Güney
Sibirya, Kazakistan, Moğolistan ve Çin’in eski gerçekleriyle ilgili
olduğu için, Orta Asya etnik tarihinin en tartışmalı ve çetrefil
meselelerinden birisi Kırgızların kökeni konusudur. Konunun daha iyi
anlaşılabilmesi için öncelikle kullanılacak terminolojinin belirlenmesi
gerekir. Biz burada eski Orta Asya Kırgızlarının resmi adı “Kırgız”ı
kullanacağız. “Eski Kırgızlar” terimiyle ise 840 yılında Kırgız
Hakanlığı adıyla bilinen devleti kuran ve Minusin çanağı ile Sayanlarda
yaşayan halkı kastetmiş olacağız.
Kırgızların kökeni meselesi birkaç yüzyıldır bilim adamlarının kafasını
ağrıtmıştır, ama bugüne kadar bu Kırgızların kim oldukları, vahit bir
etnik topluluk olarak ne zaman şekillendikleri, şimdiki vatanları
Kırgızistan topraklarına ne zaman yerleştikleri konusunda bir görüş
birliği sağlanabilmiş değil.
Eski
çağlarda Sibirya’da Yenisey sahillerinde yaşayan “Kırgız” halkının
tanımlanması ve bugünkü Kırgızların zati isimleri olan “Kırgız”la
kıyaslanması daha yolun başındayken araştırmanın vektörünü
belirlemektedir.
Bugünkü Kırgızların “Yenisey Kırgızları”yla yakın
bağları olduğunu ileri süren ilk araştırmacılardan birisi Rus asıllı
Sibirya tarihi uzmanı Prof. F. Miller’dir.1 Ondan bir süre
sonra ise İ. E. Fişer bugünkü Kırgızların Cungarlar tarafından Yenisey
civarından şimdiki Kırgızistan’a XVII. Yüzyılda getirildiğini ileri
sürmüştür.2 Fişer’in bu görüşü Yu. Klaprot3 ve A.
İ. Levşin4 tarafından da paylaşılmıştır. Günümüzde Kırgız
tarihiyle uğraşanların tamamı haklı olarak bu görüşün doğru olmadığını
belirtmektedir. Çünkü Kırgızların Tanrı Dağları’na geçişlerinin XVII.
Yüzyılın başlarından çok daha önce gerçekleştiği, XVII. Yüzyılda
yalnızca Yenisey Kırgızlarının Cungarlar tarafından getirildikleri
konusunda pek çok delil vardır.
Konunun önde gelen uzmanlarının yanı sıra, Güney
Sibirya ve Orta Asya halklarının çoğunun yerli halk olduğu görüşüyle
dikkat çeken Rus Sinolog N. Ya. Biçurin,5 Kırgızların çok
eskiden beri Tanrı Dağları’nda ve Doğu Türkistan’da yaşadıklarını
kaydetmektedir. Kırgızların Usun adıyla bilindiklerini ileri süren N. A.
Aristov da onların kökeni konusunda bu görüşü paylaşmaktadır. Aristov
şöyle diyor: “Kanaatimce Kırgızların Usunlar olması pek muhtemeldir ve
onların halk adı Kırgız, Usun adı ise siyasi bir terimdi ve ya bir
oymağın veya Kırgızlar M. Ö. III. Yüzyıldan daha evvel Tanrı Dağları’nın
batı kesimlerine yönelmeden önce kurdukları kabile ittifakının adıydı.6
Kırgız tarihçisi Belek Soltonoyev de XX. Yüzyıl başlarında aynı sonuca
ulaşmıştır. Ona göre Yenisey Kırgızları Usunlardı ve M. Ö. III.
Yüzyıldan başlayarak Çingis-han zamanına kadar kademeli olarak Tanrı
Dağları’na muhaceret ettiler.7
Rus tarihçi ve etnologu V. V. Radloff, etnogenez
açısından Kırgızların Moğol yayılması döneminde ilk yaşadıkları
topraklardan III. Yüzyılda güneyde Sayan dağlarından, Tanrı Dağları ve
Yukarı Yenisey tarafına ve yine Sayanların kuzeyine itildiklerini
kaydetmektedir.8 XX. Yüzyılın meşhur Kazak bilim adamlarından
Ç. Velihanov da Sibirya Kırgızlarının Moğollardan önce veya onlar
zamanında Orta Asya’ya muhaceret ettiklerini kaydederek Radloff’un
görüşüne destek vermektedir.9 Rus bilim adamlarından G. Y.
