Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

15 Nisan 2007

Avşarlı Türkmen Ozanı Dadaloğlu

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Tarih

 


Mütareke İstanbul’unun Sivil Toplum Örgütü: İngiliz Muhipleri Cemiyeti


-Hüseyin Özbek-


İngiltere, 20.yüzyılın başlarında Avustralya’dan Hindistan’a, Mısır’a, Pasifik’ten Atlas Okyanus’una uzanan karaların, denizlerin, renkleri, dilleri, dinleri değişik halkların efendi sahibidir!

 

Olağanüstü genişlikteki sömürge coğrafyasını ilgilendiren ekonomik, politik kararlar Londra’da alınmaktadır. İngiliz sanayisinin ve Londra borsasının ihtiyaçları doğrultusunda yapılan tarımsal üretim ve çıkarılan hammaddeler Britanya’ya akmaktadır. Sömürge coğrafyasının dinsel, toplumsal, siyasal sisteminden tüketim tarzına kadar her şey yine Londra’ca belirlenmektedir.

 

İngiliz Emperyalizmi, bu sömürü çarkının sonsuza kadar sürmesi, sömürgelerinin başka emperyalist devletlerin denetimine girmemesi için, sömürgelerle Britanya arasındaki ulaşım  güvenliğine çok önem vermektedir. İngiltere ile Hindistan arasındaki Akdeniz’in, bir diğer sömürgesi Mısır’ın, Süveyş Kanalı’nın, Basra Körfezi’nin denetimini elinde tutmak, başka emperyal güçle paylaşmamak İngiliz milli politikasının temelini oluşturmaktadır.

 

Hindistan yolunun üzerinde,  coğrafi açıdan stratejik konumda bulunan Mezopotamya, Güney Kafkasya, Ortadoğu, aynı zamanda petrol başta olmak üzere, diğer kaynaklar bakımından da stratejiktir. O halde Hasta Adam Osmanlı’nın elinden alınması, İngiliz sömürge coğrafyasına dahil edilmesi gerekmektedir!

 

Osmanlı coğrafyasının paylaşımının en önemli nedenlerini oluşturduğu Birinci Dünya Savaşı bitiminde, Osmanlı terekesinin Ortadoğu’ya ait olan bölümünün en büyük parçaları bu nedenle Majestelerinin imparatorluğuna düşmüştür!

 

30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi sonrasında işgal edilen başkent İstanbul’da İngiliz çıkarlarını savunacak, ulusumuzun emperyalizme karşı olası tepkilerinin ve direncinin doğuşunu engelleyecek, halkımızı bitimsiz sömürge uykusuna yatıracak bir örgüt gereklidir! 

 

İngiltere Büyükelçiliği baş tercümanı Mr.Ryan bu konuda yeterli deneyimi değişik sömürgelerde fazlasıyla edinmiştir. M.Ryan Hürriyet ve İtilaf Partisi Genel Merkezinde İngiliz yanlısı genel başkan Sadık Bey’le görüşür ve istemlerini sıralar. Partinin önde gelenlerinden Şura-yı Devlet ( Danıştay ) üyesi Sait Molla gönüllü olarak görevi üstlenir. Sait Molla Şura-yı Devlet üyeliğinden başka, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı da yapmıştır. İngiliz desteğiyle İstanbul Gazetesini çıkarır. İngiliz Büyükelçiliğinden ayda 300 lira maaş alır…

 

Sait Molla İngiliz Yüksek Komiserliği Askeri Ataşesi ile 1 Mayıs 1919’da görüşür:   “İngiliz’lerin Türklerle daha fazla ilgileniyor görünmelerini ve böylelikle kamuoyunda İngilizler lehinde bir hava oluşturulmasına yardımcı olmalarını” tavsiye eder!

 

Sait Molla’nın, cemiyete üye olacakların imzalayıp vermeleri için kaleme aldığı ve üye adaylarına dağıttığı mazbatanın üzerinde şunlar yazılıdır: “Aşağıda imzası bulunan bizler, adalet ve insanlığın koruyucusu İngilizlere Muhib ( dost ) olduğumuzu imzamızla onaylar ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti namıyla bir cemiyet teşkiline karar verdiğimizi beyan eyleriz.”   

 

Dönemin yasal mevzuatına göre böyle bir cemiyetin kurulması hukuken mümkün değildir.( Dahiliye Nezareti Muhabere-i Umumiye Dairesi tarafından yayınlanmış Teşekkül Edecek Cemiyetler Hakkında Olunacak Muameleye Dair 2 Ağustos 1910 tarihli tamim ve Dahiliye Nezareti Hukuk Müşavirliği’nin 17 Şubat 1919 tarihli tamimi.”

