Yazar | 
Cemal Şener |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Türklerin Kürtleşmesi Ermeniler ve Halaçoğlu'nun Konuşması
-Cemal Şener-
Avşarelleri Dergisi, 18.08.2007 tarihinde Kayseri’de “Türk Tarihi’nde ve Kültüründe Avşarlar” adlı bir sempozyum düzenledi. Sempozyumun açış konuşmasını kendisi de Avşar Türkmeni olan Türk Tarih Kurumu başkanı tarihçi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu yaptı.
Prof. Dr. Halaçoğlu konuşmasının bir yerinde; “Bugün kendisini Kürt kabul eden bazı aşiretlerin 16. yüzyıl Osmanlı vergi kayıtlarında Türkmen aşireti olduklarını” ayrıca “1915 tehcirinde bazı Ermeniler’in kendilerini Kürt ve Alevi olarak göstererek ülkede kaldıklarını” ifade etti. Tesbitini araştırmalarına dayanarak saptadıktan sonra sözü PKK ve TİKKO’nun içinde sadece Kürtlerin değil Ermeniler’in de olduğuna getirdi.
Halaçoğlu’nun bu saptamalarını birileri basına; Prof.Dr. Halacoğlu’nun Türkiye’de Kürt olmadığını, Kürtlerin Türk olduğunu, Kürt Alevilerinde Ermeni olduğu ve PKK ile TİKKO’nun da bunlardan oluştuğu şeklinde provokatif bir şekilde servis yapıldı. Tabi bu provakasyona ilk gelenlerde doğal olarak bazı Alevi kişi ve kuruluşlar oldu.
Fakat dönüp Prof. Dr. Yusuf Halacoğlu’nun konuşmasına bakıldığında olayın böyle sunulmadığını anlaşılmaktadır. Çünkü Halacoğlu 16. yüzyıldan sonra Kürtleşen Türkmen aşiretlerinden bahsediyor. Bu tesbite katılmayan tarihçi yoktur. Ardından gelen tesbitte ise; Ermeni tehciri sırasında 1915' lerde bazı Ermeni vatandaşların bu tehcirden kurtulmak için Kürt ve Aleviler arasına sığınıp tehcirden kurtuldukları tarzında bir tesbittir. Bu tesbite de birçok tarihçi katılmaktadır.
Prof. Dr. Hallacoğlu’nun bu olayları PKK ve TİKKO ile ilişkilendirmesi gereksiz ve anlamsız bir siyasi spekülasyon konusu olmuştur. Yoksa önceki tesbitlerine katılmamak olanaksızdır. Bu konuda yapılmış bazı saptamalara bakalım. Türklerin Kürtleşmesi ya da Kürtlerin Türkleşmesi, Ermenilerin Kürtleşmesi, Türkleşmesi, Sünnileşmesi, Alevileşmesi yeni saptamalar değildir. Nerede ise yüzyıllık tartışmadır.
Anadolu’da bir dizi uygarlık gelmiş geçmiştir. Bu uygarlıkların birbirini etkilememesi olanak dışıdır. Etkileşim karşılıklıdır. Bu bütün dünya toplumlarında görülmektedir. Bu nedenle sosyolojik-tarihsel bir olgudur. Yadırganacak bir yanı yoktur.
Türkmenler’in Kürtleşmesi olgusu ile ilgili olarak Ziya Gökalp; “Kürtlerle beraber yaşayan Türkmen aşiretleri tedricen Kürtleşmişlerdir.” Dedikten sonra sonra örnek olarak, Karakeçililer aşiretini ve Türkan aşiretini örnek veriyor üstelik; “Türk olduklarını da Kürt lisanıyla söylemektedirler.” diyor. Konu ile ilgili olarak Rıza Nur, 1921 yılında; “Bugün Kürt denilen bu adamların çoğunun Türk olduğunu çoktan bilirim. Yalnız onlara bunu bildirmek, öğretmek lazımdı. Türk zavallıdır, Hadi Mısır’da, Cezayir’de yüzbinlerce Türk’ü kaybetmişiz, Araplaşmışlar. Fakat, Kürdistan henüz elimizden de çıkmamıştır ve anayurtta Türkler’i Kürtleşmeye bırakmışız.” Diyor.
