Türk Kültürü o kadar eski, zengin ve yaygın bir
kültürdür ki; geçmişe doğru bin yıllarla ifade edilebilir. “Nevruz” konulu
çalışmamızda da detaylarıyla açıkladığımız gibi, Türk kültürü, sadece Orta
Asya’da değil, dünyamızın tüm kuzey yarım küresinde kendini gösterir. Pek
çok halk tarafından özümsenmiş ve benimsenmiştir. Bu durum da gösteriri ki;
Türk kültür ve medeniyetleri tarihi çok uzun bir zaman dilimini kapsar.
Dolaysıyla da Türklerin var oldukları coğrafyaları da kapsar. Bu
coğrafyaların halkları tamamen Türk asıllı olmayabilirler. Ancak,
yaşadıkları dönemlerde Türkler tarafından yönetilmiş olabilirler. Geçmiş
dönemlerde Türk kültür coğrafyası içinde kalmışlardır ve geçen zaman içinde
Türk kültür unsurlarının yerini dolduracak yeni bir kültür yaratılamamıştır.
Kültür coğrafyası, bir milletin doğal sınırlarını ve ilgi alanlarını
belirleyen önemli bir kavramdır.
Ön Türk tarihine bakıldığında, zaman zaman Türklerin
kendi kültürlerinden kopup, yönetmekte oldukları milletlerin kültürlerini
benimsedikleri ve daha sonra da o kültür içinde eriyip kayboldukları
görülür. Buna örmekler verecek olursak; Orta Asya’da Çu hanedanı dönemini,
Orta Doğuda Mısır Hiksos dönemini, Arap yarım adasında Sümer’den güneye göç
ederek Yemen’e gelenlerden, İmparator Aus (Oğuz ) ve oğulları Şedid ve
Şeddad dönemini, İrem medeniyetinin çökmesinden sonra kuzeye göç ederek
Mekke’ye yerleşen Kureyş, Medine’ye yerleşen Evs ve Hazreçler dönemlerini,
yine Sümer’den kuzeye göç ederek Urfa, Harran üzerinden Mısır’a ve sonunda
Filistin’e gelen Hz. İbrahim dönemlerini gösterebiliriz. Bu bahsettiğimiz
dönemlerde Türk asıllı unsurlar, gittikleri yerlerde kendilerinden önce veya
sonra ortaya çıkmış kültür unsurlarınca eritilmişlerdir. Bununla beraber,
içinde yaşadıkları toplumu derinden etkileyen düşüncelerin ortaya çıkmasında
da etkili olmuşlardır.
İlgilenenlerin yakından bildiği gibi, 12 hayvanlı Türk
takviminin doğu kültüründe çok derin izleri vardır. 12 Hayvanlı Türk
Takvimi eski dünyada binlerce yıl kullanılmış, Asya’da Türkler ve diğer bazı
halklarca şimdi de kullanılmaktadır. On iki hayvanlı Türk takvimi
Ansiklopedik bilgilerde ise şöyle geçmektedir:
“12 Hayvanlı Türk Yıllığı, 12 yılın 5 katı olan 60 yıllık
devreleri ile Kök Türklerde, Uygur Türklerinde, Tuna-Bulgar Türklerinde,
İtil-Bulgar Türklerinde ve daha önceleri de büyük ihtimalle Hun Türklerinde
kullanılmış olup, Türkler arasında çok yaygın bir sistem olmuştur. Kök Türk
yazıtları, Uygur kitap ve hukuk belgeleri, Tuna Bulgarlarının yazıtları,
Bulgar Hakanları Listesi bu takvimle tarihlendirilmiştir. Hatta, Manas
Destanı'ndaki bazı olaylar bile On İki Hayvanlı Türk Takvimi ile
tarihlendirilmiştir
Türk Takvimi'nde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme
'Çağ' adı verilirdi.Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saat idi.
Her bir çağ ise sekiz 'Keh'ten ibaretti. Yılbaşı olarak gece-gündüz
eşitliğinin yaşandığı 21 mart, Nevruz günü alınırdı. Bu eski Türk takvimi,
her biri bir hayvan adı ile anılan “ 12 yıllık” devre esasına dayanıyordu.
Yılların adları şöyle idi:
1. yıl Sıçan Fare 2. yıl Ud Sığır-Öküz 3. yıl Bars Pars
4. yıl Tavışgan Tavşan 5. yıl Nuh-(Lu) Ejderha 6. yıl Ilan Yılan 7. yıl Yunt
At 8. yıl Koy Koyun 9. yıl Biçin Maymun 10.yıl Tabuk Tavuk 11.yıl İt Köpek
12.yıl Tonguz Domuz
5. yıl bazı kaynaklarda nek = timsah olarak geçmektedir.