Grumm-Grjimaylo10 Kırgızların Sibirya’dan Tanrı Dağları’na
muhaceretini XIII. Yüzyılda Büyük Moğol ulusunun oluşum sürecine
sokmaktadır. Ona göre Kırgızların ilk yerleştikleri yer Baykal
açıklarındaki Bargucin-Tokum bölgesiydi: “..Bürütlerin (Kırgızların – R.
A.) Barga, Bargucin-tokum denilen yerde Buryat
[Büret]larla
hiçbir şekilde komşu olmadıkları artık kesin. Kırgızlar gibi Oyratlar da
Bargaların komşularıydılar. Oyratlar yeterli etnolojik mesnet olmadan
Tanrı Dağları’nda yaşayan Kırgızlara Bürüt adını vermezlerdi. Çünkü
Barga, Kırgızlarda kalabalık bir boyun adıydı.” Ç. Velihanov’un görüşü
O. Karayev ve M. Kojabekov isimli Kırgız bilim adamlarınca da
desteklenmişti. Bu iki bilim adamına göre Kırgızlar IX-XIII. Yüzyıllarda
Tanrı Dağları’nda etno-kültürel ve siyasi süreçlere katılmışlardır.
Kırgızların sözü edilen yüzyıllarda Tanrı Dağları’na muhaceret ettikleri
görüşü, Ç. D. Turdaliyeva tarafından da desteklenmiştir. Tarihçi T. K.
Koroyev ise Kırgızları Han hanedanı döneminde Boro-Hoto sıradağlarının
bulunduğu bölgeye yerleştiren L. A. Borovkov’un görüşünden hareketle, bu
halkın eskiden beri Tanrı Dağları’nın doğusunda yaşadıdığını, bilâhare
Yenisey’e göç ettiğini, daha sonra da ana grupların tekrar Tanrı
Dağları’na döndüklerini ileri sürmektedir. Koroyev, “Kırgız” etnik adını
taşıyan ana kütlenin XIII. Yüzyıldaki Türk-Moğol göçü sırasındaki büyük
üçüncü dalga sonucunda Tengir-Too (Tanrı Dağları)nda göründüklerini
kaydetmektedir.11
Meşhur Rus tarihçisi V. V. Barthold, 1927 yılında Çin
ve İslam kaynaklarınadaki tüm bilgileri taradıktan sonra “Kırgızların
adı yalnızca XVI. Yüzyılda şimdiki yaşadıkları yerde zikredilmektedir ve
ayrıca onların buraya ne zaman ve nasıl geldikleri konusunda herhangi
bir malumat yoktur” demiş; bundan başka kaynakların göçebe Kırgızların
Tanrı Dağları’ndaki mevcudiyeti hakkında verdikleri en erken bilginin
1503-1504 kışına ait olduğunu kaydetmiştir.12
Kırgızların kökeni meselesine arkeolojik verilere
dayanarak açıklık getirmeye çalışan A. N. Bernştam, onların Tanrı
Dağları’na muhaceretinin kademe kademe gerçekleştiği görüşündedir.
Bernştam’a göre Yenisey Kırgızları ile Tanrı Dağları Kırgızları M. Ö. IV.
Yüzyıla kadar ortak etno-kültürel bütünlüğe sahipken, bu bütünlük
Hunların istilası sırasında bozulmuş; Yenisey Kırgızları daha sonraları
Tanrı Dağları’na muhaceret etmişlerdir: “Tarihî kaynaklar, biri M. Ö. I.
