Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

13 Mart 2007

Cihan Şah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Erdoğan Altınkaynak

Yazarlar

Türk Tarihi


Kırım Karadeniz-Urumlar ve Yunanistan


-Erdoğan Altınkaynak-


Daha önceki yazılarımızdan hatırlayacaksınız. Hıristiyan Türkler Urumları… Bu yazımızın konusu da onlarla ilgilenenlerdir.

 

Urum ve Rumeyler ile önceleri Ruslar ve İngilizler, daha sonraları da Yunanistan ilgilenmeye başlamıştır. Elbetteki Yunanistan bu işte taşerondur.

 

Yunanistan bu iki toplumla çok eskiden beri ilgilenmektedir. Dışişlerimiz de herhalde bunun farkındadır. Hatta bir rivayete göre, Gürcistan’daki  Urumlar ile ilgili görüşmelerde bulunmak üzere giden Yunan büyükelçisine Türk meslektaşı tercümanlık da yaptı diye de bir duyum aldık. Tabi bu bir rivayet .

 

1780’li yıllarda Hıristiyan nüfus Kırım’dan ayrıldıktan sonra geriye dönememiş, mevcut olanlar da çok küçük bir azınlık halinde dağınık olarak yaşamıştır. Buna rağmen Yunanlılar, Kırım Özerk Cumhuriyeti Başkenti olan Akmescit’te (Simferopol), Ploşad Lenina (Lenin Meydanı) yakınlarında, Puşkin Caddesi yolu üzerinde, Merkez Bankası yanında bir vakıf-federasyon ile buradaki Hıristiyan dinli Rumey ve Urumlara sahip çıkmaya, onları bir ve beraber tutmaya çalışmaktadır. Birkaç kere gitmemize rağmen bu vakfın yöneticileri ile görüşemedik. Buradaki çalışmaların organizasyonunu da Tavriya Üniversitesi’nden Rumey asıllı bir bilim adamı yapmaktadır. Senenin belirli zamanlarında ‘Güreş’ adıyla toplantılar da düzenlenmektedir.

 

Ukrayna’daki Rumey ve Urumlar hedeflenerek, Donetsk eyaletinin Mariupol şehrindeki federasyon marifeti ile bir de ‘Yunanistan-Ukrayna’ başlıklı uluslar arası konferans düzenlemiş, bu konferans tebliğlerini de 1999 yılında Mariupol’de yayınlamıştır. Federasyon’un başkanı Aleksandra Pacaci, aynı zamanda Mariupol şehri, Eski Kırım kasabası okul müdürüdür. Gerek kendi okulunda ve gerekse diğer Urum kasabalarında ‘Elenika’ adıyla Yunanca dersleri verilen bölümler kurdurmuştur ki, bu çalışmasını da Yunanistan desteklemektedir.

 

Kazakistan’ın Kentav şehrindeki birliğin başkanı Dimitri Karaközidi’dir. Bu kişi Kazakistan’dan Yunanistan’a seferler düzenleyen bir seyahat şirketinin ofisini çalıştırmaktadır.

 

Gürcistan’ın başkenti Tiflis’teki federasyonun başında Bir tıp doktorudur. Halkının büyük çoğunluğunun, özellikle gençlerinin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a göç ettiğinden, özellikle gençlerin gitmesinden sonra etrafta yaşlıların daha da zor durumda kaldığından bahsetmektedir. Federasyon üyelerinden Anastasya Purpuridi de, bölge halkını dil açısından ikiye ayırtmakta, bir grubu iki dilli, bir grubu da sadece Türk dilli olarak ayırtmaktadır. Tselka’dan göçerek Kırım’a yerleşen  ve burada Kırım Özerk Cumhuriyeti meclisinde milletvekili ve  Dışişleri  komisyon üyesi olan Malgazi Arudov’da, bu halkların tamamının iki dilli olduğunu iddia etmektedir.

 

Urum halkı Yunanca’dan bir şey anlamamaktadır. Hatta bazı Urum aydınları, kendilerine Yunanca öğretilmeye çalışılmasından oldukça rahatsızdır. Ne var ki, Urum halkı, özellikle gençler, Ukrayna’nın içinde bulunduğu ekonomik durumdan dolayı, yurt dışına çalışmaya çıkmak zorundadır ve bu durumdan da Yunanistan faydalanmakta, onların çalışmalarına Yunanistan’da imkan sağlamaktadır. Ancak, Ukrayna, Gürcistan ve Kazakistan’dan Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a çalışmaya giden Urumları yerli halk istememektedir. Yunanistan’ın gözünde Urumlar, kendi yaşadıkları yerde Grek ve ancak Yunanistan’a geldiklerinde yerli halk tarafından Türk ilan edilmektedirler. Çünkü onlar, eskiden olduğu gibi, günümüzde de tek kelime Yunanca bilmemekte, Yunan kültürüne de oldukça uzak yaşamaktadırlar. Urumlar ve Yunanlılar birbirleri için ‘öteki’dir.

