Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

15 Ocak 2008

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kültür


Tarkan-Who?


-Kürşad Kahramanoğlu-


Yıllarca iki dili karıştırmadan konuşmaya çalıştım. Her ne kadar her iki dilde de var oluyorsam da birini konuşurken veya yazarken diğerinden sözcükler, terimler borç almak sanki ötekine "sen yetersizsin" demek gibi geldi. Tabii yetersiz olan bu diller değildi. Çaresizlik, benim kendimi dile getirmedeki sıkıntılarımdaydı. Kullanma alışkanlıklarından doğan, bir dildeki belli kelimeler veya terimlerin sanki bana durumu daha iyi anlatıyorlarmış gibi gelmelerindeydi sihir!

 

Ama Türkiye'ye dönünce gördüm ki, Türkçe konuşurken araya İngilizce kelimeler veya terimler serpiştirmek pek moda. Maalesef, nedeni, kendini daha iyi ifade edebilmek değil, sadece moda! Babamın jenerasyonunda nasıl Fransızca laflar kullanmak moda olmuşsa şimdilerde de, İngilizce terimler araya sıkıştırmak moda. O dili de biliyorum, biraz da "Sofistim" mesajı verdiği sanılıyor galiba!

 

Neyse konum bu değil. Tarkan'ın üzülesi durumundan bahsetmek istiyorum biraz! İngilizcede bir şöhret için yukarıdaki gibi bir soru sorulursa anlamı hoş değildir. Başka bir deyimle şöhret "has been" yani "geçmişler, bitmişler" grubuna doğru yola çıktı anlamına gelir.

 

8 Ağustos 2006'da, Tarkan hakkında bir yazı yazmıştım. Yazımı "Seni seven, beğenen, biraz da bu işlerden anlayan bir abin olarak verdiğim iki örneği - Elton John ve Jason Donovan - aklında tutmanı ve daha nice milyonlar satan plağa imza atmanı dilerim" diye bitirdiğimi hatırlıyorum. Neredeyse on sekiz ay geçti ama maalesef dileğim tutmadı. Tarkan'ın son albümü olan "Metamorfoz" hiçbir şeyin metamorfozu olmadığı gibi Allahtan Kafka sağ değil! Sağ olup da, yanlışlıkla "Tarkan'ın Metamorfozunu" bir duysaydı, canım hikâyesine bu adı koyup koyduğuna bin pişman olurdu! Albümdeki şarkıların başkalaşmayla ne ilgisi var? Eski şarkılarının kötü kopyaları gibi. Albüm çıkalı haftalar olduğu halde, bir tanesi bile dilimizde değil. Aksi takdirde, böyle mi olurdu Tarkan şarkıları? Bir düşünsenize; sokaklara çıkar çıkmaz "Kıl Oldum Abi", "Acaipsin", "Oynama Şıkıdım Şıkıdım", "Dudu Dilli" ve diğer birçoğu neredeyse anında ağızlarımızdan düşmez olmamışlar mıydı? Haftalar oldu, yeni albümden kim, hangi şarkıyı mırıldanıyor? Belli ki, bu albümde, bir önce çıkardığı İngilizce albümü gibi satmayacak. Bu başarısızlığı, piyasanın durgunluğu, "CD'ler zaten satmıyor, herkes internetten indiriyor" la da izah etmek mümkün değil. Tarkan, eski Tarkan değil.

 

Tarkan'ı Tarkan yapan neydi? Pırıltılı bir star olmanın birçok özelliği bir arada barındırdığını biliyoruz. Bir pop starının, en azından iyi bir sesi ve icrası olması gerektiği malum. Bunların ötesinde, son üç beş seneye kadar Tarkan sahnede bir seks ilahı olmayı başardığı gibi, yaratıcı bir yanı olduğunu da bizlere hep hissettirdi. Androjen yaramaz çocuğumuz, TV programlarında çişi gelen, eski MHP milletvekili Mehmet Gül'ün hedefi olmuş asi bir çocuktu. Metamorfoza(!) uğramış Tarkan ise, Gora filminden kalma, ikinci el alınmış takım elbisesi içinde, etliğe sütlüğe dokunmayan hayır cemiyetlerinin desteğinde, Türk Dil Kurumu'nun takdirini toplamış anasının kuzusu! Bir zamanlar sahnede dans ederken yerlerimizde duramadığımız, korkup da söyleyemediğimiz şeylere tercüman olduğunu düşündüğümüz "bizden biri"yken Tarkan, yerine gelen bu yeni, bol paralı star olunca hangi genç kızın kalbini hoplatabilir, son iki albümündeki şarkıları ile hangimizin damarından girebilir?

