15 kitabı yayınlanan Baki Öz emekli öğretmen olarak yine yoğun bir şekilde araştırmalarını sürdürmektedir.Son kitabı “Belgelerle Koçgiri Olayı” Can Yayınlarından çıktı.



Kırgız Türklerinin Kısa Tarihi  -Saadettin Gömeç-


Çin kaynaklarında adları Kien-kun, K’i-ku, Kie-kou şeklinde transkripsiyon edilen Kırgız adı, Kök Türkçe yazılı metinlerde Kırkız, Tibetçe kaynaklarda Gir-kis şeklinde geçmektedir. Kırgız adının menşei konusunda çeşitli görüşler mevcuttur. Bu adın “Kır” ile “Giz” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiş, kır gezer anlamında bir kelime olduğu yanında, “kırk” ve “yüz” sayı adlarının birleşmesinden teşekkül ettiği de ileri sürülmüştür. Kırgız adının “kırku”dan, yani kırmızı ve “yüz” kelimelerinden ibaret olduğu da söylenir. “Kem” ve “Orkun” adlarının birleşmesinden oluştuğu yolunda da fikirler mevcuttur. Bununla beraber Kırgızların, Oğuzlarla olan irtibatları da dikkate çekilmektedir. Hatta Kırgız kelimesinin “Kırk-Oguz”dan geldiği, Kırgızların Oğuz Han’ın yirmidört komutanından türediği ve kırk Çinli kızın Oğuz bölgesine gelip, onlarla evlenerek, doğan çocuklarının Kırk Oguz adıyla anıldığı yolundaki efsaneler mevcuttur.



Hıristiyan Dünyası'ndan 'Medeni Dünya'ya  -Lev Nikolayeviç Gumilëv-


Davranış kalıbının süper-etnos boyutundaki değişimi gibi çok büyük bir olay bugüne kadar farkedilmemiş ve anlatılmamış olsaydı, sürpriz olurdu. Hayır; bizim bakış açımızdan farklı bir açıdan, değişik kavram ve terminolojiyle olsa bile, her ikisi de yapıldı. Önemli değil! Farklı referans sistemlerinin terimlerini kendi sistemimize uygulayabiliriz. Doğrudan müşahedeler, bu uygulamanın değerini küçültmez.



Babil'i Kim Yıktı? -Lev Nikolayeviç Gumilëv-


Bin beş yüz yıl boyunca Yakın Doğu'nun ekonomi ve kültür merkezi olan bir şehrin herhangi bir temel sebep olmadan yıkılıp gitmiş olması akla yatmamaktadır. Peki bu sebepler ve mahvedici etkilerinin mekanizması ne idi? Literatürde bu sorunun cevabı yok.



Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik -Teolojik Savunma ve Sosyo Kültürel Tahlil-   -Cemil Kılıç-


Din ve mezhep farklılığı tarih boyunca insanlar için çoğunlukla bir çatışma ve kavga sebebi olmuştur. İnsanlık tarihi bu türden olayların acı hatıralarıyla doludur. İnsanlık için çok hazin olan bu durum onun ezeli diyebileceğimiz bir parçası olan halk / ulus / millet gibi etnik ve sosyo kültürel yapıların iç bünyesinde daha hazin boyutlarda cereyan edebilmiştir. Ne üzücü ki bu kara talihten en çok nasiplenen halklardan biri de Türklerdir. Türkler tarihleri boyunca pek çok kez din değiştirmişler ve bir dinin farklı mezheplerine mensup olagalemişlerdir.



Çetin AltanÇetin Altan  - Yağmur Atsız-


DEĞERLİ Ağabeyimiz Çetin Altan'ın 13 Şubat tarihli "Akşam"da uzun bir mülâkatı yayınlandı. Orada vardığı bazı hükümler ve daha önceki "tuhafiyatı", artık işin tadı adamakıllı kaçmaya başladığı için, cevabsız kalmamalı kanaatine vardım. Gerçi kendisine ve yaşına hürmetimiz derindir. Ama hürmet nâmütenâhi değildir. Madde madde gidelim, bakalım nereye varacağız:



Kubilay HanTürk Milliyetçiliği Üzerine Bir Tahlil  -Volkan Ekiz-


Sekülerleşmiş Türk milliyetçiliği ortaya reel hedefler koyamadığı için gençliğin tatminsizliği daha büyük hedefler ortaya koyan ve bu hedefin gerçekleşmesi noktasındaki soru işaretlerini dini verilerle çözen İslami Türk milliyetçiliğinin önünü açmaktadır.Milliyetçilik fikri, birey bazında büyük ölçüde psikolojik kaynaklar taşıması münasebeti ile özellikle genç kuşaklarda romantik duygularla reel dünya arasında çatışmalara sebeb olmaktadır.



