Yazar |

Yağmur Atsız |
 | |
Kişisel Web |
Ekim 1910, Yusuf Akçura
-----------------------
"...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki
kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün
ehalisidir..."
-----------------------
Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 |
Maksim Gorki
-----------------------
"Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye
başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için
sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."
-----------------------
Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

Názan
Ölçer’e Saygı
-Yağmur Atsız-
Günlerdir düzinelerce haber ve röportaj
yayınlandığı için nasıl olsa biliyorsunuzdur ki Emirgán’daki
‘Sákıp Sabancı Müzesi’nde olağanüstü önemli bir sanat olayı
‘patlak verdi’ ádetá:
‘Istanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dali’.
20 Eylül 2008 ve 20 Ocak 2009 tárihleri arasında ziyáret edilebilir.
Şimdiye kadar İspanya dışındaki en büyük Dal¡ sergisi. Dáhî
İspanyol’un 33 resmi, 113 çizimi, 111 gravürü ve 12 litografisi yer
alıyor bu ‘şölen’de. Gerçi en meşhur tablolarından
çoğu orada değil ama bunun sebebi, Sabancı Müzesi’nin işbirliği
yapdığı ‘Gala-Salvador Dali Vakfı’nın (FundaciÓ
Gala-Salvador Dali) elinde bunların bulunmayışı. Bu eserler dünyáca
tanınmış başka müzeler tarafından satın alınmış çok önceleri.
Bu hárikuláde serginin gerçekleşmesine Akbank da katkıda bulunmuş
ama bence meselenin ‘Rûhu’ nedense es geçilmiş.
Belki tevázuundandır, kendi istemedi, bilmiyorum. Fakat ben burada o
‘Rûh’a bu başarısından ötürü şükran ve saygılarımı
sunmadan edemeyeceğim! Zîrá adım gibi biliyorum ki eğer Müze
Müdîresi Názan Ölçer olmasaydı bu sergi, değil gerçekleşmek,
muhtemelen tasarlanamazdı bile!!!
‘Nereden biliyorsun?’ diyecek olanlara ise
kestirmeden cevab vereyim: ‘Çünki ben Názan Ölçer’i
biliyorum.’
Onun daha önce bu müzede gerçekleştirdiği Picasso yáhut Rodin
sergileri henüz háfızalarda tázedir. Bizim milletin háfızası 15
günden gerisine pek işlemezse de biz yine saftorik iyimserliğimizi
elden bırakmayalım. Fakat Názan Ölçer başka hiçbir iş görmemiş de
hayátı boyunca sırf, bu görevinden önce bir enkáz olarak alıp ayağa
kaldırdığı ‘Türk ve İslám Eserleri Müzesi’ndeki
‘Savaş ve Barış’ Sergisi’ni düzenlemiş olsaydı bile
yine önünde şapka çıkarırdım.
Márifet iltifáta tábîdir!
İşte onun için Názan Ölçer’e saygı!!!
***
‘Sürrealizm’ kavramını Türkçe’ye hep
‘Gerçeküstücülük’ diye çeviriyorlar. Dört adet Ü’nün ardı
ardına gelmesindeki sakálet bir yana, bence yanlış bir çeviri.
Yıllar önce değinmişdim ama yeri geldiği için bir kere daha işáret
edeyim: Ben uzman değilim fakat bu kelimeyi ‘Üstgerçekçilik’
şeklinde tercüme etmek bana daha doğruymuş gibi geliyor.
Bu akımın öncü ve önderlerinden André Breton 1924 tárihinde
yayınladığı ‘Premier manifeste du
surréalisme’ (Üstgerçekçilik’in Birinci Manifestosu)
başlıklı metinde bu akımı şöyle tanımlar:
‘Rüyá ve gerçeklik arasındaki záhirî zıddiyetin istikbalde
bir tür mutlak gerçeklik, sürrealite, içinde
çözüleceği inancı.’
Sürrealizm kelimesini 1917’de ilk kullanan Guillaume
Apollinaire’dir. Bu kavramın öncüleri 19.Yy.’ın İkinci Yarısı’nda
ortaya çıkmışdır: ‘Supernaturalisme’ (Gérard de
Nerval), ‘Surnaturalisme’ (Arthur Rimbaud),
‘Symbolisme’ (Stéphane Mallarmé). Bu fikir Şáir Rimbaud’da
‘changer la vie’ (hayátı değiştirmek) ve Filozof
Karl Marx’da ‘die Welt zu transformieren’ (dünyáyı
dönüştürmek) formülleriyle ifádesini bulur.
Surrealizm’in edebiyat alanındaki önemli temsilcileri Breton’dan
başka; Louis Aragon, Philippe Soupault ve Paul ‰luard’dır.
Resimde ise ilk akla gelenler Paul Klee, Pablo Picasso, Salvador
Dal¡ ve René Magritte’dir ki bu sonuncusu ‘Véritiste’ler
Ekolü’ne (Hakıykatçiler Ekolü) mensubdur. Benim hayrán
olduğum ressamlardandır.
Bakın, bunları yazılıda sorarım, ona göre!!!
Yağmur Atsız
23
Eylül 2008
|
Bir
Yerden Başlamak
-Yağmur Atsız-
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erivan’a
gideceğini açıklayınca bunu esas olarak son derece olumlu