Bir yılda 12 ay vardı. Aylar birinçay (birinci ay) ,
ikinçay (ikinci ay), üçünçay (üçüncü ay), dördünçay (dördüncü ay), beşinçay
(beşinci ay), altınçay (altıncı ay), yedinçay (yedinci ay), sekizinçay
(sekizinci ay), dokuzunçay (dokuzuncu ay), onunçay (onuncu ay), onbirinçay (onbirinci
ay) ve onikinçay (onikinci ay) diye adlandırılmıştır.
Mevsimler ise;
Oğlak ay: İlkbahar Uluğ Oğlak ay: Yaz Uluğ ay: Sonbahar
Ay: Kış Türklerde gün isimlerinin yabancı kökenli olmasının sebebi bazı
tarihçilere göre; göçebelik sebebiyle Türklerde gün kavramının
gelişmemesidir.
Edouard Chavannes'in "Le Cycle turc des Douze Animaux 12
Hayvanlı Türk Takvimi", adlı araştırmasına göre Asya'da kullanılan 12
Hayvanlı takvim Türklere ait bir takvim sistemiydi ve Çinliler bu takvimi
Türklerden almışlardı. Chavannes bu yüzden de araştırmasının adını 12
Hayvanlı Türk Takvimi koymuştur.”
12 hayvanlı Türk takvimi , Türk tasavvufunun zirve
isimlerinden, Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından Marifetname adlı eserinde
şöyle işlenmiştir.
SAL-İ TÜRKANI (TÜRKLERİN YILI)
“Zamanın, on iki hayvan
üzere dönüp, her sene birine benzemeyle değişmesinden
yeryüzünde olan tesirlerini bildirir.
Ey aziz, malûm olsun
ki, Hindistan filozofarı, zamanın oniki hayvan üzerine
deveran edip, yılda
birini ahlakıyle nitelenip, cihandakilere böyle Hak'kın
emriyle sirayeteni
bulup, tecrübe ve sınama ile tesirlerini hükümlerini
ispat etmişlerdir.
Türkistan ahalisi genellikle ona itibar edip,
hükümleriyle
gitmişlerdir. Onun için zamanın hükümlerini "Türkistan Senesi"
ismiyle
adlandırmışlardır. Şimdi zamanın hükümlerini açıklayan manzumemiz
bunda yazılmak
münasip görülmüştür.
TÜRKLERİN YILI
“Allah adı hoş işler evveldir
Her dem Allah diyen kişi velîdir
Hamd lillah dahi salat ve selam
Fahr-ı kavneyn ve âline be-devam
Bade ism-i ilah ve hamd ve salat
Sal-i Türk oldu seksenüç ebyat
Hakkı der sal-i Türkü nazm ettim
Nisbet-i hüküm remzine yettim
Cümle ahkâmı sal-i Türkanı (Türklerin
yılı)
Hükema mezhebince bil anı
Hükema kavlin itimad edemem
Hem de küllî yalan deyip gidemem
Ekser ahvale vâkıf olmuşlar
Akl ile tecrübe ile bulmuşlar
Sal-i Türkan ki devr-i daimdir
Oniki canvarla kaimdir
Yılda bir canavar huyuile revan
Muttasıl ola cümle halk-ı zaman
Faredir pes inekle kaplandır
Sonra tavşan sinekle yılandır
Andan attır koyunla maymundur
Kuş, köpekle domuz eniği oyundur
Bin yüz altmış beş oldu çünki bu yıl
İki bin altmış üçte rumî bill
Mart ayında oldu altmış üç ve çar
(dört)
Otuz üç yılda bir tedahülü var
Olsa mart ile bir muharrem hem
Hici yılın birini çıkar o dem
Bilmek istersen olduğun sali (yılı)
Nisbeti kangı canavar hali
Bak bu tarih-i hicride o sal
Vâki olan sinnin-i rumiden al
Ol üç seneyi çıkar be neşat
Sonra on ikişer edip iskat
Kaç sene kalsa fareden başla
Bir sene her birine bağışla
Kangı hayvanda âhir olsa heman
Ol yılın hâkimidir ol hayvan
Yıl üç mevsim ve evveli dört ay
Dört ay ortası dört ay âhiri say
Güneş senesidir çün nisbet-i hal
Koç burcunun başıdır evvel-I sal