 

Rusya, azınlıkları hala kendisi etrafında toplamaya çalışmakta, bu konuda da başarı sağlamaktadır. Çünkü mevcut ekonomik durumdan Sovyetler Birliğini dağıtanlar sorumlu tutulmakta, Ukrayna, Azerbaycan ve Kazakistan suçlanmaktadır. İşsiz ve fakir halk geçmiş günlere karşı duyduğu özlemi her fırsatta dile getirmektedir. Rusya’nın hakimiyetini veya etkisini kırmak için Gerek Gürcistan, Gerek Kazakistan ve gerekse Ukrayna azınlıklara karşı duyarlı davranmakta, bu azınlıkların yönünü Rusya dışındaki ülkelere döndürmek için ellerinden gelen gayreti göstermektedirler. Bu durumdan da İsrail, Litvanya, Ermenistan, Türkiye, Yunanistan, İran ve Arabistan, Almanya, Fransa, Polonya, Çin, Amerika gibi ülkeler faydalanmaktadır.

 

Bizim şimdiki konumuza dönelim. Yunanlılar bütün bunları yaparken, bu dini farklı ama genetik ve kültürel olarak Türk olan topluma karşı Türkiye ne yapıyor?

 

Urumlar arasında iki yıldan fazla kaldık ve onlar ile ilgili çalışmalarda bulunduk. Bu çalışmalarımızın akabinde oluşan bilgilerle Gazi Üniversitesi’ne sunduğumuz bir taslak proje hazırladık. Proje uygulamaya konuldu. Urumlar arasına gönderilen araştırmacılardan hiçbirisi konunun uzmanı değildi.

 

Urum aydınları ve ileri gelenleri ile yaptığımız görüşmeler neticesinde, yine Urumların isteği doğrultusunda, Ukrayna Grek Federasyonu’nun muhalefetine rağmen, Urum köy okullarına Türkçe öğretmeni gönderilmesi kararına vardık. Türkiye’den istedikleri, sadece dört öğretmendi. Bu öğretmenler de Türkiye’den gitmeyecek, Kırım’daki, Kırım Devlet Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesi’nden, TİKA Türkoloji projesi çerçevesinde kurulan Türkoloji Araştırmaları Merkezi mezunlarından Kırım Tatar Öğrencileri olacaktı. Urumlar, (- Biz bunların maaşlarını veremeyiz, ama onlara ev ve barınacak yer verebiliriz. Bunların maaşlarını da TİKA karşılasın.) diyordu. Bu dört öğretmenin toplam maaşı 400 dolardı. Durumu koordinatöre ilettik. Bu sayede hem Urumlar ile aktif diyalog kurulmuş olacak, hem TİKA Türkoloji projesinde eğitim almış insanlara iş kapısı açılacak ve hem de Urumlar ana dillerinde eğitim almış olacaklardı. Ne oldu ne bitti haberimiz yoktur.

 

Ukrayna Urumları, kendi dillerinde bir gazete çıkaracaktı. Hatta başlamışlardı da… Maddi imkansızlıklar nedeniyle akim kaldı. Yetkilileri uyarmamız ve çok küçük bir yardımla bu gazetenin devam ettirilebileceği, bunun için gerekli yardımı, Ukrayna’daki bir Türk iş adamının bile bir günlük masrafı dahi olmadığı, teşvik edilmesi gerektiği hususunda istemimiz hiç duyulmadı.

 

Dora Teyze, Urum Türkçesi alfabesi hazırlamıştı. Ayrıca her köye bir müze kurma girişimi vardı. Akim kaldı.

Urumların varlığı ve kültürel akraba olarak kendilerini Kırım Tatarlarını görmeleri, Kırım Tatar Türklerinin de menfaatine olacaktı. Bu konu ile ilgili olarak Kırım Tatar Türkleri Türkiye derneklerinden kişilerle görüştük ve fikirlerimizi ilettik. Acaba ne yaptılar ve ne yapmaktalar çok merak ediyoruz.

 

Gürcülü Köyü sakinleri rahmetli Kemal Sunal’ı çok iyi biliyor ve filimlerini de zevkle izliyorlarmış. Çünkü bu insanlarla Anadolu insanının nükte anlayışı da, komiklik unsur taşıyan jest ve mimikleri de aynı. Zevk ve estetikleri aynı olan bu insanların küfürleri de aynı. Bizden ricada bulundular ‘uydu antenimizi tamir ettirin’ diye. Yapamadık. Bu çanak anten sayesinde Türkiye ve Türkçe ile tek iletişimlerini ve kültürel bağlarını devam ettiriyorlardı. Bir çanak anten dediğiniz nedir ki?

 

Urum ileri gelenlerinden Valery Kör’ü, masrafları tarafımızdan karşılanarak Doğu Karadeniz bölgesine getirip gezdirdik. Giresun’u gördü, tanıdı, Giresunlular ile birlikte horon tepti, atma türkü söyledi, erkeler arası eğlenceye katıldı. İstanbul’da Türk Ortodoks Patrikliğine gittik ve Sevgi Erenerol Hanım  ile tanıştırdık. 1475 yılında Kefe’den gelen Siyah Meryem İkonu hatırasına yaptırılan Kilisede fotograflar çekildi. Urum Türkçesiyle İncil hazırlanması ve  din adamı yetiştirilmesi hususunda görüşler beyan edildi. Valery’nin geri dönüşte, memleketi Eski Kırım’daki Urumlara Türkiye’yi anlatışını görseydiniz şaşardınız.

