Ünlü Türk casusu “İngiliz Kemal”
adıyla tanınan Ahmet Esat Tomruk öleli 42 yıl oluyor. Türk
Milleti’nin yetenekli evlatlarından biri olan Tomruk,
I. Dünya Savaşı’nda, İstiklal Savaşı’nda ve 2. Dünya
Savaşı’nda, yaptığı istihbarat çalışmalarıyla ordularımıza destek
vermiş; ana dili gibi bildiği İngilizce’den dolayı da hep ‘İngiliz
Kemal’ olarak anılagelmiş özverili bir memleket evladı.
1. Dünya Savaşı’nda Cemal Paşa’nın
buyruğunda Arap çöllerinde İngiliz casusu Lawrance’i takip ettiği
biliniyor. Fakat bu Türk çocuğunun en büyük hizmeti, Millî Mücadele
dönemine rastlar. Bu dönemde, İstanbul Hükümeti’nin Millî Kuvvetleri yok
etmek için görevlendirdiği Anzavur ile Amerikalı kimliğiyle görüşür;
aldığı bilgileri Ankara’ya aktarır. Dahası, Türk Genelkurmayı’nın
buyruğu üzerine Yunan İşgal Kuvvetleri Komutanı General Papulas ile
Amerikalı gazeteci kimliğiyle sohbet eder. Çok önemli istihbarat
bilgilerini Türk Ordusu’na ulaştırır; ordunun zafere ulaşmasına destek
verir.
Destandır yaşamı! Kaçar, tutuklanır,
Yunan hapishanelerinde çile çeker...
Cumhuriyetimiz kurulunca hizmetlerini
yine bir süre sürdürür. Yaptığı olağanüstü hizmetlerden sonra Türk
Devleti’nden ve Türk Milleti’nden ne diyet ister; ne de çirkin
organizasyonlar içine girer… O, görevini yapmış bir yurtseverin gönül
huzuru içinde, hizmet mesleğinde örnek bir erdem anıtı olarak köşesine
çekilir. Ölümüne yakın tarihlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi,
kendisine “Vatana Hizmet” tertibinden 1964 yılında 500 lira maaş
bağlar.1966 yılında da sonsuzluğa göçer...
Ölümünden sonra büyük insanın destan
hayatı romanlara konu oldu, hakkında filmler çevrildi. Ancak,
Öğretmen Yüzbaşı Zekeriya Türkmen’in eserine kadar İngiliz Kemal
hakkında belgeli bir çalışma yapılmamıştı. Türkmen’in uzun süren bu
millî ‘vefa’ çalışması, “İngiliz Kemal-Millî Mücadele Hatıraları” adı
altında, Kültür Bakanlığı yayınları arasından çıktı.
Kim
bu İngiliz Kemal? Neler yaptı, neler yaşadı?
Şöyle, kuşbakışı, bu destan hizmet
yaşamına bir göz atalım mı?
Asıl adı Ahmet Esat olan İngiliz
Kemal rumi 1308, miladi 1892-93 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Evkaf
Nezareti Varidat Kalemi Müdürü Mehmet Raşit Bey, annesi Sıdıka
Hanım’dır. Ahmet Esat, küçük yaşta babasını yitirdikten sonra, dayısının
koruması altına girdi. Orta eğitimini almasının ardından Galatasaray
Lisesi’ne başladı. Burada geleceğin ünlü gazeteci-yazarlarından Ruşen
Eşref (Ünaydın) ile okul arkadaşlığı yaptı. Atak ve kabına sığmayan bir
delikanlıydı. Boks ve yelken sporuyla ilgilendi. Fransızca’sını
ilerletti. Fransa’daki gençlerle mektuplaşır oldu. Onun yurt dışı
mektuplaşmaları Abdülhamit yönetimini kuşkulandırdı. Yıldız Sarayı’nda
sorgulandı.
İngiltere yolculuğu...
Annesi ve dayısı, bu kabına sığmayan
çocuğun, Abdülhamit yönetiminde başına bir iş geleceği endişesini taşır
oldular. Dayısı çare olarak, Onu Yahudi simsar aracılığıyla bir İngiliz
gemisine bindirip, yurttan çıkarttı.
Gemi yolculuğu sırasında girişken
Ahmet Esat, kaptanın sevgisini kazandı. Kaptan’a ‘baba’ diye hitap
etmeye başladı. Bu yaklaşımdan hoşlanan kaptan İngiltere’ye
vardıklarında Ahmet Esat’ı evine götürdü. Eşi’de onu bir çocuğu gibi
sevdi. İngiliz Koleji’ne verdiler. İngilizce’yi tüm lehçeleriyle
öğrendi... Ve bu dil öğrenimi, Ahmet Esat’ın fırtınalı yaşamının da
habercisi gibiydi...
O, artık ‘İngiliz Kemal’ idi...
Vatan hizmeti başlıyor…
1. Dünya Savaşı başlayınca yurda
döndü. Önce Çanakkale Cephesi’nde görev aldı. Sonra ilk millî istihbarat
teşkilatlarımızdan biri olan Teşkilat-ı Mahsusa’ya girdi. Cemal Paşa’nın
yanında Sina-Kanal Cephesi’nde İngiliz casusu Lawrance’in peşine düştü.
Bir ara Kutulamare’de tutsak edilen İngiliz General Tawshend’in
bulunduğu hapishaneye atılarak, ondan bilgi almakla görevlendirildi.
Mütareke yıllarında İstanbul’da idi.
