Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

2006

Nizami

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Sırrı Çınar

Yazarlar

Kültür

 

 


Yazmak mı Konuşmak mı?


-Sırrı Çınar-


Kendi iç problemlerini bu kadar çok konuşan bir toplum yoktur. Nereye giderseniz gidin, herkes  bildiği kadar her konuyu kaygısızca tartışır. Konuştukça, konuşurlar. Birkaç dinleyici bulan, hele sesini iyi kullanan biri mekan neresi olursa olsun, konuştukça açılır, coştukça konuşur. Bu kadar çok konuşmamıza rağmen yazanımız azdır. Yazmak, günlük tutmaktan, anıları yazıya dökmekten, mektup yazmaktan, kitap yazmaya  kadar uzar. Hiçbir şey yazılmıyorsa şikayet dilekçeleri,  şikayet mektupları yazılır. Oturdukları yerden filozofluk yapanlar, önerilerini  gerekli yerlere yazarak ulaştırır.  Kalemi zayıf bu toplumda bir şeyler yazanlar da küçümsenir. Üretilen ne olursa olsun, belli bir emek , araştırma , birikim ve düşünce egzersizi gerektirir. Maalesef doğru veya yanlış  her yazı,  hemen eleştiri bombardımanına tutulur. Küçümsenir. Eksiklikleri aranır. Muhtevasına bakılmaksızın yazan insanın  bulunduğu konuma göre şablonu hazırlanır.  Yazanla, okuyan arasındaki bu geçimsizlik  bazen katı bir taassuba kadar gider.

 

Halk edebiyatımızın temelinde sözün ayrı bir yeri var. Halkın duyduğunu bilmesi, bildiğini de sadece söylemesinin bir alışkanlık olduğunu düşünebiliriz. Ama, tarihimizin her aşamasında yazılı eserler verilmeye  gayret edildiğini de görüyoruz. Ülkemizde  yaşanan önemli değişikliklere rağmen hala söz alışkanlığından vazgeçilmemesi özel bir araştırma konusu olmalı. Köylü arabasıyla ilçeye gelir ve kaymakama problemini sözlü ifade etmeye çalışır. Bir dilekçe yazmak aklına gelmez. Meclis eleştirilir, milletvekilleri eleştirilir. Kimsenin aklına birer mektup yazmak gelmez. Partililer her zaman yöneticilerini eleştirir, önerilerini yazarak göndermek akıllarına gelmez. Basın yayın organlarının yayınları eleştirilir, birileri çıkıp ta yazarak bildirmez. Her baba, anne çocuğuna gelecek için nasihatlerde bulunur .Ama, akıllarına 15-20 yaşında okunmak üzere bir mektup yazmak gelmez. Bu misalleri çoğaltabiliriz.

 

Bu kadar yazmayı sevmeyen bir toplumda, yazılanları okutmak da kolay değildir. Kitap, gazete, dergi satış rakamları ortada. Bu ülkede hayatının hiçbir döneminde tek bir gazete okumayan insan sayısı  milyonlarla ifade edilebilir. Kitap ise belli bir  küçük kitle tarafından okunur. Hatta, baskısında görev aldığı gazeteyi okumayan gazetecileri bile tanıyoruz. Yazı yazdığı gazetede, kendinden başka yazarları okumayan  yazarları biliyoruz. Devleti idare edenlerin tamamına yakını kendisiyle ilgili veya danışmanları tarafından  okunmasında yarar görülen gazete kupürlerini  okuduklarını da biliyoruz. Okumayan ama çok konuşan bu toplumda , konuşulanların fikir düzeyini tahmin etmek de güç değil.  Sadece olayları anlatan, fikirleri ise hiçbir zaman iki ayak üzerine bile oturmayan  hatip insanlarımız bilmediklerinin farkında da değiller.

 

Çok konuşmaya devam edileceğini, az yazılacağını, az okunmaya devam edileceğini biliyorum. En yukardan, en aşağıya toplumun bütün katmanlarında böyle bir alışkanlık var iken yazı yazma , kitap yazma cesaretini gösterenleri, emek verenleri kutluyorum. Yazanların önüne engel koyanları da kınıyorum.

 

Sırrı Çınar



Benim İnsanım -Sırrı Çınar-


Bu benim insanım,
Yaşadığı yeri anlatır, yüzündeki çizgiler,
Güneşte parlar, soğukta gerilir,
Çatık kaşlarına bakma öyle,
Gönlündeki sevgiye siperdir.



Sanatın Cazibesi -Sırrı Çınar-


Tiyatro, sinema, konser ve diğer kültür faaliyetlerinin toplumlar üzerinde yaptığı etki büyüktür. Amerikanın çeşitli ticari markalarının dünyaya yayılmasında en önemli rolü Filmler üstlenmiştir. Kültür emperyalizminin başvurduğu bu yöntem etkisini bire-bir gösterecek kuvvet ve kudret sahibidir. 1980’li yıllarda TRT tarafından televizyonla Türk insanına yapılan en büyük kötülük olan “Dallas” dizisinin etkilerinin sosyologlar tarafından araştırılması gerektiğine inanıyorum. Yeme, içme, giyinme, diyalog gibi yaşama kültürümüzü değiştiren en önemli etki, Amerikan filmlerinden ve dizilerinden alınmıştır.



Yüksek Kültür -Sırrı Çınar-


Önemli olan gelişmiş ülkelerin ekonomik, teknolojik, bilimsel, siyasi olarak aldıkları yollarda uyguladıklarının aynısını uygulamaktan vazgeçmektir. Önemli olan yüksek kültür seviyesini yakalamış bireylerin üretilmesi ve çoğaltılmasıdır. Söyleneni anlayan, bilgi sahibi, analiz yapabilen, duyarlı, çözüm üretebilen, toprağını tanıyan, ülkesini bilen, insanını seven, fedakar, cefakar, vefakar, seviyeli, seciyeli ve en önemlisi şahsiyetli bireyler üretebilmek ve sayılarını artırabilmektir.


 

Sırrı Çınar


Ahlat Doğumludur.

 

"Serzeniş" ve "Gökyüzü Kırpıntınları" isimli şiir kitapları  yayınlanan  şair-yazar ve senarist  Sırrı Çınar'ın halen yayına hazırlanmakta olduğu üç adet kitabı daha bulunuyor.


 Benim Babam...



Koca Yürekli Adam


Daha dün yaşadım dediği,

Yetmiş yıllık ömür.

Küsmüş hayatın fildişi  kulelerine,

Tırnaklarını geçirmiş kendi yüreğine,

Kanattıkça yüzü gülüyor,

dili söylüyor.

Konuş, konuş, sakın ha susma,

Koca yürekli adam,


 Türküler Dirilirken....



İnsan Olmak İçin Türkü Dinlemek


Bir insanı bütün vasıflarıyla “insan” yapmak için türkü dinletmek yeterlidir. Toplumda yaşanan karmaşanın, insanca olmayan tavırların yerine paylaşan, seven, özleyen, saygı duyan insanlar yerleştirmek isteniyorsa türkü dinletilsin, türkü söyletilsin, türkü söylensin.

 

Bir türküyü can kulağıyla dinlemeniz  türküyü tanımanıza yetecektir.

 


 Arayış



Türkülerle Aramak, Türküleri Aramak


Bazen yari, bazen anayı, bazen dostu düşündürür türküler. Hep insanca olana yaklaştırır, kapalı gözümüzü açarak. Bazen de güldürür, milletimizin mizah anlayışına şahit oluruz   “manda yuva yapmış söğüt dalına” türküsüyle. Yaşama dair ne varsa türkülerde vardır, her türkü başka bir yaşam kılavuzu verir dinleyene, söyleyene.


 

Başsayfa

Sırrı Çınar

Yazarlar