Aynı konuda Doğan Avcıoğlu ise, Türkler’in Tarihi kitabında; “GüneydoğuAnadolu, Safeviler’in elinde kalsa idi, Türkçe orada rakipsiz bir dil olurdu. Bölge Türkleşirdi. Osmanlı’da tersi oldu. Şah İsmail’in peşindeki Kızılbaş Türkmene karşı, Osmanlı çoğu Sünni ve Şafii olan Kürt beylerini tutmuştur. ”Tesbitini yazmıştır.
Bu konuda kürtçü siyasetçilerin en önemli referanslarından İsmail Beşikçi bile; “Uzun asırlar içerisinde Kürtler tarafından asimile edilmiş Türklerin de varlığından söz etmek gerekir.” Diye yazıyor. Ve Kürtçü siyasetçilerin baş referans kaynağı Abdullah Öcalan ise, adeta Ziya Gökalp’i tekrarlayarak şöyle yazıyor; “Birçok Türk beyinin Mardin’de, Diyarbakır’da, Ahlat’da, Erzurum’da kurduğu beylikler var. Hepsinin içinde Kürt-Türk karışmıştır. Örneğin; Karakeçililer, bugün Karacadağ eteklerinde yaşıyorlar, hepsi de benden daha çok Kürt ve hiç Türkçe bilmezler. Karakeçililer aslında bir Türkmen boyudur, buna benzer birçok boy var.” Diyor, Peki Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na karşı çıkanlar Abdullah Öcalan, İsmail Beşikçi ve diğer yazılanları okuyunca ne diyecekler.
Bizim kamuoyumuzda yabancı yazarların yazdıklarının itibarı daha fazladır. O zaman birde bu konu ile ilgili bazı yabancıların tesbitlerine bakalım. İşte bunlardan biri Türkiye’de etnik kimliklerle uğraşan Martin Van Bruinessen bakalım ne yazıyor; “Dersimliler’in nereden geldikleri sorusunu akla getiren ve hem resmi tarih ekolüne bağlı olanlar, hem de liberaller olmak üzere, birçok Türk akademisyence bu soruya verilen cevap, bunların Kürtleştirilmiş (Zazalaştırılmış) Kızılbaş Türk aşiretleri olduğudur. Bu varsayım o kadar mantıklı görünür ki, batılı bazı akademisyenlerce de hiç sorgulanmadan kabul edilmiştir. (Örneğin Melikof 1982, a: 145)”
Bruinessen bu konunun; “Batılı akademisyenlerce hiç sorgulanmadan kabul edildiğini” yazarken bizim çok bilmiş Kürtçü siyasetçilerimiz ve miyop aydınlarımız Prof. Halaçoğlu’nun bu saptamasından dolayı yargılanmasını isteyebiliyor.
Türkiye’de Etnik Gruplar kitabının yazarı P. A. Andrews ise; “Kars’ın Selim ve Ardahan ilçelerinde Zazalar, Türkmen adı ile anılmaktadır.” Diyor. Şimdi de Prof. Dr. Halaçoğlu’nun Ermeni tehçiri nedeni ile Kürtleşen Alevileşen ya da Sünnileşen Ermeni olup olmadığı düşüncesine bakalım. Konu ile ilgili olarak Uluslararası ilişkiler hocası Prof. Dr. Hasan Koni Almanya’da yapılan “ErmeniMeselesi” ile ilgili bir toplantıda; “Tehcir sırasında, yerinden olmamak için ‘convert’ olan yani müslümanlığa dönen Ermeniler’de var. Bunların kim olduğunu bilemiyoruz. Sayıları 300-400 bin kişi. Ayrıca dönmüş Museviler ve dönmüş Rumlar’da var. Bunları maalesef Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarını rahatsız etmemek için açıklamıyor. Belki de devletin içinde de yüksek rütbeye gelmiş, Ermeni kökenli dönmüş insanlarımız var.” Diye tebliğ sunmuş.
