Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Kasım 2006

Enver Gökçe

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Sırrı Çınar

Yazarlar

Kültür

 

 


Gören Göz


-Sırrı Çınar-


Bütün sanat dalları gibi fotoğrafçılık da insanın gelişmesine yöneliktir. Geniş ufuklu, sistematik düşünce metoduna sahip bireylerin yetişmesi ancak sanat dallarından biri yada birkaçıyla uğraşılması sonucu gerçekleşir. Çünkü sanat ancak insanla mümkündür ve olağan dışı, hayal ürünü, ifade etme ve beynin farklı çalıştırılmasıyla ortaya çıkan eylemlerdir. İşte bu faydaları sağlayan fotoğrafçılığın çok küçük yaşlarda eğitimin bir parçası olması gerektiğine inanıyorum.

Fotoğraf makinesinin vizöründen bakmak, objektifin çerçevelediği görüntüleri görmek ve ayrıntıları fark edip deklanşöre basmak bireyin sosyal ve normal hayatında çok büyük fonksiyonlar yüklenir. Fotoğrafçı gözüne ve düşünce sistemine sahip birisi çevresinde gördüğü bütün olay, mekan, kişi ve her şeye o gözle bakar. Yani başkalarının yanından geçip giderken fark edemediği ayrıntıları fotoğrafçı yakalar. Her gün yolumuzun üzerindeki bir ağacı fark etmeden, güzel mi, çirkin mi, duruşu nasıl bilmeden yok sayarız. Oysa fotoğrafçı gözü, o ağacın rengini, dallarının büyüme şeklini, iriliğini, duruşunu, yapraklarını görür. Uzun süre deklanşöre basan biri bir süre sonra gördüğü her kareyi zihninin deklanşörüne basarak kaydeder. Makinede filme veya hafızaya almaya alışmış biri gördüğünü beynine kaydetmesi de çok kolay olur. Fotoğraf çeken biri, gözün görebildiği çok geniş alanı karelere bölerek bakar. Böldüğü her karenin ayrıntılarını görür, önemli bölümleri yakalar. Küçük parçalarla çevresine bakan birinin çevresini algılaması, gördükleriyle mutlu olması yada hüzün duyması da aynı kolaylıktadır. Her insanın yüzlerce defa gördüğü ama hiç önemsemediği bir böceği dahi fotoğrafçı gözü görür. Üzerindeki desenleri, duruşunu fark eder. O yüzden fotoğrafçılıkla uğraşan biri diğer insanlardan çok kolay ayırt edilir. Fotoğrafçının algılaması yüksektir. Sistem kurmasını ve çözümlemesini iyi becerir. Küçük parçaları birleştirerek ve ayrıntıları bilerek yapılan bütün eylemlerin doğru sonuç doğurması daha da kolaydır.

Bu kadar üstün yeteneklere ulaştıran fotoğrafçılığın çok önemsenmediğini de biliyorum. Son zamanlarda dijital teknolojiyle birlikte fotoğraf çeken alet sayısı da arttı. Telefonla, küçük dijital makinelerle fotoğraf çekiliyor. Mutlaka bu çalışmalarında yapanlar üzerinde olumlu etkisi olacaktır ama asıl fotoğrafçılık ışığı, rengi, yansımayı, görüntüyü birleştirip filme kayıt edilmesi ve merakla çekilen fotoğrafın zihinde canlandırılana uyup uymadığının görülmesi için sonucun beklenmesidir.Bu bekleme ve zihindeki canlandırma geniş ufukların açılmasını sağlar. Bu yüzden çocukların, gençlerin eğitim hayatı içinde fotoğrafçılığın mutlak olması gerektiğini düşünüyorum. “leb demeden leblebiyi bilmek” deyimi insanın hızlı düşündüğünü, ufuklu olduğunu, zeki olduğunu anlatır ve önemli bir yetenektir. Bu yetenekleri oluşturmak ve geliştirmek için kullanılacak en kolay yöntemlerden bir fotoğrafçılıktır. Fotoğrafçılık sadece insan ve güzel anların kaydedilmesi değildir. Çevredeki ve yaşanılan bütün maddelerin, güzelliklerin, çirkinliklerin ayrıntılarıyla ortaya konulması ve kaydedilmesidir. Ajan, polis yetiştiren kurumlarda verilen bazı derslerde girilen her hangi bir ortamın ayrıntılarının farkına varıp, zihne kaydetme çalışmaları yapılmaktadır. İşte bu fotoğrafik hafızanın harekete geçirilmesidir. Fotoğrafik hafızayı devreye sokabilen biri, kitap okurken, manzara seyrederken, alış veriş yaparken, iş öğrenirken, yeni bir yer tanırken bu yeteneğini kullanır ve diğer insanlara fark atar. “At gözlüğü” deyimimizdeki olumsuzlukları kaldırmak yani at gözlüklerini çıkarıp gözün görebildiği bütün incelikleri, ayrıntıları geniş bir perspektifle görmeyi sağlayan fotoğrafçılıkla ilgilenilmesi çok önemli faydalar sağlar.

Fotoğrafçılık ille de birinden öğrenilecek bir sanat da değildir. Öğrenilmesi tabi ki daha güzel sonuçlar doğurur ama insan tek başına deneme , yanılmayla da fotoğraf çekmesini öğrenebilir. Sonra, müthiş bir tutku halini almasının önüne geçilmesi zor bir hal alır. Tutkuyla fotoğraf çekilir. Deklanşöre basmanın heyecanı ve mutluluğunun hazzı tartışılmaz müthiş bir şeydir. Beklenen ve baskısı yapılan fotoğrafı görmek, çok sevilen özlenen eski bir dostu görmek kadar insana mutluluk verir.

Ne diyelim, resim ile fotoğraf arasındaki farkı bilmeyenlerinde çoğunlukta olduğu bir toplulukta fotoğrafçılık gelişir mi? Gelişmesi ve herkesin fotoğraf çekmesini diliyorum, her insan bu hazzı yaşamalı.
 

Sırrı Çınar



Kültürel Ceza -Sırrı Çınar-


“Kültür” nedir? Diye sorulduğunda akla gelen ve verilecek cevaplar nelerdir? Eminim ki; El sanatları(bakır işlemeciliği, halı,kilim, bebek vbg), halk oyunları, türküler, tarihi eserler, tiyatro ve Kültür ve Turizm Bakanlığı akla gelecek ve bunlar sıralanacak. Mevcut eğitim sistemi içinde yetişmiş insanların sadece bunları hatırlaması normaldir ancak Devleti yönetenlerin ve topluma yön verenlerin de aklına bunlar geliyorsa işte orada biraz düşünmek gerekir. Oysa yaşamın içindeki bütün davranışların, düşüncelerin, tepkilerin, onaylamaların, inançların tamamı ve üretilen maddi varlıkların bütünü kültürdür.



Yazmak mı Konuşmak mı? -Sırrı Çınar-


Kendi iç problemlerini bu kadar çok konuşan bir toplum yoktur. Nereye giderseniz gidin, herkes  bildiği kadar her konuyu kaygısızca tartışır. Konuştukça, konuşurlar. Birkaç dinleyici bulan, hele sesini iyi kullanan biri mekan neresi olursa olsun, konuştukça açılır, coştukça konuşur. Bu kadar çok konuşmamıza rağmen yazanımız azdır.



Benim İnsanım -Sırrı Çınar-


Bu benim insanım,
Yaşadığı yeri anlatır, yüzündeki çizgiler,
Güneşte parlar, soğukta gerilir,
Çatık kaşlarına bakma öyle,
Gönlündeki sevgiye siperdir.


 

Sırrı Çınar


Ahlat Doğumludur.

 

"Serzeniş" ve "Gökyüzü Kırpıntınları" isimli şiir kitapları  yayınlanan  şair-yazar ve senarist  Sırrı Çınar'ın halen yayına hazırlanmakta olduğu üç adet kitabı daha bulunuyor.


 Benim Babam...



Koca Yürekli Adam


Daha dün yaşadım dediği,

Yetmiş yıllık ömür.

Küsmüş hayatın fildişi  kulelerine,

Tırnaklarını geçirmiş kendi yüreğine,

Kanattıkça yüzü gülüyor,

dili söylüyor.

Konuş, konuş, sakın ha susma,

Koca yürekli adam,


 Türküler Dirilirken....



İnsan Olmak İçin Türkü Dinlemek


Bir insanı bütün vasıflarıyla “insan” yapmak için türkü dinletmek yeterlidir. Toplumda yaşanan karmaşanın, insanca olmayan tavırların yerine paylaşan, seven, özleyen, saygı duyan insanlar yerleştirmek isteniyorsa türkü dinletilsin, türkü söyletilsin, türkü söylensin.

 

Bir türküyü can kulağıyla dinlemeniz  türküyü tanımanıza yetecektir.

 


 Arayış



Türkülerle Aramak, Türküleri Aramak


Bazen yari, bazen anayı, bazen dostu düşündürür türküler. Hep insanca olana yaklaştırır, kapalı gözümüzü açarak. Bazen de güldürür, milletimizin mizah anlayışına şahit oluruz   “manda yuva yapmış söğüt dalına” türküsüyle. Yaşama dair ne varsa türkülerde vardır, her türkü başka bir yaşam kılavuzu verir dinleyene, söyleyene.


 

Başsayfa

Sırrı Çınar

Yazarlar