Türkçülük/Türk Ulusçuluğu Düşüncesinin Kuramsal ve Kılgısal Geleceği

21.yy da Türk Milliyetçiliği  -Cemil Kılıç-


Dünyada milliyetçilik hareketlerinin miladı olarak Fransız İhtilalinin temel alınması bilim camiasında genel geçer bir görüş hüviyetine ulaşsa da gerçekte bu, batı merkezci hegemonik yapılanmanın bilim boyutundaki bir yansımasıdır. Milliyetçi düşüncenin kökeninin en azından duygusal açıdan daha gerilerde olduğu muhakkaktır. Ancak Fransız ihtilalinin milliyetçi devinimlere modern ve dinamik bir karakter kazandırdığı da yadsınamaz. Modern çağda dünyayı ilgilendiren her düşünsel ve eylemsel gelişmenin kökenini batıda arama hastalığı, batının emperyal ve mağrur kimliğinin insanlığı her yönden kuşatması ve baskı altına alması sonucu oluşan sapkın bir yönelimdir.



Türkistan Lejyonerleri ve Mustafa Çokay -Abdulvahap Kara-


II. Dünya Savaşında Türkiye’de bir kısım aydınların Almanya saflarında savaşa katılmak için çaba sarf ettiği ve bunun sonucunda 1944 Türkçülük davasının ortaya çıktığı malum. Fakat, bu çabaların diğer bir sonucunun Türkistanlı askerlerin Almanya saflarında savaşa katılması olduğu fazla bilinmez. Sovyet ordusundan esir düsen Türkistanlı askerlerden gönüllü kıtalar oluşturmayı amaçlayan “Türkistan Lejyonerleri Projesi” Nazi Hükümeti’nin Doğu Bakanlığı (Ostministerium) tarafından yürütüldü. Sovyetler Birliği’nden işgal edilecek olan topraklardan sorumlu olan bu bakanlığın başında Alfred Rosenberg bulunuyordu. Rosenberg’in projesine göre, bu gönüllü kıtalar eğitildikten sonra Kafkasya ve Türkistan cephesine paraşütle indirilerek, Sovyet ordusuna güneyden ve doğudan yeni cepheler açılacaktı.


Kaşgarlı MahmudBilgiemece Hakkında


Türk Dirlik


Bilgimece, Türkleri ilgilendiren belli başlı konularda önemli gördüğümüz bilgilerin birarada sunumunu ve bu sunumu işleyerek zenginleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma özellikle temel bilgilerin biraraya getirilmesinden başlayacakdır. Türk Dirlik,  bilgi den başka, soruların, sorguların, ilişkilerin bir uyum içerisinde sunumunu da hedeflemektedir. Burada yeniden birlikte bilgi oluşturma-işleme-yaratmanın bir yöntemi denenecekdir. Bu yöntemi de sorgulanabilir ve güncellenebilir görmekteyiz. Taslak geliştikçe sizlere bilgilendireceğiz. Katılımı önemsediğimiz bilinsin isteriz.  İlgili konu başlıkları ve yöntem taslakları daha sonra burada sizlerin bilgisine sunulacakdır.

 

 

 

 

Türk Dirlik

 



"Ancak danelerin sepip göğerden,

Ağaçlar, heç zaman fani olmayır.

Özü çürüyürse, gedirse elden,

Yeni şevkelerde durup yaşayır."

Bulud Karaçorlu Sehend


Karaçorlu Sehend'den



Sehend


Hakkın hakikatin bağçası her vah,

İnsanla gül açır, insanla solur.

En büyük hakikat insandır ancah,

İnsansız hakikat olsa, kör olur.

 

Bulud Karaçorlu Sehend

 





--------------------------


---------------------


---------------------



-----------------------


---------------------





--------------------


---------------------


 

----------------------



-----------------------------


--------------------------



 

 

-

TARİH

-

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

EDEBİYAT

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

 

-

KÜLTÜR

-

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 

-

DİL

-

 

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-