Yüzyılda, diğeri M. S. VIII-X. Yüzyıllarda olmak üzere iki temel
aşamadan bahsetmemize açık şekilde izin vermektedir. Karakitay ve
Moğollar zamanında Kırgızların ana etnik kütlesinin Tanrı Dağları’na
nihai şekilde yerleşmesiyle sonuçlanan üçüncü bir aşama da teklif
edilebilir.”13
Kırgız
tarihi uzmanlarından K. İ. Petrov’un 1960 yılında yayınladığı eseri,
Kırgızların kökeni meselesine yeni bir bakış açısı getirmiştir. Petrov,
Kırgız etnogenezinde önceki araştırmacıların gözünden kaçan veya
önemsenmeyen birkaç temel momentin bulunduğunu, bu momentlerin Türk
dillerinin tüm tasniflerinde Kırgız dilini Kıpçak dil grubuna dahil
etmesiyle bağlantılı olduğunu kaydetmiştir. Günümüzde tarih bilim ekolü,
her halkın etnik temelinin oluşumunda dilin istisnai bir rol oynadığını
kabul etmekte ve bir dilin tarihinin o dili konuşan halkın tarihiyle
doğrudan bağlantılı bulunduğunu çok iyi anlamaktadır. Burada Kırgız
tarihçisi B. M. Yunusaliyev’in şu sözünü hatırlatmakta yarar vardır:
“Dil faktörlerinin halkların tarihleriyle birlikte değerlendirilmesi
konusunda, bir halkın ortak dilinin oluşum sürecinin o halkın oluşum
süreciyle ayrılmaz bir bütün olduğu muhakkak.” Dolayısıyla Kırgız
dilinin Kıpçak dil grubuna dahil oluşu, Kimak-Kıpçak kabile grubunun
Kırgız dilinin oluşum sürecindeki istisnai önemine işaret etmektedir.
Zaten Tanrı Dağları’ndaki Kırgız halkının Moğol dönemi sonrasında
oluşumu konusundaki teorisini üç etnik unsura dayandıran K. İ. Petrov’un
demek istediği de budur. Petrov’a göre Kırgız halkının Tanrı
Dağları’ndaki oluşumu a) buradaki Uygur-Karluk kabileleri; b) XIII.
Yüzyılda Tanrı Dağları’na gelen Moğol kabileleri ve c) Ana çekirdeğini
yaklaşık XIII-XIV. Yüzyıl başlarında Yenisey Kırgız kabilelerini asimile
eden Kuzey Altay ve Ob nehrinin yukarı akımlarındaki Kimak-Kıpçakların
oluşturdukları Yenisey-İrtiş arasında yaşayan kabileleri ile
gerçekleşmiştir. Konstantin İvanoviç’in görüşüne göre de Kırgızların
benzeri bir oluşum süreci bugünkü Kırgızistan’da ve Doğu Türkistan’a
kısmen giren bölgelerinde gerçekleşmiştir.14 Ancak meşhur
etnograf S. M. Abramzon, Petrov’un teorisinin ana noktalarına itiraz
etmektedir. Abramzon, Kırgızların etnogenez sürecinin yeterinden fazla
çetrefil hale getirilmesini tenkit ettikten sonra şu hükme varmaktadır:
“Bugünkü Kırgızistan’a ilk gelenler Yenisey Kırgızları değil, ana
kütlesini Türk dilli halkların oluşturduğu Doğu Tanrı Dağları etekleri
ve kısmen İrtiş ve Altay civarında yaşayan kabilelerdir.” Abramzon’un
fikrine göre Kırgızların oluşum süreci XIV-XV. Yüzyıllara götürülebilir,
ama aynı yazar bu sürecin yoğun olarak XVI-XVII. Yüzyıllarda Tanrı
Dağları eteklerinde, Altaylarda, Doğu Türkistan’da, Pamir-Alay
eteklerinde ve Kırgızistan’a komşu bölgelerde gerçekleştiğini ileri
sürmektedir.15
Petrov’un görüşü Kırgız tarihçisi O. K. Karayev’in de
itirazını mucip oldu. Kırgız halkının oluşum sürecinin XI-XV. Yüzyıla
irca edilmemesi gerektiğini belirten Karayev şöyle demektedir: “X.
Yüzyılda Aksu şehrini ele geçiren ve o sırada doğuda Kastek’den Tarım’a
kadar uzanan geniş bir sahada yaşayan Kırgızlar, XII-XV. Yüzyıllarda
Tanrı Dağlarına ‘Kıpçak-Kırgız kabileleri’ denilen yeni gruplar
gelinceye kadar, iki yüzyıl zarfında ‘hiçbir iz bırakmadan’ tarihten
silinmiş olamazlar.”16 Karayev’e göre bugünkü Kırgızlar,
‘Büyük Kırgız Devleti’ denilen şimdiki Kırgızistan topraklarına IX-X.