 

Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi’ne, Kazakistan Urumları ile ilgili bir proje hazırlayıp takdim ettik. Yine bir sonuç çıkmadı. Gürcistan’a Anadolu’dan yapılan göçler üzerinde bir çalışma önerisini değişik kurumlara ilettik, bir sonuç çıkmadı. Velhasıl ne kadar uğraştıksa bir neticeye varamadık. Tamamen kişisel gayretlerimizle ve kaynaklarımızla yaptığımız geziler, çalışmalar ve araştırmalar, yayınlar; kurduğumuz iletişimler maddi olarak artık boyumuzu aşar oldu.

 

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, misyonerlik ve lobicilik faaliyetlerinde Türkiye’nin kat etmesi gereken çok mesafesi vardır. Urumlar örneğinde olduğu gibi…

 

Erdoğan Altınkaynak

13 Mart 2007


 

Erdoğan Altınkaynak


30 / 10 / 1961 Yozgat Yerköy doğumluyu. İlkokulu (1973) ve ortaokulu  (1976) Yerköy'de, liseyi (1979-80) Burdur'da okudu. Fırat Üniversitesi Fen-Ede. Fak. Türk Dili ve Ede. Böl. (1984)’de bitirdikten sonra 1985 yılında Diyarbakır Ergani Lisesi’nde Edebiyat öğretmenliği görevine başladı. 1987’de Çermik Lisesi edebiyat öğretmenliği ve 1989 Çermik Lisesi Müdürlüğüne atandı. 1992’de Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Halk Edebiyatı sahasında yüksek lisansa başladı ve aynı yıl Melikgazi I. Endüstri Meslek Lisesi Edebiyat Öğretmenliğine atandı. 1993 yılında yüksek lisansı (Tez konusu: Türk Halk Hikayeleri "Metin - Tahlil") 1997 yılında doktorayı (Tez konusu: Pınarbaşı, Sarız, Tomarza Avşar Ağıtları) tamamladı.

            Erciyes, Bizim Gençlik, Türkü, Genç Nefer gibi dergilerin yayın kurulunda görev aldı ve redaktörlüğünü yaptı.

            Türkü, Geçit, Genç Nefer, Bizim Gençlik, Erciyes, Türk Folkloru, Bünyan Kültürü, Yedigöl, Hamidiye, Türk Kültürü, Türk Dünyaşı Araştırmaları, Yeni Türkiye, Türk Dünyası gibi dergi ve gazetelerde yazı ve şiirleri yayınlandı. Arayışlar adlı bir şiir kitabı var. Turizm Bakanlığının açmış olduğu "2000'li  Yıllarda Türk Turizminin Ekonomik ve Sosyo-Kültürel Boyutları" konulu yarışmada Yaşar Elden ile birlikte hazırlamış  oldukları tez ile mansiyon ödülü aldı.

            Kafkas Ünv. Fen-Edb. Fak TDE Bl. Arş. Grv. Olarak üç yıl çalıştıktan sonra, yardımcı doçent olarak KTÜ, Giresun Eğitim Fakültesi, Türkçe Öğretmenliği Bölümüne geçti. Burada Bölüm Başkanlığı ve ana bilim dalı başkanlıklarında bulundu. Halen KTÜ, Giresun Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

            1999-2000 Eğitim öğretim yılında TDAV’ın bursuyla, Kazakistan – Almatı – Abay Devlet Ünv.’de öğretim üyesi olarak görevlendirildi. Burada Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Dili Tarihi, Stilistika, Yazılı Anlatım ve Türkiye Türkçesi Grammatikası derslerini okuttu.

            Kiril ve Osmanlı alfabelerini kullanır. Biraz Kazak Türkçesi ve biraz da Rusça bilmektedir. Evli, ikisi erkek üç çocuk babasıdır.

 

YAYINLAR.  

 

I. KİTAPLAR.

1. Arayışlar, (Şiir Kitabı) , Kayseri 1993; (Yenilerle Arayışlar II. Baskı) Giresun 1999

2. Aşık Veysel Şahbazoğlu (Hayatı -Sanatı - Şiirleri) Ankara 1998.

3. Mehmet Hicrani’nin Hikayeleri, Giresun 1999.

4. Anlatım Esasına Dayalı Metinler ve Din, Giresun 1999.

5. Düzengi (kompozisyon), Giresun 1999.

6. Hasbihaller, (Şiir Kitabı) 2002 Giresun

7. Sarıkamış Destanı, 2002 Ankara

8. Gagavuz Masalları, 2002 Trabzon. (Baskıda)  


 



 


 


 



 


 


 



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Erdoğan Altınkaynak

Yazarlar