Bulsa bir kimse doğduğu sali
Bilinir tab' ve huy ve ahvali
Gelince fare senesi hoşluk olur
Sene ortasında çok yağış olur
Sene sonunda fitneler uyanır
Cenk olur niceler kana boyanır
Kışıdır hem uzun hem serma (soğuk)
Fareler buğdayı eder yağma
Senenin evvelinde doğanlar
Zeki ve iyi huylu olurlar
Ol yılın ortasında doğsa veled
Dediler ol yalancıdır huyu bed
Sene sonunda doğsa bed kerdar (kötü
işli)
Olur ol hasut ve hem mekkar
İnek senesi gelince
bimari (hastalık)
Çok olur hem suda’dan zari
Fitnelerden şahlar olur gamnâk
Dört ayaklı cinsine erişe helak
Kışı şiddetli olur ve kütah (kısa)
Meyveler hem soğuktan ola tebah (mahv)
Ol sene doğsa kız veya oğul
Gayriler işine olur meşgul
Ortasında doğan olur pür nur
Zeyrek, güzel yüzlü ve mesrur
Ahir-i salde doğsa peyveste (daima)
Gönlü gamlı olur teni haste
Kaplan yılı gelince be te'ab
Halka düşer adavet ile gadab
Nasa çoğu nakz-ı ahd olur pişe (sanat)
Pes düşer cümle havf ve teşvişe
ihtilaf-ı mülük olur o zaman
Isıran canavar çok olur o an
Zelzele ola bazı sahrada
Gemilere âfet ere deryada
Kışı kısa ziyade soğuk ola
Gözler, nehirler suyu çok ola
Ol yılın evvelinde doğan uşak
Ali himmetlidir yüzü yumuşak
Ortasında doğarsa kâmil olur
Ahirinde ceban ve kâhil olur
Çünkü tavşan yılı olur vüsat
Çok olur meyvelerle her nimet
Sulh ile dola hep zemin ü zaman
Halk sıhhatle bula emn ü eman
Hoş kışı mutedil beharı behar
Yazı yaz dört mevsim hubbü nigâr
Ol sene doğsa malı olur
Bed huy olur fakat vefalı olur
Ortasında doğan olur yahşi
Ahırı mükesser ola hem vahşi
Çünkü balık yılı gelir bisyar (çok)
Ola harb ile fitneler bîdar
Bugday, arpa çok olur hem erzan
(bolluk)
Kim kesir ola kar ile baran (yağmur)
Kışı gayet uzun olur hem serd (soğuk)
Kim ziyan eyleye ağçalara berd (soğuk)
Ol yılın evveli doğan nâçar
Ahmak ve bed kuy olur bed kâr
Ortasında doğan halim ola nerm
Ahiri bed huy ola hem bî şerm
Çün gelir nevbetiyle sal-i yılan
Her taamın behası ola giran (ağır)
Kışı gayetle nerm ve kısa olur
Kıtlık olur her gönülde gussa olur
Ol sene doğan olur hâmuş (sessiz)
Bilgili sözleri hem işleri hoş
Ortasında doğan olur bed etvar
Ahiri bed şeki olur bed kâr
Gelince at yılı ba şer ve şur (kötülük
ve karışıklıkla)
Eyleye cenk ve harb ve fitne zuhur
Yazı hoş, ekin ve buğday çok ola pak
Dört ayaklılara ere renc ve helak
Kışı yumuşak ve uzun olur gayet
Erişe meyve cinsine âfet
Sene başında doğan çeker zahmet
Hem olur pür muhabbet ve hikmet
Ortası güzel işlidir hoş huy
Ahiri gamlı bed huy ve bed guy
Koyun yılı gelince gamnak
Gemiler bahr içinde bula helak
Harb olur sürat ile sulhü bulur
Hayr ve ihsana çalışan çok olur
Kışı nerm ve uzun olur vâki
Ol sene doğan olur nâfi
Ortasında doğandır âsude
Ahir olur pelid ve fersude (kötü ve
donuk)
Maymun yılı gelince hayırsız
Çok olur yankesici hem pîrsiz
Ol sene halka çok sitemler olur
Hastalık eşter ile esb’i bulur (deveyi
ve atı bulur)
Kışı gayet kısa ve soğuk ola
Ineb az dişiyle yiyiciler çok ola
(ineb=üzüm)
Ol sene
doğan olur bed ruy (çirkin)