Yüzyıllarda muhaceret eden Yenisey Kırgızlarının altyapısı üzerinde
oluşmuşlardır. Kareyev’in görüşü göçebe silahları konusunda uzman olan
arkeolog Y. S. Hudyakov tarafından da paylaşılmaktadır. Ona göre Kırgız
halkının bir kısmının IX-X. Yüzyıllarda Yenisey’den Doğu Türkistan ve
Moğolistan Altaylarına iki aşamada muhacereti ile Kırgızlar Yenisey ve
Doğu Türkistan Kırgızları olarak ikiye bölünmüş ve Doğu Türkistanlı
olanlar XV. Yüzyılda Tanrı Dağları’na gelmişlerdir.17
Yine de K. İ. Petrov’un teorisi sonraki yıllarda bir
dizi tarihçinin çalışmasında etkili olmuştur. Örneğin A. M. Mokeyev
Kırgız halkının Tanrı Dağları’nda oluşumunun XV-XVII. Yüzyılda
gerçekleştiğini, burada, Tanrı Dağları civarındaki eski ve ortaçağ
kabile gruplarının XV. Yüzyılda İrtış ve Altay taraflarından bölgeye
gelen Kırgız kabilelerinden oluşan iki ana unsurun etkileşimi ve
kaynaşması sürecinin tamamlandığını ileri sürmüştür. Mokeyev şöyle
demektedir: “XVIII. Yüzyılın ortalarına doğru Kırgız halkının etno-politik
teşkilatlanması nihai olarak tamamlanmış, etnik zati adı tebellür etmiş,
sosyo-kültür yapısı kesin şeklini almış ve Kırgız kabile birliğinin
tarihi-kültürünün folklorik yansıması (Manas destanı) netletmiştir.”18
Bununla birlikte 1988’de düzenlenen V. Türkoloji
Konferansı’nda bazı yazarlar - örneğin S. G. Klyashtorny, A. M. Mokoyev
ve V. P. Mokrınin,- Kırgızların İrtış civarında, Dağlık Altay’da Kimak-Kıpçak
ve Kırgız kabilelerinin etkileşimi sonucunda oluştuğu konusunda başka
bir versiyon ortaya atmışlardır. Buna göre Kırgızlar buraya Yenisey’den
muhaceret etmiş ve XII. Yüzyıldan sonra Kimak-Kıpçaklar arasında
tamamıyla yeniden şekillenmişlerdir.19 Araştırmacı V. P.
Mokrınin ve V. M. Ploskih, bu görüşü destekleyerek, IX-X. Yüzyıllarda
Altaylar ve Cungarya’da altı Kırgız alt-etnosundan birinin
şekillendiğini ileri sürdüler. İşte bu Kırgızlar, yukarıda adları geçen
ve Kimak-Kıpçak federasyonu içinde yer alan yerli halklarla uzun süreli
bir etkileşim sonucunda yeni bir etnik yüz ve dille karşımıza çıkmış,
ama “Kırgız” etnik adını muhafaza etmişlerdir.20
Tarihçi D. Baktıgulov’un görüşüne göre “Bugünkü
Kırgız halkının etnogenezinde, müstahsil gücün gelişim seviyesine,
farklı politik şartlara, etnik yapılara, coğrafi ortama ve diğer bir çok
şerait ve faktörlere bağlı olarak birbirinden kopan üç büyük Kırgız
göçebe kabile grubu doğrudan rol almıştır. Bu Kırgız boy-kabile grupları
Tanrı Dağları, Pamir-Alay ve Doğu Türkistan’daki eski ve ortaçağ
Kırgızları ile Yenisey Kırgızları ve Altay Kırgızlarıdır.”21
Eski Yenisey Kırgızlarını bugünkü Kırgızların ataları
arasından bütünüyle çıkaran Hakas tarihi uzmanı L. R. Kızlasov’un görüşü
ise bu konuda ayrı bir önemi haizdir. Kızalov’a göre “Merkezi Asya
Kırgızları Yenisey Kırgızlarıyla akraba değillerdi. Örneğin onlar
[şimdiki
Kırgızlar]
1293’de İmparator Kubilay’ın emriyle harekete geçen Tutuk’un tenkil
ordusunun safları arasında yer alarak Sayan-Altay kabilelerinin isyanını
bastırmaya yardım etmişlerdir. (Bu olay sırasında Yenisey Kırgız beyleri
yakalanarak öldürülmüşlerdir – L. K.) ... Merkezi Asya Kırgızları bu
bölgede hükümran olan Türkler [Göktürkler]
(VI-VIII. Yüzyıl), daha sonra da Uygur (VIII-IX. Yüzyıl) hakanlıkları
dönemindeki bir çok Türk kabilesinden neşet etmişlerdir. 840-847
yıllarında bu topraklar, başlarında Kırgız kağan ve beylerinin bulunduğu
eski Hakaslar tarafından ele geçirilmiş, daha sonra doğulu Moğol dilli
kabileler Kırgız hakanının tebaası olan eski Hakasları Merkezi Asya’dan
tekrar Yenisey’e sürmüş, Merkezi Asya’daki Türk dilli kabileler de XII-XIII.