 

Cemiyetlerin kuruluşunun Şura-yı Devlet tarafından onaylanması zorunludur. Hukuken mümkün olmamasına karşın, cemiyetin kuruluş beyannamesini nüfuzunu kullanarak onaylatan Sait Molla, 20 Mayıs 1919 tarihinde Dahiliye Nezareti”ne-İçişleri Bakanlığı- verir. Türkiye”de İngiliz Muhibleri Cemiyeti (Association of the Friends of England in Turkey ) resmen kurulmuş olur. Cemiyetin kuruluş beyannamesi, İlkel Türk soyunun Avrupa’dan getirilecek damızlık erkekler yoluyla ıslah edilmesi gibi ilginç düşünceleri olan Dr. Abdullah Cevdet tarafından kaleme alınmıştır!

 

21 Mayıs 1919 tarihli, İngiliz yanlısı Alemdar Gazetesi’ ne cemiyet tarafından verilen bildiride, adres verilerek halk üye olmaya davet edilir ve kuruluş nedeni açıklanır: “Cemiyet, memleketin en yüksek simalarının dahi tasvibiyle vücuda gelmiş olup, ahalimizin şimdiye kadar açığa vuramadıkları sınırsız İngiliz sevgisinin belirmesine hizmet edecektir…”

 

Gazete cemiyetin bildirisinin altına kendi notunu da koymayı ihmal etmez: “İngiliz dostluğunun bu ülke ve millet için ne büyük bir nimet olduğunu yayınlarımızla sürekli tekrar ediyoruz. Bu dostluğun daha belirgin bir çerçeve dahilinde oluşumunu gösterecek olan yukarıdaki cemiyetin teşkili cidden şükran duyulacak bir olaydır. Anlamakla müsterih oluyoruz ki, hakikatin parlak ışıkları artık yollarımızı aydınlatıyor ve bütün millet böyle bir cemiyete istinad etmemiş olsa bile, dostluğu kalbinde bütün hararetiyle taşıyor”.

 

Sait Molla cemiyetin lideri olarak görülse de, gerçek mimar İngiliz Gizli Servisi’ nin “İntellegence Service”  İstanbul şube başkanı ve İngiliz Yüksek Komiserliğinin baş casusu Papaz Frew’ dir. Sait Molla halkı kandırmak için aydın, Müslüman din adamı kimliğini kullanmaktadır. Frew de gerektiğinde İslami kimliğe bürünecek ölçüde yetenekli bir oryantalisttir!

 

Peyam-ı Sabah yazarı, İşbirlikçi İstanbul hükümetinin İçişleri Bakanı, Kurtuluş Savaşı’nın amansız düşmanı meşhur Ali Kemal cemiyetin seçkin üyelerindendir! Devrin önemli devlet adamlarının, üst düzey bürokratların yanında, diğer cemiyetlerde pek rastlanmamasına karşın önemli sayıda kadın üye de vardır. Cemiyet üyeliği, devlet dairelerindeki işlerin kolayca halledilmesinde işe yaramaktadır! İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington İngiliz yanlısı bazı kişileri, kendi imzasını taşıyan pasaport ve seyahat vesikaları vererek ödüllendirmektedir.

 

Mütareke İstanbul’unda Boğaz’ın iki yakasının seçkinlerinin cemiyete ilgisi yoğundur. Cemiyet üyeliği, Payitahtın kozmopolit sosyetesinin, sarayla bağlantılı ailelerin prestij kartı haline gelmiştir! Günümüzün bazı seçkinlerinin, birtakım asalet budalalarının, sarayla bağlantılarını, paşazadeliklerini övünme vesilesi yapan zevattan birçoğunun paşa dedelerini, konak, yalı kadın efendilerini, cemiyetin reis-i evvel ve nisvan-ı muhtereme listelerinde görmek okurlarımıza hayli eğlenceli gelebilir!  

 

Kuruluşundan yaklaşık 3 ay sonra, 28 Ağustos 1919 tarihinde cemiyetin üye sayısı 53 bini aşmıştır! O zamanın milyona ulaşmamış İstanbul nüfusu ölçü alınırsa, ulaşılan sayının olağanüstülüğü düşündürücüdür. Başlangıçta Türkçe kazınmış olan cemiyet mührü belki de üyelikte ulaşılan sayının verdiği güvenle değiştirilir. Türkçe-İngilizce kazınmış bir mühür kullanılmaya başlanır!

 

Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’da bağımsızlık ateşini yaktığı günlerde, 23 Mayıs 1919’da Sait Molla tüm belediye başkanlarına gönderdiği telgraflarda “Tek kurtuluş yolu olarak İngiliz manda ve himaye fikrinin kabul edilmesi” olduğunu telkin ediyordu. Yine 22 Ağustos 1921’de, Türk Ordusu Sakarya boylarında Yunan ordusuna karşı ateşle imtihan olurken, İngiliz Yüksek Komiserliğine verdiği yazıda:“Ben ve arkadaşlarım Türkiye’de halkın eğitim düzeyine göre bir hükümet kurmak ve İngiliz uygarlığından yararlanmak istiyoruz” diyordu.