Lakin handan ve şad olur hoş ruy (iyi
huylu)
Ortada
doğarsa olur hasud (haset edici)
Ahirinde doğan olur bî sud (faydasız)
Kuş senesi olsa hastalık yok ola
Büyük bolluk ve meyveler çok ola
Kışı yumuşak ve uzun olur gayet
Hamile kadınlara erer âfet
Ol sal doğanda hüsn-ü cemal
Olur az kısmeti fakir-ül hal
Ortası müezzi halk ona düşman
Ahiridir cömert sever mihman (misafir)
Köpek yılı gelince buğday ve nan
(ekmek)
Hem kıymetli ola hem behası giran
(ağır)
Çoğ olur ölüm ve katl-i insanî
(şeytanlık)
Hırsızlık hile ve hem şeytani
Kış hafif ola meyveler de ucuz
kışda emn-ü eman olur şeb ve ruz (gece
ve gündüz)
Ol senede doğsa kız ya oğul
Ola kötü sözlü, hjırslı ve ekül (çok
yiyici)
Ortasında doğan eder kavga
Ahirinde kanaat ede vefa
Gelince tavuk yılı olur haste
Emir ve ayan-ı şehr peyveste (daima)
Padişahlar aralarına hilaf
Vâki olup çok ola cenk ve mesaff
Çok olur hat ve şair kalil (az)
Afet eyler tarviye hem ta’cil
Halk yerden yere kona ve göçe
Hem reaya müşevveş ola kaça
Çok olur onda hırsız ve soyan
Ola kış ılık ve uzun o zaman
O sene doğsa bir ferzend (oğul)
Çabuk sözlü olur ve hîş pesend
(kendini beğenmiş)
Ortasında doğarsa kâzib olur
Ahirinde halim ve ragib olur.
Hem olur fare yılı devr-i zaman
Hoş bu tertip ile eder devran
Halkı fehm eyledinse ey Hakkı
Masivayı yoğ anla, bul Hak'kı”
İbrahim Hakkı
Erzurumi’nin Türklerin Yılı şiirinin, (Büyük bir kısmı zaten anlaşılıyor
olmakla birlikte) günümüz Türkçesine göre sadeleştirilmiş şekli ise
aşağıdaki gibidir.
Sal-i Türkân:
Türklerin yılı.
“Allah adı, hoş
işlerin evvelidir. Her dem Allah
diyen kişi velîdir. Hamd Allah için salat ve selam, iki cihanın fahri ve
onun âline olsun devamlı. Allah adından, Allah'a hamd ve peygambere salattan
sonra; Türk yılı Seksen üç beyit oldu. Hakkı der: Türk senesini nazmettim ve
hükmüne nispet edip, remzine yettim. Türklerin senesinin bütün hükümlerini
filozoflar mezhebince bil. Filozofların sözüne itimat edemem, fakat hepsi de
yalandır deyip gidemem. Onlar durumların çoğuna vâkıf olmuşlar. Bunları akıl
ve tecrübe ile bulmuşlar.
Türkleri senesi,
sürekli devreder ve oniki canavar huyla akıp gider. Zamanın halkı hep ona
bağlıdır. Bu oniki hayvan:
Faredir, inektir, kaplandır, tavşandır, balıktır, yılandır, attır, koyundur,
maymundur, kuştur, köpektir, domuz eniğidir.Bin
yüz altmış beş oldu şimdi bu yıl.
Rumî yıl ise iki bin altmış üçtür. Mart
ayında altmış dörttü. Otuz üç yılda bir yıl eksilir.
Mart ile Muharrem
aynı zamana rastlasa; o
zaman hicrî yılın birini çıkar.
Eğer bilmek itersen hangi senede olduğunu ve hangi canavara nispet olduğunu:
Bak o hicrî tarihte, o sene, rumî senelerden hangisine düşer. O üç seneyi
çıkar sonra onikişere bölerek düş. Kaç sene kaldıysa fareden
başla, her on iki seneye karşılık
bir seneyi at. Hangi hayvanda
son bulursa, o yılın hâkimi o hayvandır. Yıl üç mevsimdir. Her mevsim dört
aydır. Durumun nispeti güneş senesiyledir. Senenin başı ise koç burcunun
evvelidir. Bir kimse doğduğu
yılı bulursa,
tabiati, huyu ve durumları bilinir.