Yüzyıllarda Kırgız adını almışlardır.”22 Yenisey
Kırgızlarının şimdiki Kırgızların ataları olmadığı görüşüne M. B.
Camgerçinov da katılmaktadır.23
Tarihçilerin Kırgızların kökeni meselesindeki görüşü,
Kırgız etnogenezi konusunda da [farklı]
versiyonlar ileri sürmektedir. Kırgız tarihinin tetkiki, Yenisey
Kırgızlarının İrtış ve Altay civarındaki Kimak-Kıpçak kabileleriyle
karıştığını belirten bu teorilerin doğruluğu konusunda bende kati bir
kanaat hasıl eyledi. Öncelikle Kırgızcanın Güney Altay dillerinin yanı
sıra bahusus Türkçenin Kırgız-Kıpçak grubuna girdiğini gösteren veriler
buna delalet etmektedir. Eğer dilbilimci Y. Polivanov’un araştırması
nazar-ı itibare alınırsa, XIX-XX. Yüzyıllarda Fergana Kıpçaklarının dili
de bu dillere dahildir.24 Bu tespit, İrtış civarı ve Büyük
Altayları bu halkların ortak oluşumunun pilot bölgesi olduğunu
belirtmeye ve Kırgızların, Güney Altaylıların ve Fergana Kıpçaklarının
etnik dalgalarının doğu Kimak-Kıpçak kabileleri arasında aranması
gerektiğini kaydetmeye izin vermektedir.
Bendeniz,
Barabin Tatarlarının etnogenezini ve etnik tarihini inceleyen A. G.
Selnezniev’in şu görüşüne aynen katılıyorum: “Her
halkın kökeni, onun daha önceki etnik unsurlardan oluşum süreciyle
ortaya çıkar. Belli kültürel ve antropolojik özellikleri haiz bazı
komponentlerin sentezi, birbirini etkileyen komponentlerden hiçbirine
özgü olmayan ve yeni halkın etnik özelliğini yansıtan tamamıyla yeni ve
spesifik bir sonuç verir.”25 Biraz sonra, yazarın
bilhassa bir halkın iki aşamalı etnik oluşumu konusundaki teorisine
dayanarak Kırgızların etnogenez yollarını tayin etmeyi deneyeceğim. “Birinci
aşama – etnik unsurun gelişim aşamasıdır. Sübrat (yerli) unsur, gelecek
etnosun ana oluşum bölgesinde gelişir.” Ben, yerli unsur olarak,
İrtış civarı ve Altay eteklerinde IX. Yüzyıla doğru oluşan göçebe Kimak-Kıpçak
kabilelerinin doğu kısmını görüyorum. Bu kabileler, Sayan’dan Balkanlara
kadar ortak köklere sahip olan Kimak-Kıpçak-Kanglı kabilelerinin ana
ortak bünyesine dahildirler. Bu ortaklık, kültürel ilişkilerdeki tek
renklilikte kendini göstermektedir ve maddi kültür de tek tiplilik
çizgileri taşımaktadır. Arkeolog D. G. Savinov’un görüşüne göre bu
kabilelerin arkeolojik yadigârlarının tasnif perspektivi, IX-X.