İngilizler İttihatçıları tutuklamaya başlayınca, İngiliz Kemal,
İttihatçıları kurtarmaya çalıştı. Bunu anlayan İngilizler, onu
tutukladılar. İşkence yaptılar. O, fırsatını bulup hapishaneden kaçtı.
Çanakkale Boğazı’nda yakalandı. Çanakkale’de yine hapse atıldı. O yine
kaçtı ve Türklüğün yüz akı Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’sına doğru yola
çıktı...
Görev
Kemal Paşa’dan...
İngiliz Kemal sanlı Ahmet Esat Bey,
İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Rumca biliyordu... Ankara’daki Millî
ordu için bulunmaz bir değerdi.
Ankara’da başta Mustafa Kemal Paşa
olmak üzere; Genelkurmay Başkanı Albay İsmet (Paşa) ve Müdafa-ı Millîye
Vekili Fevzi Paşa ile görüştü. Kendisine Genelkurmay İstihbarat
Şubesi’nde görev verildi. Ama asıl görev arkasından gelecekti...
Kemal Paşa, Yunan İşgal Kuvvetleri
Karargâhı’ndan bilgi istiyordu. Ve “İngiliz Kemal” bu iş için
görevlendirildi. Önce Antalya’ya gitti. Orada sahte pasaportlar
yaptırdıktan sonra Amerikalı gazeteci Henry Williy kimliğine büründü.
Rodos’a geçti. Rodos’ta Amerikalı gazeteci ve sinema muhabiri olarak
dolaştı. Sonra da gerçek görevi için İzmir’e geldi. Renkli kişiliği
sayesinde Yunan subaylarıyla kısa sürede dost oldu. Yunan Genel
Karargâhı’na girdi. Yunan Orduları Komutanı General Papulas ile konuştu.
Papulas onu, Yunan Kralı’nın Anadolu’ya yapacağı ziyarette takip edecek
gazeteciler arasına soktu. Yunan Genel Karargâhı’ndan aldığı bilgileri
günü gününe Ankara’ya iletti.
Yakalanıyor...
O günler Etem’in Yunanlılar’a
sığındığı günlerdir. Etem ve arkadaşları İngiliz Kemal’i tanırlar ve
Yunan makamlarına ihbar ederler. İngiliz Kemal yakalanır. Sorgusu
sırasında hiç Türkçe konuşmaz. Yargıçlar Onun kimliği hakkında kuşkuya
düşerler ve onu Atina’ya gönderirler. Bir süre de Atina hapishanesinde
kalır. Daha sonra hapishaneden kaçar. Bir Rum’un cüzdanını çalarak para
temin eder ve Fransız gemisine binerek, tekrar İzmir’e gelir. Bu zaman
içinde Türk Orduları istilacı Yunan kuvvetlerini denize dökmüş; vatan
kurtulmuştur. İngiliz Kemal için artık korku yoktur. Mustafa Kemal Paşa
tarafından kabul edilir. Kendisine dinlenme izini ve para verilir.
Yine
görev...
Yıl 1924... Savaş bitmiştir.
Genelkurmay’daki görevinden ayrılır; İstanbul’a
yerleşir. Dört yabancı dil bilmektedir. Tercümanlık yapmaya başlar. Bu
arada, 1932 yılına kadar Hafif Siklet Boks Şampiyonluğunu kimseye
bırakmaz. Sakin bir yaşam sürerken, 2. Dünya Savaşı çıkar. Devlet Onu bu
kez yine göreve çağırır. 2. Dünya Savaşı boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin
bir istihbarat görevlisi olarak Balkan ülkelerinde çalışır. Topladığı
bilgileri Ankara’ya gönderir. Savaş bitince yine İstanbul’a yerleşir.
Bir süre Anadolu Ajansı’nda çalışır. Daha sonra Hilton Oteli’nin
tercümanı olur ve turist rehberliği yapar. Vatana yaptığı örtülü
hizmetlerin bedelini, çirkin organizasyonlara girerek çıkartmaya
çalışmaz. Son yılları yoksulluk içinde geçer. TBMM’ne başvurur. Türkiye
Büyük Millet Meclisi de 26 Haziran 1964 yılında çıkarttığı özel bir
kanun ile, İngiliz Kemal sanlı Mahmut Esat Tomruk’a, “Vatani Hizmet”
tertibinden 500 lira maaş bağlar.
Türk Milleti’nin bu has evladı, 14
Şubat 1966 tarihinde sonsuzluğa göçer...
Hakkında romanlar yazılır... Filmler
çevrilir...
Yazar
Recai Sanay tarafından yazılan romanların adları şöyle: Türk
Casusu İngiliz Kemal İstiklal Harbinde (2 cilt), Türk Casusu İngiliz
Kemal Yunan zindanlarında, Türk Casusu İngiliz Kemal 2. Dünya Harbi’nde,
Türk Casusu İngiliz Kemal Lawrens ile Karşı Karşıya, İngiliz Kemal
Yakınşark İhtilalcileri Arasında, İngiliz Kemal Kıbrıs Muamması
Peşinde...
Ayrıca kendisinin 1924 yılında
yayımladığı kitap: “İşgal ve Mücahede Senelerinde Bir İstanbul
Gencinin Yaptıkları” adını taşıyor.
Kendisi hakkında bir diğer kitap ise,
yazımızın başında sözünü ettiğimiz Zekeriya Türkmen’in eseridir. Nitekim
biz de bu yazıda çoğunlukla Türkmen’in çalışmasından yararlandık.
Durağı uçmak olsun!
Mevlüt Uluğtekin Yılmaz
7 Ağustos 2008