Fare senesi
gelince hoşluk olur. Sene
ortasında çok yağış olur. Sene sonunda fitneler uyanır. Cenk olur, niceleri
kana boyanır. Kış, hem uzun hem soğuk olur. Fareler buğdayı yağma eder.
Senenin başlarında doğanlar zeki ve iyi huylu olurlar. O yılın ortasında
doğanlar, kötü huylu ve yalancıdırlar. Sene sonunda doğanlar, kötü işli,
haset ve düzenbaz olurlar.
İnek senesi
gelince: Hastalık çok olur,
baş ağrısı artar. Fitnelerden dolayı melikler gamlı olurlar. Dört ayaklılara
helak erişir. Kışı şiddetli ve kısa olur. Meyveler soğuktan mahvolur. O sene
doğan kızlar, oğlanlar,
başkalarını işiyle
meşgul olurlar. Senenin ortasında doğan, nurlu, zeyrek, güzel yüzlü ve
mesrur olur. Senenin sonunda doğan, gönlü gamlı ve teni hasta olur.
Kaplan yılı
gelince: Halka düşmanlıkla
öfke düşer. Zenaatkârların çoğu insanlara verdiği sözde durmazlar.
Herkes korku ve karışıklığa düşer.
Melikler arasında ihtilaf olur.
Isıran canavar çok olur o zaman. Bazı yerlerde zelzele olur. Denizlerde
gemiler âfet erer. Kış çok soğuk olur.
Gözler ve nehirlerin suyu çok olur.
Ortasında doğan, olgun olur.
Sonunda doğan peynirci ve tembel olur.
Tavşan yılı geniş
olur. Meyveler ve her nimet
çok olur. Her yerde sulh olur.
Halk emniyet içinde sıhhat bulur. Kışı hoş ve ılımlı, baharı bahar, yazı
yaz olur. Dört mevsim de sevimli
ve sevgilidir. O yıl doğanın
malı olur, kötü huylu fakat vefalı olur. Ortasında doğan yahşidir. Sonunda
doğan kırıcı ve vahşi olur.
Balık yılı gelir
Çok harb olur ve fitneler uyanır. Buğday arpa çok olur. Kar ve yağmur çok
olur. Kışı uzun ve sert olur. Ağaçlara soğuk zarar verir. O senenin
evvelinde doğan, çaresiz, ahmak, kötü huylu ve kötü işlidir.
Ortasında doğan
halim ve yumuşak olur. Sonunda doğan ötü huylu ve utanmaz olur.
Yılan yılı
geldiğinde: Yiyecekleri
fiyatı artar. Kış oldukça kısa ve yumuşak olur. Kıtlık olur, gönüllerde
gussa olur. o sene doğan, sessiz olur.
Aynı zamanda bilgili ve sözleri hoş
olur. Ortasında doğan, kötü tavırlı olur. Sonunda doğa kötü şekilli ve kötü
işli olur.
At yılı,
kötülük ve karışıklıkla gelince: Cenk, harb ve fitne ortaya çıkar. Yazı
hoştur. Eki ve buğday çok ve temiz olur.
Dört ayaklılara illet ve helak erer.
Kışı oldukça yumuşak ve uzun olur. Meyvelere âfet erişir. Sene başında
doğan, zahmet çeker, aynı zamanda muhabbet ve hikmet dolu olur. Ortasında
doğan, güzel işli ve hoş huyludur.
Sonunda doğan, gamı, kötü huylu ve kötü
sözlü olur.
Koyun yılı
gamlı olarak gelince: Denizde gemiler helak olur.
Harb olur, hemen sulh olur. Hayır ve
ihsana çalışan çok olur. Kışı yumuşak ve uzun
olur. O sene doğan faydalı olur.
Ortasında doğan, âsude olur. Sonunda doğan, kötü ve donuk olur.
Maymun yılı
gelince: Hayırsız ve
yankesici çok olur. O yıl halka çok
sitemler olur. Deve ve atlar
hastalanır. Kışı gayet kısa ve soğuk olur. Üzüm az, fakat yiyicisi çok olur.
O sene doğan, kötü yüzlü olur,
fakat güler yüzlü ve iyi huylu olur. Ortasında doğan, hasetçi olur. Sonunda
doğan, faydasız olur.
Kuş senesi olunca:
Hastalık yok olur, bolluk ve meyve çok olur. Kışı yumuşak ve oldukça uzun
olur. Hâmile kadınlara hep âfet erer. O sene doğan iyi ve güzel olur,
kısmeti az, hali fakir olur.