karşıladığımı, zîrá onyıllardır Türk ve Ermeni milletleri arasındaki
tárihî husûmetin giderilmesini en çok isteyenler arasında yer
aldığımı yazdım. O acı ve kanlı olayları unutmak gerçi imkánsızdır
ama ‘her iki tarafın da sîneye çekebileceği bir ortak
payda’ bulmak benim Türkiye için en önemsediğim
politik hedeflerden biriydi ve hálá da öyledir. Kanaatimce bu ortak
payda bulunduğu andan îtibáren iki milletin gerçek anlamda birer
komşu olacağına da hep muhakkak nazarıyla bakmışımdır.
|
Sola
Bak! ve Solaaa Bakk!!!
-Yağmur Atsız-
Memur kökenli bázı iyi áile çocukları
yıllardır Türkiye’ye şöyle esaslı bir sol parti gerekdiğinden dem
vururlar. Bunun için de genellikle şu málûm ‘kuş metaforu’nu
kullanırlar. Sádece sağ kanadı olan bir kuş, efendime söyleyeyim,
nasıl ki doğru dürüst uçamaz ise ‘sol kanadı’
bulunmayan bir politik sistem de aynen öyle uçamazmış. Hattá bázı
áteşîn yurddaşlarım ‘fantasmagori’yi, yáni boş ve
aldatıcı hayáláta dalma faaliyetini o raddeye vardırıyorlar ki eğer
Bay Deniz Baykal’dan ‘kurtulsa’ CHP’nin
‘tekrar’ eski sol kimliğine kavuşabileceği iddiasında bile
bulunuyorlar.
|
"Yalaka"
Le Figaro
-Yağmur Atsız-
Vaktiyle bir süre Belçika’da sürtdüm.
Çok yıllar önce. Dámad Ferid Paşa’nın ilk sadáreti sırası felan...
Orada Ergin adında bir Türk arkadaşım, Ergin’in de Justine adlı bir
sevgilisi vardı, Çifte Kumrular... Bir gün Ergin Justine’e okkalı
bir tokat atdı. Ben o ánı görmedim ama Justine’in, burnundan kanlar
akarak bana doğru koşduğunu ve arkasından da Ergin’in boş ve donuk
nazarlarla bakınarak yaklaşdığını fark etdim. Kız kollarımın arasına
ádetá yığılırken dehşetle irkilerek Türkçe seslenmişim:
‘Oğlum, bu ne kepázelik?’ Bakışları kadar donuk bir
sesle cevab verdi: ‘Evet, onu resmen tokatladım. Ama dün
olduğu gibi bugün de hálá çok seviyorum.’
|
| |

Yağmur Atsız
4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn
Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel
Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha
ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha
sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve
incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program
sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve
“Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.
Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.
|
|
 |
Dünyada Neler Oluyor |

|
Ortadoğu Politikası
İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup
olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler
şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan
politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.
"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı
sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen
öğrenemedim.
|
|
 |
Türk Dünyası |

|
Muhammed Salih
Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek
Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı
daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih
canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam
Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan
"Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e
sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret
gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir
elini sıkmakdan bile korkdu.
|
|
 |
Arayış |

|
Türkiye'nin Gücü
Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı,
Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete
erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a
uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı
aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında
olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik
etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini
biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal
münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere
verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp
da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye
mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak
kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir
devlet.
|
|
|