 

Tarkan'ı, hızla bu "has been " statüsüne getiren şeylerin başında Türkiye'den kopmuş olmasının geldiğini düşünüyorum. Eskiden, '14' ve diğer Beyoğlu salaş kulüplerinde boy gösteren Tarkan, artık ülkesinde bile yaşayamıyor. Türkiye'ye turist gibi geldiği kısa dönemlerde sadece sosyetenin gidebildiği, pahalı ama hiçbir sahiciliği olmadığı için yaratıcılığı da olmayan belli bir iki mekânda "bak bu da benim kadın avukat sevgilim" deyip apar topar ABD'ye dönen Tarkan, nereden beslenecek? Tekyön'ün bırak içini görmeyi, yerini bile bilmeyen bir Tarkan nasıl bir daha "Başkası olma, kendin ol/Böyle çok daha güzelsin/ Ya gel bana sahici sahici/ Ya da anca gidersin" diyebilecek?

 

Popüler müzik yapan bir sanatçı, bu müziği yaptığı toplumdan kopmuş olarak nasıl yaratıcılığını, inandırıcılığını devam ettirebilir? Aşklarının bilinmediği, söylediklerini yaşamış olduğunu ve böylece paylaşabileceğimizi hissetmediğimiz bir Sezen Aksu, Miami'den yüreklerimizi bu kadar hoplatabilir mi? Tarkan yanlış yönlendiriliyor ve git gide, içi kof karton bir levhaya dönüşüyor. Bütün bu yazdıklarımın uzun bir süre Tarkan'a mali bir sorun çıkaracağını zannetmiyorum.' Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler' hesabı bugüne kadar biriktirdiği ünle uzun bir süre Tarkan Türkiye'de para kazanır, yılbaşlarında TRT'ye çıkar ama Türkiye popüler kültümde, jenerasyonun en umut veren yıldızının hiçbir yere varamadığını görür.

 

Kürşad Kahramanoğlu

15 Ocak 2008



? -Kürşad Kahramanoğlu-


Vikipidi'ye göre  "Türk yazar, çevirmen, öğretim üyesi ve siyasi aktivist. Türkiye'nin en tanınmış sol-liberal aydınlarından biri... İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölü-mü'nü bitirdi... 12 Mart döneminde iki yıl cezaevinde kaldıktan sonra, 1974'te üniversiteye döndü... İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nin 'Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü' başkanı... Açık Rad-yo'da programlar yapmakta ve Radikal gazetesinde köşe yazarlığını sürdürmekte..." 4 Ocak 2008'de çıkan Radikal Gazetesindeki köşesinde, "Tarih niçin sevilir?" başlıklı yazısında aynen şöyle diyor: Shakespeare gibi, Türkler hakkında söz etmemiş birinin iyi bir yazar olup olmadığını...". Yukarıdaki CV'si olan bir insandan, böyle bir hata beklenmez ama tabii ki yanlış.

Barbarlar -Kürşad Kahramanoğlu-


Dünyamızda, içinde yaşadığımız çağda medeni olmanın en önemli göstergelerinden biri, bir ülkenin idam cezasına karşı olan tutumudur. Basitçe özetlersek, hangi nedenle olursa olsun devletin, millet adına veya birçokları tarafından daha yüksek bir adalet makamı olduğuna inanılan tanrı adına dahi olsa, cellatlık görevine soyunması o ülkenin barbarlıktan kurtulamadığının göstergesidir.

Kansere İpotekli, Uluslararası Şirketlere Bağımlı -Kürşad Kahramanoğlu-


Sizleri bilemiyorum ama benim çevremde sadece geçtiğimiz yıl içinde kanser mücadelesi veren birçok yakınım var. Bu konuda istatistikler var mıdır, bilmiyorum ama kanserin ülkemizde gözle görülür bir şekilde arttığını hepimiz görmüyor muyuz? Bu kanser artışının birçok nedenleri vardır tabii ama Çemobil nükleer kazasının yarattığı ve Türkiye üzerinde de henüz bütün uzun dönem etkilerini bilemediğimiz katkısı kolektif belleğimizde. 1995'in sonlarına doğru yayınlanan bir Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) Raporu çocuk ve gençler arasında ki yaklaşık 700 tiroid kanser vakasını ve radyasyona bağlı 10 çocuk ölümünden direkt olarak Çernobil felaketini sorumlu tutuyor. Bu sadece buzdağının suyun üstünde kalan görünen kısmı çünkü uzun dönem sonuçları daha onlarca yıl bilemeyeceğiz.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar