Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Kasım 2006

Nizami

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Sırrı Çınar

Yazarlar

Kültür

 

 


Kültürel Ceza


-Sırrı Çınar-


“Kültür” nedir? Diye sorulduğunda akla gelen ve verilecek cevaplar nelerdir? Eminim ki; El sanatları(bakır işlemeciliği, halı,kilim, bebek vb.), halk oyunları, türküler, tarihi eserler, tiyatro ve Kültür ve Turizm Bakanlığı akla gelecek ve bunlar sıralanacak. Mevcut eğitim sistemi içinde yetişmiş insanların sadece bunları hatırlaması normaldir ancak Devleti yönetenlerin ve topluma yön verenlerin de aklına bunlar geliyorsa işte orada biraz düşünmek gerekir. Oysa yaşamın içindeki bütün davranışların, düşüncelerin, tepkilerin, onaylamaların, inançların tamamı ve üretilen maddi varlıkların bütünü kültürdür. Bebeğin dünyaya merhaba dediği anda başlayıp, mezara defnedildiği ana hatta ölümden sonra hayatta kalanların öleni anma şekillerine kadar her türlü yaşam biçimi bir kültürel eylem ve kültürel değerlerin yansımasıdır. Sloganlaşmış bir söz vardır ya “Hayata dair her şey” tam “kültür” için söylenmiştir. Üstelik kültür, yaşanılan zamanında ötesindedir. On binlerce yıllık geçmişi bu güne, bu günü de yine sonsuza taşıyan maddi ve manevi değerler manzumesidir. Yazılı olmayan ama yazılı olan kurallardan daha etkili, gönüllülük esasına dayanan, felsefesi, sosyolojisi, psikolojisi olan kural ve metotlardan oluşur. Bu kadar önemli bir kavramın anlaşılmamış olması hali de kültürdür.


Kültürün bu önemli sarması altında sıradanlığa dönüşmesi ve önemsenmeyen kavramlar arasında yer alması toplumun kendini inkar etmesini sağlamıştır. İnkar, kültürsüzlüğün yani kuralsızlık, inançsızlık, metotsuzluk, şekli belli olmayan sosyal yapının oluşmasının yolunu açar. Kültürsüzlük kültür olur. Yaşamın her anında ne olacağını tahmin edemediğin ve nerede, nasıl, niçin davranacağını bilemeyen bireylerden oluşan, davranışlarının tahmin edilmesi imkansız sosyal dokuyla karşı karşıya kalırız. Bu karşılaşma acı, kin, nefret, soysuzluk, cahillik, çekememezlik, iftira, dedikodu ve fakirlik getirir. İletişim olmaz, gelişmez. Okullar asıl işlevlerini yerine getiremez. Aileler darmadağınık hal alır. Güvenlik çöker. Kutsallar yerlerinden birer birer sökülür. Kurumlar işlemez. Adalet olmaz. Fakirlik artar. Ekonomi can çekişir. Erdem, iyilik, şahsiyet gibi kavramlar gökyüzündeki yıldızlar kadar uzaklaşır. Kimse kimseyi anlamaz. Her söylenen söz ya yanlış anlaşılır ya da yerini bulmaz. Anarşinin doğduğu an yaşanır. Polisiye tedbirlerin toplumsal çözülmenin önüne geçilemiyeceğinin tecrübesi yaşanır. Suç işleme yaşı sekizlere iner, okullardaki kavgaların, uyuşturucunun önüne geçilemez. Toplumsal cinnetin her halini görmek mümkün olur. Bütün bu olumsuzlukların sebebi “kültür” yoksunluğudur. Ama ne gariptir ki ülkemizde bu önemli kavramla ilgili bir bakanlık vardır. Yine ne garip bir tecellidir ki bu bakanlık daha önce de olduğu gibi turizmle birlikte anılmaktadır. Asıl ilginç olanı da bu bakanlıktakilerin de kültürü, ilk paragraftaki gibi eksik algılamasıdır.


Her iki kişinin bir araya geldiğinde konuştuğu ve üzerinde sürekli fikirler ürettiği bu ülkenin problemlerinin çözüleceği asıl yer, adında kültür bulunan bakanlıktır. Bir gün bir hükümet en önemli bakanlığımız “Kültür bakanlığıdır” dediğinde bu ülkenin problemlerinin düzelmesi için sağlıklı bir başlangıç yapılmış demektir. Eğitim, imar, çevre, sağlık, sosyal hizmetler, içişleri, adalet gibi kurumsal yönetimler kültürel değerlerle birebir ilişkilidir. Bu kurumsal yapıların karşılaştığı bütün problemlerin asıl çözüleceği yer ise “Kültür Bakanlığının çalışmasıyla birebir ilgilidir. Yani, Kültür bakanlığı çalışmalarıyla diğer kurumların işlerini kolaylaştıracaktır.


Ben bu kadar farklı bir Kültür Bakanlığı özlemi çekerken mevcut bakanlığımız toplumu kültürel değerlere uzak tutmak için özel çaba harcıyor. Mesela, Datça’da Knidos diye antik bir bölge var. Bu bölge Datça yarımadasının en uç noktasında yani Datça ilçe merkezine 35 km uzaklıkta. Daracık, virajlı ve sıkıcı bir yol. O antik kalıntıları görmek, 2100 yıl öncesinin değerlerini, kültürel varlıklarını görüp hissetmek, estetik ve duygusal yönünüzü geliştirmek için 70 km yol gidip gelmeyi göze aldınız diyelim. Ama Knidos’a vardığınızda Zincirle kapatılmış bir yol ve yanında bir kulübe göreceksiniz. İşte o kulübede bir memur ve Kültür ve Turizm Bakanlığına ait makbuzla sizden kişi başına 5 YTL alıyor. Vermezseniz o alana giremiyorsunuz. Yani Türkiye’nin en uç batı noktasına giden yok, gelen yok, sen niye geldin diye ceza kesiyorlar sanki. Bu ceza, Efes’te de aynı. Bir de Efesin içinde ki bir bölgeyi gezerken ayrı bir ceza alıyorlar 10 YTL. İstanbul’daki, Ankara’daki müzeler, Van’da, Trabzon’da ve zaman tanımayan kültürel maddi varlıkların olduğu her yerde “siz buraya niye geldiniz, hem de çocuklarınızı da getirmişsiniz, demek çocuklarınıza da kültürü öğretiyorsunuz, bunun cezası çoktur” dercesine giriş ücreti altında “ceza” kesiyorlar. Üstelik gezilen yerlerde Kültür Bakanlığının yıllardır oralara uğramadığını görmek için araştırmaya gerek yok. Yıkılmışlık, çöpler, düzensizlik, sahipsizlik karşılıyor. O maddi kültürel değerleri görmeyen, tanımayan, anlamayan nesillerin ortaya koydukları şehirlerimizin çarpıklığı ve yaşanamaz halini anlatmaya gerek var mı? 2000 yıl önce kurulan medeniyet ve 2000 yıl sonra derme çatma evlerde yaşanan acı dolu günler. Selçuklunun, Osmanlının ve Anadolu’da yaşamış bütün medeniyetlerin maddi kültürel değerleri bize haykırıyor ” Siz emanete ve mirasa sahip çıkamayacak kadar zavallısınız”. Bu haykırışı, kulübelerde ceza kestirenler duyar mı?

 

Sırrı Çınar



Yazmak mı Konuşmak mı? -Sırrı Çınar-


Kendi iç problemlerini bu kadar çok konuşan bir toplum yoktur. Nereye giderseniz gidin, herkes  bildiği kadar her konuyu kaygısızca tartışır. Konuştukça, konuşurlar. Birkaç dinleyici bulan, hele sesini iyi kullanan biri mekan neresi olursa olsun, konuştukça açılır, coştukça konuşur. Bu kadar çok konuşmamıza rağmen yazanımız azdır.



Benim İnsanım -Sırrı Çınar-


Bu benim insanım,
Yaşadığı yeri anlatır, yüzündeki çizgiler,
Güneşte parlar, soğukta gerilir,
Çatık kaşlarına bakma öyle,
Gönlündeki sevgiye siperdir.



Sanatın Cazibesi -Sırrı Çınar-


Tiyatro, sinema, konser ve diğer kültür faaliyetlerinin toplumlar üzerinde yaptığı etki büyüktür. Amerikanın çeşitli ticari markalarının dünyaya yayılmasında en önemli rolü Filmler üstlenmiştir. Kültür emperyalizminin başvurduğu bu yöntem etkisini bire-bir gösterecek kuvvet ve kudret sahibidir. 1980’li yıllarda TRT tarafından televizyonla Türk insanına yapılan en büyük kötülük olan “Dallas” dizisinin etkilerinin sosyologlar tarafından araştırılması gerektiğine inanıyorum. Yeme, içme, giyinme, diyalog gibi yaşama kültürümüzü değiştiren en önemli etki, Amerikan filmlerinden ve dizilerinden alınmıştır.


 

Sırrı Çınar


Ahlat Doğumludur.

 

"Serzeniş" ve "Gökyüzü Kırpıntınları" isimli şiir kitapları  yayınlanan  şair-yazar ve senarist  Sırrı Çınar'ın halen yayına hazırlanmakta olduğu üç adet kitabı daha bulunuyor.


 Benim Babam...



Koca Yürekli Adam


Daha dün yaşadım dediği,

Yetmiş yıllık ömür.

Küsmüş hayatın fildişi  kulelerine,

Tırnaklarını geçirmiş kendi yüreğine,

Kanattıkça yüzü gülüyor,

dili söylüyor.

Konuş, konuş, sakın ha susma,

Koca yürekli adam,


 Türküler Dirilirken....



İnsan Olmak İçin Türkü Dinlemek


Bir insanı bütün vasıflarıyla “insan” yapmak için türkü dinletmek yeterlidir. Toplumda yaşanan karmaşanın, insanca olmayan tavırların yerine paylaşan, seven, özleyen, saygı duyan insanlar yerleştirmek isteniyorsa türkü dinletilsin, türkü söyletilsin, türkü söylensin.

 

Bir türküyü can kulağıyla dinlemeniz  türküyü tanımanıza yetecektir.

 


 Arayış



Türkülerle Aramak, Türküleri Aramak


Bazen yari, bazen anayı, bazen dostu düşündürür türküler. Hep insanca olana yaklaştırır, kapalı gözümüzü açarak. Bazen de güldürür, milletimizin mizah anlayışına şahit oluruz   “manda yuva yapmış söğüt dalına” türküsüyle. Yaşama dair ne varsa türkülerde vardır, her türkü başka bir yaşam kılavuzu verir dinleyene, söyleyene.


 

Başsayfa

Sırrı Çınar

Yazarlar