Yüzyılların gelişen kültürleri çerçevesinde daha gerçektir ve bu
yadigârların etnik mensubiyeti (kelimenin etnopolitik anlamıyla) çok
büyük ölçüde temelde Kimaklara aittir.”26 “Dışarıdan
gelen unsurlar, etnosun oluşum bölgesinden kopuk bölgelerde oluşurlar;
bu yüzden onların gelişimi zaman içinde tamamlanır ve muhaceret özelliği
taşır.” Takriben I. Binyılın ortalarından itibaren Minusin
çanağında, Yenisey havzasında yerli Dinlin
[Ting-ling]
kabileleriyle dışarıdan gelen proto-Kırgız kabileleri Kırgız halkını
oluşturmuştur. Burada proto-Kırgız kabilelerinin Minusin çanağına
muhaceretten önce yaşadıkları toprakların belirtilmesinde fayda vardır.
Barthold ve onu müteakiben Kızlasov’un görüşleri, uzun süre Türklerin
ata yurdunun neresi olduğu konusunda esas kabul edildi. Bu iki bilim
adamı proto-Kırgız kabilelerinin bugünkü Moğolistan’ın Kırgız-nor
gölünün bulunduğu bölgede yaşadıklarını ileri sürdüler. Ancak son
yıllarda, meşhur Sinolog L. A. Borovkova, değişik bir görüş ileri
sürerek bu kabilelerin Tanrı Dağları’nın doğusunda Boro-Horo
sıradağlarının kuzeyindeki Dzasotın-Elisun sahrasının batısında
yaşadıklarını belirtti.27 Yu. S. Hudyakov’un teklifine göre,
bu proto-Kırgız kabileleri, V. Yüzyılda ve VI. Yüzyılın birinci
yarısında münavebeli zaferlerle geçen Ju-jan-T’ie-le savaşları zamanında
Yenisey’e göç etmişlerdir.28 “Fakat
her iki durumda da her unsur, birkaç unsurun etkileşiminin bir ürünüdür
ve aslında o birkaç unsur da bu süreçler bilim tarafından tespit
edilinceye kadar yine birkaç unsurun ürünüdür.” Gerçekten de eğer
Kimak-Kıpçak halkının oluşumuna Ugor kabileleri iştirak etmişlerse,
Yenisey Kırgızlarının oluşumuna da Tele
[T’ie-le]
adıyla bilinen göçebe ve “orman” kabile konfederasyonunu oluşturan proto-Kırgız
ve Dinlin kabileleri iştirak etmişlerdir.
“Sözü edilen sürecin ikinci
aşaması – unsurların birbirini etkileme aşamasıdır. Bu süreç, yerlilerle
dışarıdan gelen unsurların temas anından itibaren başlar ve
mensuplarının kendilerine özgü etnik bir ad aldığı yeni bir etnosun
oluşumuyla son bulur.” 840 yılında, Uygurlarla yapılan çok kanlı
ve uzun savaşlardan sonra, Kırgız devletinin “inal” unvanı taşıyan hanı,
Uygur hakanına şu meşhur mektubu gönderir: “Senin günün doldu. Çok
yakında altın ordanı alacağım ve atımı onun önüne bağlayıp, tuğumu
dikeceğim.”29 Ve aynı yıl Uygur başkomutanı Külüg Baga
Kırgızların sıfına geçer. Bu olay İkinci Uygur Kağanlığı’nın kaderini de
belirler. Ordu-Balık’daki kader belirleyici savaşta Kırgızlar ve Külüg
Baga Uygur ordusunu kılıçtan geçirirler. Kırgız inalı otağını Moğolistan
topraklarına taşır ve kendini hakan ilan eder. Artık Barthold’un
deyimiyle “Büyük Kırgız Hakanlığı devri” başlamıştır. O tarihten
itibaren çevrelerinde bildikleri topraklara ve İrtiş civarına doğru
askeri yayılmalarını başlatırlar.