Prof. Hasan Koni’nin bu detaylı açıklaması karşısında susan basın sıra Halaçoğlu’nun konu ile ilgili daha az hatta bir cümlecik ifadesi karşısında neden gürültü yapıyor. İnsana düşündürücü geliyor. Peki 25.8.2007 tarihli Aslan Bulut’un YENİÇAĞ Gazetesindeki köşesinde Hırant Dink’in açıklamasına ne demeli? Bakın Hırant Dink Ermenistan gezisinde ne demiş: “Hırant Dink bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına, ‘Siz 1,5 milyon kişiden bahsediyorsunuz? Oysa aynı dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştur. Bunları neden dikkate almıyorsunuz? diye sordu?’ Muhatabıda ‘Bu konunun gündeme gelmesi davamıza zarar verir’ cevabını verdi.” Diye yazılı.
Aynı yazıda Oral Çalışlar ile Hırant Dink’in Malatya Arguvan’ın Kürt köylerinden birinde muhtarın damındaki sohbette; “Hırant’ın varlığı sanki insanları itirafa zorluyordu. Anneannesinin, Babaannesinin Ermeni gelin olduğunu söyleyenler sıraya dizildiler.” dediğini okuyoruz.
Ermeniler’in Kürtleşmesi ile ilgili en anlamlı durumu ise Hırant Dink’in eşi Rakel Dink’in ağzından Aralık 1999 tarihli Aktüel dergisinde Rıdvan Akar’ın yazdıklarında okumak daha anlamlı. Yazının başlığı; “Cudili Rakel’in Masalı.” Yazıda tehcir sırasında Cudi Dağı’na kaçan Ermeni Varto Aşireti’nin 25 yılda nasıl Kürtleştiğinin hikayesi yazılı. Deniyor ki; “Aşiretin yaşadığı topraklarda şimdi Kürt köyleri vardı.Ve giyimleri yaşam tarzları ile Ermeni Varto Aşireti onlar gibi yaşamaya, onlar gibi konuşmaya başladı. Ermeni Aşiretinin dili artık Kürtçe idi. Tek kelime Ermenice bilmiyor, dualarını bile Kürtçe ediyorlardı… Kürtçe konuşuyor, ama Kürtlerden farklı olduklarını biliyorlardı.”
“Ermeni Kökenli Alevi Ozanlar” kitabı ile kamuoyunca tanınan Alevi kökenli Kürtçü yazar Mehmet Bayrak’ın çevirtip yayınladığı kitaptan düşüncelerini öğrendiğimiz Hans Lukas Kieser Kürtleşen Ermeniler ile ilgili olarak “Bununla beraber pek çok ipucu, Kürt Aleviliğinin beşiği olan Dersim’in en azından bir bölümünün Kürtleşmiş Ermeni asıllı halklardan oluştuğunu gösterir.” yazdığını okuyoruz.
Demek ki küçük bir kaynak taraması sonucu Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun bu konudaki tesbitlerinin çok paylaşılan saptamalar olduğu görülüyor. Halaçoğlu’nun Aleviler’in %99’unun Türkmen olduğu Kürtlerin de içinde %30-40 oranında Kürtleşen Türkmenlerden sözetmesi tarihçilerin genel saptaması sayılır. Ayrıca Kürtleşen Alevi Türkmenler olduğu gibi Türkleşen, Sünnileşen, Kürtleşen, Ermenilerden çok az da olsa Alevileşen Ermeniler’den de sözetmek olasıdır. Bu sosyolojik bir gerçektir. Bulunduğumuz coğrafya toplumların harman olduğu bir coğrafyadır. Bu tür toplumsal etkilenmeler kaçınılmazdır. Daha dün; “Hepimiz Hırantız, Hepimiz Ermeniyiz” diyenlerin Ermeni kelimesinden bu kadar rahatsız olup provakasyon yaratmak istemeleri çok manidar gözükmektedir.
Cemal Şener 30 Ağustos 2007
|
Dil, Din, Etnisite İlişkisi ya da Dil, Din, Milliyet İlişkisi -Cemal Şener-
Toplumların tarihine bakıldığında tek düze bir süreç izlenmiyor. Bu saptama toplumların dil tarihi için de geçerlidir. Bu durum toplumların inanç tarihi için de geçerlidir. Bu toplumların etnik kimlikleri için de geçerlidir.
Hemen hemen hiçbir toplum ilk ortaya çıktığından günümüze dek aynı dili, aynı inancı hatta aynı etnik kimliği izlemiyor. Toplumların sosyal tarihinde bir dizi gel-gitler, alt-üst oluşlar olmuştur. Bu diğer alanlarda olduğu gibi toplumların dil, din ve etnisite alanlarında da böyledir.
|
Semah Nedir? -Cemal Şener-
Semah; Aleviler’in ibadeti olan Cem’in ayrılmaz bir parçasıdır. İnanışa göre Hz. Muhammet, Miraç dönüşü Kırklar Meclisi’ne uğrar. Selmani Farisi bir üzüm tanesi ile içeri girer ve Hz. Muhammet’e; “Ey yoksulların hizmetçisi! Bu üzüm tanesini bize paylaştır.” Der. Cebrail bir tabak getirir ve Hz. Muhammet onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet, Kırklar’dan birinin dudağına değince tümü kendinden geçer; kalkıp; "“ya Allah"”diyerek semah döner. Semah o gün bugündür erenler meclisinde dönülür.
|
Aleviliğin Siyasallaştırılması Üstüne... -Cemal Şener-
Ülkemiz iki ay sonra bir genel seçimi yaşayacak. İktidarda 2002’de %34 oy ile meclisin %64 çoğunluğuna sahip AKP var. AKP siyaset biliminde “siyasal islamcı” denilen bir siyasal parti. Buradaki siyasal İslam, siyasal Sünnilik olarak anlaşılmaktadır. AKP, ülkemizde Sünni İslamı siyasallaştırma geleneğinden gelen Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet Partisi geleneğinden gelen, bu geleneği temsil eden bir siyasi parti. Adı geçen partilerden 3’ü Anayasa Mahkemesi tarafından laikliğe aykırı siyasal parti olduğu gerekçesi ile 3 defa kapatıldı. AKP ise değişen dünya siyasi konjoktürü neticesinde süper güç ABD ile anlaşıp ülkemizde Fazilet Partisi ve Erbakana bir operasyon uygulayarak iktidara getirilen Sünni siyasi İslamcı bir parti.
|
| | 
Cemal Şener
.1951 - .. (Erzincan) Cemal Şener, Erzincan Merkez-Güllüce Köyü doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzincan'da tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nde "Erzincan'ın Demografik Yapısı" tezi ile lisans, İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi'nde "Çerkez Ethem Olayı" tezi ile yüksek lisans yaptı. Alevilik Olayı'nı doktara çalışması olarak sürdürürken, Siyasal Bilimler Fakültesi'ndeki görevinden YÖK nedini ile 1983'te ayrıldı. Türkiye'nin toplumsal yapısı ile ilgili çalışmalarını sürdürmektedir.
Yayınlanmış yapıtları
Çerkez Ethem Olayı, Alevilik Olayı, Alevi Törenleri, Alevilik Üstüne Ne Dediler, Atatürk ve Alevilik, Topal Osman Olayı, Yaşayan Alevilik, Şeriat ve Alevilik, Anadolu'da Alevi-Bektaşi Dergahları, Şaha Doğru Giden Kerman, Benim Kabem İnsandır, Aleviler Ne yapmalı, Şamanizm, Anadilde İbadet.
|
| 
| Alevilik |
| 
| Türkçülük |
| 
| Kültür |
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|