 

İngiliz Muhibleri Cemiyeti, Milli Mücadeleye karşı Damat Ferit ve İngilizlerce desteklenen Teali İslam Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti gibi bazı sivil toplum örgütleriyle de yakın ilişki içindedir. Sait Molla Rahip Frew’e yazdığı 4 Ekim 1919 tarihli mektubunda; “ Kürt Teali Cemiyetindeki yakın dostlarımızla görüştüm. Bir kaç gün sonra verilen talimat çerçevesinde Kürt Aşiretlerini harekete geçirmek için doğu illerine gideceklerdir.” demektedir.

 

İşgalcilerin çizmeleri altındaki başkentin zehirli mütareke atmosferinde geliştirilen bir ihanet örgütünün sunulan kısa panoraması, günümüz için de derslerle doludur. Türk ulusu, emperyalizme karşı ölüm kalım mücadelesi verirken; Payitahtın kreması, asalak, soysuz bir kesimin, mütareke münevverlerinin, sömürgenlere nasıl eklemlendiğinin de çarpıcı fotoğrafıdır anlatılan.

 

İngiliz Muhibleri için mütareke dönemi tarihin sonu idi. Artık sonsuza kadar emperyalizme, o dönemin süperlerine secde etmekten başka bir çözüm yoktu. Ulusal kurtuluş mücadelesi veren Türk ulusuna, Mustafa Kemal Paşaya; “Bu çağda bu kafa ha!”diye dudak büken, alaya alan mütareke münevverlerinden kopya sözlerin aynısını 2000 li yıllarda duymak aslında bizleri şaşırtmamalı.

 

İngiliz Sterliniyle fonlanan dünün sivil toplum örgütlerinin manevi mirasçısı olan, günümüzün Paund, Dolar, Euro fonlu kimi sivil toplumcularını ibretle izlemeye devam ediyoruz. Sait Mollalarının yönlendiricisi yüksek komiserlerden, elçilik müsteşarlarından, rahiplerden, günümüzün AB komiserlerine, dipten doruğa turuncu donanıp, renk vermeyen renkli devrimcileri izlemek insana böyle tarihsel çağrışımlar yaptırıyor nedense…

 

Hüseyin Özbek

Avukat, 15 Nisan 2007


Kaynaklar

1) Nutuk  : Atatürk

2) Milli Mücadeleye Karşı Bir Cemiyet: İngiliz Muhibleri Cemiyeti, Atatürk Araştırma Merkezi :  Dr.Cengiz DÖNMEZ



Kötülüğü Tanımlamak, İmal Etmek, Sonunda Öldürmek -Hüseyin Özbek-


ABD film endüstrisinin Amerikan halkının dünyaya bakışının, siyasal kültürünün, tüketim alışkanlıklarının, giderek ortalama kişiliğinin belirlenmesindeki etkisi bilinmektedir. ABD’ nin ekonomik, siyasal düzeninin, ülke içi, ülke dışı politikasının tanziminde finans kapitalin, silah tekelleri başta olmak üzere, ekonomik gücü elinde bulunduranların mutlak hakimiyetini göz ardı etmemek gerekir. ABD halkının düşünce kalıplarını, davranış biçimlerini belirleyen güçlerin etkisi ABD ile sınırlı değildir. Pasifik’ i ve Atlantik’ i aşıp, dünyayı sarmalayan ABD emperyalizmi, diğer ulusların, toplumların, toplulukların değer yargılarının oluşturulmasında silahlı güçlerinden daha etkin bir diğer gücünü devreye sokmaktadır. O da Holivut” tur.



Kuzey Irak Operasyonu -Hüseyin Özbek-


Halkımız Kuzey Irak’taki oluşumun Türkiye açısından birinci dereceden güvenlik sorunu haline geldiğini, üniter yapımızı tehdit ettiğini, bölücü terörün stratejik, taktik, lojistik merkezine dönüştüğünü görüyor. Kuzey Irak’taki aşiret liderlerinin ayakları yer tutup, ABD himayesinde siyasal, ekonomik gelişimini tamamladığında, Irak’la şekli anlamda pamuk ipliği derecesine inmiş bağlantısını da atıp bağımsızlığını ilan edeceğini, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik taleplerde bulunacağını tarihsel deneyimlerin verdiği sezgisiyle algılıyor.



Diyasporanın Soykırım Kamapanyasına İç Destek -Hüseyin Özbek-


1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında başlayıp, 1983 Paris Orly katliamına kadar geçen sürede ASALA başta olmak üzere Ermeni terör örgütlerince yoğun bir  kampanya sürdürüldü. Bu süreçte kırka yakın Türk diplomatı hayatını kaybetti. Suikast sorumlularının bulunup yargı önüne çıkarılmasında her nedense cinayetlerin gerçekleştiği ülkelerin resmi makamları pek istekli davranmadılar.Üstelik her suikast sonrası dünya medyası tarihsel gerçekleri çarpıtarak; 1915 Ermeni Tehciri”ni dillerine dolayıp ulusumuzu mahkum etme yoluna gittiler.


 

Hüseyin Özbek


Serbest avukatlık yapmaktadır.

.............. ................. ............. .......... ..... ..........


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar