Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

25 Mayıs 2006

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Recep Küçükizsiz

Yazarlar

Kültür


Japon Kültüründe Turna Simgesi


-Recep Küçükizsiz-


Özet


Bu yazı, Türk kültüründe de önemli bir yere sahip olan turnanın Japon kültüründe ve tarihindeki yeri ve önemini ortaya koymaktadır.

Ön Söz

Kuşlar Türk kültüründe çok önemli yer tutarlar. Kuşlar, bilhassa turnalar, Alevi inancı ve kütüründe önemlidir. Peki, turna Japon kültüründe ne amlama gelir? Bu yazının amacı, Japon kültürü ve tarihinde turnaların anlamını ortaya koymaktır.

Turu (turna)’nun Etimolojisi

Karşılaştımalı Türk Lehçeleri Sözlüğü – Kılavuz Kitap (Başbakanlık Basımevi, Ankara, 1991), Japonca turu kelimesiyle Türkçe turna kelimesinin aynı anlama geldiklerini belirtir. Kelime, Azeri Türkçesinde durma, Başkir Türkçesinde torna, Kazak Türkçesinde tırna, Kırgız Türkçesinde turna, Özbek Türkçesinde turna, Tatar Türkçesinde torma, Türkmen Türkçesinde durna, ve Uygur Türkçesinde turna biçimindedir.

Japonca turu kelimesinin kaynağı kesin belli değildir. Bazıları şunu söylemektedir: turu, dizi veya takip anlamına gelen tu ile ryudo kelimesinden gelen ve akmak manasını taşıyan ru’nun birleşiminden doğmuştur. Öyleyse, turu dizi halinde birer birer uçan kuşları anlatıyordu. En meşhur Japonca sözlük olan Kojien, turu kelimesinin Korece turumi ile aynı kökene sahip olduğunu, ve kuşların özel bir çığlığından geldiğini ifade eder.

Veriler gösteriyor ki, Kuzeydoğu Asya, Orta Asya, Akdeniz ve Avrupa’da paylaşılan ortak kültürel özellikler bulunmaktadır. Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido adasında, etnik Ainu kültürünün folklor geleneğinde “turna dansı” vardır. Turna motifinin kendisi Türkiye, Kore, Kuzey Japonya (Auni), Sibirya, ve Kuzeydoğu Asya gibi geniş bir alanda görülür. Turnalar bu bölgelerde yaşarlar ve yolculuk yaparlar.

Turu’ya Zoolojik Açıdan Bakış

Turna familyasının Japonca’da genel adı turu’dur. Japonya’da yedi değişik çeşit turna yaşar: Japon turnası (Grus Japonensis), tepeli turna (Grus monacha), beyaz boyunlu turna (Grus vipio) vs. Sadece Japon turnasının anayurdu Hokkaido’dur. Tepeli, beyaz boyunlu, ve diğerleri göçmendirler. Kasım civarında üreme yerleri olan Sibirya’dan ve baharın kuzeye geri dönerler. Turna, 60-70 yıl kadar yaşar ve kocaman bedeni, uzun boynu ve zarif bacakları ile güzel bir kuştur.

Eski Çin ve Yerli Japon Kültürlerinde Turna

Bir Çin efsanesindeki atasözü şunu söyler: “Turna bin yıl yaşar, kaplumbağa on bin yıl”, ki bu uzun ömür demektir. Turna ve kaplumbağa uzun yaşam ve mutluluğu simgeler. Japonya’da turna veya kaplumbağa biçiminde pek çok süs eşyası vardır, ve aynı şekilde onlar da uzun hayatı ve mutluluğu simgelerler.

Dördüncü yüzyılda yazılmış Çince bir kitap olan Sinsenden, turnayı gökyüzünde muhteşemce uçan güzel, asil bir figür gibi görünen perimsi bir kuş olarak betimler. Kitap turnaya dönüşüp memleketine uçan efsanevi büyücü Sen’nin’den bahseder. Eski zamanlardan kalma bir öyküde, güzel bir kadına dönüşerek bir erkekle aşk yaşayan bir turnadan söz edilir.

Çin’de 4. yüzyıla ait bir başka hikâyede de pirinç tarlasında gördüğü güzel bir kadına aşık olan Joseki adında bir delikanlı yer alır. O hanımın evinde mutlu bir yaşama başlarlar. Bir zaman sonra, en büyük ağabeyi eve dönmeyince onu aramaya çıkar. Günün birinde gölde Joseki’yi o hanımla yaşarken bulur. Sopayla vurunca, kadın turna biçimine geri döner ve uçup gider.

Beşinci yüzyıldan kalma Çince bir kitap olan Yumeiroku, Turu Nyobo adında benzer bir Japon öyküsüyle ilişkili bir hanım turna hikâyesi anlatır, ki Turu Nyobo hanım turna demektir ve yapılan iyiliğe karşılık vermek fikrini kapsar. Çok eskilerde, adamın biri yaralı bir turnaya yardım eder. Daha sonra, güzel bir kadın adamın fakirhanesine gelir ve beraber yaşamaya başlarlar. Karı koca olurlar. Geceleri kendini bir dokuma odasına kapatır, tezgahta çalışır ve harika kabartmalı kumaş yapar. Zenginleşirler, lâkin gün geçtikçe zayıflar . Ayrıca, kocasının içeriye bakmasını yasaklar.

Ne var ki, bir gece adam odanın içine bakar ve tüylerini çekip onlarla kabartmalı kumaş dokuyan bir turna görür. O an turnanın, karısı olduğunu fark eder. Çin hikâyesi bu noktada biter, pek çok Japon çeşitlemesi devam ettirilir. Bir Japon hikâyesinin sonunda, kadın kocası gerçek biçimini öğrenince uçup gider.

Japon Tarihinde Turu

Beşinci ve 8. yüzyıllar arasında insanlar turu yerine çoğunlukla tazu adını kullandılar. Bazı Japonlar hem turnalara hem de leyleklere turu dediler. Diğerleri ise her tür uzun kuşa turu adını verdiler. 11. yüzyılda seçkinler turna yetiştirmeye başladılar. Edo döneminde (1603 – 1867), turna eti revaçtaydı. Bunun başlıca nedeni şuydu: turna uzun ömürlü diye bilindiği için, insanlar onun etini yediklerinde daha uzun yaşayacaklarına inanıyorlardı. Ayrıca, oldukça iriydiler, etleri çoktu ve yakalanmaları kolaydı. Edo döneminde beyaz boyunlu kuğunun eti ve kanı en çok aranan şeylerdi. Turna, 17. yüzyıl süresince ocak aylarında kraliyet sarayında yapılan özel bir turu-houtyou (turna-kılıç) töreninde kullanılmaya başlandı. Törenin bir bölümünde, usta bir kılıççı , İmparator’un huzurunda, ayinsel olarak turnayı parçalayıp süslerdi. Yılbaşında veya özel kutlama törenlerinde bu tören yapılıp turnalar yenilirdi. Bu geleneği ilk başlatanın kampaku (İmparatorun baş vekili) görevinde olan Toyotomi Hideyoshi (1536-1598) olduğu söylenir. O dönemde, kampaku İmparator’a turna sunardı, çünkü onun (pirinç içkisiyle – sake ile – karıştırılan) kanı ve eti ömrü uzatmakla ünlüydü, ve bu sebeple en çok ödül kazandıran yarışma kuşuydu. Edo döneminde, Şogun şahinle avlanmış turnaları İmparator’a sunardı. Zamanla, daha fazla turna avlandı ve sayıları hızlıca azaldı. 1718’I takiben üç yıl içinde uygulama sona erdirildi.

Halk Geleneklerinde Turu

Eski çağlarda turu’nun şans habercisi olduğu söylenirdi. Güzün pirinç hasatından sonra, eğer bir turu pirinç tarlasının üstüne doğru süzülürse, bu bol pirinç elde edileceğinin bir alâmeti olarak kabul edilirdi. “Düşen pirinç başakları efsanesi” pirinç tarımının başlamasını bir pirinç sapı taşıyan turu ile ilişkilendirir. Bu efsane muhtemelen tohumları yiyerek veya gagasında pirinç saplarını ya da sürgülerini taşıyarak, turunun pirinç tarlalarında sıkça boy göstermesi sebebiyle doğmuştur. Geleneksel Japon origami (kâğıt katlama) sanatı pek çok ayinde kullanıldı. Katlanmış kâğıt figürleri temizlenmeye yardım etsin diye sık sık kullanıldı. Bir geleneğe göre, insanlar kâğıt figürler yapıp nehre attılar. Heinan döneminde (794 – 1192) insanlar kişisel zevk için origami yaptılar. Muromachi dönemine (1336 – 1573) kadar origami sanatı epeyce gelişti. Edo dönemine kadar origami sanatı hakkında çok sayıda kitap basıldı. Günümüzde insanlar hasta birisinin iyileşmesine yardımcı olsun diye ona senba-zuru (birbirlerine eklenmiş kâğıt turnalar) sunarlar. Senba-zuru birbirine ekli bin küçük origami turna demektir. Eğer bir hasta senba-zuru alırsa iyileşmek için güç alacaktır, çünkü bin turna bin uzun ömür demektir. Senba-zuru, derin bir acı veya ızdırap çeken birini teselli etmek ya da cesaretlendirmek için de kullanılır.

Turu Hakkında Son Söz

Sonuç olarak, turu geleneksel Japon şamanizminde yer alır mı? Şamanizm Japonya’da bir eski çağ kültürü uygulaması olmuştur ve o zamandan bugüne değin süregelmiştir. Şehirde ve kırsal bölgede şamanizm özellikleri görmemize karşın, herhangi bir turu motifine rastlamıyoruz. Onun yerine temsil edilen yegane kuş kargadır. Turunun Japon kültürüne uzun ömür ve mutluluk getirip, gökyüzüne kanat çırptığı söylenebilir.


Recep Küçükizsiz

25 Mayıs 2006



Avrupa'da Türkler -Recep Küçükizsiz-


Avrupa'da bulunan Türk nüfusunun bugünü ve yarını üzerine girişilecek her türlü yorum ve deneme, dünü dikkate almadığı takdirde eksik ve hatalı olacaktır. Dünü bilmek mecburiyetindeyiz. Bu sebeple, Avrupa'daki Türklerinin bu diyarda bulunuş sebeplerini tesbit ve izah etmeden bugünü teşhis, yarınları da tahmin etmemiz mümkün olmayacaktır.


 

Recep Küçükizsiz


1962 senesinde Adana'da doğdu.Adana Erkek Lisesi'nde okudu, Hatay Lisesi'nden mezun oldu. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrası MHP Davası'nda yargılandı ve hüküm giydi. Halen Almanya'da ikamet etmekte ve çeşitli dernek faaliyetlerinde bulunmakta ve döneminin gençliğinin üzüntü verici yıllarını konu alan kitaplar yazmaktadır.


 Türk Kültürü



Turna


Veriler gösteriyor ki, Kuzeydoğu Asya, Orta Asya, Akdeniz ve Avrupa’da paylaşılan ortak kültürel özellikler bulunmaktadır. Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido adasında, etnik Ainu kültürünün folklor geleneğinde “turna dansı” vardır. Turna motifinin kendisi Türkiye, Kore, Kuzey Japonya (Auni), Sibirya, ve Kuzeydoğu Asya gibi geniş bir alanda görülür. Turnalar bu bölgelerde yaşarlar ve yolculuk yaparlar.


 Türkler



Avrupa'da Türkler


Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Avrupa Türkleri açısından, burada yapılacak hayati derecede önemli çalışmaların başarılması için istifade edilecek kendimizden bir dost olmanın ötesinde bir mana taşımadığı kabul edilerek, bulunulan ülkenin vatandaşlığına geçilmesi şarttır. Bu arada sadece Türkiye ile değil, diğer Türk ve Müslüman devlet ve toplulukları ile de ilişkiye geçilmesi ve karşılıklı istifadelerin sözkonusu olduğu bir üst yapının kurulması gereklidir. Bu paralelde Avrupa'daki her Türk'ü bu camianın içinde düşünmek ve sahipsiz bırakmamak lazımdır.


 .................


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


.......


-------------


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Recep Küçükizsiz

Yazarlar