Artık
Kırgızlar Kimak-Kıpçak kabilelerinin topraklarına sokuluyor ve kısmen de
İrtiş civarında ve Altaylarda oturuyorlardı. Kimak-Kıpçak kabilelerinin
saçıldıkları değişik bölgelerde ortaya çıkarılan mezarlardan Kırgızların
ölülerini yakarak defnettikleri anlaşılıyor.30 Entegrasyon
süreçleri ve kültürel etkileşim yazılı kaynaklarda kaydedilmektedir.
Örneğin Anonim “Hudud el-Alem”de şöyle deniliyor: “[Kesim]
... Hırhız halklarından biridir. Dilleri Hallukların diline daha
yakındır, ama giyimleri Kimakların giyim tarzını hatırlatmaktadır.”
Anlaşılan Kimak ve Kırgız kağanları sınırlarında Kimak-Kıpçak ve Kırgız
ahalinin karşılıklı asimilasyon süreci gerçekleşmiştir. X. Yüzyıla
doğru, yani Hudûd el-Alem’in yazıldığı dönemde, Kimak Hakanlığı’nda,
halkı artık Kırgız görenekleriyle Kimak-Kıpçak kabilelerinden bariz
şekilde ayrılan büyük kültür ve tarih bölgesi Kurkar(a)han vardı.31
Kırgızların kökeni ve teşekkül safhaları hakkındaki
pek çok görüşe göre, bu halk, değişik etnik unsurların etkileşiminin bir
ürünüdür. Bu unsurların birbiriyle ne zaman temasa geçtikleri meselesi
ise Kırgız etnogenezinin belirlenmesinin ana konusudur. Yeni kaynakların
ve özellikle Kırgızistan, Moğolistan, Büyük Altaylar, Doğu Türkistan ve
Cungarya’da yapılacak arkeolojik çalışmalar, Türk ve Moğol halklarının
etnografyası konusunda derpiş edilecek yeni mukayeseli tarih
arıştarmaları, Merkezi Asya halklarıyla ilgili etnografik çalışmaların
sistematizasyonu, Göktürk, Uygur, Oğuz, Kırgız, Karluk, Kıpçak ve
Kırgızların bünyesindeki diğer unsurların mukayeseli analizi, bu halkın
etnogenezinin yeniden ve daha yüksek düzeyde rekonstrüksiyonuna imkan
sağlayacaktır.
Rüstem Abdumanapov
Rusça'dan Çeviren: D. Ahsen Batur
14 Nisan 2008
1.
Miller G. F. Opisaniye Sibirskogo tsartva v
vsex prozizoşedşix v nem del ot naçala, a osoblivo ot pokoreniya yego
Rossiyskoy derjava, pa sii veremena, SPb. 1750, Kn. 1.
2.
Fişer İ. E. Sibirskaya istoriya. SPb.,
1774.
3. Butanayev
V. Ya., Hudyakov Yu. S. İstoriya yeniseyskix kırgızov. Abakan,
2000.
4. Levşin
A. İ. Opisaniye kirgiz-kaysakskix ili kirgiz-kazaçix ord i stepey.
SPb. F832, ç. 2.
5 Biçurin
N. Y. Sobraniye svedeniy o narodax, obitavşix v Sredinnoy Azii v
drevniye veremena. M. 1950, T. 1.
6 Aristov
N. A. Usuni i kırgızı ili kara-kırgızı: Oçerki istorii i bıta
naseleniya zapadnogo Tyan-Şanya i issledovaniya po yego istoriçeskoy
geografii. Bişkek, 1001.
7 Belek
Solotonoyev. Kızıl kırgız tarıhı. Bişkek, 1993, I T.
8 Radlov
V. V. Etnografiçeskiy obzor turetskix plemen Sibirii i Mongolii.
İrkutsk, 1929.
9 Ç.
Ç. Valihanov. Sobraniye soçineniy v pyati tomax. Alma-Ata, 1985,
T. 2.
10
Grumm-Grjimaylo G. Y. Zapadnaya Mongoliya i
Uranhayskiy kray. Leningrad. 1926, T. 2; aynı yazar, Kırgızı (Referat)
//İsvestiya gosudarstvennogo gefografiçeskogo obşçestva. Leningrad,
1934, T. 66, vıp. 1.
11
Çoroyev T. K. Tengir-Too (Prityanşanye) kak
region etnogenezisa kırgızskogo naroda//Etnogenetiçeskiye e
etnokulturnıya protsessı v drevnosti i srednevekovye v Tsentranoy Azii.
Bişkek 1996.
12
Bartold V. V. Soçineniya, M. 1963, T.
2, Ç. 2.
13
Bernştam A. N. K voprosu o proisxojdenii
kirgizskogo naroda//Sovetskaya etnografiya. 1955, no. 2.
14
14. Petrov K. İ. Kirgizo-kıpçakskiye
otnoşeniya i etnogenez kirgizov//İzv.AN. Kirgizskoy SSR. 1961, T. 3,
vıp 2; aynı yazar: Oçerk proisxojdeniya kirgizskogo naroda.
Frunze, 1963; aynı yazar: Oçerki feodaldıx otneşeniy u kirgizov v XV-XVIII
vekax, Frunza, 1961.
15
Abramzon S. M. Kirgizi i ix
etnogenetiçeskiye i istoriko-kulturnıya svyazi. Frunze, 1990.
16
Karayev O. K. K voprosu o peredvijenii
kirgizov na Tyan-Şan i assimilatsii mestnıx plemen v XIII-XV vekax/Sovetskaya
etnografiya, 1966, no. 4.
17
Butanayev V. Ya., Hudyakov Y. S. İstoriya
yeniseyskix kırgızov. Abakan, 2000.
18
Mokeyev A. M. Etapı etniçeskoy istorii
kirgizskogo naroda na Tyan-Şane; aynı yazar: O lokalizatsii
altayskix kirgizov v IX-XVI. Vekax//Kırgızı. Etnogeniteçeskiye e
etnokulturnıya protsessı v drevnosti i srednevekovye v Tsentralnoy Azii.
Bişkek, 1996.
19
Klyashtorny S. G., Mokoyev A. M., Mokrınin V.
P. Osnovnıya etapı etnogeneza kirgizskogo naroda//Tyurkologiye-88.
Frunze 1988, no. 2.
20
Koyçuyev T., Mokrınin V., Ploskix V.
Kırgızı i ix predki. Bişkek, 1994.
21
D. Baktıgulov. O lokalizatsii altayskix
kirgizov v IX-XVI vekax//Kırgızı. Etnogenetiçeskiye e etnokulturnıya
protsessı v drevnosti i srednevekovye v Tsentralnoy Azii. Bişkek.
Kırgızistan, 1996.
22
Kızlasov L. R. İstoriya Yujnoy Sibiri v
sredniye veka. M. 1984.
23
Camgerçinov M. B. Bıli li sibirskiye
kırgızı etniçeskim komponentom kirgizskoy narodnosti?//Trudu
Kirgizskogo gosudarstvenno universiteta. Frunze, 1971, vıp. XI; aynı
yazar: İs istorii kirgizskoy narodnosti XVI- perviy polovinı XVIII v.
Avtoreferat kandidatskoy dissertatsii. Frunze, 1972.
24
Ploskix V. M. Kirgizı i Kokandskoye xanstvo.
Frunze, 1977.
25
Selezniev A. G. Barabinskiye tatarı: istoki
etnosa i kulturı. Novosibirsk, 1994.
26
Savinov D. G. Ob osnovnıx etapax razvitiya
etnokulturnoy obşçnosti kıpçakov na yuge Zapadnoy Sibiri//İstoriya,
erxeologiya i etnografiya Sibiri. Tomsk, 1979.
27
Borovkova L. A. Zapad Tsentralnoy Azii v II
v. do n.e. VII v.n.e. M. 1989.
28
Butanayev V. Ya., Hudyakov Y. S., age.
29
Malyavkin A. G. Uygurskiye gosudartsva v IX-XII
vv. Novosibirsk, 1983.
30
Savinov D. G. Pamyatniki yeniseyskix
kırgızov v Gornom Altaye//Voprosı istorii Gornogo Altaya.
Gornoaltaysk, 1980.
31
Abdumanapov R. A. K voprosu o svyazax
kırgızov s altayskim regionom//Etnografiya Altaya i sopredelnıx
territori. Barnaul, 2003, Vıp. 5.