Ortasında doğan, eza edici olur ve halk ona düşmandır. Sonunda doğan,
cömert ve misafirperverdir.
Köpek yılı
gelince: Buğday ve ekmek hem
kıymetli, hem pahalı olur. Cinayet ve ölüm çok olur. Hırsızlık, hile ve
şeytanlık artar. Kış hafif olur, meyveler ucuz olur. Kışın gece-gündüz
emniyet olur. O sene doğan kız veya oğul, kötü sözlü, hırslı ve obur olur.
ortasında doğan, kavga eder. Sonunda doğan vefalı ve kanaatlı olur.
Domuz yılı
gelince: Başkan ve şehrin
ileri gelenleri hep hasta olur. Padişahlar arasına anlaşmazlı düşer, savaş
çok olur. Buğday çok olur, arpa az. Darıya âfet dokunur.
Halk yerden yere konar ve göçer. Reaya
karışır ve kaçar. Hırsız ve soyguncu çok olur. Kış ılık ve uzundur. O seni
doğan oğlan, çabuk konuşur ve kendini beğenmiş olur. Ortasında doğan,
yalancı olur. Sonunda doğan, halim ve istekli olur.
Zamanın dönüşü yine
fare yılına gelir. Bu düzen ile denir. Halkı anladınsa ey Hakkı! Masivâyı
yok anla; Hak'kı bul.”
İbrahim Hakkı
Erzurumi’nin, bir ansiklopedi özelliği taşıyan eseri Marifetname’de On iki
hayvanlı Türk Takvimini işlemesi, onu şiir tarzında açıklaması Türk
kültürünün yaygınlığı ve Kabul edilmişliği açısından çok önemlidir.
Daha ziyade dini içerikli konuların
işşlendiği bir eserde, Türk kültürüne ait bir unsurun da ele alınması,
eserin yazıldığı dönemdeki koyu taassuba rağmen, Türk kültürünün canlılığını
koruyabilmiş olduğunun delilidir. Şiirin yazıldığı dönem, Rumi ve Hicri
takvim uygulamalarının yaygın olduğu bir dönemdir. Ancak, şiirin önsözü
niteliğindeki kısa açıklama bölümünde de görüldüğü üzere, on iki hayvanlı
Türk takviminin Hindistan filozofları tarafından tanzim edldiği ve
doğruluğunun ispat edildiği söylenmiştir. Doğaldır ki, Hindistan’daki
filozofların ortyaya çıkardığı veya tanzim ettiği bir kültür unsuruna
“Türklerin Yılı” demeleri sözkonusu değildir.
Zamanı ve
mekanları, bugünün coğrafya atlaslarındaki sınırlara gore değerlendirirsek
hemen baştan hata yapmış oluruz. Bugünkü sınırlar bugünü bağlar. Ve bu
sınırlar siyasi sınırlardır. Bizim konuya bakışımız ise “kültür sınırları”
açısındandır. Tac Mahal gibi, dünyanın yedi harikasından biri olarak
Kabul edilen muhteşem eser de, bugünkü siyasi sınırlara göre Hindistan’dadır.
Ama onun bir Türk eseri olduğunu kimse inkar edemez. Veya, Asya’da yüzden
fazla Türk piramitinin bugün Çin sınırları içinde yer alıyor olması, onların
Türk eseri olma özelliğini ortadan kaldırmaz. Çin devletinin görmezden
gelmesine, bazı piramitlerin yok edilmesine rağmen, Türk piramitleri Türk
kültürünün ve medeniyetlerinden birinin eserleri olarak yeryüzünü süslemeye
devam etmektedir.
Bütün bunlar bize,
Türk kültürünün ne kadar eski ve yaygın olduğunu göstermektedir. Türk Yılı,
genel Kabul görmüş, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir kültür unsurudur.
İşte İbrahim Hakkı Erzurumi’nin de Marifetname adlı eserinde Türklerin Yılı
adlı şiiri yazması da bu nedenledir.
Muharrem Kılıç
İstanbul, 9 Eylül 2007
Hukemanın sözüne inanamam. Ama tamamen de yalandır diyemem. İşte bu
kitabda hukema ve felsefecilere ait sözleri bu düstur üzere
okumalıdır.İnanmak ve kabul etmek için değil, vaktiyle böyle
diyenler de olmuştur. Bilmek için yazılmış ve Türkçeleştirilmiştir.
İbrahim Hakkı Erzurumi, Marifetname. Veli yayınları. 1981 İstanbul,
s. 221,222,223,224,225